📖 A‘râf Suresi 96. Ayette “Eğer O Memleketlerin Halkı İman Etmiş ve Allah’a Karşı Gelmekten Sakınmış Olsaydı, Onlara Gökten ve Yerden Bereket Kapılar | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 96. Ayette “Eğer O Memleketlerin Halkı İman Etmiş ve Allah’a Karşı Gelmekten Sakınmış Olsaydı, Onlara Gökten ve Yerden Bereket Kapılar

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,714
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 96. Ayette “Eğer O Memleketlerin Halkı İman Etmiş ve Allah’a Karşı Gelmekten Sakınmış Olsaydı, Onlara Gökten ve Yerden Bereket Kapıları Açardık; Fakat Yalanladılar, Biz de Kazandıkları Yüzünden Onları Yakaladık” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Bereket yalnız çok şeye sahip olmak değildir; sahip olduğunun hayra dönüşmesi, huzur vermesi ve insanı daha adil hâle getirmesidir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 95. ayetinde, bazı toplumların önce sıkıntıyla ardından bollukla sınandığı; fakat onların:

“Atalarımıza da sıkıntı ve sevinç dokunmuştu.”

diyerek yaşadıklarından ibret almak yerine her şeyi sıradanlaştırdığı anlatılmıştı.

  1. ayette ise çok güçlü bir ihtimal cümlesi gelir:
“Eğer o memleketlerin halkı iman etmiş ve sakınmış olsaydı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bereketler açardık. Fakat onlar yalanladılar; biz de kazandıkları yüzünden onları yakaladık.”

Bu ayet:

iman, takvâ, bereket, toplumsal ahlak ve sonuç

arasındaki ilişkiyi anlatır.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır:

Ayet:

“Dindar olan herkes mutlaka zengin olur.”

demiyor.

Bereket kavramı:

yalnız para,

mal,

ürün

anlamına indirgenemez.

Bereket:

nimetin artması kadar, hayırlı ve faydalı hâle gelmesini

de ifade eder.

1️⃣ “Eğer O Memleketlerin Halkı İman Etmiş Olsaydı” Ne Demektir ❓​

Burada iman:

yalnız dilde söylenen bir söz

olarak değil,

hayatı yönlendiren:

bir kabul,

bağlılık

ve sorumluluk

olarak düşünülmelidir.

Yani:

“İnanıyorum.”

demek kadar:

bu inancın:

davranışa yansıması da

önemlidir.

2️⃣ Neden İmanın Yanında “Sakınmak” da Söyleniyor ❓​

Çünkü ayet yalnız:

imanı değil,

takvâyı

da zikreder.

Takvâ:

Allah’a karşı sorumluluk bilinci,

yanlıştan sakınma,

ahlaki sınırı koruma

anlamlarını taşır.

Yani:

inanç:

davranıştan kopuk bırakılmaz.

3️⃣ İman Etmek ile Takvâ Sahibi Olmak Arasında Ne Fark Vardır ❓​

İman:

Allah’a ve vahye:

inanmayı

ifade eder.

Takvâ ise:

bu inancın:

günlük hayatta:

sorumluluk,

dikkat,

ahlak

hâline gelmesidir.

İnsan:

bir ilkeye inanabilir

ama ona uygun yaşamayabilir.

Takvâ:

inanılan şeyin hayata taşınmasıdır.

4️⃣ “Gökten ve Yerden Bereket Kapıları Açardık” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

çok geniş bir bolluk

tasviri taşır.

Gökten:

yağmur,

yeryüzünden:

ürün,

rızık,

verim

gibi nimetler

düşünülebilir.

Fakat ifade:

bundan daha geniş olarak:

hayatın farklı alanlarındaki hayırlı imkânları

da çağrıştırır.

5️⃣ Bereket Ne Demektir ❓​

Bereket:

yalnız nicelik artışı değildir.

Az bir şey:

çok fayda sağlayabilir.

Çok bir şey ise:

hiç huzur vermeyebilir.

Bu nedenle bereket:

nimetin hayra dönüşmesi

olarak düşünülebilir.

Bir para:

çok olabilir

ama:

huzur getirmeyebilir.

Az olabilir

ama:

ihtiyacı karşılayabilir.

6️⃣ Çok Para Her Zaman Bereket midir ❓​

Hayır.

Bir insan:

çok kazanabilir

ama:

sürekli borç,

kavga,

israf,

huzursuzluk

içinde olabilir.

Başka biri:

daha az kazanır

ama:

hayatı dengeli,

ailesi huzurlu,

ihtiyaçları karşılanmış

olabilir.

Bu yüzden:

miktar ile bereket aynı şey değildir.

7️⃣ Bereket Sadece Maddi midir ❓​

Hayır.

Zamanda bereket olabilir.

İnsan:

az zamanda çok iş yapabilir.

Bilgide bereket olabilir.

Bir bilgi:

çok insana fayda verebilir.

Ailede bereket olabilir.

Sağlıkta,

dostlukta,

emeğin karşılığında

bereket olabilir.

Yani kavram:

hayatın tamamına yayılabilir.

8️⃣ Toplumsal Ahlak ile Ekonomik Refah Arasında İlişki Var mıdır ❓​

Genel olarak:

adalet,

güven,

dürüstlük

toplumsal hayatı olumlu etkileyebilir.

İnsanların birbirine güvendiği,

hakkın korunduğu,

hile ve yolsuzluğun az olduğu

bir toplumda:

ekonomik ilişkiler de

daha sağlıklı olabilir.

Bu nedenle ahlak:

yalnız manevi değil,

toplumsal sonuçlara da sahiptir.

9️⃣ Bu Ayet “İnanan Toplum Asla Fakir Olmaz” mı Diyor ❓​

Hayır.

Böyle anlamak:

ayetleri fazlasıyla basitleştirmek olur.

Peygamberler ve iman eden insanlar da:

yoksulluk,

açlık,

savaş,

hastalık,

sıkıntı

yaşamıştır.

Bu yüzden:

maddi zenginliği iman seviyesinin doğrudan ölçüsü yapmak doğru değildir.

🔟 Fakir Bir Toplumun İmanı Eksik midir ❓​

Hayır.

Bir toplumun ekonomik durumu:

çok farklı nedenlerden etkilenebilir:

coğrafya,

savaş,

yönetim,

eğitim,

kaynaklar,

tarihsel şartlar

ve daha birçok unsur.

Bu nedenle:

“Fakirlerse demek ki günahkârlar.”

şeklinde hüküm vermek:

hem dinî hem ahlaki açıdan

hatalı olur.

1️⃣1️⃣ Zengin Bir Toplum Allah’ın Razı Olduğu Toplum mudur ❓​

Bu da otomatik değildir.

Zenginlik:

başarı,

rıza,

ahlaki üstünlük

garantisi değildir.

Bir toplum:

çok zengin olabilir

ama:

adaletsiz,

sömürücü,

merhametsiz

olabilir.

Maddi bolluk:

manevi doğruluğun kanıtı değildir.

1️⃣2️⃣ O Hâlde Ayetteki Bereket Vaadini Nasıl Anlamalıyız ❓​

Ayet:

iman ve takvânın:

Allah’ın lütfuna,

iyiliğe,

hayra

açılan bir yol olduğunu

bildirir.

Bu:

matematiksel bir denklem gibi:

“Şu kadar iman = şu kadar para”

anlamına gelmez.

Bereket:

Allah’ın:

çok farklı biçimlerde

verebileceği bir hayırdır.

1️⃣3️⃣ “Fakat Onlar Yalanladılar” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin kırılma noktası:

buradadır.

Onlara:

uyarı gelmiştir.

Düşünme fırsatı verilmiştir.

Sıkıntı yaşanmıştır.

Ardından rahatlık gelmiştir.

Ama onlar:

bütün bunlara rağmen:

peygamberleri ve mesajı

yalanlamayı sürdürmüşlerdir.

1️⃣4️⃣ Yalanlama Neden Bu Kadar Ağır Bir Kavramdır ❓​

Çünkü burada yalnız:

“Ben ikna olmadım.”

tavrı değildir.

Bağlamdaki toplumlar:

uyarıları,

işaretleri,

peygamberlerin çağrısını

ısrarla reddetmiş,

kimi zaman:

baskı ve tehdide

başvurmuştur.

Yani yalanlama:

yerleşmiş bir karşı duruş

hâline gelmiştir.

1️⃣5️⃣ “Kazandıkları Yüzünden Onları Yakaladık” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

sonucun:

keyfî olmadığını

vurgular.

İnsan:

davranış üretir.

Seçim yapar.

Ve bu seçimlerin:

sonuçları olabilir.

Ayet:

“Kazandıkları”

diyerek:

sorumluluğu:

insanın kendi davranışlarıyla

ilişkilendirir.

1️⃣6️⃣ İnsan Kendi Sonucunu Ne Ölçüde Hazırlar ❓​

Hayatta her şey:

insanın kontrolünde değildir.

Ama insanın:

seçimleri,

alışkanlıkları,

ahlaki kararları

sonuçlar üzerinde:

etkili olabilir.

Örneğin:

sürekli hile yapan kişi:

güveni yok eder.

Sürekli adaletsiz davranan toplum:

toplumsal huzuru zayıflatır.

Yani bazı sonuçlar:

insanın kendi davranışlarının doğal uzantısıdır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayeti Günümüzdeki Ekonomik Krizlere Doğrudan Uygulayabilir miyiz ❓​

Kesin biçimde:

“Bu kriz şu günah yüzünden geldi.”

demek doğru değildir.

Ekonomik krizlerin:

somut ve incelenebilir:

mali,

siyasi,

yapısal,

küresel

nedenleri olabilir.

Ayet bize:

ahlaki sorumluluğun önemini

hatırlatabilir.

Ama güncel bir krizi:

vahiy olmadan:

kesin ilahi ceza olarak tanımlayamayız.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 95. ve 96. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
sıkıntının ardından rahatlık verilmiş,

fakat insanlar:

“Atalarımıza da böyle olmuştu.”

diyerek:

ibret almamışlardı.

  1. ayette ise:
başka bir ihtimal gösterilir:

İman edip takvâ sahibi olsalardı bereketler açılacaktı.

Yani aynı insan:

ya:

nimetten ders çıkarabilir,

ya da:

nimeti:

gaflete dönüştürebilir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 96. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 96. ayet:

Kur’an’ın:

bereket anlayışını

çok güçlü biçimde ortaya koyar.

Ayet şöyle der:

“Eğer o memleketlerin halkı iman etmiş ve sakınmış olsaydı, üzerlerine gökten ve yerden bereketler açardık.”

Burada dikkat çekici olan:

yalnız:

iman

değil,

imanın yanında:

takvâ

bulunmasıdır.

Yani:

inanç ve ahlak

birlikte düşünülür.

İnsan:

Allah’a inandığını söyleyip:

başkasının hakkını yiyorsa,

hile yapıyorsa,

zulmediyorsa,

emanete ihanet ediyorsa:

söylediği inanç ile yaşadığı hayat arasında:

boşluk

oluşur.

Ayet:

bereketi:

bu bütünlükle ilişkilendirir.

Fakat bereketi:

yalnız para

olarak anlamak:

ayetin zenginliğini azaltır.

Bir insanın:

çok parası olabilir

ama:

hiç huzuru olmayabilir.

Çok zamanı olabilir

ama:

hiçbir şey yetiştiremeyebilir.

Çok bilgisi olabilir

ama:

kimseye fayda sağlamayabilir.

Çok tanıdığı olabilir

ama:

gerçek dostu olmayabilir.

Bereket:

sahip olduğun şeyin:

faydaya, huzura ve hayra dönüşmesidir.

Bu nedenle bazen:

az:

çoktur.

Ve bazen:

çok:

aslında çok azdır.

Ayetin ikinci yarısında ise:

“Fakat yalanladılar; biz de kazandıkları yüzünden onları yakaladık.”

denir.

Bu da:

nimetin:

sorumluluktan bağımsız olmadığını

gösterir.

İnsan:

seçim yapar.

Davranış üretir.

Ve davranış:

karaktere dönüşür.

Karakter:

toplumu şekillendirir.

Toplumun ahlakı da:

zamanla:

hayatın kalitesini

etkiler.

Bu yüzden:

adalet,

dürüstlük,

güven,

emanet,

merhamet

yalnız bireysel erdemler değildir.

Bunlar:

toplumsal bereketin de temel taşları

olabilir.

Belki de A‘râf 96’nın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Biz nimetin çokluğunu mu arıyoruz, yoksa elimizdekilerin gerçekten hayra dönüşmesini mi?

Çünkü insanın ihtiyacı her zaman:

daha fazla şey

değildir.

Bazen ihtiyacı:

sahip olduğu şeyde berekettir.


“Bereket, elindekinin sayısını artırmaktan önce değerini artırır. Çok şeye sahip olup huzur bulamamak da mümkündür; az şeye sahip olup onunla iyilik, güven ve şükür üretebilmek de.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt