📖 A‘râf Suresi 62. Ayette “Size Rabbimin Vahiylerini Tebliğ Ediyorum, Size Öğüt Veriyorum ve Allah Tarafından Sizin Bilmediklerinizi Biliyorum” İfade

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,682
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 62. Ayette “Size Rabbimin Vahiylerini Tebliğ Ediyorum, Size Öğüt Veriyorum ve Allah Tarafından Sizin Bilmediklerinizi Biliyorum” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Gerçek rehberlik, insana üstünlük taslamak değil; bildiğin hakikati saklamadan paylaşmak, iyiliğini istemek ve bilmediği tehlikeler konusunda onu uyarmaktır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 61. ayetinde Hz. Nûh, kavminin kendisine yönelttiği:

“Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.”

suçlamasına şöyle cevap vermişti:

“Ey kavmim! Bende hiçbir sapıklık yoktur. Bilakis ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

  1. ayette ise Hz. Nûh görevini daha ayrıntılı biçimde açıklar:
“Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından sizin bilmediklerinizi biliyorum.”

Bu ayet peygamberlik görevinin üç temel yönünü öne çıkarır:

Tebliğ etmek.

Nasihat etmek.

Allah’ın bildirdiği bilgiyi aktarmak.


Hz. Nûh’un görevi:

kendi kişisel düşüncelerini dayatmak değil;

Allah’tan aldığı mesajı insanlara ulaştırmaktır.

Aynı zamanda kavmine karşı:

samimi bir iyilik isteği

taşır.

Bu yüzden yalnızca bilgi vermiyor.

Onlara:

nasihat ediyor.

1️⃣ “Size Rabbimin Vahiylerini Tebliğ Ediyorum” Ne Demektir ❓​

Tebliğ:

ulaştırmak,

bildirmek,

eksiltmeden aktarmak

anlamına gelir.

Hz. Nûh’un söylediği şudur:

“Ben size kendimden bir din üretmiyorum.”

Görevi:

Allah’ın kendisine bildirdiği mesajı:

kavmine iletmektir.

Bu, peygamberliğin temel görevlerinden biridir.

2️⃣ Peygamberin Görevi İnsanları Zorla İnandırmak mıdır ❓​

Hayır.

Peygamber:

mesajı:

açıklar,

uyarır,

müjdeler,

öğüt verir.

Ama insanın yerine:

iman edemez.

Kalbi zorla değiştiremez.

Bu nedenle tebliğ:

zorla kabul ettirmek değil, hakikati açık biçimde ulaştırmaktır.

3️⃣ “Rabbimin Vahiyleri” İfadesi Neden Önemlidir ❓​

Hz. Nûh:

“Benim düşüncelerim”

demiyor.

“Rabbimin vahiyleri”

diyor.

Bu ifade mesajın:

kaynağının kendisi olmadığını

gösterir.

Peygamber:

mesajın sahibi değil;

emanetçisidir.

4️⃣ Peygamber Vahye Kendi İsteğine Göre Bir Şey Ekleyebilir mi ❓​

Peygamberlik anlayışında:

peygamberin görevi vahyi:

doğru biçimde

iletmektir.

Mesajın özünü:

kişisel çıkarına göre değiştirmek

peygamberlik göreviyle bağdaşmaz.

Bu nedenle:

tebliğde güvenilirlik

çok önemli bir ilkedir.

5️⃣ “Size Öğüt Veriyorum” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen nasihat:

birinin iyiliğini samimiyetle istemek,

ona faydalı olanı göstermek

anlamına gelir.

Hz. Nûh yalnızca:

“Bu bilgi budur.”

demiyor.

Aynı zamanda:

“Sizin iyiliğinizi istiyorum.”

mesajı veriyor.

Nasihat:

bilgi ile:

merhametin birleşmesidir.

6️⃣ Nasihat ile Azarlamak Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

Nasihat:

karşı tarafı küçük düşürmek

değildir.

Azarlamada bazen:

öfke,

aşağılama,

üstünlük duygusu

bulunabilir.

Gerçek nasihat ise:

“Sen zarar görme.”

duygusundan doğar.

Hz. Nûh’un önceki ayetteki:

“Ey kavmim”

hitabı da bunu gösterir.

7️⃣ Bir İnsana Nasihat Etmenin En Doğru Yolu Nedir ❓​

Her insan ve durum farklıdır.

Ama genel olarak:

saygılı olmak,

uygun zamanı seçmek,

kişiyi herkesin önünde aşağılamamak,

açık ve dürüst konuşmak,

kendi üstünlüğünü göstermemek

önemlidir.

Çünkü nasihatin amacı:

insanı utandırmak değil, ona fayda sağlamaktır.

8️⃣ Her Doğru Her Yerde Aynı Şekilde Söylenmeli midir ❓​

Hayır.

Doğruyu söylemek kadar:

nasıl söylediğimiz de

önemlidir.

Aynı söz:

nazik biçimde söylendiğinde

insanın kalbine ulaşabilir.

Aşağılayıcı biçimde söylendiğinde ise:

karşı tarafı savunmaya itebilir.

Bu nedenle hikmet:

yalnız ne söyleyeceğini değil, nasıl söyleyeceğini de bilmektir.

9️⃣ “Allah Tarafından Sizin Bilmediklerinizi Biliyorum” Ne Demektir ❓​

Hz. Nûh’un burada söylediği bilgi:

kendi başına sahip olduğu sınırsız bir bilgi değildir.

Anlam:

Allah’ın kendisine vahiy yoluyla bildirdiği:

gerçekleri,

uyarıları,

ahiretle ilgili bilgileri

kavminin bilmediğidir.

Yani Hz. Nûh:

gaybı kendiliğinden bilen biri olduğunu söylemez.

🔟 Peygamberler Gaybı Kendi Başlarına Bilir mi ❓​

İslam inancında:

gaybın mutlak bilgisi:

Allah’a aittir.

Peygamberler:

Allah’ın kendilerine bildirdiği kadarını

bilirler.

Bu nedenle:

“Allah tarafından sizin bilmediklerinizi biliyorum”

ifadesi:

vahiy yoluyla verilen bilgi

şeklinde anlaşılmalıdır.

1️⃣1️⃣ Hz. Nûh’un Kavmi Neleri Bilmiyor Olabilir ❓​

Örneğin:

inkârlarının sonuçlarını,

Allah’ın hükmünü,

gelecek azabı,

ahiretle ilgili gerçekleri

bilmiyor veya doğru biçimde kavramıyor olabilirler.

Hz. Nûh ise:

Allah’ın kendisine bildirdiği vahiy sayesinde

onları:

önceden uyarmaktadır.

1️⃣2️⃣ Bilgi İnsana Sorumluluk Yükler mi ❓​

Evet.

İnsan bir tehlikeyi biliyorsa

ve başkasının zarar göreceğini görüyorsa:

uyarması gerekebilir.

Örneğin:

bir köprünün çökmek üzere olduğunu bilen biri,

insanların üzerinden geçmesine sessiz kalırsa:

ahlaki sorumluluk taşıyabilir.

Hz. Nûh’un tebliği de:

bildiği hakikati saklamama sorumluluğudur.

1️⃣3️⃣ Bilgi İnsanı Kibirli Yapmalı mıdır ❓​

Hayır.

Gerçek bilgi:

çoğu zaman insanın ne kadar az bildiğini

de fark ettirir.

Hz. Nûh:

“Ben sizden üstünüm çünkü çok biliyorum.”

demiyor.

Bilgisini:

insanları aşağılamak için değil;

onları korumak için kullanıyor.

1️⃣4️⃣ Bir Şeyi Bilmek ile Onu Yaşamak Arasında Fark Var mıdır ❓​

Evet.

İnsan:

çok şey bilebilir.

Ama bildiğini:

hayatına uygulamayabilir.

Örneğin:

yalanın kötü olduğunu bilir

ama yalan söyleyebilir.

Adaletin iyi olduğunu bilir

ama haksızlık yapabilir.

Bu nedenle Kur’an açısından önemli olan:

bilginin ahlaka dönüşmesidir.

1️⃣5️⃣ Nasihat Eden Kişi Kendisini de Sorgulamalı mıdır ❓​

Evet.

Başkalarına:

doğruyu,

ahlakı,

sorumluluğu

anlatan insan:

kendi hayatına da bakmalıdır.

Çünkü:

“Sen yap ama ben yapmayayım.”

anlayışı

nasihatin güvenilirliğini zedeler.

Gerçek nasihat:

önce insanın kendi vicdanına da

dokunmalıdır.

1️⃣6️⃣ İnsan Neden Kendisine İyilik İsteyen Birini Bile Reddedebilir ❓​

Çünkü insan:

nasihati:

eleştiri,

kontrol,

üstünlük gösterisi

olarak algılayabilir.

Özellikle kişi:

yanlışını kabul etmek istemiyorsa,

en samimi uyarıyı bile:

düşmanlık

olarak görebilir.

Bu yüzden Hz. Nûh’un görevi:

kolay değildir.

O:

iyilik istediği insanlar tarafından reddedilmektedir.

1️⃣7️⃣ Birini Uyarmak İçin Sonuçtan Emin Olmak Gerekir mi ❓​

Eğer kesin bilgi yoksa:

kesin ifadeler kullanmamak gerekir.

İnsan:

“Bence bu sana zarar verebilir.”

diyebilir.

Ama:

bilmediği bir konuda:

kesin hükümler vermemelidir.

Hz. Nûh’un farkı:

uyarısının kaynağının:

vahiy

olmasıdır.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 61. ve 62. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Nûh:
“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

demişti.

  1. ayette ise:
bir peygamber olarak ne yaptığını açıklar:

Rabbimin vahiylerini size ulaştırıyorum.

Size nasihat ediyorum.

Allah’ın bana bildirdiği, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.


Yani önce:

kim olduğunu,

sonra:

görevinin ne olduğunu

açıklamıştır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 62. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 62. ayet peygamberlik görevinin özünü çok sade biçimde anlatır.

Hz. Nûh:

“Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum.”

der.

Yani:

mesajı gizlemiyor.

Değiştirmiyor.

Kendi çıkarına çevirmiyor.

İnsanlara ulaştırıyor.

Ardından:

“Size öğüt veriyorum.”

der.

Bu ifade çok önemlidir.

Çünkü peygamberlik:

yalnız bilgi aktarmak değildir.

İnsanların:

iyiliğini istemektir.

Hz. Nûh kavmi tarafından:

reddedilmiş,

sapıklıkla suçlanmış

olmasına rağmen:

onların zarar görmesini istemez.

Hâlâ:

uyarır.

Hâlâ:

nasihat eder.

Sonra:

“Allah tarafından sizin bilmediklerinizi biliyorum.”

der.

Burada da bir kibir yoktur.

Hz. Nûh:

sınırsız bilgiyi kendisine mal etmez.

Bilgisinin kaynağını:

Allah’a

bağlar.

Bu ayet bize bugün de önemli bir ahlak öğretir:

Bildiğin bir doğruyu paylaşacaksan:

üstünlük taslamak için değil, fayda sağlamak için paylaş.

Birini uyaracaksan:

onu küçültmek için değil, zarar görmesin diye uyar.

Bilgiliysen:

bilgin seni kibirli değil, daha sorumlu yapsın.

Ve bilmediğin yerde:

bildiğini iddia etme.

Belki de A‘râf 62’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Birine doğruyu söylediğimizde gerçekten onun iyiliğini mi istiyoruz, yoksa haklı olduğumuzu göstermeye mi çalışıyoruz?

Çünkü bilgi:

insanı büyütebilir.

Ama bilgiye:

merhamet eşlik etmezse

insanla arasına duvar da örebilir.

Hz. Nûh’un örneğinde ise:

bilgi,

tebliğ

ve nasihat

aynı yerde buluşur:

İnsan kurtulsun diye.


“Bilginin en güzel hâli, insanı başkasından üstün hissettiren değil; başkasının iyiliği için sorumluluk hissettiren hâlidir. Gerçek nasihat, ‘Ben biliyorum’ diye yükselmek değil, ‘Sen zarar görme’ diye yaklaşabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt