A‘râf Suresi 49. Ayette “Allah’ın Rahmetine Erişemeyeceklerine Yemin Ettiğiniz Kimseler Bunlar mıydı? Haydi Cennete Girin; Size Korku Yoktur ve Siz Üzülmeyeceksiniz” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan başkasının Allah katındaki değerine karar verecek makamda değildir. Küçümsediğimiz bir insan Allah’ın rahmetine bizden daha yakın olabilir; çünkü rahmetin kapısını insanlar değil, Allah açar.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 48. ayetinde A‘râf ehlinin, dünyada kalabalığına ve kibirlerine güvenmiş bazı kimselere:
“Topluluğunuz ve büyüklük taslamanız size ne fayda sağladı?”
diye seslendikleri anlatılmıştı.
- ayette ise çok çarpıcı bir tablo ortaya çıkar:
Dünyada bazı insanlar:
başkalarını küçümsemiş,
onları değersiz görmüş,
hatta:
Allah’ın rahmetine bile layık olmadıklarına
hükmetmiş olabilirler.
Fakat ahirette sonuç tamamen tersine döner.
İnsanların:
önemsiz,
değersiz,
kurtuluşa layık değil
diye gördükleri kimselere:
“Cennete girin.”
denir.
Bu ayet insanın başkaları hakkında verdiği kibirli hükümlerin ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterir.
“Allah’ın Rahmetine Erişemeyeceklerine Yemin Ettikleriniz Bunlar mıydı?” Ne Demektir
Bu soru dünyada bazı insanların:başkalarının Allah katındaki geleceği hakkında
kesin hükümler verdiğini gösterir.
Adeta:
“Allah bunlara merhamet etmez.”
demişlerdir.
Fakat ahirette karşılarına çıkan gerçek:
tam tersidir.
Küçümsedikleri insanlar:
Allah’ın rahmetine ulaşmıştır.
İnsan Başkasının Allah Katındaki Değerini Bilebilir mi
Hayır.İnsan dışarıdan:
davranışları,
sözleri,
görünüşü
görebilir.
Ama:
kalbi,
niyeti,
tövbesi,
Allah ile arasındaki ilişki
bütünüyle bilinemez.
Bu nedenle bir insan hakkında:
“Allah bunu kesinlikle affetmez.”
demek son derece ağır bir iddiadır.
Allah’ın Rahmetini İnsanlar Dağıtabilir mi
Hayır.Rahmet:
Allah’a aittir.
İnsanlar:
başkasını sevebilir,
sevmeyebilir,
affedebilir,
affetmeyebilir.
Ama ilahi rahmetin kime ulaşacağı konusunda:
nihai karar Allah’ındır.
Ayet insanın kendisini:
Allah’ın rahmetinin kapısında bekçi
gibi görmesini reddeder.
İnsan Neden Başkasını Allah’ın Rahmetine Layık Görmeyebilir
Bunun arkasında:kibir,
sınıf farkı,
servet,
soy,
ırk,
sosyal konum,
dini üstünlük duygusu
bulunabilir.
İnsan:
“Ben daha değerliyim.”
diye düşündüğünde zamanla:
“Allah da beni ondan daha değerli görüyordur.”
sonucuna varabilir.
İşte ayet bu tehlikeli düşünceyi kırar.
Dünyadaki Sosyal Statü Allah Katındaki Değeri Belirler mi
Hayır.Bir insan:
zengin olabilir.
Ünlü olabilir.
Güçlü bir aileden gelebilir.
Toplumda çok saygı görebilir.
Başka biri ise:
fakir,
tanınmayan,
toplumun önemsemediği
biri olabilir.
Bunların hiçbiri tek başına:
Allah katındaki değerin ölçüsü değildir.
A‘râf Suresi 48 ve 49 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
- ayette kibirli kişilere:
denmişti.
- ayette ise onların küçümsediği insanlara:
denir.
Bu iki ayet birlikte büyük bir tersine dönüş gösterir:
Dünyada üstün görünenler:
aşağı düşebilir.
Dünyada küçümsenenler ise:
Allah’ın rahmetine kavuşabilir.
Ayetteki Kimseler A‘râf Ehli midir
Bu konuda tefsirlerde farklı yorumlar vardır.Yaygın yorumlardan birine göre:
burada Allah’ın rahmetine ulaşmayacağı düşünülen kişiler:
A‘râf ehlinin kendileridir
ve sonunda onlara cennete girmeleri emredilir.
Başka yorumlarda ise ayetin:
dünyada küçümsenen müminlere
işaret ettiği belirtilir.
Kesin olan mesaj şudur:
İnsanların rahmete layık görmediği kimseler Allah’ın rahmetine ulaşabilir.
“Cennete Girin” Sözünü Kim Söylüyor
Ayetin akışı hakkında tefsirlerde farklı açıklamalar yapılmıştır.Bu söz:
Allah’ın emri olarak
veya ahiret sahnesindeki ilahi ilan biçiminde
anlaşılmıştır.
Burada asıl önemli olan konuşanın kimliğine dair ayrıntı değil:
verilen hükmün değişmezliğidir.
Küçümsenenlere artık:
cennet kapısı açılmıştır.
“Size Korku Yoktur” Ne Anlama Gelir
Korku çoğunlukla:gelecekle ilgilidir.
İnsan:
başına ne geleceğini,
elindekini kaybedip kaybetmeyeceğini,
ölümü,
hesabı
düşünebilir.
Cennete girenlere ise:
“Artık korkmayın.”
denir.
Çünkü nihai güvenliğe ulaşmışlardır.
“Siz Üzülmeyeceksiniz” Ne Demektir
Üzüntü çoğu zaman:geçmişte kaybedilen,
yaşanan,
geri getirilemeyen
şeylerle ilgilidir.
Cennet ehline:
“Üzülmeyeceksiniz.”
denilmesi:
geçmişin acısının da sona erdiğini gösterir.
Böylece insan:
gelecekten korkmaz,
geçmiş için üzülmez.
Bu:
tam huzurun tasviridir.

Kur’an Neden “Korku Yok ve Üzüntü Yok” İfadesini Sık Kullanır
Çünkü insan hayatının büyük bölümü:gelecek korkusu
ve
geçmiş üzüntüsü
arasında geçebilir.
İnsan:
yarından korkar.
Dünden üzülür.
Cennet ise:
bu iki yükün de tamamen kaldırıldığı
yer olarak anlatılır.
Bu nedenle:
“Korku yok, üzüntü yok.”
cennetin psikolojik huzurunu özetleyen büyük bir ifadedir.

Bir İnsan Dindarlığıyla Başkasını Küçümseyebilir mi
Evet.Bu çok ciddi bir manevi tehlikedir.
İnsan:
çok ibadet ettiğini,
çok şey bildiğini,
dini kurallara uyduğunu
düşünerek:
başkasını aşağılayabilir.
Hatta:
“Allah beni sever ama onu sevmez.”
gibi bir tavra girebilir.
Oysa gerçek takvâ:
insanı başkalarına karşı kibirli değil,
Allah karşısında daha mütevazı
hâle getirmelidir.

“Ben Cennetliğim, O Cehennemlik” Demek Neden Tehlikelidir
Çünkü insan:kendi sonunu da,
başkasının sonunu da
kesin olarak bilemez.
Bir insan bugün yanlış yaşayabilir,
yarın tövbe edebilir.
Başka biri bugün iyi görünür,
sonra bambaşka bir yola girebilir.
İnsanın son hâlini:
yalnız Allah bilir.
Bu nedenle kesin ahiret hükümleri dağıtmak:
insanın yetkisini aşabilir.

Günahkâr Bir İnsan Allah’ın Rahmetine Ulaşabilir mi
Kur’an’ın genel öğretisine göre:samimi tövbe,
dönüş,
ıslah
kapısı insan hayattayken açıktır.
İnsan çok hata yapmış olabilir.
Ama:
yanlışını fark edip,
pişman olup,
Allah’a dönüp,
hayatını değiştirebilir.
Bu nedenle bir insanı:
geçmişindeki hatalarına sonsuza kadar mahkûm etmek
doğru değildir.

Bu Ayet Umutsuzluğa Karşı da Bir Mesaj Taşır mı
Evet.Çünkü başkaları insana:
“Senden bir şey olmaz.”
diyebilir.
“Sen affedilmezsin.”
diyebilir.
“Sen asla düzelemezsin.”
diyebilir.
Fakat insanların hükümleri:
Allah’ın hükmü değildir.
İnsan hayatta olduğu sürece:
tövbe,
değişme,
iyileşme
imkânı vardır.
Bu nedenle:
başkalarının seni umutsuzluğa itmesine izin vermek zorunda değilsin.

Allah’ın Rahmetinden Ümit Etmek Günahı Küçümsemek midir
Hayır.Rahmeti ummak:
“Ne yaparsam yapayım önemli değil.”
demek değildir.
Gerçek ümit:
kişiyi:
tövbeye,
düzeltmeye,
iyiliğe
yöneltir.
Allah’ın rahmetine güvenmek:
sorumluluktan kaçmak değil;
hata yaptıktan sonra yeniden ayağa kalkabileceğine inanmak
demektir.

İnsan Başkalarının Geleceği Hakkında Neden Daha Mütevazı Olmalıdır
Çünkü insan:çok sınırlı bilgiye sahiptir.
Bir insanın hayatından:
birkaç davranış görür
ve onun bütün kişiliği hakkında hüküm verebilir.
Oysa kişinin:
yaşadıklarını,
iç dünyasını,
pişmanlıklarını,
gizli iyiliklerini
bilmeyebiliriz.
Allah ise:
insanı bütünüyle bilir.

Bu Ayet Günümüz Toplumuna Ne Söylüyor
Bugün insanlar birbirlerini:gelirine,
mesleğine,
eğitimine,
görünüşüne,
takipçi sayısına,
sosyal çevresine
göre değerlendirebilir.
Bazen toplumun en az önem verdiği kişi:
ahlaken çok değerli olabilir.
A‘râf 49 şu güçlü gerçeği hatırlatır:
İnsanların değer sıralaması ile Allah’ın ölçüsü aynı olmak zorunda değildir.

Sonuç: A‘râf Suresi 49. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 49. ayet insanın başkaları hakkında verdiği kibirli hükümleri sarsar.Bir grup insan:
başkaları için:
“Allah bunlara merhamet etmez.”
diyecek kadar ileri gitmiştir.
Belki onları:
fakir buldular.
Belki zayıf gördüler.
Belki toplumda değersiz saydılar.
Belki kendi dindarlıklarını daha üstün gördüler.
Belki:
“Biz Allah’a daha yakınız.”
sandılar.
Ama ahirette sonuç tersine döner.
Küçümsedikleri insanlara:
“Cennete girin.”
denir.
Ve ardından:
“Size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.”
müjdesi gelir.
Bu ayet bize çok önemli bir sınır öğretir:
Allah’ın rahmetini kendi elimizdeymiş gibi dağıtamayız.
Kimin:
affedileceğine,
rahmete kavuşacağına,
sonunun nasıl olacağına
biz karar veremeyiz.
Bu nedenle insan:
başkalarının ahireti hakkında hüküm vermek yerine
kendi kalbine bakmalıdır.
Ben kibirli miyim?
İnsanları küçümsüyor muyum?
Kendimi Allah’a başkalarından daha yakın mı görüyorum?
Bir günahkâra:
“Senden artık bir şey olmaz.”
diyerek onun umut kapısını mı kapatıyorum?
Belki de ayetin en önemli mesajlarından biri şudur:
İnsanların kapattığı kapıyı Allah açabilir.
İnsanların:
değersiz gördüğünü Allah değerli görebilir.
İnsanların:
ümitsiz dediğine Allah rahmet edebilir.
İnsanların:
sonunu belirlediğini sandığı kişi
bambaşka bir sonla karşılaşabilir.
Bu yüzden gerçek iman:
yalnız Allah’ın rahmetini kendimiz için istemek değildir.
Aynı zamanda:
Allah’ın başkalarına merhamet etme hakkına da saygı duymaktır.
“Bir insanı küçümserken onun Allah’a senden daha yakın olabileceğini unutma. Rahmetin anahtarı bizim elimizde değildir; bu yüzden kimse adına cennetin kapısını da cehennemin kapısını da biz kapatmamalıyız.”
Ersan Karavelioğlu