A‘râf Suresi 62. Ayette “Size Rabbimin Vahiylerini Tebliğ Ediyorum, Size Öğüt Veriyorum ve Allah Tarafından Sizin Bilmediklerinizi Biliyorum” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Gerçek rehberlik, insana üstünlük taslamak değil; bildiğin hakikati saklamadan paylaşmak, iyiliğini istemek ve bilmediği tehlikeler konusunda onu uyarmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 61. ayetinde Hz. Nûh, kavminin kendisine yönelttiği:
“Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.”
suçlamasına şöyle cevap vermişti:
“Ey kavmim! Bende hiçbir sapıklık yoktur. Bilakis ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”
- ayette ise Hz. Nûh görevini daha ayrıntılı biçimde açıklar:
Bu ayet peygamberlik görevinin üç temel yönünü öne çıkarır:
Tebliğ etmek.
Nasihat etmek.
Allah’ın bildirdiği bilgiyi aktarmak.
Hz. Nûh’un görevi:
kendi kişisel düşüncelerini dayatmak değil;
Allah’tan aldığı mesajı insanlara ulaştırmaktır.
Aynı zamanda kavmine karşı:
samimi bir iyilik isteği
taşır.
Bu yüzden yalnızca bilgi vermiyor.
Onlara:
nasihat ediyor.
“Size Rabbimin Vahiylerini Tebliğ Ediyorum” Ne Demektir
Tebliğ:ulaştırmak,
bildirmek,
eksiltmeden aktarmak
anlamına gelir.
Hz. Nûh’un söylediği şudur:
“Ben size kendimden bir din üretmiyorum.”
Görevi:
Allah’ın kendisine bildirdiği mesajı:
kavmine iletmektir.
Bu, peygamberliğin temel görevlerinden biridir.
Peygamberin Görevi İnsanları Zorla İnandırmak mıdır
Hayır.Peygamber:
mesajı:
açıklar,
uyarır,
müjdeler,
öğüt verir.
Ama insanın yerine:
iman edemez.
Kalbi zorla değiştiremez.
Bu nedenle tebliğ:
zorla kabul ettirmek değil, hakikati açık biçimde ulaştırmaktır.
“Rabbimin Vahiyleri” İfadesi Neden Önemlidir
Hz. Nûh:“Benim düşüncelerim”
demiyor.
“Rabbimin vahiyleri”
diyor.
Bu ifade mesajın:
kaynağının kendisi olmadığını
gösterir.
Peygamber:
mesajın sahibi değil;
emanetçisidir.
Peygamber Vahye Kendi İsteğine Göre Bir Şey Ekleyebilir mi
Peygamberlik anlayışında:peygamberin görevi vahyi:
doğru biçimde
iletmektir.
Mesajın özünü:
kişisel çıkarına göre değiştirmek
peygamberlik göreviyle bağdaşmaz.
Bu nedenle:
tebliğde güvenilirlik
çok önemli bir ilkedir.
“Size Öğüt Veriyorum” Ne Anlama Gelir
Ayette geçen nasihat:birinin iyiliğini samimiyetle istemek,
ona faydalı olanı göstermek
anlamına gelir.
Hz. Nûh yalnızca:
“Bu bilgi budur.”
demiyor.
Aynı zamanda:
“Sizin iyiliğinizi istiyorum.”
mesajı veriyor.
Nasihat:
bilgi ile:
merhametin birleşmesidir.
Nasihat ile Azarlamak Aynı Şey midir
Hayır.Nasihat:
karşı tarafı küçük düşürmek
değildir.
Azarlamada bazen:
öfke,
aşağılama,
üstünlük duygusu
bulunabilir.
Gerçek nasihat ise:
“Sen zarar görme.”
duygusundan doğar.
Hz. Nûh’un önceki ayetteki:
“Ey kavmim”
hitabı da bunu gösterir.
Bir İnsana Nasihat Etmenin En Doğru Yolu Nedir
Her insan ve durum farklıdır.Ama genel olarak:
saygılı olmak,
uygun zamanı seçmek,
kişiyi herkesin önünde aşağılamamak,
açık ve dürüst konuşmak,
kendi üstünlüğünü göstermemek
önemlidir.
Çünkü nasihatin amacı:
insanı utandırmak değil, ona fayda sağlamaktır.
Her Doğru Her Yerde Aynı Şekilde Söylenmeli midir
Hayır.Doğruyu söylemek kadar:
nasıl söylediğimiz de
önemlidir.
Aynı söz:
nazik biçimde söylendiğinde
insanın kalbine ulaşabilir.
Aşağılayıcı biçimde söylendiğinde ise:
karşı tarafı savunmaya itebilir.
Bu nedenle hikmet:
yalnız ne söyleyeceğini değil, nasıl söyleyeceğini de bilmektir.
“Allah Tarafından Sizin Bilmediklerinizi Biliyorum” Ne Demektir
Hz. Nûh’un burada söylediği bilgi:kendi başına sahip olduğu sınırsız bir bilgi değildir.
Anlam:
Allah’ın kendisine vahiy yoluyla bildirdiği:
gerçekleri,
uyarıları,
ahiretle ilgili bilgileri
kavminin bilmediğidir.
Yani Hz. Nûh:
gaybı kendiliğinden bilen biri olduğunu söylemez.
Peygamberler Gaybı Kendi Başlarına Bilir mi
İslam inancında:gaybın mutlak bilgisi:
Allah’a aittir.
Peygamberler:
Allah’ın kendilerine bildirdiği kadarını
bilirler.
Bu nedenle:
“Allah tarafından sizin bilmediklerinizi biliyorum”
ifadesi:
vahiy yoluyla verilen bilgi
şeklinde anlaşılmalıdır.

Hz. Nûh’un Kavmi Neleri Bilmiyor Olabilir
Örneğin:inkârlarının sonuçlarını,
Allah’ın hükmünü,
gelecek azabı,
ahiretle ilgili gerçekleri
bilmiyor veya doğru biçimde kavramıyor olabilirler.
Hz. Nûh ise:
Allah’ın kendisine bildirdiği vahiy sayesinde
onları:
önceden uyarmaktadır.

Bilgi İnsana Sorumluluk Yükler mi
Evet.İnsan bir tehlikeyi biliyorsa
ve başkasının zarar göreceğini görüyorsa:
uyarması gerekebilir.
Örneğin:
bir köprünün çökmek üzere olduğunu bilen biri,
insanların üzerinden geçmesine sessiz kalırsa:
ahlaki sorumluluk taşıyabilir.
Hz. Nûh’un tebliği de:
bildiği hakikati saklamama sorumluluğudur.

Bilgi İnsanı Kibirli Yapmalı mıdır
Hayır.Gerçek bilgi:
çoğu zaman insanın ne kadar az bildiğini
de fark ettirir.
Hz. Nûh:
“Ben sizden üstünüm çünkü çok biliyorum.”
demiyor.
Bilgisini:
insanları aşağılamak için değil;
onları korumak için kullanıyor.

Bir Şeyi Bilmek ile Onu Yaşamak Arasında Fark Var mıdır
Evet.İnsan:
çok şey bilebilir.
Ama bildiğini:
hayatına uygulamayabilir.
Örneğin:
yalanın kötü olduğunu bilir
ama yalan söyleyebilir.
Adaletin iyi olduğunu bilir
ama haksızlık yapabilir.
Bu nedenle Kur’an açısından önemli olan:
bilginin ahlaka dönüşmesidir.

Nasihat Eden Kişi Kendisini de Sorgulamalı mıdır
Evet.Başkalarına:
doğruyu,
ahlakı,
sorumluluğu
anlatan insan:
kendi hayatına da bakmalıdır.
Çünkü:
“Sen yap ama ben yapmayayım.”
anlayışı
nasihatin güvenilirliğini zedeler.
Gerçek nasihat:
önce insanın kendi vicdanına da
dokunmalıdır.

İnsan Neden Kendisine İyilik İsteyen Birini Bile Reddedebilir
Çünkü insan:nasihati:
eleştiri,
kontrol,
üstünlük gösterisi
olarak algılayabilir.
Özellikle kişi:
yanlışını kabul etmek istemiyorsa,
en samimi uyarıyı bile:
düşmanlık
olarak görebilir.
Bu yüzden Hz. Nûh’un görevi:
kolay değildir.
O:
iyilik istediği insanlar tarafından reddedilmektedir.

Birini Uyarmak İçin Sonuçtan Emin Olmak Gerekir mi
Eğer kesin bilgi yoksa:kesin ifadeler kullanmamak gerekir.
İnsan:
“Bence bu sana zarar verebilir.”
diyebilir.
Ama:
bilmediği bir konuda:
kesin hükümler vermemelidir.
Hz. Nûh’un farkı:
uyarısının kaynağının:
vahiy
olmasıdır.

A‘râf Suresi 61. ve 62. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Nûh:
demişti.
- ayette ise:
Rabbimin vahiylerini size ulaştırıyorum.
Size nasihat ediyorum.
Allah’ın bana bildirdiği, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.
Yani önce:
kim olduğunu,
sonra:
görevinin ne olduğunu
açıklamıştır.

Sonuç: A‘râf Suresi 62. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 62. ayet peygamberlik görevinin özünü çok sade biçimde anlatır.Hz. Nûh:
“Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum.”
der.
Yani:
mesajı gizlemiyor.
Değiştirmiyor.
Kendi çıkarına çevirmiyor.
İnsanlara ulaştırıyor.
Ardından:
“Size öğüt veriyorum.”
der.
Bu ifade çok önemlidir.
Çünkü peygamberlik:
yalnız bilgi aktarmak değildir.
İnsanların:
iyiliğini istemektir.
Hz. Nûh kavmi tarafından:
reddedilmiş,
sapıklıkla suçlanmış
olmasına rağmen:
onların zarar görmesini istemez.
Hâlâ:
uyarır.
Hâlâ:
nasihat eder.
Sonra:
“Allah tarafından sizin bilmediklerinizi biliyorum.”
der.
Burada da bir kibir yoktur.
Hz. Nûh:
sınırsız bilgiyi kendisine mal etmez.
Bilgisinin kaynağını:
Allah’a
bağlar.
Bu ayet bize bugün de önemli bir ahlak öğretir:
Bildiğin bir doğruyu paylaşacaksan:
üstünlük taslamak için değil, fayda sağlamak için paylaş.
Birini uyaracaksan:
onu küçültmek için değil, zarar görmesin diye uyar.
Bilgiliysen:
bilgin seni kibirli değil, daha sorumlu yapsın.
Ve bilmediğin yerde:
bildiğini iddia etme.
Belki de A‘râf 62’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Birine doğruyu söylediğimizde gerçekten onun iyiliğini mi istiyoruz, yoksa haklı olduğumuzu göstermeye mi çalışıyoruz?
Çünkü bilgi:
insanı büyütebilir.
Ama bilgiye:
merhamet eşlik etmezse
insanla arasına duvar da örebilir.
Hz. Nûh’un örneğinde ise:
bilgi,
tebliğ
ve nasihat
aynı yerde buluşur:
İnsan kurtulsun diye.
“Bilginin en güzel hâli, insanı başkasından üstün hissettiren değil; başkasının iyiliği için sorumluluk hissettiren hâlidir. Gerçek nasihat, ‘Ben biliyorum’ diye yükselmek değil, ‘Sen zarar görme’ diye yaklaşabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu