📖 A‘râf Suresi 64. Ayette “Onu Yalanladılar; Biz de Nûh’u ve Gemide Onunla Birlikte Olanları Kurtardık, Ayetlerimizi Yalanlayanları ise Suda Boğduk”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,683
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 64. Ayette “Onu Yalanladılar; Biz de Nûh’u ve Gemide Onunla Birlikte Olanları Kurtardık, Ayetlerimizi Yalanlayanları ise Suda Boğduk” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Uyarı bir süre boyunca ertelenmiş sonuç gibi görünebilir; fakat hakikat ertelense de kaybolmaz. İnsan bazen sonucunu hemen görmediği yanlışı güvenli sanır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 63. ayetinde Hz. Nûh kavmine:

“İçinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir öğüt gelmesine mi şaştınız? Bu, sizi uyarması, sakınmanız ve rahmete erişmeniz içindir.”

diye seslenmişti.

  1. ayette ise artık uzun uyarı döneminin ardından gelen sonuç anlatılır:
“Onu yalanladılar. Biz de Nûh’u ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Çünkü onlar kör bir topluluktu.”

Bu ayet:

uyarı, tercih ve sonuç

arasındaki ilişkiyi çok açık biçimde gösterir.

Önce mesaj gelir.

Sonra insan tavır alır.

Sonra:

tercihin sonucu ortaya çıkar.

Ve ayetin sonunda son derece çarpıcı bir ifade yer alır:

“Onlar kör bir topluluktu.”

Burada sözü edilen körlük:

gözün görmemesi değil;

hakikati görmezden gelme körlüğüdür.

1️⃣ “Onu Yalanladılar” Ne Demektir ❓​

Buradaki:

“Onu yalanladılar”

ifadesi Hz. Nûh’un getirdiği mesajın:

reddedilmesini,

gerçek kabul edilmemesini

anlatır.

Hz. Nûh:

kavmini uyarmıştı.

Onlara:

Allah’a kulluk etmelerini,

yanlışlarından dönmelerini

söylemişti.

Fakat kavmi:

bu çağrıyı kabul etmedi.

2️⃣ Yalanlamak Sadece “Bu Doğru Değil” Demek midir ❓​

Her zaman yalnız sözlü inkâr değildir.

İnsan bazen:

bir gerçeği bilir

ama hayatında yokmuş gibi davranır.

Bu da:

hakikate karşı fiilî bir reddediş

olabilir.

Kur’an’daki yalanlama çoğu zaman:

mesajı bilerek reddetme ve ona karşı direnme

anlamı taşır.

3️⃣ Hz. Nûh’un Kavmine Yeterince Uyarı Yapılmış mıydı ❓​

Kur’an’ın genel anlatımında Hz. Nûh’un kavmini:

çok uzun süre

uyardığı bildirilir.

Yani azap:

ilk uyarının hemen ardından

gelmez.

İnsanlara:

düşünme,

dönme,

tövbe etme

fırsatı tanınır.

Bu nedenle kıssada:

acele cezalandırmadan çok uzun süreli uyarı

görülür.

4️⃣ Neden Sonunda Tufan Geliyor ❓​

Kur’an anlatısında tufan:

kavmin:

ısrarlı inkârı,

uyarıya direnmesi,

peygambere karşı tavrı

sonrasında gelen ilahi hüküm olarak anlatılır.

Yani tufan:

rastgele bir felaket olarak değil;

ahlaki ve ilahi bir hesap sahnesi

olarak sunulur.

5️⃣ “Nûh’u Kurtardık” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin ikinci tarafında:

kurtuluş vardır.

Hz. Nûh:

yalnız bırakılmaz.

Allah:

onu korur.

Bu da peygamber kıssalarında sık karşılaşılan bir temadır:

Hakikat yolunda insan:

zorlanabilir,

alay edilebilir,

azınlıkta kalabilir.

Ama sonunda:

Allah’ın koruması belirleyicidir.

6️⃣ Gemide Kimler Vardı ❓​

Ayet:

Hz. Nûh ile birlikte gemide bulunanların

kurtarıldığını söyler.

Kur’an’ın başka bölümlerinde:

iman edenlerin

ve canlılardan çiftlerin

gemide bulunduğuna ilişkin ayrıntılar vardır.

Ancak burada temel vurgu:

geminin teknik ayrıntılarından çok:

iman edenlerin kurtuluşudur.

7️⃣ Nûh’un Gemisi Tarihsel Olarak Nerede ve Nasıl Yapıldı ❓​

Kur’an:

geminin bütün teknik ölçülerini,

inşa süresini,

malzemelerini

A‘râf Suresi’nde açıklamaz.

Bu konuda sonraki geleneklerde:

çok sayıda ayrıntı anlatılmıştır.

Fakat bunların tamamını:

Kur’an’ın kesin bilgisi

gibi sunmak doğru değildir.

Kesin olarak söylenebilecek şey:

Hz. Nûh’un Allah’ın emriyle bir gemi yaptığı ve kurtuluşun bununla gerçekleştiğidir.

8️⃣ Tufan Bütün Dünyayı mı Kapladı ❓​

Kur’an tufanın:

Hz. Nûh’un kavmi için büyük bir yıkım olduğunu

açıkça anlatır.

Ancak tufanın:

modern anlamda bütün yerküreyi kapsayıp kapsamadığı

konusunda farklı yorumlar bulunmaktadır.

Bazıları:

küresel tufan

olarak anlamıştır.

Bazıları ise:

Hz. Nûh’un kavminin bulunduğu geniş bölgeyi etkileyen

büyük bir tufan olarak yorumlamıştır.

Ayetin temel amacı:

coğrafi kapsamı teknik biçimde belirlemekten çok:

inkârın sonucu ve kurtuluş mesajıdır.

9️⃣ Bilim Nûh Tufanını Kanıtlıyor mu ❓​

Dünyanın çeşitli bölgelerinde geçmişte:

çok büyük seller ve taşkınlar yaşandığı

bilinmektedir.

Ancak jeoloji açısından bütün yerküreyi aynı anda kaplayan yakın tarihli tek bir küresel tufanı:

kesin bilimsel gerçek

olarak sunmak doğru olmaz.

Kur’an kıssasının teolojik mesajı:

bilimsel jeoloji tartışmasından daha geniştir.

Buradaki esas vurgu:

uyarıyı reddetmenin sonucu ve iman edenlerin kurtuluşudur.

🔟 “Ayetlerimizi Yalanlayanları Boğduk” Ne Demektir ❓​

Buradaki ifade:

kavmin tufanda hayatını kaybettiğini

bildirir.

Bu sonucun:

onların ayetlere karşı tavrıyla

ilişkili olduğu vurgulanır.

Yani kıssa:

doğal olayın yalnız fiziksel tarafını değil;

ahlaki anlamını

anlatır.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet Allah’ın Merhametiyle Çelişir mi ❓​

Bu soru önemlidir.

Kur’an’ın anlatısında aynı Allah:

önce:

peygamber gönderir,

uyarır,

nasihat eder,

dönüş için fırsat verir.

Azap:

uyarı olmadan gelmez.

Dolayısıyla kıssanın içinde:

yalnız ceza değil;

uzun bir rahmet ve dönüş fırsatı dönemi

de vardır.

1️⃣2️⃣ Rahmet ile Adalet Birbirine Zıt mıdır ❓​

Hayır.

Rahmet:

her yanlışı sonuçsuz bırakmak

demek değildir.

Adalet de:

öfke ile cezalandırmak

demek değildir.

Kur’an’ın anlatımında:

rahmet insana dönüş kapısı açar.

Adalet ise:

ısrarlı zulüm ve reddin sonucunu

ortaya çıkarır.

Bu nedenle:

rahmet ve adalet birbirini tamamlayan kavramlardır.

1️⃣3️⃣ Hz. Nûh’un Kurtuluşu Bize Ne Öğretir ❓​

Bazen çoğunluk:

bir insanın karşısında olabilir.

Hakikati savunan kişi:

çok az kişiyle birlikte kalabilir.

Ama Kur’an’ın verdiği mesaj:

doğruluğu:

kalabalığın sayısına bağlamamaktır.

Kurtuluş:

çoğunlukta olmaya değil, Allah’a bağlılığa

bağlanır.

1️⃣4️⃣ Kalabalık Olmak Neden Güven Vermeyebilir ❓​

Çünkü çoğunluk:

yanılmaz değildir.

Binlerce insan:

aynı yanlışı paylaşabilir.

Toplumun genel kanaati:

hakikatin otomatik ölçüsü değildir.

Hz. Nûh kıssası:

az sayıda insanın kurtulduğu,

kalabalığın ise yanlışta ısrar ettiği

bir tablo sunar.

Bu yüzden:

sayı ile doğruluk aynı şey değildir.

1️⃣5️⃣ “Onlar Kör Bir Topluluktu” Ne Demektir ❓​

Buradaki körlük:

fiziksel göz körlüğü değildir.

Onlar:

görüyor,

işitiyor,

yaşıyorlardı.

Ama hakikatin işaretlerini:

görmezden geliyorlardı.

Bu nedenle körlük:

basiret eksikliği

olarak anlaşılır.

1️⃣6️⃣ İnsan Gözü Açıkken Nasıl “Kör” Olabilir ❓​

İnsan bir şeyi:

gözleriyle görebilir

ama anlamını görmek istemeyebilir.

Örneğin:

kendi hatasını gösteren deliller önünde olabilir.

Fakat kibir:

onu kabul etmesine engel olabilir.

Bu durumda mesele:

gözün görmemesi değil;

kalbin kabul etmemesidir.

1️⃣7️⃣ Manevi Körlüğün Sebepleri Neler Olabilir ❓​

Bunlar arasında:

kibir,

çıkar,

inat,

alışkanlık,

toplum baskısı,

önyargı

sayılabilir.

İnsan hakikati kabul ederse:

hayatını değiştirmesi gerekebilir.

Bazen değişmemek için:

gerçeği görmemeyi seçebilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 63. ve 64. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Nûh:
kavmine neden uyarı gönderildiğini açıklamıştı:

“Sakınmanız ve rahmete ulaşmanız için.”

  1. ayette ise:
bu uyarıyı reddedenlerin sonucu

anlatılır.

Bir tarafta:

rahmet kapısı

vardır.

Diğer tarafta:

ısrarlı reddin sonucu.

Bu iki ayet birlikte şunu gösterir:

Allah’ın uyarısı:

insanı cezaya götürmek için değil;

cezadan kurtarmak için gelir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 64. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 64. ayet Hz. Nûh kıssasında:

uyarının artık sonuç aşamasına geçtiğini

gösterir.

Hz. Nûh:

uzun süre anlatmıştır.

Nasihat etmiştir.

Uyarmıştır.

Kavmine:

“Sizin için korkuyorum.”

demiştir.

Onlara:

rahmete giden yolu

göstermiştir.

Ama kavmi:

onu yalanlamıştır.

Sonunda:

Hz. Nûh ve onunla birlikte olanlar

kurtarılır.

İnkârda ısrar edenler ise:

tufanla karşılaşır.

Bu kıssa insana çok önemli bir gerçeği hatırlatır:

Bir sonucun hemen gelmemesi, hiçbir zaman gelmeyeceği anlamına gelmez.

İnsan bazen:

yanlış yapar.

Bir şey olmaz.

Tekrar yapar.

Yine bir şey olmaz.

Sonra:

“Demek ki sorun yok.”

diye düşünmeye başlayabilir.

Oysa geciken sonuç:

yanlışın doğru olduğu anlamına gelmez.

Bazen insana:

dönmesi için zaman veriliyordur.

Bu yüzden erteleme dönemini:

güvenlik

olarak değil;

fırsat

olarak görmek gerekir.

Ayetin sonundaki:

“Onlar kör bir topluluktu.”

ifadesi ise belki de en ağır uyarıdır.

Çünkü insanın önünde:

delil olabilir.

Uyarı olabilir.

Nasihat olabilir.

Ama insan:

görmek istemiyorsa

bunların hiçbirinden yararlanmayabilir.

Bu nedenle en tehlikeli körlük:

gözlerin kapalı olması değil;

hakikat karşısında kalbin kapalı olmasıdır.

Belki de A‘râf 64’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bir yanlışın sonucu henüz karşımıza çıkmadığı için kendimizi güvende mi sanıyoruz, yoksa bize verilen zamanı düzeltme fırsatı olarak mı görüyoruz?

Çünkü bazen en büyük rahmet:

sonucun gecikmesidir.

Ama gecikme:

sonsuz erteleme değildir.


“Yanlışın bedeli hemen gelmiyorsa bunu onay sanma; bazen sana verilen şey güvence değil, dönüş için zamandır. Akıllı insan sonucu beklemeden uyarıyı ciddiye alır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt