A‘râf Suresi 67. Ayette “Hûd ‘Ey Kavmim! Bende Bir Akılsızlık Yoktur; Bilakis Ben Âlemlerin Rabbi Tarafından Gönderilmiş Bir Peygamberim’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsana haksız bir sıfat yakıştırıldığında en güçlü cevap, aynı sertliği geri vermek değil; gerçeği sakin, açık ve kararlı biçimde ortaya koymaktır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 66. ayetinde Âd kavminin inkâr eden ileri gelenleri Hz. Hûd’a:
“Biz seni bir akılsızlık içinde görüyoruz ve seni yalancılardan sanıyoruz.”
demişlerdi.
- ayette Hz. Hûd’un cevabı gelir:
Bu cevap, Hz. Nûh’un daha önce kendisine yöneltilen:
“Sapıklık içindesin.”
suçlamasına verdiği cevaba çok benzer.
Yine aynı tablo vardır:
hakaret karşısında hakaret yoktur.
Öfke karşısında kontrolsüz öfke yoktur.
Önce:
suçlamanın açık biçimde reddi
vardır.
Ardından:
görevin açıklanması.
Hz. Hûd adeta şöyle der:
“Beni yanlış tanımlıyorsunuz. Ben akılsız değilim; Rabbimin gönderdiği bir elçiyim.”
Bu ayet insanın:
haksız eleştiri,
itibar saldırısı,
öfke
ve kimlik
karşısındaki duruşuna dair çok önemli dersler taşır.
Hz. Hûd Neden Yine “Ey Kavmim” Diyor
Kavmi onu:akılsızlıkla
ve yalancılıkla
suçlamıştır.
Buna rağmen Hz. Hûd:
“Ey kavmim…”
diye cevap verir.
Bu ifade:
bağın tamamen kopmadığını
gösterir.
Onları hâlâ:
kendi toplumu,
uyarmakla görevli olduğu insanlar
olarak görmektedir.
Yani:
hakaret onun merhametini tamamen yok etmemiştir.
“Bende Bir Akılsızlık Yoktur” Ne Demektir
Hz. Hûd kendisine yöneltilen suçlamayı:doğrudan reddeder.
“Bende sefâhet yoktur.”
der.
Buradaki anlam:
akılsızlık,
düşüncesizlik,
hafiflik
gibi anlam alanlarına gelir.
Hz. Hûd:
“Sizin bana verdiğiniz bu tanım doğru değil.”
demektedir.
Neden Uzun Bir Savunma Yapmıyor
Çünkü bazen haksız suçlamaya karşı:fazla uzun savunma
gereksiz olabilir.
Hz. Hûd:
önce gerçeği söyler.
Sonra asıl konuya döner:
“Ben Allah’ın elçisiyim.”
Bu bize:
her ithamın içine çekilip
saatlerce kendimizi ispatlamaya çalışmanın
her zaman gerekli olmadığını düşündürür.
Bazen:
netlik yeterlidir.
Hz. Hûd Neden “Asıl Akılsız Sizsiniz” Demiyor
Çünkü amacı:karşılıklı hakaret
değildir.
Onları:
yenmek,
aşağılamak,
küçük düşürmek
istemiyor.
Görevi:
tebliğdir.
Bu nedenle tartışmayı:
kişisel saldırıdan
yeniden:
mesajın kendisine
çevirir.
Hakaret Karşısında Sakin Kalmak Neden Zordur
Çünkü insan:haksız yere aşağılandığında
kendini savunma ihtiyacı hisseder.
Öfke:
çok hızlı devreye girebilir.
İnsan:
aynı sertlikte karşılık vermek
isteyebilir.
Ama kontrolsüz tepki:
bazen insanı:
haklı olduğu yerde bile
hatalı davranmaya
sürükleyebilir.
Sakin Kalmak Susmak Anlamına mı Gelir
Hayır.Hz. Hûd:
susmuyor.
Kendini:
açık biçimde savunuyor.
“Bende akılsızlık yoktur.”
diyor.
Yani sakinlik:
pasiflik değildir.
Sakinlik:
öfkeye teslim olmadan net olabilmektir.
“Bilakis Ben Bir Peygamberim” İfadesi Neden Önemlidir
Hz. Hûd yalnızca:ne olmadığını
söylemiyor.
Kim olduğunu da açıklıyor.
“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”
Bu:
kimlik bilincidir.
Başkalarının verdiği:
“akılsız”
etiketi yerine,
kendi gerçek görevini ortaya koyar.
İnsan Başkalarının Ona Verdiği Etikete Göre mi Yaşamalıdır
Hayır.Birileri bize:
başarısız,
akılsız,
yetersiz,
kötü
diyebilir.
Ama bu kelimeler:
otomatik olarak gerçeğe dönüşmez.
İnsan:
kendini dürüstçe değerlendirmeli,
doğru eleştiriye açık olmalı
ama:
haksız etiketleri kimliğinin merkezine koymamalıdır.
Öz Kimlik ile Başkalarının Algısı Arasında Ne Fark Vardır
Başkalarının algısı:değişebilir.
İnsanlar:
bizi yanlış anlayabilir.
Eksik tanıyabilir.
Önyargıyla değerlendirebilir.
Ama kişinin gerçekte kim olduğu:
yalnız insanların kanaatlerinden
oluşmaz.
Hz. Hûd’un örneğinde:
toplum onu:
akılsız görmektedir.
Ama bu:
onun gerçekten akılsız olduğu anlamına gelmez.
“Âlemlerin Rabbi” İfadesi Neden Tekrar Kullanılıyor
Bu ifade Hz. Hûd’un:görevinin kaynağını
açıklar.
Onu gönderen:
yerel bir otorite,
kabile lideri,
insan kurumu
değildir.
Âlemlerin Rabbidir.
Bu:
mesajın:
insanların geçici güçlerinden daha büyük bir kaynağa
dayandığını gösterir.

Peygamberlik Bir Üstünlük Unvanı mıdır
Peygamberlik:çok büyük bir makamdır.
Ama aynı zamanda:
çok ağır bir sorumluluktur.
Peygamber:
mesaj taşır.
Reddedilir.
Alaya alınabilir.
Tehdit edilebilir.
Sabretmesi gerekir.
Bu nedenle peygamberlik:
kişisel gösterişten çok:
emanet ve görev
olarak anlaşılmalıdır.

Hz. Hûd’un Cevabı Özgüven Örneği midir
Evet, önemli bir açıdan.Hz. Hûd:
kavminin kendisi hakkındaki görüşü yüzünden:
mesajından vazgeçmez.
Onların:
“Sen akılsızsın.”
demesi:
onun kendinden şüphe edip görevini bırakmasına
sebep olmaz.
Çünkü görevini:
neden yaptığını bilmektedir.

Özgüven ile Kibir Arasındaki Çizgi Nerededir
Özgüven:“Ne yaptığımı ve neden yaptığımı biliyorum.”
diyebilir.
Kibir ise:
“Ben sizden üstünüm.”
der.
Hz. Hûd’un cevabında:
kararlılık vardır.
Ama kavmini:
aşağılama
yoktur.
Bu nedenle:
net olmak ile kibirli olmak aynı şey değildir.

İnsan Kendisine Yapılan Her Eleştiriyi Reddetmeli midir
Hayır.Bu ayetin mesajı:
“Kim ne söylerse reddet.”
değildir.
İnsan eleştirildiğinde:
şunu sormalıdır:
“Bu eleştiride gerçek payı var mı?”
Varsa:
düzeltmelidir.
Yoksa:
sakin biçimde:
“Bu doğru değil.”
diyebilmelidir.

Haksız Suçlama ile Doğru Eleştiriyi Nasıl Ayırabiliriz
Şunlara bakılabilir:Delil var mı?
Somut örnek var mı?
Eleştiri davranışa mı yönelik,
yoksa kişiyi değersizleştirmeye mi?
Karşı taraf:
açıklamaya açık mı?
Bu tür sorular:
etiket ile eleştiriyi
ayırmaya yardımcı olabilir.

İnsan Hakkında Çok Kişi Aynı Şeyi Söylüyorsa Mutlaka Doğru mudur
Hayır.Çok kişinin aynı şeyi söylemesi:
iddianın araştırılmasını önemli kılabilir.
Ama tek başına:
doğruluğun garantisi değildir.
Hz. Hûd’a toplumun ileri gelenleri:
aynı olumsuz bakışla
yaklaşmaktadır.
Fakat Kur’an anlatısında:
hatalı olan onların değerlendirmesidir.

İnsan Kendini Savunurken Karşı Tarafın Onurunu Korumalı mıdır
Mümkün olduğu kadar evet.Kendimizi savunmak için:
karşı tarafı:
aşağılamak,
küçümsemek,
hakaret etmek
zorunda değiliz.
Hz. Hûd:
kendisine ağır sözler söylenmesine rağmen:
“Ey kavmim”
demeye devam eder.
Bu:
tartışma ahlakı açısından güçlü bir örnektir.

A‘râf Suresi 66. ve 67. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Seni akılsız görüyoruz ve yalancılardan sanıyoruz.”
demişlerdi.
- ayette Hz. Hûd:
diye cevap verir.
Sonra:
“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”
der.
Yani:
bir tarafta:
kişisel saldırı,
diğer tarafta:
sakin açıklama.
Bir tarafta:
etiket,
diğer tarafta:
kimlik ve görev bilinci.

Sonuç: A‘râf Suresi 67. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 67. ayet bize Hz. Hûd’un:hakaret karşısındaki karakterini
gösterir.
Kavmi onu:
akılsız
ve:
yalancı
olarak görmektedir.
Hz. Hûd ise:
kontrolünü kaybetmez.
İlk kelimesi hâlâ:
“Ey kavmim.”
Bu çok önemlidir.
Çünkü karşısındaki insanların:
yanlış davranması,
onun da yanlış davranmasını
zorunlu kılmaz.
Ardından:
“Bende akılsızlık yoktur.”
der.
Yani kendini savunur.
Ama hakarete:
hakaretle
cevap vermez.
Sonra da asıl gerçeği söyler:
“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”
Bu ayet bugünün insanına da çok güçlü bir ders verir.
İnsan bazen:
yanlış anlaşılabilir.
Hakkında kötü konuşulabilir.
Kendisine:
olmadığı sıfatlar
yakıştırılabilir.
Böyle durumlarda iki tehlike vardır:
Birincisi:
öfkeye kapılıp aynı seviyeye inmek.
İkincisi:
sürekli söylenen yanlış sözlere inanıp:
kendi kimliğini kaybetmek.
Hz. Hûd ikisini de yapmaz.
Ne hakaret eder,
ne de:
başkalarının etiketini
kendisi hakkında gerçek kabul eder.
Gerçeği bilir.
Görevini bilir.
Ve:
yoluna devam eder.
Belki de A‘râf 67’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
İnsanlar bizi yanlış tanımladığında karakterimizi onların sözleri mi belirliyor, yoksa gerçeği bilip ahlakımızı koruyabiliyor muyuz?
Çünkü bazen en büyük güç:
karşı tarafı susturmak değildir.
Kendine yapılan haksızlığa rağmen kendin olarak kalabilmektir.
“Başkalarının sana verdiği yanlış isim, senin gerçeğin olmak zorunda değildir. Kendini savun; ama bunu yaparken onların öfkesinin senin karakterini belirlemesine izin verme.”
Ersan Karavelioğlu