📖 A‘râf Suresi 9. Ayette “Kimin Tartıları Hafif Gelirse İşte Onlar Ayetlerimize Haksızlık Ettikleri İçin Kendilerini Ziyana Uğratanlardır” İfadesi Ne

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,627
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 9. Ayette “Kimin Tartıları Hafif Gelirse İşte Onlar Ayetlerimize Haksızlık Ettikleri İçin Kendilerini Ziyana Uğratanlardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan bazen başkalarını kaybettiğini sanır; oysa en büyük kayıp, kendi vicdanını, yönünü ve sonunda kendisini kaybetmesidir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 8. ayetinde:

“Kimin tartıları ağır gelirse işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”

denilmişti.

  1. ayet ise terazinin diğer tarafını gösterir:
“Kimin tartıları hafif gelirse işte onlar, ayetlerimize haksızlık etmeleri sebebiyle kendilerini ziyana uğratanlardır.”

Bu ayette çok dikkat çekici bir ifade vardır:

“Kendilerini ziyana uğrattılar.”

Yani insanın yaptığı kötülük yalnızca başkasına zarar vermez.

Sonunda:

kendi varlığına, kendi geleceğine ve kendi ahiretine de zarar verir.

Ayet böylece kötülüğün en derin sonucunun insanın kendi kendisini kaybetmesi olduğunu anlatır.

1️⃣ “Tartıları Hafif Gelenler” Kimlerdir ❓​

Bir önceki ayette iyilikleri ağır gelenlerin kurtuluşa ereceği bildirilmişti.

Burada ise:

terazileri hafif gelenlerden

söz edilir.

Bu ifade, insanın hayatındaki:

imanın,

iyiliğin,

adaletin,

samimiyetin

yetersiz kalması ve kötülüklerin ağır basması şeklinde anlaşılmıştır.

Temel fikir şudur:

İnsan hayatı ahlaki olarak değersiz değildir; yaptığı her şeyin bir karşılığı vardır.

2️⃣ Terazinin Hafif Olması Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki hafiflik fiziksel bir hafiflik değildir.

Ahlaki değerin düşüklüğünü ifade eder.

Bir insanın dünyada:

çok parası,

çok gücü,

çok ünü

olabilir.

Fakat bunların hiçbiri otomatik olarak ilahi terazide ağırlık oluşturmaz.

Asıl ağırlık:

insanın nasıl yaşadığıdır.

3️⃣ “Kendilerini Ziyana Uğratanlar” Ne Demektir ❓​

Ayet:

“Onlar kaybettiler.”

demek yerine:

“Kendilerini kayba uğrattılar.”

anlamında çok güçlü bir ifade kullanır.

Bu, insanın kendi seçimlerinin sonuçlarına dikkat çeker.

Yani kaybın nedeni yalnızca dışarıdaki bir güç değildir.

İnsan:

yanlış seçimleriyle,

ısrarıyla,

kibriyle,

haksızlığıyla

kendi geleceğini de belirleyebilir.

4️⃣ İnsan Kendisini Nasıl Kaybedebilir ❓​

İnsan yalnızca parasını veya malını kaybetmez.

Bazen:

vicdanını,

merhametini,

doğruluğunu,

utanma duygusunu,

adalet hissini

kaybedebilir.

Ve bunlar bazen maddi kayıplardan çok daha ağırdır.

Çünkü insan dışarıdan her şeye sahip görünürken içeride:

kendisine yabancılaşmış olabilir.

5️⃣ Kur’an'a Göre Gerçek Kayıp Nedir ❓​

Dünya açısından kayıp:

para kaybetmek,

iş kaybetmek,

makam kaybetmek

olarak düşünülebilir.

Kur’an ise daha derin bir kayıp tarif eder:

insanın kendisini kaybetmesi.

Çünkü maddi şeyler yeniden kazanılabilir.

Ama insan:

ahlaki yönünü,

vicdanını,

hakikatle bağını

tamamen kaybederse çok daha büyük bir kayba uğramış olur.

6️⃣ “Ayetlerimize Haksızlık Ediyorlardı” Ne Demektir ❓​

Buradaki ifade ayetleri yalnızca okumamak anlamına gelmez.

Ayetlere karşı:

inkâr,

küçümseme,

çarpıtma,

alay,

bilerek yüz çevirme

gibi tutumları kapsayabilir.

Yani mesele:

hakikatin karşısında nasıl bir tavır alındığıdır.

7️⃣ Allah'ın Ayetlerine “Haksızlık” Nasıl Yapılır ❓​

Allah'ın ayetlerine haksızlık etmek, onları fiziksel olarak incitmek değildir.

Buradaki anlam:

hakikati değersizleştirmek,

açık mesajı bilerek reddetmek,

onu çıkar için çarpıtmak

veya insanların onu anlamasına engel olmak

şeklinde düşünülebilir.

En ağır sorunlardan biri:

gerçeği bildiği hâlde onu tersine çevirmektir.

8️⃣ Bir Ayeti Bilmemek ile Bilerek Reddetmek Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

Bilmemek başka şeydir.

Yanlış bilmek başka şeydir.

Bir şeyi anlayamadığı için soru sormak başka şeydir.

Hakikati gördüğü hâlde çıkarı nedeniyle reddetmek ise başka şeydir.

Kur’an'ın eleştirisi özellikle:

bilinçli ve ısrarlı reddedişe

yönelir.

9️⃣ Soru Sormak Ayetlere Karşı Gelmek midir ❓​

Hayır.

Kur’an insanı birçok yerde:

düşünmeye,

akletmeye,

bakmaya,

ibret almaya

çağırır.

Bu nedenle samimi biçimde:

“Bunu neden böyle anlamalıyım?”

diye sormak inkâr değildir.

Tam tersine:

anlama çabasının bir parçası olabilir.

🔟 Şüphe Duymak ile Hakikati Küçümsemek Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

İnsan zaman zaman:

şüphe edebilir,

anlamakta zorlanabilir,

cevap arayabilir.

Bu insan olmanın doğal bir parçasıdır.

Sorun:

cevap aramak değil,

hakikati araştırmadan küçümsemektir.

Samimi şüphe ile kibirli reddediş aynı değildir.

1️⃣1️⃣ İnsan Neden Hakikati Bildiği Hâlde Reddedebilir ❓​

Çünkü hakikat bazen insanın çıkarlarına ters düşebilir.

Örneğin bir insan:

haksız kazancının yanlış olduğunu bilir.

Fakat bunu kabul ederse kazancından vazgeçmesi gerekecektir.

Bir insan:

birine zulmettiğini bilir.

Fakat kabul ederse özür dilemesi gerekecektir.

Dolayısıyla bazen sorun:

hakikati anlamamak değil, hakikatin bedelini ödemek istememektir.

1️⃣2️⃣ Kibir Teraziyi Nasıl Hafifletebilir ❓​

Kibir insanın:

yanlışını görmesini,

özür dilemesini,

öğrenmesini

zorlaştırabilir.

Çünkü kibirli insan:

“Ben yanılıyor olabilirim.”

demekte zorlanır.

Oysa ahlaki gelişimin başlangıcı çoğu zaman:

yanılabileceğini kabul etmektir.

1️⃣3️⃣ İnsan Kötülük Yaptıkça Kötülüğe Alışabilir mi ❓​

Evet.

İnsan davranışlarını tekrar ettikçe onlara alışabilir.

İlk kez yapılan bir haksızlık vicdanı çok rahatsız edebilir.

İkinci kez biraz daha az.

Sonra insan:

kendi yaptığı kötülüğü normal görmeye

başlayabilir.

Bu nedenle küçük yanlışları küçümsememek önemlidir.

1️⃣4️⃣ Teraziyi Hafifleten Sadece Büyük Günahlar mıdır ❓​

Hayır.

İnsanın karakterini bazen küçük görünen davranışlar şekillendirir.

Sürekli:

yalan söylemek,

insanları küçümsemek,

emanete ihanet etmek,

kırıcı olmak,

hakkı önemsememek

zamanla insanın ahlaki yapısını bozabilir.

Büyük çöküşler çoğu zaman:

küçük yanlışların sürekli tekrarlanmasıyla

başlar.

1️⃣5️⃣ İnsan Kaybettiğini Dünyada Fark Etmeyebilir mi ❓​

Evet.

Bu ayetin en düşündürücü yönlerinden biri budur.

Bir insan dünyada:

başarılı,

zengin,

saygın,

güçlü

görünebilir.

Ama Kur’an'ın ölçüsüne göre aynı kişi:

kendisini kaybetmiş olabilir.

Çünkü dış başarı ile ahlaki başarı aynı şey değildir.

1️⃣6️⃣ Dünyada Kazanıp Ahirette Kaybetmek Mümkün müdür ❓​

Ayetin verdiği temel uyarılardan biri budur.

İnsan dünyada çok şey kazanabilir.

Ama bunları:

zulümle,

hileyle,

başkasının hakkıyla,

vicdanını susturarak

elde etmişse gerçek kazanç tartışmalı hâle gelir.

Kur’an'ın sorusu şudur:

Bir insan dünyayı kazanıp kendisini kaybederse gerçekten kazanmış sayılır mı?

1️⃣7️⃣ Bu Ayet İnsanı Umutsuzluğa mı Sürükler ❓​

Hayır.

Kur’an'ın uyarıları insanı çaresiz bırakmak için değildir.

Tam tersine:

değişim hâlâ mümkünken insanı uyandırmak

içindir.

İnsan hayatta olduğu sürece:

yanlışını fark edebilir,

tövbe edebilir,

zararı düzeltebilir,

iyiliğe yönelebilir.

Bu yüzden uyarı aynı zamanda bir fırsattır.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresinin 8. ve 9. Ayetleri Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayet:
“Tartıları ağır gelenler kurtuluşa erer.”

der.

  1. ayet:
“Tartıları hafif gelenler kendilerini ziyana uğratırlar.”

der.

İki ayet birlikte çok güçlü bir karşılaştırma oluşturur:

Bir tarafta:

kurtuluş.

Diğer tarafta:

insanın kendisini kaybetmesi.

Dolayısıyla mesele yalnızca ödül ve ceza değildir.

Mesele:

insanın hayatıyla neye dönüştüğüdür.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 9. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 9. ayet insanın karşılaşabileceği en büyük kaybın ne olduğunu gösterir:

Kendisini kaybetmek.

İnsan:

parasını kaybedebilir.

İşini kaybedebilir.

Makamını kaybedebilir.

Bunların bir kısmını yeniden kazanabilir.

Fakat insan:

vicdanını,

adalet duygusunu,

merhametini,

hakikatle bağını

kaybettiğinde çok daha derin bir kayba uğrar.

Bu nedenle ayet:

“Kendilerini ziyana uğratanlar…”

ifadesini kullanır.

Çünkü kötülük yalnızca başkalarına verilen zarar değildir.

Kötülük:

onu yapan insanı da değiştirir.

Her haksızlık insanın içinde bir iz bırakır.

Her iyilik de öyle.

Ve insan hayatının sonunda yalnızca:

“Ne yaptım?”

sorusuyla değil,

belki daha derin bir soruyla karşılaşır:

“Yaptıklarım beni nasıl bir insana dönüştürdü?”


“İnsanın en büyük iflası parasını kaybetmesi değildir; doğruluğunu, merhametini ve vicdanını kaybetmesidir. Çünkü insan her şeyi yeniden kazanabilir, fakat kendisini kaybettiğinde geriye kazanacak çok az şey kalır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt