📖 A‘râf Suresi 66. Ayette “Kavminin İnkâr Eden İleri Gelenleri ‘Biz Seni Bir Akılsızlık İçinde Görüyoruz ve Seni Kesinlikle Yalancılardan Sanıyoruz’

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,685
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 66. Ayette “Kavminin İnkâr Eden İleri Gelenleri ‘Biz Seni Bir Akılsızlık İçinde Görüyoruz ve Seni Kesinlikle Yalancılardan Sanıyoruz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan bir fikri çürütemediğinde bazen fikri söyleyenin aklına ve karakterine saldırır. Oysa hakaret, gerçeğin yerini tutmaz; yalnızca tartışmanın seviyesini düşürür.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 65. ayetinde Hz. Hûd Âd kavmine:

“Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?”

diye seslenmişti.

  1. ayette kavminin ileri gelenlerinin cevabı gelir:
“Kavminden inkâr eden ileri gelenler, ‘Biz seni bir akılsızlık içinde görüyoruz ve seni kesinlikle yalancılardan sanıyoruz’ dediler.”

Bu cevap, Hz. Nûh’un kavminin verdiği tepkiye çok benzer.

Nûh Peygamber’e:

“Sapıklık içindesin.”

denilmişti.

Hûd Peygamber’e ise:

“Akılsızsın ve yalancısın.”

deniliyor.

Yani mesajın içeriğine cevap vermek yerine:

peygamberin aklı ve güvenilirliği hedef alınıyor.

Bu da bize çok eski ve çok yaygın bir insan davranışını gösterir:

Bir düşünceyi tartışmak yerine:

o düşünceyi söyleyen kişiyi itibarsızlaştırmak.

1️⃣ “Kavminin İnkâr Eden İleri Gelenleri” Kimlerdir ❓​

Burada toplumun:

etkili,

söz sahibi,

güçlü

kesimlerinden söz edilir.

Kur’an’da bu tür kişiler için sıkça:

mele’

ifadesi kullanılır.

Bunlar:

yöneticiler,

zenginler,

kanaat önderleri,

toplumsal nüfuzu bulunan kişiler

olabilir.

Mesaj onların düzenini etkilediğinde:

direnç de çoğu zaman onlardan gelir.

2️⃣ Neden Yine İleri Gelenler Tepki Gösteriyor ❓​

Çünkü Hz. Hûd’un çağrısı:

sadece bireysel ibadeti değil,

toplumun değer sistemini de

sorgulatmaktadır.

Eğer toplumun gücü:

putlara,

kabile üstünlüğüne,

servete,

gösterişe

dayanıyorsa,

“Yalnız Allah’a kulluk edin.”

sözü mevcut yapıyı sarsabilir.

Bu nedenle hakikat bazen:

en çok çıkar kaybedecek olanları rahatsız eder.

3️⃣ “Seni Bir Akılsızlık İçinde Görüyoruz” Ne Demektir ❓​

Buradaki ifade:

Hz. Hûd’un:

sağlıklı düşünmediğini,

akılsızca davrandığını

iddia etmektedir.

Yani onlar:

“Senin söylediğin yanlış.”

demekle yetinmiyor.

Adeta:

“Sen zaten aklı başında biri değilsin.”

diyorlar.

Bu:

fikre değil,

kişinin zihinsel yeterliliğine saldırıdır.

4️⃣ Birine “Akılsız” Demek Neden Tartışma Değildir ❓​

Çünkü:

“Sen akılsızsın.”

demek,

söylenen fikrin neden yanlış olduğunu

göstermez.

Bir düşünceye cevap vermek için:

delil,

gerekçe,

karşı argüman

gerekir.

Hakaret:

bunların yerini tutmaz.

Bu nedenle kişiye saldırmak:

mantıksal cevap değildir.

5️⃣ İnsan Neden Karşısındakinin Aklını Hedef Alır ❓​

Çünkü bu:

mesajı dinlememek için kolay bir yol olabilir.

Eğer karşı tarafı:

“Aptal.”

“Deli.”

“Cahil.”


ilan ederseniz,

onu dinleme zorunluluğu hissetmeyebilirsiniz.

Böylece insan:

fikri değerlendirmek yerine:

fikrin sahibini geçersiz ilan eder.

6️⃣ “Seni Yalancılardan Sanıyoruz” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ikinci suçlama:

Hz. Hûd’un dürüstlüğünü hedef alır.

Yani onlar:

yalnızca aklını değil,

ahlaki karakterini de

sorgular.

Adeta:

“Sen doğruyu söylemiyorsun.”

demektedirler.

Bu çok ağır bir suçlamadır.

Çünkü peygamberlikte:

güvenilirlik

temel bir niteliktir.

7️⃣ Birini “Yalancı” İlan Etmek İçin Delil Gerekmez mi ❓​

Elbette gerekir.

Bir insan hakkında:

“Yalan söylüyor.”

demek için:

söylediği şeyin yanlış olduğunu,

bunu bildiği hâlde kasıtlı olarak çarpıttığını

göstermek gerekir.

Aksi hâlde bu:

yalnızca:

itibar zedeleyici bir itham

olur.

8️⃣ Hz. Hûd Neden Hem “Akılsız” Hem “Yalancı” İlan Ediliyor ❓​

Bu iki suçlama birlikte düşünüldüğünde:

mesajı bütünüyle etkisizleştirmeye yönelik bir tavır ortaya çıkar.

Eğer:

“Akılsız.”

derseniz:

sözüne güvenilmez.

Eğer:

“Yalancı.”

derseniz:

niyetine güvenilmez.

Böylece:

hem zihni,

hem karakteri

hedef alınır.

Ama yine de asıl soru cevapsız kalır:

Hûd’un söylediği şey gerçekten yanlış mı?

9️⃣ İnsan Bir Mesajı Reddetmek İçin Haberciyi Kötüleyebilir mi ❓​

Evet.

Bu çok sık görülen bir savunma biçimidir.

Bir doktor:

“Bu alışkanlık sana zarar veriyor.”

der.

Hasta:

doktorun kişiliğine saldırabilir.

Bir arkadaş:

“Bu davranış doğru değil.”

der.

Karşı taraf:

“Sen kimsin bana bunu söyleyecek?”

diye cevap verebilir.

Böylece:

mesaj yerine haberci tartışılır.

🔟 Hakaret İnsanları İkna Eder mi ❓​

Genellikle sağlıklı biçimde etmez.

Hakaret:

karşı tarafın savunmaya geçmesine,

öfkenin artmasına,

tartışmanın sertleşmesine

neden olabilir.

İkna için:

saygı,

delil,

açıklık

çok daha etkilidir.

Hz. Hûd’a yöneltilen sözler:

ikna değil, itibarsızlaştırma

örneğidir.

1️⃣1️⃣ Bir Toplum Peygamberini Neden “Akılsız” Görebilir ❓​

Çünkü peygamber:

toplumun normal kabul ettiği şeylere

karşı çıkabilir.

Âd kavmi:

gücünü,

medeniyetini,

inanç sistemini

doğru görüyor olabilir.

Hûd ise:

“Bunların merkezindeki düşünce yanlış.”

diyor.

Toplum açısından:

yerleşik düzene karşı çıkan kişi:

mantıksız

gibi görünebilir.

1️⃣2️⃣ Toplumun “Normal” Dediği Şey Her Zaman Doğru mudur ❓​

Hayır.

Normal:

çok kişinin yaptığı

veya uzun süredir yapılan şeydir.

Ama ahlaken doğru:

başka bir ölçüdür.

Bir toplumda:

adaletsizlik normalleşebilir.

Yalan normalleşebilir.

Ayrımcılık normalleşebilir.

Bu yüzden:

“Herkes böyle yapıyor.”

sözü tek başına:

doğruluk ölçüsü değildir.

1️⃣3️⃣ Farklı Düşünen İnsanı “Deli” veya “Akılsız” İlan Etmek Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü bu:

düşünce özgürlüğünü bastırabilir.

İnsanlar:

alay edilmek,

küçümsenmek,

dışlanmak

korkusuyla soru sormaktan vazgeçebilir.

Böyle bir toplumda:

yanlışlar:

eleştirilemeden

devam edebilir.

Sağlıklı toplum:

farklı görüşü hakaret etmeden tartışabilir.

1️⃣4️⃣ Her Farklı Görüş Değerli midir ❓​

Her görüş:

doğru olmak zorunda değildir.

Bazı görüşler:

yanlış,

zararlı,

mantıksız

olabilir.

Ama bir görüşü yanlış bulduğumuzda:

onu neden yanlış bulduğumuzu:

gerekçeyle açıklamak

gerekir.

İnsanlara hakaret etmek:

eleştiri değildir.

1️⃣5️⃣ Bir İnsanın İtibarını Zedelemek Neden Etkili Bir Yöntem Olabilir ❓​

Çünkü toplum:

kişilere güven üzerinden

karar verebilir.

Eğer birini:

yalancı,

akılsız,

tehlikeli


olarak tanıtırsanız,

insanlar onun söylediklerini:

dinlemeden reddedebilir.

Bu yüzden itibarsızlaştırma:

hakikat tartışmalarında:

çok güçlü ama adaletsiz bir araç

olabilir.

1️⃣6️⃣ Böyle Bir Suçlamaya Karşı En Doğru Cevap Ne Olabilir ❓​

Bir sonraki ayette Hz. Hûd’un cevabı gelir.

Ama bu ayetten bile şu ilke çıkarılabilir:

İnsan:

hakarete hemen hakaretle

karşılık vermemelidir.

Önce:

iddianın yanlışlığını açıklamak,

sonra:

kendi mesajını net biçimde sürdürmek

daha sağlıklı olabilir.

Çünkü:

öfke mesajın önüne geçmemelidir.

1️⃣7️⃣ Kendi Fikrimize Güvenmek ile Eleştiriye Kapanmak Arasında Fark Var mıdır ❓​

Evet.

İnsan:

fikrinden emin olabilir.

Ama yine de:

karşı delilleri

dinleyebilir.

Kibir ise:

“Ben zaten kesin doğruyum; hiçbir şeyi dinlemem.”

der.

Sağlıklı özgüven:

hem kendini savunabilir

hem de:

yanlışsa düzelmeye açık kalabilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 65. ve 66. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Hûd:
kavmine:

Allah’a kulluk edin, O’ndan başka ilahınız yoktur.

diye seslenmişti.

  1. ayette kavmin ileri gelenleri:
“Seni akılsız görüyoruz ve seni yalancılardan sayıyoruz.”

der.

Yani:

bir tarafta:

tevhid çağrısı,

diğer tarafta:

kişisel saldırı.

Bu iki ayet birlikte:

hakikat karşısında insanların bazen:

delil yerine:

etiket kullanabildiğini

gösterir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 66. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 66. ayet Âd kavminin Hz. Hûd’a verdiği ilk tepkiyi gösterir.

Hûd:

“Allah’a kulluk edin.”

demiştir.

Kavmin ileri gelenleri ise:

“Sen akılsızsın.”

ve:

“Sen yalancısın.”

anlamına gelen ağır suçlamalar yöneltmiştir.

Dikkat edilirse burada:

mesajın içeriği hakkında güçlü bir cevap yoktur.

Bunun yerine:

mesajı getiren kişinin itibarı hedef alınmıştır.

Bu tavır bugün de çok tanıdıktır.

Bir insanın fikrine katılmayınca:

“Bu söylediği neden yanlış?”

diye sormak yerine:

“Bu adam zaten kim?”

denebilir.

İnsan:

eğitimiyle,

geçmişiyle,

görünüşüyle,

kişiliğiyle

hedef alınabilir.

Böylece asıl tartışma:

ortadan kaybolur.

Ayet bize:

çok basit ama çok önemli bir düşünce disiplini öğretir:

Sözü, söyleyenden ayırarak değerlendirebilmek.

Bir insan kötü biri olabilir ama:

söylediği belirli bir şey doğru olabilir.

Bir insan çok sevdiğimiz biri olabilir ama:

söylediği belirli bir şey yanlış olabilir.

Bu nedenle:

kişiye duyduğumuz sevgi veya öfke

hakikatin ölçüsü olmamalıdır.

Ayrıca birini:

“akılsız”

veya:

“yalancı”

ilan etmeden önce:

çok dikkatli olmak gerekir.

Çünkü insanlar hakkında verilen ağır hükümler:

adalet gerektirir.

Belki de A‘râf 66’nın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bir düşünce hoşumuza gitmediğinde gerçekten onu çürütmeye mi çalışıyoruz, yoksa düşünmek zorunda kalmamak için onu söyleyen kişiyi mi küçümsüyoruz?

Çünkü hakikat:

hakaretle yenilmez.

Bir fikrin yanlış olduğunu göstermek için:

daha doğru bir fikir, daha sağlam bir delil ve daha dürüst bir tartışma gerekir.


“Bir insana ‘akılsız’ veya ‘yalancı’ demek kolaydır; zor olan, söylediği sözün neden yanlış olduğunu gösterebilmektir. Hakikate güvenen kişi etikete değil, delile ihtiyaç duyar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt