A‘râf Suresi 64. Ayette “Onu Yalanladılar; Biz de Nûh’u ve Gemide Onunla Birlikte Olanları Kurtardık, Ayetlerimizi Yalanlayanları ise Suda Boğduk” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Uyarı bir süre boyunca ertelenmiş sonuç gibi görünebilir; fakat hakikat ertelense de kaybolmaz. İnsan bazen sonucunu hemen görmediği yanlışı güvenli sanır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 63. ayetinde Hz. Nûh kavmine:
“İçinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir öğüt gelmesine mi şaştınız? Bu, sizi uyarması, sakınmanız ve rahmete erişmeniz içindir.”
diye seslenmişti.
- ayette ise artık uzun uyarı döneminin ardından gelen sonuç anlatılır:
Bu ayet:
uyarı, tercih ve sonuç
arasındaki ilişkiyi çok açık biçimde gösterir.
Önce mesaj gelir.
Sonra insan tavır alır.
Sonra:
tercihin sonucu ortaya çıkar.
Ve ayetin sonunda son derece çarpıcı bir ifade yer alır:
“Onlar kör bir topluluktu.”
Burada sözü edilen körlük:
gözün görmemesi değil;
hakikati görmezden gelme körlüğüdür.
“Onu Yalanladılar” Ne Demektir
Buradaki:“Onu yalanladılar”
ifadesi Hz. Nûh’un getirdiği mesajın:
reddedilmesini,
gerçek kabul edilmemesini
anlatır.
Hz. Nûh:
kavmini uyarmıştı.
Onlara:
Allah’a kulluk etmelerini,
yanlışlarından dönmelerini
söylemişti.
Fakat kavmi:
bu çağrıyı kabul etmedi.
Yalanlamak Sadece “Bu Doğru Değil” Demek midir
Her zaman yalnız sözlü inkâr değildir.İnsan bazen:
bir gerçeği bilir
ama hayatında yokmuş gibi davranır.
Bu da:
hakikate karşı fiilî bir reddediş
olabilir.
Kur’an’daki yalanlama çoğu zaman:
mesajı bilerek reddetme ve ona karşı direnme
anlamı taşır.
Hz. Nûh’un Kavmine Yeterince Uyarı Yapılmış mıydı
Kur’an’ın genel anlatımında Hz. Nûh’un kavmini:çok uzun süre
uyardığı bildirilir.
Yani azap:
ilk uyarının hemen ardından
gelmez.
İnsanlara:
düşünme,
dönme,
tövbe etme
fırsatı tanınır.
Bu nedenle kıssada:
acele cezalandırmadan çok uzun süreli uyarı
görülür.
Neden Sonunda Tufan Geliyor
Kur’an anlatısında tufan:kavmin:
ısrarlı inkârı,
uyarıya direnmesi,
peygambere karşı tavrı
sonrasında gelen ilahi hüküm olarak anlatılır.
Yani tufan:
rastgele bir felaket olarak değil;
ahlaki ve ilahi bir hesap sahnesi
olarak sunulur.
“Nûh’u Kurtardık” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayetin ikinci tarafında:kurtuluş vardır.
Hz. Nûh:
yalnız bırakılmaz.
Allah:
onu korur.
Bu da peygamber kıssalarında sık karşılaşılan bir temadır:
Hakikat yolunda insan:
zorlanabilir,
alay edilebilir,
azınlıkta kalabilir.
Ama sonunda:
Allah’ın koruması belirleyicidir.
Gemide Kimler Vardı
Ayet:Hz. Nûh ile birlikte gemide bulunanların
kurtarıldığını söyler.
Kur’an’ın başka bölümlerinde:
iman edenlerin
ve canlılardan çiftlerin
gemide bulunduğuna ilişkin ayrıntılar vardır.
Ancak burada temel vurgu:
geminin teknik ayrıntılarından çok:
iman edenlerin kurtuluşudur.
Nûh’un Gemisi Tarihsel Olarak Nerede ve Nasıl Yapıldı
Kur’an:geminin bütün teknik ölçülerini,
inşa süresini,
malzemelerini
A‘râf Suresi’nde açıklamaz.
Bu konuda sonraki geleneklerde:
çok sayıda ayrıntı anlatılmıştır.
Fakat bunların tamamını:
Kur’an’ın kesin bilgisi
gibi sunmak doğru değildir.
Kesin olarak söylenebilecek şey:
Hz. Nûh’un Allah’ın emriyle bir gemi yaptığı ve kurtuluşun bununla gerçekleştiğidir.
Tufan Bütün Dünyayı mı Kapladı
Kur’an tufanın:Hz. Nûh’un kavmi için büyük bir yıkım olduğunu
açıkça anlatır.
Ancak tufanın:
modern anlamda bütün yerküreyi kapsayıp kapsamadığı
konusunda farklı yorumlar bulunmaktadır.
Bazıları:
küresel tufan
olarak anlamıştır.
Bazıları ise:
Hz. Nûh’un kavminin bulunduğu geniş bölgeyi etkileyen
büyük bir tufan olarak yorumlamıştır.
Ayetin temel amacı:
coğrafi kapsamı teknik biçimde belirlemekten çok:
inkârın sonucu ve kurtuluş mesajıdır.
Bilim Nûh Tufanını Kanıtlıyor mu
Dünyanın çeşitli bölgelerinde geçmişte:çok büyük seller ve taşkınlar yaşandığı
bilinmektedir.
Ancak jeoloji açısından bütün yerküreyi aynı anda kaplayan yakın tarihli tek bir küresel tufanı:
kesin bilimsel gerçek
olarak sunmak doğru olmaz.
Kur’an kıssasının teolojik mesajı:
bilimsel jeoloji tartışmasından daha geniştir.
Buradaki esas vurgu:
uyarıyı reddetmenin sonucu ve iman edenlerin kurtuluşudur.
“Ayetlerimizi Yalanlayanları Boğduk” Ne Demektir
Buradaki ifade:kavmin tufanda hayatını kaybettiğini
bildirir.
Bu sonucun:
onların ayetlere karşı tavrıyla
ilişkili olduğu vurgulanır.
Yani kıssa:
doğal olayın yalnız fiziksel tarafını değil;
ahlaki anlamını
anlatır.

Bu Ayet Allah’ın Merhametiyle Çelişir mi
Bu soru önemlidir.Kur’an’ın anlatısında aynı Allah:
önce:
peygamber gönderir,
uyarır,
nasihat eder,
dönüş için fırsat verir.
Azap:
uyarı olmadan gelmez.
Dolayısıyla kıssanın içinde:
yalnız ceza değil;
uzun bir rahmet ve dönüş fırsatı dönemi
de vardır.

Rahmet ile Adalet Birbirine Zıt mıdır
Hayır.Rahmet:
her yanlışı sonuçsuz bırakmak
demek değildir.
Adalet de:
öfke ile cezalandırmak
demek değildir.
Kur’an’ın anlatımında:
rahmet insana dönüş kapısı açar.
Adalet ise:
ısrarlı zulüm ve reddin sonucunu
ortaya çıkarır.
Bu nedenle:
rahmet ve adalet birbirini tamamlayan kavramlardır.

Hz. Nûh’un Kurtuluşu Bize Ne Öğretir
Bazen çoğunluk:bir insanın karşısında olabilir.
Hakikati savunan kişi:
çok az kişiyle birlikte kalabilir.
Ama Kur’an’ın verdiği mesaj:
doğruluğu:
kalabalığın sayısına bağlamamaktır.
Kurtuluş:
çoğunlukta olmaya değil, Allah’a bağlılığa
bağlanır.

Kalabalık Olmak Neden Güven Vermeyebilir
Çünkü çoğunluk:yanılmaz değildir.
Binlerce insan:
aynı yanlışı paylaşabilir.
Toplumun genel kanaati:
hakikatin otomatik ölçüsü değildir.
Hz. Nûh kıssası:
az sayıda insanın kurtulduğu,
kalabalığın ise yanlışta ısrar ettiği
bir tablo sunar.
Bu yüzden:
sayı ile doğruluk aynı şey değildir.

“Onlar Kör Bir Topluluktu” Ne Demektir
Buradaki körlük:fiziksel göz körlüğü değildir.
Onlar:
görüyor,
işitiyor,
yaşıyorlardı.
Ama hakikatin işaretlerini:
görmezden geliyorlardı.
Bu nedenle körlük:
basiret eksikliği
olarak anlaşılır.

İnsan Gözü Açıkken Nasıl “Kör” Olabilir
İnsan bir şeyi:gözleriyle görebilir
ama anlamını görmek istemeyebilir.
Örneğin:
kendi hatasını gösteren deliller önünde olabilir.
Fakat kibir:
onu kabul etmesine engel olabilir.
Bu durumda mesele:
gözün görmemesi değil;
kalbin kabul etmemesidir.

Manevi Körlüğün Sebepleri Neler Olabilir
Bunlar arasında:kibir,
çıkar,
inat,
alışkanlık,
toplum baskısı,
önyargı
sayılabilir.
İnsan hakikati kabul ederse:
hayatını değiştirmesi gerekebilir.
Bazen değişmemek için:
gerçeği görmemeyi seçebilir.

A‘râf Suresi 63. ve 64. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Nûh:
“Sakınmanız ve rahmete ulaşmanız için.”
- ayette ise:
anlatılır.
Bir tarafta:
rahmet kapısı
vardır.
Diğer tarafta:
ısrarlı reddin sonucu.
Bu iki ayet birlikte şunu gösterir:
Allah’ın uyarısı:
insanı cezaya götürmek için değil;
cezadan kurtarmak için gelir.

Sonuç: A‘râf Suresi 64. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 64. ayet Hz. Nûh kıssasında:uyarının artık sonuç aşamasına geçtiğini
gösterir.
Hz. Nûh:
uzun süre anlatmıştır.
Nasihat etmiştir.
Uyarmıştır.
Kavmine:
“Sizin için korkuyorum.”
demiştir.
Onlara:
rahmete giden yolu
göstermiştir.
Ama kavmi:
onu yalanlamıştır.
Sonunda:
Hz. Nûh ve onunla birlikte olanlar
kurtarılır.
İnkârda ısrar edenler ise:
tufanla karşılaşır.
Bu kıssa insana çok önemli bir gerçeği hatırlatır:
Bir sonucun hemen gelmemesi, hiçbir zaman gelmeyeceği anlamına gelmez.
İnsan bazen:
yanlış yapar.
Bir şey olmaz.
Tekrar yapar.
Yine bir şey olmaz.
Sonra:
“Demek ki sorun yok.”
diye düşünmeye başlayabilir.
Oysa geciken sonuç:
yanlışın doğru olduğu anlamına gelmez.
Bazen insana:
dönmesi için zaman veriliyordur.
Bu yüzden erteleme dönemini:
güvenlik
olarak değil;
fırsat
olarak görmek gerekir.
Ayetin sonundaki:
“Onlar kör bir topluluktu.”
ifadesi ise belki de en ağır uyarıdır.
Çünkü insanın önünde:
delil olabilir.
Uyarı olabilir.
Nasihat olabilir.
Ama insan:
görmek istemiyorsa
bunların hiçbirinden yararlanmayabilir.
Bu nedenle en tehlikeli körlük:
gözlerin kapalı olması değil;
hakikat karşısında kalbin kapalı olmasıdır.
Belki de A‘râf 64’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir yanlışın sonucu henüz karşımıza çıkmadığı için kendimizi güvende mi sanıyoruz, yoksa bize verilen zamanı düzeltme fırsatı olarak mı görüyoruz?
Çünkü bazen en büyük rahmet:
sonucun gecikmesidir.
Ama gecikme:
sonsuz erteleme değildir.
“Yanlışın bedeli hemen gelmiyorsa bunu onay sanma; bazen sana verilen şey güvence değil, dönüş için zamandır. Akıllı insan sonucu beklemeden uyarıyı ciddiye alır.”
Ersan Karavelioğlu