A‘râf Suresi 28. Ayette “Bir Çirkinlik Yaptıklarında ‘Atalarımızı Böyle Bulduk, Allah da Bize Bunu Emretti’ Derler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen kendi tercihini kutsallaştırmak için geleneği veya dini kullanır. Oysa bir davranışın eski olması da Allah adına söylenmesi de onu kendiliğinden doğru yapmaz.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 27. ayetinde insanlara:
“Şeytan sizi de aldatmasın.”
uyarısı yapılmıştı.
- ayette ise insanın yanlış davranışını nasıl savunabildiği gösterilir:
Bu ayet son derece önemli iki bahaneyi eleştirir:
“Atalarımız böyle yapıyordu.”
ve
“Allah böyle emretti.”
Kur’an böylece insana çok güçlü bir ölçü verir:
Bir davranışın gelenek hâline gelmiş olması:
onun doğru olduğunu kanıtlamaz.
Daha da önemlisi:
Allah adına konuşmak için:
bilgi ve delil gerekir.
“Bir Çirkinlik Yaptıklarında” Ne Demektir
Ayette geçen kavram fahşâdır.Bu kelime:
ahlaken çirkin,
aşırı,
utanılacak,
sınırı aşan
davranışları ifade edebilir.
Bağlamda özellikle dönemin bazı yanlış dinî uygulamalarına işaret edildiği kabul edilir.
Fakat ayetin ilkesi bundan daha geniştir:
İnsan yanlış bir davranışı gelenek veya din üzerinden meşrulaştırmamalıdır.
İnsan Yanlışını Neden Savunmak İster
Çünkü:“Ben yanlış yaptım.”
demek kolay değildir.
İnsan kendi davranışının yanlış olduğunu kabul ettiğinde:
alışkanlığını değiştirmesi,
özür dilemesi,
çıkarından vazgeçmesi
gerekebilir.
Bu nedenle insan bazen davranışını değiştirmek yerine:
davranışına gerekçe üretir.
“Atalarımızı Böyle Bulduk” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:“Biz bunu kendimiz icat etmedik; bizden öncekiler de böyle yapıyordu.”
anlamındadır.
İnsan böylece sorumluluğunu azaltmaya çalışır.
Ama Kur’an şu soruyu düşündürür:
Ataların yanlış yapması mümkün değil midir?
Elbette mümkündür.
Dolayısıyla geçmiş:
saygı duyulabilecek bir miras olabilir;
ama:
yanılmaz bir otorite değildir.
Gelenek Kötü Bir Şey midir
Hayır.Gelenek:
bir toplumun hafızasıdır.
Kültür,
aile bağları,
dil,
örf,
toplumsal dayanışma
gibi değerleri taşıyabilir.
Kur’an'ın eleştirdiği şey gelenek değil:
geleneğin sorgulanamaz hâle getirilmesidir.
Eski Bir Davranış Neden Otomatik Olarak Doğru Değildir
Çünkü yanlışlar da nesilden nesile aktarılabilir.Bir toplum yıllarca:
adaletsiz,
ayrımcı,
zararlı
bir uygulamayı sürdürebilir.
Uzun süre yapılması sadece onun:
eski olduğunu
gösterir.
Doğru olduğunu değil.
“Bizim Büyüklerimiz Böyle Yapardı” Sözü Yeterli Bir Delil midir
Hayır.Bir davranışın doğru olup olmadığını değerlendirirken:
ahlaki sonucu,
adalete uygunluğu,
vahyin ölçüleri,
bilgi ve delil
dikkate alınmalıdır.
“Büyüklerimiz böyle yapardı.”
ifadesi tarihsel bilgi olabilir.
Ama tek başına:
ahlaki kanıt değildir.
Ayetin İkinci Bahane Olarak “Allah Emretti” Sözünü Aktarması Neden Daha Ciddidir
Çünkü burada insan kendi davranışını yalnızca gelenekle savunmaz.Onu:
Allah'a bağlar.
Bu çok daha ağır bir iddiadır.
Çünkü artık kişi:
kendi sözünü,
alışkanlığını
veya kültürünü
ilahi hüküm gibi göstermektedir.
Allah Adına Konuşmak Neden Büyük Sorumluluktur
Çünkü:“Allah bunu emretti.”
demek son derece güçlü bir iddiadır.
Bu cümle insanların:
inançlarını,
davranışlarını,
vicdanlarını
etkileyebilir.
Bu nedenle dini bir hüküm söylerken:
bilgiye ve sağlam delile dayanmak gerekir.
“Allah Çirkinliği Emretmez” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayet son derece net bir ilke ortaya koyar:Allah fahşâyı emretmez.
Yani insan kendi çirkin davranışını:
Allah'ın emri
gibi gösteremez.
Bu ifade dini meşrulaştırmanın sınırını belirler.
Allah adına söylenen bir iddia:
Allah'ın adalet ve ahlak öğretisiyle çelişiyorsa sorgulanmalıdır.
İnsan Dini Kendi Çıkarına Kullanabilir mi
Tarih boyunca bunun örnekleri görülmüştür.İnsanlar bazen:
iktidar,
para,
toplumsal üstünlük,
kişisel çıkar
için dini söylemleri kullanabilir.
Ayet bu konuda güçlü bir uyarı taşır:
Allah adına konuşmak, kişinin kendi çıkarını kutsallaştırma aracı olmamalıdır.

Bir Şeyin “Dini Gelenek” Olması Onu Kesin Din Hükmü Yapar mı
Hayır.Burada önemli bir ayrım vardır:
din
ile
dini kültür
aynı şey değildir.
Bir toplum yüzyıllar boyunca bazı uygulamalar geliştirebilir.
Bunların bir kısmı dine dayanabilir.
Bir kısmı ise:
kültür,
örf,
yerel alışkanlık
olabilir.
Bu nedenle her dini görüntülü gelenek:
doğrudan Allah'ın emri değildir.

Din ile Kültürü Nasıl Ayırabiliriz
Bunun için:Kur’an,
güvenilir sünnet bilgisi,
İslam ilim geleneği,
tarihsel bağlam
dikkate alınmalıdır.
Bir uygulama hakkında:
“Din bunu emrediyor.”
demeden önce gerçekten hangi kaynağa dayandığı araştırılmalıdır.
Bu yaklaşım dini zayıflatmaz.
Tam tersine:
dini insanların eklediği şeylerden ayırmaya yardımcı olur.

“Allah Hakkında Bilmediğiniz Şeyleri mi Söylüyorsunuz?” Ne Demektir
Ayetin sonundaki bu soru son derece serttir.İnsana:
“Bilmediğin şeyi neden Allah'a nispet ediyorsun?”
denilmektedir.
Bu, din hakkında konuşurken:
bilmediğini söyleyebilmenin
ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Bazen:
“Bilmiyorum.”
demek:
Allah adına yanlış hüküm vermekten çok daha değerlidir.

Dini Konuda “Bilmiyorum” Demek Eksiklik midir
Hayır.Tam tersine:
ilim ahlakının
önemli bir parçasıdır.
İnsan her şeyi bilemez.
Büyük âlimler bile bazı meselelerde:
“Bilmiyorum.”
demiştir.
Çünkü gerçek bilgi:
yalnızca bildiklerini değil,
bilmediklerinin sınırını da bilmektir.

İnsan Neden Allah Adına Kesin Konuşmaya Eğilimli Olabilir
Çünkü:“Bence böyle.”
demekle
“Allah böyle istiyor.”
demek arasında büyük bir otorite farkı vardır.
İkinci ifade çok daha güçlüdür.
Bu yüzden kişi kendi görüşünü güçlendirmek için:
Allah'ın adını kullanmaya yönelebilir.
Ayet ise buna sınır koyar:
Bilmediğin şeyi Allah'a nispet etme.

Bu Ayet Taklitçiliği mi Eleştiriyor
Evet, kör taklit eleştirinin önemli bir parçasıdır.İnsan:
ailesinden,
toplumundan,
atalarından
birçok şey öğrenir.
Bu normaldir.
Fakat ahlaki ve dini konularda:
“Herkes böyle yapıyor.”
düşüncesi düşünmenin yerini almamalıdır.
Kur’an insanı:
aklını kullanmaya
çağırır.

Atalara Saygı ile Ataları Sorgulamak Birbiriyle Çelişir mi
Hayır.Bir insan:
ailesine,
atalarına,
kültürüne
saygı duyabilir.
Ama onların:
hata yapabileceğini
de kabul edebilir.
Gerçek saygı:
geçmişteki her şeyi kutsallaştırmak
değildir.
İyi olanı korumak,
yanlış olanı düzeltmek
daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

Bu Ayet Günümüz İnsanına Ne Söylüyor
Bugün de insanlar yanlış davranışlarını şu cümlelerle savunabilir:“Herkes böyle yapıyor.”
“Bizim kültürümüzde bu var.”
“Eskiden beri böyle.”
“Din böyle diyor.”
Ayet ise bütün bu ifadelerin arkasında aynı soruyu sorar:
“Gerçekten doğru mu?”
Bir uygulamanın:
yaygın,
eski,
popüler
veya dini görünmesi
tek başına yeterli değildir.
Hakikat:
delil ve ahlakla sınanmalıdır.

Sonuç: A‘râf Suresi 28. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 28. ayet insanın yanlışlarını meşrulaştırmak için kullandığı iki güçlü bahaneyi ortaya çıkarır:Birincisi:
“Atalarımız böyle yapıyordu.”
İkincisi:
“Allah bunu emretti.”
Kur’an ikisini de sorgular.
Geçmiş:
yanılmaz değildir.
İnsanlar:
yanılmaz değildir.
Toplum:
yanılmaz değildir.
Ve en önemlisi:
Allah adına bilmeden konuşmak doğru değildir.
Ayetin cevabı açıktır:
“Allah çirkinliği emretmez.”
Ardından insanı sarsan soru gelir:
“Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
Belki de bu ayetin bize bıraktığı en önemli ahlaki ölçülerden biri şudur:
Bir davranışı savunurken:
“Biz hep böyle yaptık.”
demek yerine:
“Bu gerçekten doğru mu?”
diye sormalıyız.
Dini bir hüküm söylerken de:
“Bence Allah böyle ister.”
demek yerine:
“Bunun gerçekten sağlam bir dayanağı var mı?”
diye araştırmalıyız.
Çünkü din adına yapılan en tehlikeli hatalardan biri:
insanın kendi düşüncesini Allah'ın sözü gibi göstermesidir.
“Geleneğe saygı, aklı susturmayı gerektirmez; dine bağlılık da Allah adına delilsiz konuşmayı haklı çıkarmaz. Hakikate sadakat, bazen ‘Atalarımız böyle yaptı’ sözünden daha güçlü biçimde ‘Ama doğru olan nedir?’ diye sorabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu