A‘râf Suresi 23. Ayette “Rabbimiz! Biz Kendimize Zulmettik; Eğer Bizi Bağışlamaz ve Bize Merhamet Etmezsen Mutlaka Ziyana Uğrayanlardan Oluruz” Duası Ne Anlama Gelir
“İnsanı hatası değil, hatasını inkâr etmesi karanlıkta bırakır. Dönüşün ilk adımı suçu başkasına yüklemek değil, ‘Ben yanlış yaptım’ diyebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 22. ayetinde Âdem ile eşinin şeytanın aldatmasına kapılarak yasak ağaca yaklaştıkları, ardından mahrem yerlerinin kendilerine göründüğü ve yaptıklarıyla yüzleştikleri anlatılmıştı.
- ayette ise insanlık tarihinin en güçlü tövbe dualarından biri gelir:
Bu dua son derece önemlidir.
Çünkü Âdem ile eşi:
şeytanı suçlamaz,
mazeret üretmez,
Allah'ın emrini tartışmaz,
kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaz.
İlk söyledikleri şey şudur:
“Biz kendimize zulmettik.”
İşte Âdem ile İblis arasındaki en büyük farklardan biri burada ortaya çıkar.
İblis:
“Beni sen azdırdın.”
demişti.
Âdem ile eşi ise:
“Biz yanlış yaptık.”
der.
İnsan için kurtuluş kapısı tam da burada açılır.
“Rabbimiz” Diye Başlamaları Neden Önemlidir
Dua:“Rabbimiz…”
diye başlar.
Yani hata yaptıkları hâlde Allah'tan kaçmazlar.
Allah'a yönelirler.
Bu çok önemli bir mesajdır.
İnsan günah işlediğinde:
“Artık Allah'a dönemem.”
diye düşünmemelidir.
Tam tersine tövbe:
yanlışın ardından yeniden Allah'a yönelmektir.
“Biz Kendimize Zulmettik” Ne Demektir
Burada zulüm başka bir insana yapılmış bir haksızlık anlamında değildir.Âdem ile eşi:
kendi kendilerine zarar verdiklerini
kabul ederler.
Allah'ın sınırını aşmak:
Allah'a zarar vermez.
Sonuç:
insana döner.
Bu nedenle günahın ilk mağduru çoğu zaman:
günahı işleyen kişinin kendisidir.
Neden “Şeytan Bizi Kandırdı” Demediler
Şeytan gerçekten onları kandırmaya çalışmıştı.Ama onlar:
“Bütün suç şeytanda.”
demezler.
Çünkü kandırılmak:
sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmaz.
Kararı veren kendileridir.
Bu nedenle gerçek tövbenin ilk şartlarından biri:
kendi payını kabul etmektir.
Âdem ile İblis Arasındaki En Büyük Fark Nedir
İblis:hata yapar.
Ama sonra:
hatasını savunur.
Kendini üstün görür.
Başkalarını suçlar.
Âdem ise:
hata yapar.
Ama sonra:
yanlışını kabul eder,
Allah'a yönelir,
bağışlanma ister.
Dolayısıyla Kur'an insanı:
hatasız olmaya değil, hatadan dönmeye
çağırır.
Hata Yapmak İnsanı Değersiz mi Yapar
Hayır.İnsan kusursuz değildir.
Hata yapabilir.
Yanılabilir.
Nefsine yenilebilir.
Aldanabilir.
Fakat insanın gerçek değeri bazen:
yanlışından sonra ne yaptığıyla
ortaya çıkar.
Yanlışını kabul edip düzelten insan:
ahlaken yeniden yükselebilir.
“Eğer Bizi Bağışlamazsan” Ne Anlama Gelir
Âdem ile eşi Allah'ın affına ihtiyaç duyduklarını kabul ederler.Bu:
insanın kendi kendisine yeterli olmadığını
gösterir.
İnsan yaptığı yanlışın sonucunu:
yalnızca kendi gücüyle tamamen silemeyebilir.
Bu nedenle:
Allah'ın bağışlamasına
muhtaçtır.
Allah'ın Bağışlaması Ne Demektir
Bağışlanma:günahın affedilmesi,
insanın Allah'a dönüşünün kabul edilmesi
anlamını taşır.
Tövbe eden insan:
geçmişini değiştiremez.
Ama:
gelecekteki yönünü değiştirebilir.
İşte bağışlanmanın en büyük anlamlarından biri budur.
“Bize Merhamet Etmezsen” Neden Ayrıca Söyleniyor
Dua yalnızca:“Bizi bağışla.”
demez.
Aynı zamanda:
“Bize merhamet et.”
der.
Çünkü insanın ihtiyacı yalnızca geçmiş günahın silinmesi değildir.
Bundan sonra:
doğru yolu bulabilmek,
yeniden düşmemek,
iyiliğe yönelmek
için de Allah'ın rahmetine ihtiyaç vardır.
Bağışlama ile Merhamet Arasında Nasıl Bir Fark Vardır
Bağışlama:geçmişteki yanlışın affedilmesini
öne çıkarır.
Merhamet ise daha geniştir.
Allah'ın:
koruması,
yardımı,
rehberliği,
nimeti
rahmetin kapsamına girer.
Bu nedenle dua adeta şöyle der:
“Geçmişimizi affet ve geleceğimizde bizi rahmetinden mahrum bırakma.”
“Ziyana Uğrayanlardan Oluruz” Ne Demektir
Buradaki ziyan:maddi bir kayıptan daha büyüktür.
İnsan:
Allah'ın rahmetini,
doğru yönünü,
manevi huzurunu
kaybedebilir.
Dolayısıyla gerçek kayıp:
bir şeyini kaybetmek değil, kendisini kaybetmektir.

Tövbenin İlk Şartı Hatayı Kabul Etmek midir
Evet.İnsan:
“Ben hiçbir yanlış yapmadım.”
diyorsa tövbe başlayamaz.
Çünkü tövbe:
önce gerçekle yüzleşmeyi gerektirir.
Bu nedenle Âdem'in duasının ilk cümlesi:
“Biz kendimize zulmettik.”
olur.

Gerçek Tövbe Sadece Söz Müdür
Hayır.Gerçek tövbe:
yanlışı kabul etmek,
pişmanlık duymak,
günahı bırakmak,
yeniden yapmamaya çalışmak,
varsa başkasının hakkını geri vermek
gibi davranışları da içerir.
Yani tövbe:
yalnızca dilin değil, hayatın yön değiştirmesidir.

İnsan Aynı Günaha Yeniden Düşerse Tövbesi Boşa mı Gider
İnsan tekrar hata yapabilir.Önemli olan tövbe ettiği anda:
samimi olmasıdır.
Sonradan yeniden düşmesi:
önceki tövbenin mutlaka sahte olduğu anlamına gelmez.
Fakat insan:
her seferinde hatasını hafife almak yerine
yeniden mücadele etmelidir.

“Nasıl Olsa Allah Affeder” Düşüncesi Doğru mudur
Allah'ın rahmeti büyüktür.Fakat bunu:
günahı rahatça sürdürmenin bahanesi
haline getirmek doğru değildir.
Gerçek tövbe:
affı ciddiye almak kadar
yanlışı da ciddiye almayı gerektirir.
Merhamete güvenmek:
sorumluluğu terk etmek
anlamına gelmez.

Bu Dua Neden Bu Kadar Evrenseldir
Çünkü hemen herkes hayatında:yanlış karar,
pişmanlık,
gecikmiş özür,
kırdığı bir insan,
boşa harcadığı bir fırsat
ile karşılaşabilir.
Bu dua insanın bu durumlarda söyleyebileceği en dürüst cümlelerden biridir:
“Rabbim, ben kendime haksızlık ettim.”

İnsan Başkasını Suçlamayı Bıraktığında Ne Değişir
Kendi sorumluluğunu görmeye başlar.Bu:
insanın bütün suçu kendisine yüklemesi
anlamına gelmez.
Ama kendi payını kabul etmek:
değişimin başlangıcıdır.
Çünkü insan başkasını değiştiremeyebilir.
Ama:
kendi davranışını değiştirebilir.

Bu Dua Umutsuzluk mu, Umut mu Taşır
Çok güçlü bir umut taşır.Çünkü Âdem ile eşi:
“Biz mahvolduk, artık dönüş yok.”
demez.
Allah'a yönelirler.
Bu, Kur'an'ın tövbe anlayışındaki en önemli ilkelerden biridir:
Yanlış ne kadar büyük olursa olsun, insan samimi biçimde Allah'a dönebilir.

A‘râf Suresi 22. ve 23. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
Sonuç görülür.
Âdem ile eşi kendilerini örtmeye çalışır.
- ayette:
Bu sıralama çok anlamlıdır:
Önce:
farkındalık.
Sonra:
pişmanlık.
Ardından:
tövbe.
İnsanın dönüş yolu çoğu zaman böyle başlar.

Sonuç: A‘râf Suresi 23. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 23. ayet insanlık tarihinin en güçlü dönüş dualarından biridir:“Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz.”
Bu dua insana üç büyük şey öğretir:
Sorumluluk.
Bağışlanma ümidi.
Rahmete ihtiyaç.
Âdem ile eşi:
şeytanı suçlayarak kendilerini temize çıkarmazlar.
Allah'ın yasağını tartışmazlar.
Bahane üretmezler.
Şunu söylerler:
“Biz yanlış yaptık.”
Ve işte bu cümle onları İblis'ten ayıran en önemli çizgilerden biridir.
İblis:
yanlışını savundu.
Âdem:
yanlışını kabul etti.
İblis:
başkasını suçladı.
Âdem:
kendisine baktı.
İblis:
kibirde ısrar etti.
Âdem:
rahmet istedi.
Belki de insanın kurtuluşu tam olarak burada başlar:
Hatasız olduğunu kanıtlamaya çalışmayı bırakıp, hatasını dürüstçe kabul ettiği anda.
Çünkü Allah'a dönüş kapısını açan ilk cümle bazen yalnızca şudur:
“Rabbim, ben yanlış yaptım.”
“Tövbe, geçmişi inkâr etmek değil; geçmişin karşısında dürüstçe durup yönünü değiştirmektir. İnsan hatasını kabul ettiği anda küçülmez, yeniden yükselebileceği yere gelir.”
Ersan Karavelioğlu