A‘râf Suresi 80. Ayette “Lût’u da Gönderdik; Kavmine ‘Sizden Önce Âlemlerden Hiç Kimsenin Yapmadığı Bir Hayâsızlığı mı Yapıyorsunuz?’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Bir toplumun yaptığı şeyi normalleştirmesi, onu doğru hâle getirmez. Ahlakın en zor sınavlarından biri, yaygın olanla doğru olanı birbirinden ayırabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 79. ayetinde Hz. Sâlih’in Semûd kavmine:
“Ben size Rabbimin vahiylerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.”
dediği anlatılmıştı.
- ayetle birlikte surede yeni bir peygamber kıssasına geçilir:
Ayet şöyle bildirir:
“Lût’u da gönderdik. Kavmine dedi ki: ‘Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir hayâsızlığı mı yapıyorsunuz?’”
Bu ayet çok kısa olmasına rağmen:
ahlak, toplumsal normalleşme, sınır aşımı ve peygamber uyarısı
gibi büyük konuları gündeme getirir.
Hz. Lût’un kavmiyle ilgili kıssa, Kur’an’ın başka bölümlerinde daha ayrıntılı anlatılır.
Burada ise ilk vurgu şudur:
Bir davranışın toplum içinde yaygın hâle gelmesi, onun ahlaken doğru olduğu anlamına gelmez.
Ayet aynı zamanda bize:
ahlaki ölçünün yalnız:
alışkanlık,
çoğunluk,
toplumsal kabul
olmadığını düşündürür.
Hz. Lût Kimdir
Hz. Lût:Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biridir.
Kavmini:
Allah’a karşı sorumluluğa,
ahlaki sınırları korumaya,
zulümden ve taşkınlıktan uzak durmaya
çağırmıştır.
Kur’an’da onun kavmiyle ilgili kıssa:
birkaç farklı surede
farklı yönleriyle anlatılır.
A‘râf Suresi’nde ise özellikle:
ahlaki sapma ve toplumsal taşkınlık
üzerinde durulur.
“Lût’u da Gönderdik” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade:Hz. Lût’un peygamber olarak görevlendirildiğini
gösterir.
Yani onun kavmine yaptığı uyarı:
kişisel bir ahlak görüşü
değildir.
Kur’an anlatısına göre:
vahye dayalı bir peygamber uyarısıdır.
“Kavmine Dedi ki” İfadesi Neden Önemlidir
Hz. Lût’un hitabı:soyut insanlığa değil,
doğrudan kendi toplumunadır.
Bu da bize:
peygamberlerin yalnız teorik fikirler anlatmadığını,
yaşadıkları toplumların:
somut yanlışlarıyla
yüzleştiklerini gösterir.
Yani tebliğ:
hayatın gerçek sorunlarına dokunur.
Ayetteki “Hayâsızlık” Ne Demektir
Ayette kullanılan ifade:fâhişe
kelimesidir.
Bu kelime:
açık çirkinlik,
ağır ahlaki sınır aşımı,
hayâsızlık
anlamları taşır.
Kur’an bu kelimeyi:
farklı bağlamlarda
ağır ahlaki yanlışlar için kullanır.
Burada ise bağlam:
Lût kavminin davranışlarıyla ilgilidir.
“Sizden Önce Hiç Kimsenin Yapmadığı” İfadesi Nasıl Anlaşılmalıdır
Bu ifade:Lût kavminin belirli bir davranışı:
toplumsal ölçekte,
açık biçimde,
yaygın ve sınır tanımaz şekilde
öne çıkarmasıyla ilgili olarak anlaşılmıştır.
Burada amaç:
bütün insanlık tarihi hakkında modern tarihsel istatistik vermek değildir.
Vurgu:
kavmin ahlaki taşkınlığının olağanüstü boyuta ulaşmış olmasıdır.
Bir Davranışın İlk Kez Yapılması mı Asıl Problem
Hayır.Asıl problem:
davranışın:
ahlaken yanlış,
sınır aşan
ve toplumsal bozulmaya dönüşen niteliğidir.
“Daha önce yapılmamış olması”
ifadesi ise:
bu sapmanın:
ne kadar ileri gittiğini
vurgular.
Toplum Bir Yanlışı Normalleştirebilir mi
Evet.Bir davranış:
sık tekrarlandığında,
çok kişi tarafından yapıldığında,
günlük hayatın parçası hâline geldiğinde
insanlar ona alışabilir.
Bir süre sonra:
“Herkes yapıyor.”
sözü:
ahlaki değerlendirmeye
dönüşebilir.
Oysa yaygınlık:
doğruluk değildir.
“Herkes Yapıyor” Neden Yeterli Bir Ahlaki Gerekçe Değildir
Çünkü çoğunluk:yanılabilir.
Bir davranışın yaygın olması:
sadece onun:
çok yapıldığını
gösterir.
Doğru olduğunu değil.
Ahlaki değerlendirme için:
adalet,
zarar,
hak,
sorumluluk,
vahyin ölçüsü
gibi daha derin kriterler gerekir.
Ahlak Toplumun Kararıyla mı Belirlenir
Toplum:ahlaki kuralların uygulanışını
etkileyebilir.
Fakat Kur’an’ın yaklaşımında:
ahlak yalnız toplumsal uzlaşmaya
indirgenmez.
Çünkü toplum:
yanlış bir şeyi
doğru,
doğru bir şeyi
yanlış
görebilir.
Bu nedenle vahiy:
topluma dışarıdan bir ahlaki ölçü de sunar.
Hz. Lût’un Uyarısında Neden Bu Kadar Sert Bir Soru Var
Çünkü davranış:sıradan bir hata
olarak değil,
toplumsal ve ahlaki bir aşırılık
olarak sunulur.
Hz. Lût:
“Bunu neden yapıyorsunuz?”
demekle yetinmez.
“Sizden önce kimsenin bu ölçüde yapmadığı bir hayâsızlığı mı yapıyorsunuz?”
diye sorar.
Bu:
insanı sarsmayı amaçlayan:
vicdani bir sorudur.

Peygamberlerin Görevi Toplumun Her Yaptığını Onaylamak mıdır
Hayır.Peygamberler:
toplumu memnun etmek için
gönderilmez.
Bazen:
toplumun sevdiği,
alıştığı,
normal gördüğü
bir davranışın yanlış olduğunu söylemek zorundadırlar.
Bu yüzden peygamberlik:
popüler olmak değil, hakikati söylemek
görevidir.

Toplumun Tepkisinden Korkmadan Yanlışı Söylemek Neden Zordur
Çünkü insan:dışlanmaktan,
alay edilmekten,
yalnız kalmaktan
korkar.
Bir toplumun:
normal kabul ettiği şeye karşı çıkmak:
sosyal bedel doğurabilir.
Hz. Lût’un kıssası da:
ahlaki yalnızlığın
ne kadar zor olabileceğini gösterir.

Bu Ayet İnsanları Aşağılamak İçin Kullanılabilir mi
Ayetin amacı:insanlara hakaret etmek
değildir.
Peygamberin görevi:
uyarmak,
düzeltmeye çağırmak,
ahlaki sınırı göstermek
tir.
Dinî bir metni:
insanları küçük düşürmek,
hakaret etmek
veya onlara zulmetmek
için kullanmak:
peygamberlerin nasihat ve adalet üslubuyla bağdaşmaz.
Eleştiri:
insan onurunu yok etmek zorunda değildir.

Bir Davranışı Eleştirmek ile Bir İnsanı Değersiz Görmek Aynı Şey midir
Hayır.Bu ayrım çok önemlidir.
Bir davranış:
yanlış bulunabilir.
Ama bu:
o davranışı yapan kişinin:
insanlık değerini
ortadan kaldırmaz.
Ahlaki eleştiri:
davranışa yönelik olabilir; kişinin varlığına değil.

Dinde Ahlaki Sınırlar Neden Vardır
Sınırlar:insanı korumayı,
toplumsal düzeni,
adaleti,
nesli,
onuru
gözetmeyi amaçlayabilir.
İnsan bazen:
sınırı:
özgürlüğe engel
olarak görebilir.
Kur’an ise bazı sınırları:
koruyucu çerçeveler
olarak sunar.

Özgürlük “İstediğim Her Şeyi Yapabilirim” Demek midir
Hayır.Hiçbir toplumda özgürlük:
sınırsız değildir.
İnsan:
başkasına zarar veremez,
hak ihlal edemez,
şiddet uygulayamaz
ve sonra:
“Ben özgürüm.”
diyemez.
Ahlaki özgürlük:
sorumlulukla birlikte düşünülmelidir.

Bir Toplumun Ahlaki Sınırları Zamanla Değişebilir mi
Toplumsal normlar:zamanla değişebilir.
Bir dönemde ayıp sayılan şey:
başka dönemde normalleşebilir.
Fakat Kur’an’ın yaklaşımında:
her değişim:
ahlaki ilerleme
demek değildir.
Bu nedenle değişim de:
adalet, hak ve vahiy ölçüsüyle değerlendirilmelidir.

A‘râf Suresi 79. ve 80. Ayetler Arasında Nasıl Bir Geçiş Vardır
- ayette Hz. Sâlih kıssası:
sözüyle sona ermişti.
- ayette ise:
başlar.
Bir kıssa biter,
başka bir toplumun sınavı başlar.
Ama temel tema değişmez:
İnsan uyarıyı nasıl karşılayacak?
Semûd:
uyarıyı reddetmişti.
Şimdi sıra:
Lût kavmindedir.

Sonuç: A‘râf Suresi 80. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 80. ayet Hz. Lût kıssasının başlangıcında:çok sert bir ahlaki uyarı getirir.
Hz. Lût kavmine:
“Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir hayâsızlığı mı yapıyorsunuz?”
diye sorar.
Burada önemli olan:
yalnız belirli bir davranış değildir.
Daha geniş bir insanlık problemi vardır:
Yanlışın normalleşmesi.
İnsan bir şeyi:
ilk kez yaptığında
vicdanı rahatsız olabilir.
İkinci kez:
daha az rahatsız olur.
Sonra çevresindeki herkes yapmaya başlarsa:
o davranış:
normal görünebilir.
Bir süre sonra:
yanlışa yanlış demek
garip karşılanabilir.
İşte ahlaki duyarsızlaşma:
böyle başlayabilir.
Ayet bize:
çoğunluğun davranışını:
nihai ahlak ölçüsü
yapmamayı öğretir.
“Herkes yapıyor.”
demek yeterli değildir.
“Toplum artık bunu normal görüyor.”
demek de:
tek başına yeterli değildir.
Asıl soru:
Bu gerçekten doğru mu?
Ayrıca bu ayet:
ahlaki eleştirinin nasıl yapılması gerektiğini de düşündürür.
Hz. Lût:
davranışı:
sert biçimde eleştirir.
Ama peygamberlik görevinin amacı:
insanları aşağılamak değil;
yanlıştan döndürmektir.
Bu yüzden dinî ahlak:
ne her şeyi onaylamak
ne de insanları değersizleştirmek
demektir.
Daha zor olanı ister:
yanlışa yanlış demek ama insana zulmetmemek.
Belki de A‘râf 80’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir davranış toplumda yaygınlaştığında, onun doğru olup olmadığını hâlâ bağımsız biçimde düşünebiliyor muyuz?
Çünkü ahlaki cesaret:
yalnız kötü bir şeyi yapmamak değildir.
Bazen:
herkes normal görmeye başladığında bile:
“Bu doğru mu?”
diye sorabilmektir.
“Yanlışın kalabalıklaşması onu doğru yapmaz; yalnızca yanlışı söylemenin cesaretini daha gerekli hâle getirir. Ahlak, herkesin ne yaptığına bakmadan doğruyu arayabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu