📖 A‘râf Suresi 36. Ayette “Ayetlerimizi Yalanlayan ve Onlara Karşı Kibirlenenler Ateş Ehlidir; Onlar Orada Ebedî Kalacaklardır” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,653
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 36. Ayette “Ayetlerimizi Yalanlayan ve Onlara Karşı Kibirlenenler Ateş Ehlidir; Onlar Orada Ebedî Kalacaklardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsanı hakikatten uzaklaştıran yalnız bilgisizlik değildir; bazen bildiğini kabul etmeye engel olan kibirdir. Çünkü insanın en zor aşabildiği duvar, kendi benliğini hakikatin önüne koymasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 35. ayetinde Allah’ın ayetleri kendilerine ulaştığında:

takvâ sahibi olan ve kendilerini düzeltenlere korku olmayacağı, onların üzülmeyecekleri

bildirilmişti.

  1. ayette ise bunun karşısındaki yol anlatılır:
“Ayetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenler ise ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”

Böylece iki ayet karşılıklı bir tablo oluşturur.

Bir tarafta:

hakikati dinleyen,

sakınan,

kendini düzelten

insan vardır.

Diğer tarafta ise:

hakikati reddeden

ve:

ona karşı büyüklük taslayan

insan vardır.

Ayetin özellikle üzerinde durduğu şey yalnızca inkâr değildir.

İnkârın yanında:

kibir

de zikredilir.

Bu da bize insan ile hakikat arasındaki en büyük engellerden birinin bazen bilgi eksikliği değil:

benlik duygusu

olabileceğini gösterir.

1️⃣ “Ayetlerimizi Yalanlayanlar” Ne Demektir ❓​

Buradaki ifade Allah’ın:

vahiylerini,

işaretlerini,

peygamberler aracılığıyla bildirdiği hakikatleri

reddetmek anlamına gelir.

“Yalanlamak” yalnızca:

“Buna inanmıyorum.”

demekten daha güçlü bir ifadedir.

Kur’an bağlamında çoğu zaman:

hakikatin karşısında bilinçli bir reddedişi

ifade eder.

2️⃣ Her Şüphe veya Soru Sormak Ayetleri Yalanlamak mıdır ❓​

Hayır.

Bir insanın:

soru sorması,

anlamaya çalışması,

şüphe yaşaması,

araştırması

ile bilinçli biçimde hakikati yalanlaması aynı şey değildir.

Kur’an birçok yerde insanı:

düşünmeye,

akletmeye,

delillere bakmaya

çağırır.

Dolayısıyla samimi soru:

hakikate düşmanlık değildir.

3️⃣ Soru Sormak ile Kibirli Reddediş Arasındaki Fark Nedir ❓​

Samimi soru soran insan:

“Gerçek nedir?”

diye arar.

Kibirli reddediş ise bazen:

“Ben ne düşünüyorsam gerçek odur.”

noktasına gelir.

Birincisinde:

öğrenmeye açıklık vardır.

İkincisinde:

hakikatin kendi düşüncesinden farklı olabileceğine karşı direnç vardır.

Bu yüzden ayette yalanlamanın yanında:

kibir

özellikle belirtilmiştir.

4️⃣ “Ayetlere Karşı Kibirlenmek” Ne Demektir ❓​

Kibir:

insanın kendisini gereğinden büyük görmesi,

başkasını küçümsemesi,

doğruyu kabul etmeyi gururuna yedirememesi

anlamlarına gelir.

Ayetlere karşı kibir ise:

Allah’ın çağrısını kendisine yakıştıramamak,

ona boyun eğmeyi küçüklük saymak,

hakikatin karşısında benliğini öne çıkarmak

şeklinde düşünülebilir.

Yani sorun:

hakikatin ne olduğundan çok, insanın hakikat karşısındaki tavrıdır.

5️⃣ Kibir Neden Bu Kadar Tehlikelidir ❓​

Çünkü başka hataların düzelmesi için insanın önce:

yanlış olabileceğini kabul etmesi

gerekir.

Kibir ise bunu zorlaştırır.

Kibirli insan:

yanlışını savunabilir,

özür dilemekten kaçabilir,

eleştiriyi düşmanlık sayabilir,

kendisini sürekli haklı görebilir.

Bu nedenle kibir:

tövbenin ve değişimin önünde büyük bir engel

olabilir.

6️⃣ İblis’in İlk Günahında da Kibir Yok muydu ❓​

Evet.

A‘râf Suresi'nin önceki ayetlerinde İblis:

Âdem’e secde emrine karşı çıkmış ve:

“Ben ondan üstünüm.”

demişti.

Sorunun merkezinde:

kibir

vardı.

İblis Allah’ın varlığını inkâr etmiyordu.

Ama:

Allah’ın emrine kendi üstünlük düşüncesiyle karşı çıkıyordu.

Bu yönüyle 36. ayetteki kibir vurgusu, surenin önceki bölümleriyle güçlü biçimde bağlantılıdır.

7️⃣ İnsan Hakikati Bildiği Hâlde Reddedebilir mi ❓​

Evet, insan psikolojisi açısından bu mümkündür.

Çünkü gerçeği kabul etmek bazen:

çıkar kaybı,

statü kaybı,

alışkanlıkların değişmesi,

özür dilemek

anlamına gelebilir.

Böyle durumlarda insan:

gerçeği kabul etmek yerine

gerçeği reddetmenin yollarını arayabilir.

8️⃣ Çıkar Hakikatin Önüne Geçebilir mi ❓​

Evet.

İnsan bazen bir gerçeğin doğru olduğunu kabul ederse:

parasını,

gücünü,

itibarını,

rahatını

kaybedeceğini düşünebilir.

Bu durumda mesele artık yalnızca:

“Doğru nedir?”

sorusu değildir.

Şuna dönüşebilir:

“Doğruyu kabul edersem bana ne olur?”

İşte burada ahlaki sınav başlar.

9️⃣ İnsan Neden Hatasını Kabul Etmekte Zorlanır ❓​

Çünkü hata kabul etmek:

egoya zarar verebilir.

İnsan:

“Ben yıllardır yanlış düşünmüşüm.”

demekten rahatsız olabilir.

Özellikle başkalarının önünde:

fikrini değiştirmek,

özür dilemek,

geri adım atmak

zayıflık gibi algılanabilir.

Oysa hakikate bağlılık açısından:

yanlışını düzeltebilmek güçtür.

🔟 Fikrini Değiştirmek Zayıflık mıdır ❓​

Hayır.

Yeni ve sağlam bir delil ortaya çıktığında:

fikrini değiştirebilmek

zihinsel olgunluktur.

Asıl problem:

yanlış olduğu ortaya çıkmasına rağmen

sırf gurur nedeniyle aynı görüşte ısrar etmektir.

Hakikati arayan insanın amacı:

her zaman haklı çıkmak değil, doğruyu bulmaktır.

1️⃣1️⃣ Kibir Sadece Zengin ve Güçlü İnsanlarda mı Bulunur ❓​

Hayır.

Kibir:

servetten,

makamdan

veya toplumsal güçten

kaynaklanabilir.

Ama bunlara sahip olmayan bir insan da:

bilgisiyle,

ahlakıyla,

dindarlığıyla,

ailesiyle,

zekâsıyla

kibirlenebilir.

Hatta insan:

“Ben çok mütevazıyım.”

düşüncesiyle bile başkalarını küçümsemeye başlayabilir.

Bu nedenle kibir:

dış şarttan çok iç tutumla ilgilidir.

1️⃣2️⃣ Dindarlık da Kibre Dönüşebilir mi ❓​

Evet.

İbadet insanı:

tevazuya,

merhamete,

iyiliğe

yaklaştırmalıdır.

Fakat kişi:

“Ben daha dindarım, dolayısıyla diğer insanlardan üstünüm.”

demeye başladığında ibadetini bile:

benlik aracı

hâline getirebilir.

Gerçek takvâ:

insanı başkalarını küçümsemeye değil,

kendi sorumluluğunu daha fazla görmeye

yöneltmelidir.

1️⃣3️⃣ Ayette Neden Cehennem Sonucu Bildiriliyor ❓​

Çünkü ayet yalnızca geçici bir davranıştan değil:

hakikati sürekli yalanlama

ve ona karşı kibirli biçimde direnme

tutumundan söz eder.

Kur’an’ın ahiret öğretisinde:

insanın dünyadaki bilinçli tercihleri

sonuçsuz bırakılmaz.

Cehennem:

bu sorumluluğun ve ilahi adaletin

bir parçası olarak anlatılır.

1️⃣4️⃣ “Ateş Ehlidir” İfadesi Ne Demektir ❓​

“Ateş ehli” veya “cehennem ehli” ifadesi:

ahirette cehennem azabıyla karşılaşacak olanları

ifade eder.

Kur’an’da cennet ve cehennem:

insanın dünyadaki tercihleriyle bağlantılı

nihai sonuçlar olarak anlatılır.

Bu nedenle ahiret:

yalnızca gelecekteki bir hayat değil,

bugünkü ahlaki tercihlerin önemini gösteren bir hesap alanıdır.

1️⃣5️⃣ “Orada Ebedî Kalacaklardır” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette kullanılan ifade:

cehennemde kalıcılığı

vurgular.

İslam teolojisinde özellikle inkâr hâli üzere ölenler bakımından bu tür ayetler:

kalıcı ahiret azabı

olarak anlaşılmıştır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta:

tek tek insanların nihai akıbeti hakkında bizim kesin hüküm vermememizdir.

Çünkü insanın:

kalbini,

son hâlini,

kendisine ulaşan bilginin mahiyetini

en iyi bilen:

Allah’tır.

1️⃣6️⃣ İnsanların Kimlerin Cehennemlik Olduğuna Karar Vermesi Doğru mudur ❓​

Belirli kişiler hakkında kolayca:

“Bu kesin cehennemliktir.”

demek doğru değildir.

Kur’an genel ilkeleri bildirir.

Fakat tek tek insanların:

niyetlerini,

bilgi düzeylerini,

son anlarını,

tövbelerini

biz bilemeyebiliriz.

Nihai hüküm:

Allah’a aittir.

Bu nedenle ayet insanın başkalarının sonunu ilan etmesinden çok:

kendi yolunu sorgulaması

için okunmalıdır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet İnsanları Korkutmak İçin mi Vardır ❓​

Uyarı yönü vardır.

Fakat Kur’an’ın amacı yalnızca korku oluşturmak değildir.

Bir önceki ayette:

“Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.”

müjdesi verilmişti.

Hemen ardından bu ayetin gelmesi:

iki yolun sonucunu birlikte gösterir.

Bir tarafta:

takvâ ve ıslah.

Diğer tarafta:

yalanlama ve kibir.

İnsan böylece kendi seçiminin önemini fark eder.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 35. ve 36. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayet:
Allah’ın ayetlerine kulak verip:

takvâ sahibi olan ve kendisini düzeltenleri

anlatır.

  1. ayet ise:
aynı ayetleri:

yalanlayan ve kibirle reddedenleri

anlatır.

Asıl fark yalnızca bilgi değildir.

İki taraf da mesajla karşılaşmıştır.

Fark:

mesaja verdikleri cevaptadır.

Biri:

kendini düzeltir.

Diğeri:

kendini haklı çıkarmakta ısrar eder.

Biri:

tevazu gösterir.

Diğeri:

kibirlenir.

Böylece Kur’an insanın önüne:

iki farklı karakter modeli

koyar.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 36. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 36. ayet bize hakikat karşısındaki tavrın ne kadar önemli olduğunu öğretir.

Ayet:

“Ayetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenler...”

der.

Burada iki problem birlikte görülür:

reddetmek

ve

kibirlenmek.

Bu çok önemli bir ayrıntıdır.

Çünkü insanın en büyük sorunu her zaman:

bilmemek değildir.

Bazen:

bildiğini kabul edememektir.

Gerçeği kabul etmek:

özür dilemeyi,

fikrini değiştirmeyi,

çıkarından vazgeçmeyi,

başka bir yaşam biçimi seçmeyi

gerektirebilir.

İşte kibir:

tam bu noktada insanın karşısına çıkar.

“Ben yanılmam.”

der.

“Ben geri adım atmam.”

der.

“Benim düşüncem yanlış olamaz.”

der.

Oysa gerçek tevazu:

her fikre körü körüne inanmak değildir.

Gerçek tevazu:

hakikat kendi düşüncemizden farklı çıktığında onu kabul edebilecek kadar özgür olabilmektir.

Bu nedenle ayetin mesajı yalnızca geçmişte vahyi reddeden insanlara yönelik değildir.

Bugün de herkes kendisine şu soruyu sorabilir:

Bir gerçeği reddettiğimde bunun nedeni gerçekten deliller mi, yoksa gururum, alışkanlıklarım veya çıkarlarım olabilir mi?

Çünkü insanın hakikate ulaşmasının önündeki en kalın perde bazen:

bilgisizlik değil,

kendisini hakikatin üzerinde görmesidir.


“Hakikatin karşısında eğilmek insanı küçültmez; onu büyüten şey tam da budur. Asıl küçülme, yanlış olduğunu fark ettiği hâlde yalnız gururunu korumak için yanlışa tutunmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt