📖 A‘râf Suresi 88. Ayette “Kavminin Büyüklük Taslayan İleri Gelenleri ‘Ey Şuayb! Ya Seni ve Seninle Birlikte İman Edenleri Kentimizden Çıkaracağız ya

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,711
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 88. Ayette “Kavminin Büyüklük Taslayan İleri Gelenleri ‘Ey Şuayb! Ya Seni ve Seninle Birlikte İman Edenleri Kentimizden Çıkaracağız ya da Bizim Dinimize Döneceksiniz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Bir düşünce kendine güveniyorsa insanları sürgün etmekten veya zorla geri çevirmekten medet ummaz. Baskı, çoğu zaman fikrin gücünden değil, karşı görüşe tahammülsüzlükten doğar.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 87. ayetinde Hz. Şuayb:

“İçinizden bir grup benimle gönderilene iman etmiş, bir grup da iman etmemişse Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin; O hükmedenlerin en hayırlısıdır.”

demişti.

  1. ayette ise Medyen’in büyüklük taslayan ileri gelenlerinin sabra ve özgür tercihe nasıl karşılık verdiği görülür:
“Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, ‘Ey Şuayb! Seni ve seninle birlikte iman edenleri mutlaka kentimizden çıkaracağız ya da bizim dinimize döneceksiniz’ dediler. Şuayb, ‘İstemesek de mi?’ dedi.”

Burada tartışma artık:

fikir tartışması olmaktan çıkar.

Bir tarafta:

Hz. Şuayb’ın:

sabır,

tebliğ,

adalet

çağrısı vardır.

Diğer tarafta ise:

sürgün tehdidi ve inanca zorlama

vardır.

Medyen’in ileri gelenleri:

“Bizim gibi düşünmezseniz burada yaşayamazsınız.”

noktasına gelmiştir.

Bu ayet:

güç ile hakikat,

çoğunluk ile özgür irade,

inanç ile zorlama

arasındaki ilişkiyi çok güçlü biçimde sorgular.

1️⃣ “Kavminin Büyüklük Taslayan İleri Gelenleri” Kimlerdir ❓​

Bunlar Medyen toplumunda:

sözü geçen,

güç sahibi,

etkili,

muhtemelen ekonomik ve sosyal nüfuzu yüksek

kişilerdir.

Ancak Kur’an onları yalnız:

“ileri gelenler”

olarak tanımlamaz.

Özellikle:

“büyüklük taslayanlar”

ifadesini kullanır.

Yani sorun yalnız güç sahibi olmaları değil;

gücü kibirle kullanmalarıdır.

2️⃣ Neden Hz. Şuayb’ın Mesajından En Çok İleri Gelenler Rahatsız Olmuş Olabilir ❓​

Çünkü Hz. Şuayb:

ölçü ve tartıda hileyi,

insanların hakkını eksiltmeyi,

yol kesmeyi,

korkutmayı

eleştirmişti.

Bu davranışlardan çıkar sağlayan insanlar için:

Şuayb’ın çağrısı yalnız dini bir fikir değildi.

Aynı zamanda:

mevcut çıkar düzenine yönelik bir tehdit

olabilirdi.

Bu yüzden hakikatle:

çıkar

çatışmıştır.

3️⃣ “Seni ve İman Edenleri Kentimizden Çıkaracağız” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu:

açık bir sürgün tehdididir.

Artık:

“Sizin görüşünüze katılmıyoruz.”

demiyorlar.

Şöyle diyorlar:

“Burada kalamazsınız.”

Yani düşünce farklılığı:

yaşam hakkı ve toplumsal varlık

üzerinde baskıya dönüşür.

Bu:

çok ciddi bir tahammülsüzlük örneğidir.

4️⃣ Bir İnsanı İnancı Yüzünden Yaşadığı Yerden Çıkarmak Neden Büyük Bir Haksızlıktır ❓​

Çünkü insanın:

evi,

ailesi,

işi,

hatıraları,

toplumsal bağları

yaşadığı yerle ilişkilidir.

Birini:

sırf farklı düşündüğü veya inandığı için

bunlardan koparmak:

yalnız fikir baskısı değil,

hayatının tamamına müdahale

demektir.

5️⃣ “Kentimizden” Demeleri Neden Dikkat Çekicidir ❓​

Çünkü kent:

sanki yalnız onların mülküymüş gibi

konuşurlar.

Hz. Şuayb da:

o toplumun içinden biridir.

Daha önce Kur’an:

onu:

“kardeşleri Şuayb”

diye tanıtmıştı.

Yani sürülmek istenen kişi:

yabancı değildir.

Ama güç sahipleri:

“Bu şehir bizim.”

mantığına girebilir.

6️⃣ Güç Sahipleri Bir Toplumu Kendilerinin Mülkü Gibi Görebilir mi ❓​

Evet.

Bu:

otoriter zihniyetin önemli belirtilerinden biridir.

İnsan:

makam,

para,

çoğunluk

sayesinde:

“Burada kimin yaşayacağına ben karar veririm.”

diye düşünebilir.

Oysa toplum:

tek bir grubun mülkü değildir.

İnsanların hakları:

güçlülerin keyfine bağlı olmamalıdır.

7️⃣ “Ya Bizim Dinimize Döneceksiniz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Medyen ileri gelenleri:

iki seçenek sunar:

ya:

kentten çıkın,

ya da:

bizim inancımıza dönün.

Bu:

gerçek bir seçim değildir.

Çünkü iki seçenek de:

tehdit altında sunulmaktadır.

Bu nedenle mesele:

ikna değil,

zorlama

dır.

8️⃣ İnanç Zorla Değiştirilebilir mi ❓​

Gerçek anlamda:

hayır.

Bir insan:

tehdit altında:

belirli sözleri söyleyebilir.

Dışarıdan:

uyum gösterebilir.

Ama kalbin:

gerçekten inanması

zorla sağlanamaz.

Bu yüzden inanç:

özgür iradeyle anlam kazanır.

9️⃣ “Bizim Dinimize Döneceksiniz” İfadesi Hz. Şuayb’ın Önceden O İnanca Mensup Olduğu Anlamına mı Gelir ❓​

Bu ifade üzerinde:

tefsirlerde farklı açıklamalar yapılmıştır.

Bazı yorumcular:

buradaki “dönmek” ifadesinin:

topluluğa ve Hz. Şuayb’ın beraberindeki iman edenlere yönelik genel bir ifade olduğunu

belirtir.

Hz. Şuayb’ın peygamberlik öncesinde:

şirk inancını benimsediğini kesin biçimde söylemek doğru değildir.

Ayetin temel vurgusu:

Medyen ileri gelenlerinin onu kendi dinî düzenlerine zorla geri çekmek istemeleridir.

🔟 Hz. Şuayb’ın “İstemesek de mi?” Cevabı Ne Anlama Gelir ❓​

Bu kısa soru:

çok güçlüdür.

Hz. Şuayb adeta:

“Bizi istemediğimiz bir inanca zorlayacak mısınız?”

der.

Burada:

özgür irade

vurgulanır.

İnanç:

zorla benimsetilemez.

İnsan:

istemediği bir görüşü:

tehdit altında kabul etmeye zorlanmamalıdır.

1️⃣1️⃣ Bu Ayette Din Özgürlüğü Açısından Nasıl Bir İlke Görülebilir ❓​

Ayet doğrudan modern hukuk terminolojisi kullanmaz.

Ancak açık biçimde:

inanç yüzünden:

sürgün tehdidi

ve zorla din değiştirme baskısı

eleştirel bağlamda anlatılır.

Bu da genel olarak:

vicdan ve inanç üzerinde zorlamanın ahlaki sorununu

gündeme getirir.

1️⃣2️⃣ İnsanlar Neden Farklı İnançlardan Korkar ❓​

Çünkü farklı inanç:

mevcut düzeni:

sorgulatabilir.

İnsanlar:

alıştıkları şeylerin:

değişmesinden

korkabilir.

Özellikle güçlü kesimler:

yeni bir ahlaki veya dini çağrının:

kendi ayrıcalıklarını

azaltacağını düşünebilir.

Bu yüzden:

fikir ayrılığı güvenlik tehdidi gibi

görülebilir.

1️⃣3️⃣ Fikirle Mücadele Etmek Yerine İnsanı Sürmek Ne Gösterir ❓​

Bu genellikle:

fikre:

delille cevap verme kapasitesinin

zayıfladığını gösterebilir.

Bir düşünceye:

“Yanlış çünkü…”

diye cevap vermek yerine:

“Sus, git, yoksa seni çıkarırız.”

deniyorsa,

tartışma:

akıldan:

güç mücadelesine

kaymıştır.

1️⃣4️⃣ Çoğunluk Bir Azınlığı İnancından Vazgeçmeye Zorlayabilir mi ❓​

Ahlaki açıdan:

çoğunluk olmak:

zorbalık hakkı vermez.

Bir toplumda:

çoğu insan aynı şekilde

düşünebilir.

Ama bu:

farklı düşünenlerin:

temel insanlık değerini

ve vicdanını

ortadan kaldırmaz.

Çoğunluk, hakikatin veya adaletin otomatik sahibi değildir.

1️⃣5️⃣ “Ya Bizimle Ol ya Git” Zihniyeti Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü toplumdaki:

farklılığı

düşmanlık olarak görür.

İnsanlar:

aynı toplumda yaşayıp

her konuda aynı düşünmek zorunda değildir.

Eğer her farklılık:

“Buradan git.”

tehdidine dönüşürse:

toplumda:

güven,

diyalog,

barış

zayıflar.

1️⃣6️⃣ Hz. Şuayb’ın Tavrı Neden Dikkat Çekicidir ❓​

Çünkü tehdit karşısında:

hemen aynı dille cevap vermez.

“Ben de sizi sürerim.”

demez.

Önce:

zorlamanın mantıksızlığını

ortaya koyar:

“İstemesek de mi?”

Bu:

sakin ama çok güçlü

bir ahlaki itirazdır.

1️⃣7️⃣ Bir İnsan Baskı Karşısında İnancını Korumak Zorunda mıdır ❓​

İnsanların karşılaştığı tehditlerin:

şiddeti ve şartları

farklı olabilir.

Dinî gelenekte:

zorlama altında kalan kişinin durumu

ayrıca değerlendirilir.

Bu nedenle:

başkasının korkusunu küçümsemek doğru değildir.

Fakat Hz. Şuayb kıssası:

hakikatin sırf tehdit edildi diye yanlış hâle gelmediğini

gösterir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 87. ve 88. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Şuayb:
“Bir grup iman etmiş, bir grup etmemişse Allah hükmedinceye kadar sabredin.”

demişti.

Yani onun teklifi:

sabırdır.

  1. ayette büyüklük taslayan ileri gelenlerin teklifi ise:
“Ya bizim dinimize dönün ya da sizi çıkaracağız.”

olur.

Bu karşılaştırma çok çarpıcıdır:

Bir tarafta:

sabır ve hükmü Allah’a bırakma.

Diğer tarafta:

baskı ve sürgün tehdidi.

İki yaklaşım arasındaki ahlaki fark:

son derece büyüktür.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 88. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 88. ayet:

hakikat tartışmasının:

güç mücadelesine nasıl dönüşebileceğini

çok açık biçimde gösterir.

Medyen’in ileri gelenleri:

Hz. Şuayb’ın fikirlerini:

delille çürütmeye çalışmaz.

Şöyle derler:

“Ya bizim dinimize döneceksiniz ya da sizi kentimizden çıkaracağız.”

Bu cümle aslında:

iki büyük baskı aracını

bir araya getirir:

inancı değiştirmeye zorlama

ve:

sürgün tehdidi.

Böylece dinî tartışma:

özgür iradeden

kopar.

Hz. Şuayb’ın cevabı ise:

yalnız birkaç kelimedir:

“İstemesek de mi?”

Bu soru:

insan özgürlüğünün:

çok temel bir alanına

dokunur.

Bir insanı:

sevebilirsin.

İkna etmeye çalışabilirsin.

Onun fikrini:

eleştirebilirsin.

Kendi inancını:

anlatabilirsin.

Ama:

kalbini zorla yönetemezsin.

İnanç:

yalnız ağızdan söylenen cümle değildir.

İçten:

kabul,

güven,

yöneliş

gerektirir.

Bu yüzden zorlama:

dış görünüşü değiştirebilir

ama:

vicdanı ikna edemez.

Ayet aynı zamanda:

güç sahiplerine de çok ciddi bir uyarıdır.

Bir toplumda:

ekonomik,

sosyal

veya başka türlü güç sahibi olmak:

başkalarına:

“Benim gibi düşünmezsen burada yaşayamazsın.”

deme hakkı vermez.

Çünkü güç:

insana:

sorumluluk verir;

başkalarının vicdanına sahiplik hakkı vermez.

Ayetin bugüne taşıdığı en büyük derslerden biri:

şudur:

Bir düşüncenin doğruluğunu:

ona karşı çıkanları susturarak

kanıtlayamazsınız.

Bir dinin doğruluğunu:

insanları zorlayarak

gösteremezsiniz.

Bir fikri:

sürgün tehdidiyle

haklı hâle getiremezsiniz.

Hakikat:

zorbalığa ihtiyaç duymaz.

Belki de A‘râf 88’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bizim gibi düşünmeyen bir insanın yine de bizimle aynı şehirde, aynı toplumda, aynı dünyada onuruyla yaşayabilmesine gerçekten tahammül edebiliyor muyuz?

Çünkü farklılığa tahammül:

yalnız kolay zamanlarda söylenen güzel bir söz değildir.

Asıl sınav:

karşımızdaki insan:

bizim en temel düşüncemize bile katılmadığında

başlar.


“Bir insanı susturabilirsin, sürgün edebilirsin, hatta korkudan sana boyun eğmesini sağlayabilirsin; ama bunların hiçbiri onun kalbini ikna ettiğin anlamına gelmez. Hakikat, zorla kabul ettirilmeye ihtiyaç duymaz.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt