📖 A‘râf Suresi 63. Ayette “Sizi Uyarması ve Sakınmanız İçin, İçinizden Bir Adam Aracılığıyla Rabbinizden Size Bir Öğüt Gelmesine mi Şaştınız?”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,683
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 63. Ayette “Sizi Uyarması ve Sakınmanız İçin, İçinizden Bir Adam Aracılığıyla Rabbinizden Size Bir Öğüt Gelmesine mi Şaştınız?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan bazen hakikatin uzaklardan, olağanüstü bir biçimde gelmesini bekler; oysa en önemli uyarı bazen kendi içinden, tanıdığı bir insanın diliyle gelir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 62. ayetinde Hz. Nûh:

“Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından sizin bilmediklerinizi biliyorum.”

demişti.

  1. ayette ise kavminin şaşkınlığına cevap verir:
“Sizi uyarması ve sakınmanız için, böylece rahmete erişesiniz diye, içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir öğüt gelmesine mi şaştınız?”

Bu ayet çok temel bir soruya cevap verir:

Allah neden insanlara bir insan peygamber gönderir?

Kavim için sorunlardan biri şudur:

Hz. Nûh:

onların içinden biridir.

Yer.

İçer.

Konuşur.

Yaşar.

Onlar gibi bir insandır.

Bu yüzden:

“Allah mesaj gönderecekse neden bizim gibi bir insan üzerinden gönderiyor?”

şeklinde düşünmüş olabilirler.

Kur’an ise tam tersine bunu:

garip değil,

hikmetli ve anlaşılır

bir durum olarak sunar.

1️⃣ “Size Bir Öğüt Gelmesine mi Şaştınız?” Ne Demektir ❓​

Ayet kavmin şaşkınlığını sorgular.

Yani:

Allah’ın insanlara:

rehberlik,

uyarı,

öğüt

göndermesi neden şaşırtıcı olsun?

İnsan hata yapabilir.

Yanlış yola sapabilir.

Gerçeği unutabilir.

Bu nedenle vahiy:

insanın ihtiyaç duyduğu hatırlatmadır.

2️⃣ Neden İnsanlar Peygamberin İnsan Olmasına Şaşırmıştır ❓​

Çünkü bazı insanlar:

ilahi mesajın:

insanüstü,

olağanüstü,

melek benzeri

bir varlık üzerinden gelmesini bekleyebilir.

Fakat Kur’an’da peygamberler:

insandır.

Çünkü mesaj:

insan hayatının içinde uygulanacaktır.

3️⃣ Peygamberin İnsan Olmasının Hikmeti Nedir ❓​

İnsan peygamber:

insanların yaşadığı hayatı yaşar.

Acıkır.

Üzülür.

Sevinir.

Zorlukla karşılaşır.

Aile kurar.

Toplum içinde yaşar.

Böylece insanlara:

yalnızca teorik emirler vermez;

o emirlerin insan hayatında nasıl yaşanabileceğini de gösterir.

4️⃣ Bir Melek Peygamber Olsaydı İnsanlar Ne Diyebilirdi ❓​

Muhtemelen:

“O melek, biz insanız.”

diyebilirlerdi.

“Onun yapabildiğini biz yapamayız.”

diye düşünebilirlerdi.

İnsan peygamber ise:

aynı insan doğasına sahip olduğu için:

örnek alınabilir.

5️⃣ “İçinizden Bir Adam” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Nûh:

başka bir dünyadan gelen yabancı biri değildir.

Kavmi:

onu tanımaktadır.

Hayatını bilmektedir.

Dilini bilir.

Onlarla aynı toplumda yaşar.

Bu da peygamberin:

mesajının anlaşılmasını

kolaylaştırır.

Allah’ın elçisinin:

insanların içinden olması yakınlık oluşturur.

6️⃣ Allah Neden Mesajını Doğrudan Her İnsana Ayrı Ayrı Vermiyor ❓​

İslam inancında Allah:

peygamberler aracılığıyla vahiy gönderir.

Bu sistem:

ortak bir mesajın,

toplumsal biçimde aktarılmasını sağlar.

Eğer herkes:

“Allah bana şöyle söyledi.”

iddiasında bulunabilseydi,

doğru ile kişisel iddia arasındaki ayrım:

çok daha karmaşık hâle gelebilirdi.

Peygamberlik:

vahyin güvenilir aktarım düzenidir.

7️⃣ Ayetteki “Zikir” veya “Öğüt” Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki anlam:

hatırlatma,

uyarı,

öğüt,

vahiy

çerçevesindedir.

İnsan bazen:

bildiği doğruları bile

unutabilir.

Bu nedenle vahiy:

sadece hiç bilinmeyen şeyleri öğretmez.

Bazen:

insanın vicdanında bildiği hakikati de yeniden hatırlatır.

8️⃣ İnsan Neden Sürekli Hatırlatmaya İhtiyaç Duyar ❓​

Çünkü insan:

unutkandır.

Bir şeyi bugün öğrenir.

Yarın:

günlük hayat,

çıkarlar,

öfke,

alışkanlıklar

onu gölgeleyebilir.

Örneğin herkes:

adaletin iyi olduğunu bilir.

Ama çıkarı devreye girdiğinde:

adaleti unutabilir.

Bu nedenle:

hatırlatma ahlaki hayatın önemli bir parçasıdır.

9️⃣ “Sizi Uyarması İçin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Peygamber:

yalnız güzel haber getirmez.

Tehlikeyi de bildirir.

Yanlışın:

sonucu olduğunu

hatırlatır.

Bu uyarı:

insanı korkutmak için değil;

yanlıştan dönmesi için

yapılır.

🔟 Uyarı ile Korkutma Arasında Fark Var mıdır ❓​

Evet.

Korkutmanın amacı:

insanı psikolojik olarak ezmek

olabilir.

Uyarının amacı ise:

tehlikeden korumaktır.

Örneğin:

“Bu yol çökmüş, oradan gitme.”

demek:

korkutma değil,

korumadır.

Peygamberlerin azap uyarıları da:

dönüş fırsatı vermek

içindir.

1️⃣1️⃣ “Sakınmanız İçin” Ne Demektir ❓​

Ayette:

takvâ

anlam alanına giren bir ifade vardır.

Takvâ:

Allah’a karşı sorumluluk bilinci,

yanlıştan sakınma,

kendini koruma

anlamlarını taşır.

Yani amaç:

insanın sürekli korku içinde yaşaması değil;

davranışlarına dikkat etmesidir.

1️⃣2️⃣ Takvâ Sadece Günah İşlememek midir ❓​

Hayır.

Takvâ:

yalnız kaçınma değildir.

Aynı zamanda:

doğruyu seçmek,

adaletli davranmak,

emaneti korumak,

vicdanlı olmak

gibi olumlu davranışları da içerir.

Takvâ:

insanın hayatına Allah bilinciyle yön vermesidir.

1️⃣3️⃣ “Böylece Rahmete Erişesiniz” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonu çok önemlidir.

Uyarının amacı:

cezalandırmak değil;

rahmete ulaştırmaktır.

Yani süreç şöyledir:

Öğüt gelir.

İnsan uyarılır.

Yanlıştan sakınır.

Sonunda:

Allah’ın rahmetine yaklaşır.

Bu bize dinî uyarının:

temel hedefinin kurtuluş olduğunu

gösterir.

1️⃣4️⃣ Allah İnsanları Cezalandırmak İsteseydi Neden Önce Uyarı Göndersin ❓​

Tam da bu nedenle peygamberlik:

rahmet olarak görülebilir.

İnsan:

sonuçla karşılaşmadan önce

uyarılır.

Yanlışını düzeltme fırsatı bulur.

Tövbe edebilir.

Yönünü değiştirebilir.

Bu yüzden vahiy:

yalnız hüküm değil;

fırsattır.

1️⃣5️⃣ İnsan Kendisini Uyaran Kişiye Neden Kızabilir ❓​

Çünkü uyarı:

rahatsız edebilir.

İnsan:

yanlış yaptığını duymak istemeyebilir.

Özellikle uyarı:

alışkanlıklarına,

çıkarlarına,

kimliğine

dokunuyorsa:

uyaran kişiyi düşman görebilir.

Bazen:

haber kötü olduğu için haberci suçlanır.

1️⃣6️⃣ Tanıdığımız Birinden Gelen Doğruyu Kabul Etmek Neden Zor Olabilir ❓​

Çünkü insan:

yakından tanıdığı kişiyi:

“O da benim gibi biri.”

diye küçümseyebilir.

Örneğin:

çocukluk arkadaşımız,

kardeşimiz,

yakınımız

bize doğru bir şey söylediğinde:

“Sen mi bana öğreteceksin?”

diyebiliriz.

Oysa hakikatin değeri:

onu söyleyen kişinin bize ne kadar tanıdık olduğuna bağlı değildir.

1️⃣7️⃣ Bir Sözün Doğruluğu Söyleyen Kişinin Statüsüne Bağlı mıdır ❓​

Hayır.

Doğru:

zengin söylerse de doğrudur.

Fakir söylerse de.

Ünlü söylerse de.

Tanımadığımız biri söylerse de.

Bazen insan:

mesaj yerine:

mesajı getirene

bakıp karar verir.

Ayet bizi:

sözün kendisini değerlendirmeye

çağırır.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 62. ve 63. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Nûh:
“Rabbimin vahiylerini size iletiyorum ve size öğüt veriyorum.”

demişti.

  1. ayette ise:
“İçinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size öğüt gelmesine mi şaştınız?”

diye sorar.

Yani:

önce peygamberin görevi açıklanır.

Sonra:

bu görevin neden bir insan eliyle yürütüldüğünün şaşırtıcı olmadığı

gösterilir.

Amaç nettir:

uyarılmanız, sakınmanız ve rahmete ulaşmanız.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 63. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 63. ayet insanın hakikat karşısındaki çok ilginç bir beklentisini sorgular:

“Neden bizim gibi bir insan?”

Kavim:

Hz. Nûh’u tanıyor.

Onun:

yürüdüğünü,

konuştuğunu,

yaşadığını

görüyor.

Belki de tam bu yüzden:

onun Allah’ın elçisi olmasını

kabullenmekte zorlanıyor.

Çünkü insan bazen:

hakikatin mutlaka:

olağanüstü,

uzak,

ulaşılamaz

bir biçimde gelmesini bekler.

Oysa Allah’ın mesajı:

insanın anlayabileceği bir insanın diliyle gelir.

Bu aslında büyük bir rahmettir.

Peygamber:

insanın yaşayamayacağı bir hayatı

örnek göstermez.

Kendisi de insan olarak:

zorluklarla karşılaşır,

sabır gösterir,

dua eder,

ahlaklı yaşamaya çalışır.

Bu yüzden peygamber:

yalnızca:

“Şunu yapın.”

diyen biri değildir.

Aynı zamanda:

“İnsan olarak bu yol böyle yaşanabilir.”

diyen bir örnektir.

Ayetin son kısmı ise peygamberlik mesajının amacını çok açık biçimde özetler:

Uyarılmanız için.

Sakınmanız için.

Rahmete erişmeniz için.


Yani dinin nihai amacı:

insanı köşeye sıkıştırmak değil;

ona dönüş yolu göstermektir.

İnsan hata yapabilir.

Ama uyarı geldiğinde:

dönebilir.

İnsan unutabilir.

Ama hatırlatıldığında:

yeniden fark edebilir.

İnsan yanlış yaşayabilir.

Ama henüz hayattaysa:

yolunu değiştirebilir.

Belki de A‘râf 63’ün insana yönelttiği en güçlü soru şudur:

Doğru söz bize tanıdığımız, sıradan gördüğümüz birinden geldiğinde onu küçümsüyor muyuz; yoksa sözün gerçekten doğru olup olmadığına bakabiliyor muyuz?

Çünkü bazen insan:

hakikati reddetmez.

Hakikatin geldiği kişiyi küçümsediği için hakikati kaçırır.


“Hakikat her zaman gökten yıldırım gibi inmez; bazen yanı başımızdaki bir insanın cümlesinde karşımıza çıkar. Bilgelik, sözü söyleyenin makamına değil, sözün doğruluğuna bakabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt