A‘râf Suresi 63. Ayette “Sizi Uyarması ve Sakınmanız İçin, İçinizden Bir Adam Aracılığıyla Rabbinizden Size Bir Öğüt Gelmesine mi Şaştınız?” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen hakikatin uzaklardan, olağanüstü bir biçimde gelmesini bekler; oysa en önemli uyarı bazen kendi içinden, tanıdığı bir insanın diliyle gelir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 62. ayetinde Hz. Nûh:
“Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından sizin bilmediklerinizi biliyorum.”
demişti.
- ayette ise kavminin şaşkınlığına cevap verir:
Bu ayet çok temel bir soruya cevap verir:
Allah neden insanlara bir insan peygamber gönderir?
Kavim için sorunlardan biri şudur:
Hz. Nûh:
onların içinden biridir.
Yer.
İçer.
Konuşur.
Yaşar.
Onlar gibi bir insandır.
Bu yüzden:
“Allah mesaj gönderecekse neden bizim gibi bir insan üzerinden gönderiyor?”
şeklinde düşünmüş olabilirler.
Kur’an ise tam tersine bunu:
garip değil,
hikmetli ve anlaşılır
bir durum olarak sunar.
“Size Bir Öğüt Gelmesine mi Şaştınız?” Ne Demektir
Ayet kavmin şaşkınlığını sorgular.Yani:
Allah’ın insanlara:
rehberlik,
uyarı,
öğüt
göndermesi neden şaşırtıcı olsun?
İnsan hata yapabilir.
Yanlış yola sapabilir.
Gerçeği unutabilir.
Bu nedenle vahiy:
insanın ihtiyaç duyduğu hatırlatmadır.
Neden İnsanlar Peygamberin İnsan Olmasına Şaşırmıştır
Çünkü bazı insanlar:ilahi mesajın:
insanüstü,
olağanüstü,
melek benzeri
bir varlık üzerinden gelmesini bekleyebilir.
Fakat Kur’an’da peygamberler:
insandır.
Çünkü mesaj:
insan hayatının içinde uygulanacaktır.
Peygamberin İnsan Olmasının Hikmeti Nedir
İnsan peygamber:insanların yaşadığı hayatı yaşar.
Acıkır.
Üzülür.
Sevinir.
Zorlukla karşılaşır.
Aile kurar.
Toplum içinde yaşar.
Böylece insanlara:
yalnızca teorik emirler vermez;
o emirlerin insan hayatında nasıl yaşanabileceğini de gösterir.
Bir Melek Peygamber Olsaydı İnsanlar Ne Diyebilirdi
Muhtemelen:“O melek, biz insanız.”
diyebilirlerdi.
“Onun yapabildiğini biz yapamayız.”
diye düşünebilirlerdi.
İnsan peygamber ise:
aynı insan doğasına sahip olduğu için:
örnek alınabilir.
“İçinizden Bir Adam” İfadesi Ne Anlama Gelir
Hz. Nûh:başka bir dünyadan gelen yabancı biri değildir.
Kavmi:
onu tanımaktadır.
Hayatını bilmektedir.
Dilini bilir.
Onlarla aynı toplumda yaşar.
Bu da peygamberin:
mesajının anlaşılmasını
kolaylaştırır.
Allah’ın elçisinin:
insanların içinden olması yakınlık oluşturur.
Allah Neden Mesajını Doğrudan Her İnsana Ayrı Ayrı Vermiyor
İslam inancında Allah:peygamberler aracılığıyla vahiy gönderir.
Bu sistem:
ortak bir mesajın,
toplumsal biçimde aktarılmasını sağlar.
Eğer herkes:
“Allah bana şöyle söyledi.”
iddiasında bulunabilseydi,
doğru ile kişisel iddia arasındaki ayrım:
çok daha karmaşık hâle gelebilirdi.
Peygamberlik:
vahyin güvenilir aktarım düzenidir.
Ayetteki “Zikir” veya “Öğüt” Ne Anlama Gelir
Buradaki anlam:hatırlatma,
uyarı,
öğüt,
vahiy
çerçevesindedir.
İnsan bazen:
bildiği doğruları bile
unutabilir.
Bu nedenle vahiy:
sadece hiç bilinmeyen şeyleri öğretmez.
Bazen:
insanın vicdanında bildiği hakikati de yeniden hatırlatır.
İnsan Neden Sürekli Hatırlatmaya İhtiyaç Duyar
Çünkü insan:unutkandır.
Bir şeyi bugün öğrenir.
Yarın:
günlük hayat,
çıkarlar,
öfke,
alışkanlıklar
onu gölgeleyebilir.
Örneğin herkes:
adaletin iyi olduğunu bilir.
Ama çıkarı devreye girdiğinde:
adaleti unutabilir.
Bu nedenle:
hatırlatma ahlaki hayatın önemli bir parçasıdır.
“Sizi Uyarması İçin” İfadesi Ne Anlama Gelir
Peygamber:yalnız güzel haber getirmez.
Tehlikeyi de bildirir.
Yanlışın:
sonucu olduğunu
hatırlatır.
Bu uyarı:
insanı korkutmak için değil;
yanlıştan dönmesi için
yapılır.
Uyarı ile Korkutma Arasında Fark Var mıdır
Evet.Korkutmanın amacı:
insanı psikolojik olarak ezmek
olabilir.
Uyarının amacı ise:
tehlikeden korumaktır.
Örneğin:
“Bu yol çökmüş, oradan gitme.”
demek:
korkutma değil,
korumadır.
Peygamberlerin azap uyarıları da:
dönüş fırsatı vermek
içindir.

“Sakınmanız İçin” Ne Demektir
Ayette:takvâ
anlam alanına giren bir ifade vardır.
Takvâ:
Allah’a karşı sorumluluk bilinci,
yanlıştan sakınma,
kendini koruma
anlamlarını taşır.
Yani amaç:
insanın sürekli korku içinde yaşaması değil;
davranışlarına dikkat etmesidir.

Takvâ Sadece Günah İşlememek midir
Hayır.Takvâ:
yalnız kaçınma değildir.
Aynı zamanda:
doğruyu seçmek,
adaletli davranmak,
emaneti korumak,
vicdanlı olmak
gibi olumlu davranışları da içerir.
Takvâ:
insanın hayatına Allah bilinciyle yön vermesidir.

“Böylece Rahmete Erişesiniz” Ne Anlama Gelir
Ayetin sonu çok önemlidir.Uyarının amacı:
cezalandırmak değil;
rahmete ulaştırmaktır.
Yani süreç şöyledir:
Öğüt gelir.
İnsan uyarılır.
Yanlıştan sakınır.
Sonunda:
Allah’ın rahmetine yaklaşır.
Bu bize dinî uyarının:
temel hedefinin kurtuluş olduğunu
gösterir.

Allah İnsanları Cezalandırmak İsteseydi Neden Önce Uyarı Göndersin
Tam da bu nedenle peygamberlik:rahmet olarak görülebilir.
İnsan:
sonuçla karşılaşmadan önce
uyarılır.
Yanlışını düzeltme fırsatı bulur.
Tövbe edebilir.
Yönünü değiştirebilir.
Bu yüzden vahiy:
yalnız hüküm değil;
fırsattır.

İnsan Kendisini Uyaran Kişiye Neden Kızabilir
Çünkü uyarı:rahatsız edebilir.
İnsan:
yanlış yaptığını duymak istemeyebilir.
Özellikle uyarı:
alışkanlıklarına,
çıkarlarına,
kimliğine
dokunuyorsa:
uyaran kişiyi düşman görebilir.
Bazen:
haber kötü olduğu için haberci suçlanır.

Tanıdığımız Birinden Gelen Doğruyu Kabul Etmek Neden Zor Olabilir
Çünkü insan:yakından tanıdığı kişiyi:
“O da benim gibi biri.”
diye küçümseyebilir.
Örneğin:
çocukluk arkadaşımız,
kardeşimiz,
yakınımız
bize doğru bir şey söylediğinde:
“Sen mi bana öğreteceksin?”
diyebiliriz.
Oysa hakikatin değeri:
onu söyleyen kişinin bize ne kadar tanıdık olduğuna bağlı değildir.

Bir Sözün Doğruluğu Söyleyen Kişinin Statüsüne Bağlı mıdır
Hayır.Doğru:
zengin söylerse de doğrudur.
Fakir söylerse de.
Ünlü söylerse de.
Tanımadığımız biri söylerse de.
Bazen insan:
mesaj yerine:
mesajı getirene
bakıp karar verir.
Ayet bizi:
sözün kendisini değerlendirmeye
çağırır.

A‘râf Suresi 62. ve 63. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Nûh:
demişti.
- ayette ise:
diye sorar.
Yani:
önce peygamberin görevi açıklanır.
Sonra:
bu görevin neden bir insan eliyle yürütüldüğünün şaşırtıcı olmadığı
gösterilir.
Amaç nettir:
uyarılmanız, sakınmanız ve rahmete ulaşmanız.

Sonuç: A‘râf Suresi 63. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 63. ayet insanın hakikat karşısındaki çok ilginç bir beklentisini sorgular:“Neden bizim gibi bir insan?”
Kavim:
Hz. Nûh’u tanıyor.
Onun:
yürüdüğünü,
konuştuğunu,
yaşadığını
görüyor.
Belki de tam bu yüzden:
onun Allah’ın elçisi olmasını
kabullenmekte zorlanıyor.
Çünkü insan bazen:
hakikatin mutlaka:
olağanüstü,
uzak,
ulaşılamaz
bir biçimde gelmesini bekler.
Oysa Allah’ın mesajı:
insanın anlayabileceği bir insanın diliyle gelir.
Bu aslında büyük bir rahmettir.
Peygamber:
insanın yaşayamayacağı bir hayatı
örnek göstermez.
Kendisi de insan olarak:
zorluklarla karşılaşır,
sabır gösterir,
dua eder,
ahlaklı yaşamaya çalışır.
Bu yüzden peygamber:
yalnızca:
“Şunu yapın.”
diyen biri değildir.
Aynı zamanda:
“İnsan olarak bu yol böyle yaşanabilir.”
diyen bir örnektir.
Ayetin son kısmı ise peygamberlik mesajının amacını çok açık biçimde özetler:
Uyarılmanız için.
Sakınmanız için.
Rahmete erişmeniz için.
Yani dinin nihai amacı:
insanı köşeye sıkıştırmak değil;
ona dönüş yolu göstermektir.
İnsan hata yapabilir.
Ama uyarı geldiğinde:
dönebilir.
İnsan unutabilir.
Ama hatırlatıldığında:
yeniden fark edebilir.
İnsan yanlış yaşayabilir.
Ama henüz hayattaysa:
yolunu değiştirebilir.
Belki de A‘râf 63’ün insana yönelttiği en güçlü soru şudur:
Doğru söz bize tanıdığımız, sıradan gördüğümüz birinden geldiğinde onu küçümsüyor muyuz; yoksa sözün gerçekten doğru olup olmadığına bakabiliyor muyuz?
Çünkü bazen insan:
hakikati reddetmez.
Hakikatin geldiği kişiyi küçümsediği için hakikati kaçırır.
“Hakikat her zaman gökten yıldırım gibi inmez; bazen yanı başımızdaki bir insanın cümlesinde karşımıza çıkar. Bilgelik, sözü söyleyenin makamına değil, sözün doğruluğuna bakabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu