A‘râf Suresi 66. Ayette “Kavminin İnkâr Eden İleri Gelenleri ‘Biz Seni Bir Akılsızlık İçinde Görüyoruz ve Seni Kesinlikle Yalancılardan Sanıyoruz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bir fikri çürütemediğinde bazen fikri söyleyenin aklına ve karakterine saldırır. Oysa hakaret, gerçeğin yerini tutmaz; yalnızca tartışmanın seviyesini düşürür.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 65. ayetinde Hz. Hûd Âd kavmine:
“Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?”
diye seslenmişti.
- ayette kavminin ileri gelenlerinin cevabı gelir:
Bu cevap, Hz. Nûh’un kavminin verdiği tepkiye çok benzer.
Nûh Peygamber’e:
“Sapıklık içindesin.”
denilmişti.
Hûd Peygamber’e ise:
“Akılsızsın ve yalancısın.”
deniliyor.
Yani mesajın içeriğine cevap vermek yerine:
peygamberin aklı ve güvenilirliği hedef alınıyor.
Bu da bize çok eski ve çok yaygın bir insan davranışını gösterir:
Bir düşünceyi tartışmak yerine:
o düşünceyi söyleyen kişiyi itibarsızlaştırmak.
“Kavminin İnkâr Eden İleri Gelenleri” Kimlerdir
Burada toplumun:etkili,
söz sahibi,
güçlü
kesimlerinden söz edilir.
Kur’an’da bu tür kişiler için sıkça:
mele’
ifadesi kullanılır.
Bunlar:
yöneticiler,
zenginler,
kanaat önderleri,
toplumsal nüfuzu bulunan kişiler
olabilir.
Mesaj onların düzenini etkilediğinde:
direnç de çoğu zaman onlardan gelir.
Neden Yine İleri Gelenler Tepki Gösteriyor
Çünkü Hz. Hûd’un çağrısı:sadece bireysel ibadeti değil,
toplumun değer sistemini de
sorgulatmaktadır.
Eğer toplumun gücü:
putlara,
kabile üstünlüğüne,
servete,
gösterişe
dayanıyorsa,
“Yalnız Allah’a kulluk edin.”
sözü mevcut yapıyı sarsabilir.
Bu nedenle hakikat bazen:
en çok çıkar kaybedecek olanları rahatsız eder.
“Seni Bir Akılsızlık İçinde Görüyoruz” Ne Demektir
Buradaki ifade:Hz. Hûd’un:
sağlıklı düşünmediğini,
akılsızca davrandığını
iddia etmektedir.
Yani onlar:
“Senin söylediğin yanlış.”
demekle yetinmiyor.
Adeta:
“Sen zaten aklı başında biri değilsin.”
diyorlar.
Bu:
fikre değil,
kişinin zihinsel yeterliliğine saldırıdır.
Birine “Akılsız” Demek Neden Tartışma Değildir
Çünkü:“Sen akılsızsın.”
demek,
söylenen fikrin neden yanlış olduğunu
göstermez.
Bir düşünceye cevap vermek için:
delil,
gerekçe,
karşı argüman
gerekir.
Hakaret:
bunların yerini tutmaz.
Bu nedenle kişiye saldırmak:
mantıksal cevap değildir.
İnsan Neden Karşısındakinin Aklını Hedef Alır
Çünkü bu:mesajı dinlememek için kolay bir yol olabilir.
Eğer karşı tarafı:
“Aptal.”
“Deli.”
“Cahil.”
ilan ederseniz,
onu dinleme zorunluluğu hissetmeyebilirsiniz.
Böylece insan:
fikri değerlendirmek yerine:
fikrin sahibini geçersiz ilan eder.
“Seni Yalancılardan Sanıyoruz” Ne Anlama Gelir
Bu ikinci suçlama:Hz. Hûd’un dürüstlüğünü hedef alır.
Yani onlar:
yalnızca aklını değil,
ahlaki karakterini de
sorgular.
Adeta:
“Sen doğruyu söylemiyorsun.”
demektedirler.
Bu çok ağır bir suçlamadır.
Çünkü peygamberlikte:
güvenilirlik
temel bir niteliktir.
Birini “Yalancı” İlan Etmek İçin Delil Gerekmez mi
Elbette gerekir.Bir insan hakkında:
“Yalan söylüyor.”
demek için:
söylediği şeyin yanlış olduğunu,
bunu bildiği hâlde kasıtlı olarak çarpıttığını
göstermek gerekir.
Aksi hâlde bu:
yalnızca:
itibar zedeleyici bir itham
olur.
Hz. Hûd Neden Hem “Akılsız” Hem “Yalancı” İlan Ediliyor
Bu iki suçlama birlikte düşünüldüğünde:mesajı bütünüyle etkisizleştirmeye yönelik bir tavır ortaya çıkar.
Eğer:
“Akılsız.”
derseniz:
sözüne güvenilmez.
Eğer:
“Yalancı.”
derseniz:
niyetine güvenilmez.
Böylece:
hem zihni,
hem karakteri
hedef alınır.
Ama yine de asıl soru cevapsız kalır:
Hûd’un söylediği şey gerçekten yanlış mı?
İnsan Bir Mesajı Reddetmek İçin Haberciyi Kötüleyebilir mi
Evet.Bu çok sık görülen bir savunma biçimidir.
Bir doktor:
“Bu alışkanlık sana zarar veriyor.”
der.
Hasta:
doktorun kişiliğine saldırabilir.
Bir arkadaş:
“Bu davranış doğru değil.”
der.
Karşı taraf:
“Sen kimsin bana bunu söyleyecek?”
diye cevap verebilir.
Böylece:
mesaj yerine haberci tartışılır.
Hakaret İnsanları İkna Eder mi
Genellikle sağlıklı biçimde etmez.Hakaret:
karşı tarafın savunmaya geçmesine,
öfkenin artmasına,
tartışmanın sertleşmesine
neden olabilir.
İkna için:
saygı,
delil,
açıklık
çok daha etkilidir.
Hz. Hûd’a yöneltilen sözler:
ikna değil, itibarsızlaştırma
örneğidir.

Bir Toplum Peygamberini Neden “Akılsız” Görebilir
Çünkü peygamber:toplumun normal kabul ettiği şeylere
karşı çıkabilir.
Âd kavmi:
gücünü,
medeniyetini,
inanç sistemini
doğru görüyor olabilir.
Hûd ise:
“Bunların merkezindeki düşünce yanlış.”
diyor.
Toplum açısından:
yerleşik düzene karşı çıkan kişi:
mantıksız
gibi görünebilir.

Toplumun “Normal” Dediği Şey Her Zaman Doğru mudur
Hayır.Normal:
çok kişinin yaptığı
veya uzun süredir yapılan şeydir.
Ama ahlaken doğru:
başka bir ölçüdür.
Bir toplumda:
adaletsizlik normalleşebilir.
Yalan normalleşebilir.
Ayrımcılık normalleşebilir.
Bu yüzden:
“Herkes böyle yapıyor.”
sözü tek başına:
doğruluk ölçüsü değildir.

Farklı Düşünen İnsanı “Deli” veya “Akılsız” İlan Etmek Neden Tehlikelidir
Çünkü bu:düşünce özgürlüğünü bastırabilir.
İnsanlar:
alay edilmek,
küçümsenmek,
dışlanmak
korkusuyla soru sormaktan vazgeçebilir.
Böyle bir toplumda:
yanlışlar:
eleştirilemeden
devam edebilir.
Sağlıklı toplum:
farklı görüşü hakaret etmeden tartışabilir.

Her Farklı Görüş Değerli midir
Her görüş:doğru olmak zorunda değildir.
Bazı görüşler:
yanlış,
zararlı,
mantıksız
olabilir.
Ama bir görüşü yanlış bulduğumuzda:
onu neden yanlış bulduğumuzu:
gerekçeyle açıklamak
gerekir.
İnsanlara hakaret etmek:
eleştiri değildir.

Bir İnsanın İtibarını Zedelemek Neden Etkili Bir Yöntem Olabilir
Çünkü toplum:kişilere güven üzerinden
karar verebilir.
Eğer birini:
yalancı,
akılsız,
tehlikeli
olarak tanıtırsanız,
insanlar onun söylediklerini:
dinlemeden reddedebilir.
Bu yüzden itibarsızlaştırma:
hakikat tartışmalarında:
çok güçlü ama adaletsiz bir araç
olabilir.

Böyle Bir Suçlamaya Karşı En Doğru Cevap Ne Olabilir
Bir sonraki ayette Hz. Hûd’un cevabı gelir.Ama bu ayetten bile şu ilke çıkarılabilir:
İnsan:
hakarete hemen hakaretle
karşılık vermemelidir.
Önce:
iddianın yanlışlığını açıklamak,
sonra:
kendi mesajını net biçimde sürdürmek
daha sağlıklı olabilir.
Çünkü:
öfke mesajın önüne geçmemelidir.

Kendi Fikrimize Güvenmek ile Eleştiriye Kapanmak Arasında Fark Var mıdır
Evet.İnsan:
fikrinden emin olabilir.
Ama yine de:
karşı delilleri
dinleyebilir.
Kibir ise:
“Ben zaten kesin doğruyum; hiçbir şeyi dinlemem.”
der.
Sağlıklı özgüven:
hem kendini savunabilir
hem de:
yanlışsa düzelmeye açık kalabilir.

A‘râf Suresi 65. ve 66. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Hûd:
Allah’a kulluk edin, O’ndan başka ilahınız yoktur.
diye seslenmişti.
- ayette kavmin ileri gelenleri:
der.
Yani:
bir tarafta:
tevhid çağrısı,
diğer tarafta:
kişisel saldırı.
Bu iki ayet birlikte:
hakikat karşısında insanların bazen:
delil yerine:
etiket kullanabildiğini
gösterir.

Sonuç: A‘râf Suresi 66. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 66. ayet Âd kavminin Hz. Hûd’a verdiği ilk tepkiyi gösterir.Hûd:
“Allah’a kulluk edin.”
demiştir.
Kavmin ileri gelenleri ise:
“Sen akılsızsın.”
ve:
“Sen yalancısın.”
anlamına gelen ağır suçlamalar yöneltmiştir.
Dikkat edilirse burada:
mesajın içeriği hakkında güçlü bir cevap yoktur.
Bunun yerine:
mesajı getiren kişinin itibarı hedef alınmıştır.
Bu tavır bugün de çok tanıdıktır.
Bir insanın fikrine katılmayınca:
“Bu söylediği neden yanlış?”
diye sormak yerine:
“Bu adam zaten kim?”
denebilir.
İnsan:
eğitimiyle,
geçmişiyle,
görünüşüyle,
kişiliğiyle
hedef alınabilir.
Böylece asıl tartışma:
ortadan kaybolur.
Ayet bize:
çok basit ama çok önemli bir düşünce disiplini öğretir:
Sözü, söyleyenden ayırarak değerlendirebilmek.
Bir insan kötü biri olabilir ama:
söylediği belirli bir şey doğru olabilir.
Bir insan çok sevdiğimiz biri olabilir ama:
söylediği belirli bir şey yanlış olabilir.
Bu nedenle:
kişiye duyduğumuz sevgi veya öfke
hakikatin ölçüsü olmamalıdır.
Ayrıca birini:
“akılsız”
veya:
“yalancı”
ilan etmeden önce:
çok dikkatli olmak gerekir.
Çünkü insanlar hakkında verilen ağır hükümler:
adalet gerektirir.
Belki de A‘râf 66’nın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir düşünce hoşumuza gitmediğinde gerçekten onu çürütmeye mi çalışıyoruz, yoksa düşünmek zorunda kalmamak için onu söyleyen kişiyi mi küçümsüyoruz?
Çünkü hakikat:
hakaretle yenilmez.
Bir fikrin yanlış olduğunu göstermek için:
daha doğru bir fikir, daha sağlam bir delil ve daha dürüst bir tartışma gerekir.
“Bir insana ‘akılsız’ veya ‘yalancı’ demek kolaydır; zor olan, söylediği sözün neden yanlış olduğunu gösterebilmektir. Hakikate güvenen kişi etikete değil, delile ihtiyaç duyar.”
Ersan Karavelioğlu