A‘râf Suresi 68. Ayette “Size Rabbimin Vahiylerini Tebliğ Ediyorum ve Ben Sizin İçin Güvenilir Bir Öğüt Verenim” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Gerçek nasihat, insanın karşısındakini yönetmeye çalışması değil; bildiği doğruyu dürüstçe paylaşması ve onun iyiliğini gerçekten istemesidir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 67. ayetinde Hz. Hûd, kendisini akılsızlık ve yalancılıkla suçlayan kavmine:
“Ey kavmim! Bende hiçbir akılsızlık yoktur. Bilakis ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”
diye cevap vermişti.
- ayette ise görevini daha açık biçimde ifade eder:
Bu kısa ayette peygamberlik ahlakının iki büyük özelliği öne çıkar:
Tebliğ
ve
güvenilir nasihat.
Hz. Hûd yalnızca:
“Ben doğru söylüyorum.”
demiyor.
Aynı zamanda:
“Ben sizin iyiliğinizi istiyorum ve bu konuda güvenilir biriyim.”
diyor.
Böylece peygamberlik:
yalnızca bilgi taşımak değil;
bilgiyi sadakatle taşımak ve insanın iyiliğini istemek
olarak karşımıza çıkıyor.
“Size Rabbimin Vahiylerini Tebliğ Ediyorum” Ne Demektir
Tebliğ:bir mesajı ulaştırmak,
eksiltmeden aktarmak,
gizlememek
anlamına gelir.
Hz. Hûd’un görevi:
kendi düşüncelerini din hâline getirmek değildir.
O:
Rabbinden aldığı mesajı kavmine ulaştırmaktadır.
Bu nedenle sözünün kaynağını:
kendisine değil,
Allah’a
dayandırır.
Neden “Rabbimin Vahiyleri” Deniliyor
Hz. Hûd:“Benim sözlerim”
demiyor.
“Rabbimin mesajları”
diyor.
Bu fark çok önemlidir.
Çünkü peygamber:
mesajın sahibi değil,
taşıyıcısıdır.
Kendisine verilen emaneti:
doğru biçimde insanlara ulaştırmakla
sorumludur.
Peygamber Tebliğ Ederken Mesajı Değiştirebilir mi
Peygamberlik görevinin özü:mesajı:
sadakatle,
doğru,
güvenilir
biçimde iletmektir.
Kişisel çıkar uğruna:
vahyi değiştirmek,
bir kısmını gizlemek,
işine geleni söylemek
bu görevin ruhuyla bağdaşmaz.
Bu yüzden:
güvenilirlik peygamberliğin temel özelliklerinden biridir.
Tebliğ ile Zorlama Arasında Ne Fark Vardır
Tebliğ:gerçeği anlatmaktır.
Zorlama ise:
karşı tarafın iradesini ortadan kaldırmaya çalışmaktır.
Hz. Hûd:
mesajı ulaştırır,
uyarır,
nasihat eder.
Ama insanın yerine:
iman edemez.
Bu nedenle peygamberin görevi:
hakikati sunmak, kararı ise insana bırakmaktır.
“Ben Sizin İçin Öğüt Verenim” Ne Anlama Gelir
Buradaki nasihat:samimi biçimde iyiliği istemek
anlamı taşır.
Hz. Hûd’un derdi:
kavmine üstünlük kurmak değildir.
Onların:
yanlışlarından dönmesini,
zarar görmemesini,
doğru yolu bulmasını
istemektedir.
Yani mesajının arkasında:
merhamet vardır.
Gerçek Nasihat Nasıl Anlaşılır
Gerçek nasihat:insanı küçük düşürmez.
Onu:
utandırmak,
ezmek,
kendine bağımlı hâle getirmek
için yapılmaz.
Nasihat eden kişi:
karşısındakinin:
iyiliğini,
gelişmesini,
korunmasını
ister.
En temel soru şudur:
“Bu sözü onun iyiliği için mi söylüyorum, yoksa kendimi üstün göstermek için mi?”
Nasihat ile Hakaret Arasında Ne Fark Vardır
Hakaret:kişinin değerini hedef alır.
Nasihat ise:
davranışı veya tercihi düzeltmeye çalışır.
Hakaret:
“Sen kötüsün.”
der.
Nasihat:
“Bu yaptığın sana zarar verebilir.”
der.
Hakaret:
kapıyı kapatır.
Nasihat ise:
dönüş için kapı bırakır.
“Güvenilir” Olmak Neden Özellikle Vurgulanıyor
Çünkü bir mesajı taşıyan kişinin:güvenilir olması
çok önemlidir.
Eğer insanlar:
haberciye güvenmiyorsa,
doğru mesaj bile şüpheyle karşılanabilir.
Hz. Hûd:
kavmine:
“Ben sizi kandırmak için konuşmuyorum.”
mesajı verir.
Onun amacı:
çıkar elde etmek değil;
hakikati ulaştırmaktır.
Güvenilirlik Sadece Yalan Söylememek midir
Hayır.Güvenilirlik daha geniştir.
İnsan:
sözünde durmalı,
emaneti korumalı,
sır saklamalı,
insanları manipüle etmemeli,
çıkarına göre taraf değiştirmemelidir.
Güvenilirlik:
karakterin sürekliliğidir.
Neden İnsanlar Güvenmedikleri Kişinin Doğru Sözünü Bile Reddedebilir
Çünkü iletişimde:mesaj kadar
kaynağa duyulan güven de önemlidir.
Bir kişi geçmişte:
sürekli yalan söylemişse,
doğru söylediğinde bile:
insanlar ona inanmakta zorlanabilir.
Bu yüzden karakter:
yalnız ahlaki mesele değil;
sözün etkisini belirleyen bir sermayedir.

Hz. Hûd Kavminin Güvenini Nasıl Hak Ediyor
Kur’an onu:peygamber,
nasihat eden,
güvenilir
biri olarak tanıtır.
Yani Hz. Hûd’un mesajı:
yalnız sözlerden oluşmaz.
Onun karakteri de:
mesajının bir parçasıdır.
İnsanlara:
“Bana güvenin.”
demekten önce,
güvenilir bir hayat:
yaşamak gerekir.

Bir İnsanın Sözü ile Yaşantısı Uyuşmazsa Ne Olur
Güven zedelenir.İnsan:
adaleti anlatıp
kendisi haksızlık yapıyorsa,
dürüstlüğü savunup
kendisi yalan söylüyorsa,
merhametten söz edip
kendisi zalim davranıyorsa,
sözünün etkisi azalır.
Bu yüzden nasihat:
önce karakterle desteklenmelidir.

Doğruyu Söyleyen Kişinin Kusursuz Olması Gerekir mi
Hayır.İnsan kusurludur.
Nasihat eden kişinin:
hiç hata yapmaması
gerekmez.
Ama:
samimi olması,
hatasını kabul etmesi,
söylediği değeri yaşamaya çalışması
gerekir.
Kusurlu olmak başka şeydir.
İkiyüzlü biçimde yaşamak başka şeydir.

İnsan Neden Nasihat Kabul Etmekte Zorlanır
Çünkü nasihat:egoya dokunabilir.
İnsan:
yanlış yaptığını duymak istemeyebilir.
Özellikle nasihat:
çıkarına,
alışkanlıklarına,
kibirine
dokunuyorsa,
karşı tarafı:
düşman gibi görebilir.
Oysa bazen insanın en çok kızdığı söz:
en çok ihtiyaç duyduğu söz olabilir.

Her Nasihati Kabul Etmek Gerekir mi
Hayır.Nasihat de:
değerlendirilmelidir.
Şunlara bakılabilir:
Söylenen doğru mu?
Delili var mı?
Nasihat eden kişi samimi mi?
Bu söz beni iyileştiriyor mu,
yoksa kontrol etmeye mi çalışıyor?
İnsan:
her sözü kabul etmek zorunda değildir.
Ama doğru olanı:
sırf hoşuna gitmediği için de reddetmemelidir.

Güvenilir Bir Öğüt Veren İnsan Nasıl Konuşmalıdır
Açık konuşmalıdır.Abartmamalıdır.
Bilmediğini biliyormuş gibi göstermemelidir.
Karşısındakini korkutarak yönetmemelidir.
Kendi çıkarını:
nasihat kisvesi altında
saklamamalıdır.
Ve en önemlisi:
karşısındaki insanın onurunu korumalıdır.

Günümüzde Güvenilir Bilgi Neden Daha da Önemli Hâle Geldi
Çünkü insan bugün:çok büyük bir bilgi akışı içinde yaşamaktadır.
Sosyal medya,
videolar,
mesajlar,
paylaşımlar
her saniye:
yeni iddialar üretmektedir.
Bu nedenle yalnız:
“Ne söylendi?”
değil,
“Kim söylüyor, delili nedir, ne kadar güvenilir?”
sorularını da sormak gerekir.
A‘râf 68’in güvenilirlik vurgusu:
bugün de son derece anlamlıdır.

A‘râf Suresi 67. ve 68. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Hûd:
demişti.
- ayette ise:
“Rabbimin vahiylerini size ulaştırıyorum.”
ve:
“Ben sizin için güvenilir bir öğüt verenim.”
Yani önce:
görevin kaynağı,
sonra:
görevin nasıl yerine getirildiği
anlatılır.
Kaynak:
Allah.
Görev:
tebliğ.
Üslup:
nasihat.
Karakter:
güvenilirlik.

Sonuç: A‘râf Suresi 68. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 68. ayet çok kısa olmasına rağmen:insan ilişkileri,
dinî tebliğ,
nasihat
ve güven
hakkında çok büyük ilkeler taşır.
Hz. Hûd:
“Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum.”
der.
Bu bize:
doğru bilginin:
emanet olduğunu
hatırlatır.
Bilgi:
saklanmamalı,
çarpıtılmamalı,
kişisel çıkara göre değiştirilmemelidir.
Sonra:
“Ben sizin için güvenilir bir öğüt verenim.”
der.
Burada iki kelime özellikle önemlidir:
Nasihat.
Güven.
Çünkü insanlara doğruyu söylemek yetmez.
Onların:
bizim samimiyetimize de
güvenebilmesi gerekir.
Bir insan:
bize nasihat ettiğinde:
“Bunu gerçekten benim iyiliğim için mi söylüyor?”
diye hissedebilmelidir.
Bu yüzden güzel nasihat:
bağırmaz.
Aşağılamaz.
İnsanı değersizleştirmez.
Manipüle etmez.
Korkuyu çıkar için kullanmaz.
Ve en önemlisi:
söylediği doğruyu kendi hayatında da taşımaya çalışır.
Bugün birine:
“Doğru ol.”
diyorsak,
biz de dürüst olmaya çalışmalıyız.
“Adil ol.”
diyorsak,
biz de adaletli davranmalıyız.
“İnsanlara saygı göster.”
diyorsak,
kendi üslubumuz da saygılı olmalıdır.
Çünkü insan bazen:
nasihatin sözünü değil,
nasihat eden kişinin hayatını
dinler.
Belki de A‘râf 68’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
İnsanların güvenebileceği bir nasihatçi miyiz, yoksa yalnız başkalarına ne yapmaları gerektiğini söyleyen biri miyiz?
Çünkü güvenilirlik:
bir günde söylenen güzel sözlerle kurulmaz.
Uzun zaman boyunca:
doğru davranarak,
sözünde durarak,
emaneti koruyarak
oluşur.
Ve belki de insanın sahip olabileceği en değerli özelliklerden biri şudur:
Birisi onun için:
“Bu insan bir şey söylüyorsa beni kandırmak için söylemez.”
diyebiliyorsa,
o insan çok büyük bir ahlaki sermayeye sahiptir.
“İnsanlara nasihat etmek kolaydır; güvenlerini kazanmak zordur. Gerçek sözün ağırlığı yalnız kelimelerinden değil, o kelimeleri söyleyen kişinin dürüstlüğünden gelir.”
Ersan Karavelioğlu