A‘râf Suresi 11. Ayette “Sizi Yarattık, Sonra Size Şekil Verdik; Sonra Meleklere ‘Âdem’e Secde Edin’ Dedik” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsanın değeri yalnızca nasıl yaratıldığıyla değil, kendisine verilen akıl, irade ve sorumlulukla ortaya çıkar. Yaratılış bir başlangıçtır; asıl soru, insanın bu emaneti nasıl taşıdığıdır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 10. ayetinde insanın yeryüzüne yerleştirildiği ve kendisine geçim imkânları verildiği anlatılmıştı.
- ayette ise konu insanın yaratılışına ve Âdem kıssasının başlangıcına taşınır:
Bu ayet insanın yaratılışını, meleklerin secdesini ve İblis'in ilk büyük isyanını aynı sahnede bir araya getirir.
Burada hemen birkaç büyük soru ortaya çıkar:
İnsan neden özel olarak anılır?
Meleklerin Âdem'e secdesi ne anlama gelir?
Bu secde ibadet midir?
İblis neden karşı çıktı?
Ve bütün bunlar insanın kendisini nasıl anlaması gerektiğini bize ne söyler?
“Sizi Yarattık” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayet insanın varlığını doğrudan Allah'ın yaratmasına bağlar.Bu ifade insana:
“Sen kendi kendine ortaya çıkmış bir varlık değilsin.”
mesajını verir.
İnsan sahip olduğu:
beden,
akıl,
duyular,
hayat
ve varlık imkânını kendisi üretmemiştir.
Bu nedenle yaratılış fikri, insanın kendisini mutlak ve bağımsız görmesine karşı güçlü bir hatırlatmadır.
“Sonra Size Şekil Verdik” Ne Demektir
Ayet yalnızca yaratılmaktan söz etmez.Ardından:
“Size şekil verdik.”
der.
Bu ifade insanın:
bedensel yapısını,
biçimini,
organlarının düzenini
ve yaratılışındaki bütünlüğü kapsar.
İnsan bedeni sıradan bir yapı değildir.
Göz,
kulak,
beyin,
kalp,
sinir sistemi
gibi sayısız sistem birlikte çalışır.
Ayet, insanın kendi bedenine bile ibret nazarıyla bakmasını ister.
Yaratmak ile Şekil Vermek Arasında Ne Fark Vardır
“Yaratmak” varlığa çıkarmayı ifade eder.“Şekil vermek” ise yaratılan varlığın:
özelliklerinin,
biçiminin,
düzeninin
belirlenmesini anlatır.
Bu nedenle iki ifade birlikte kullanıldığında:
insanın hem varlığının hem de yapısının bilinçli bir düzen içinde oluşturulduğu
vurgulanır.
Ayette “Sizi Yarattık” Denilip Sonra Neden Âdem'den Söz Ediliyor
Burada insanlığın başlangıcı ile bütün insan nesli arasında bir bağ kurulmaktadır.Kur’an'ın anlatımında Âdem:
insanlığın ilk temsilcisi
olarak karşımıza çıkar.
Bu nedenle Âdem hakkında anlatılan bazı temel olaylar yalnızca tek bir kişiyi değil:
bütün insanlık serüveninin başlangıcını
temsil eder.
Meleklere Neden Âdem'e Secde Etmeleri Emredildi
Kur’an'daki anlatıma göre Allah meleklere:“Âdem'e secde edin.”
buyurmuştur.
Buradaki secde Allah'ın emrine itaattir.
Yani melekler kendi kararlarıyla Âdem'i ilahlaştırmamışlardır.
Tam tersine:
Allah'ın emrine uymuşlardır.
Bu nedenle secdenin anlamını Allah'a yapılan ibadet secdesiyle tamamen aynı düşünmemek gerekir.
Âdem'e Secde Etmek Şirk Olmaz mı
Bugünkü İslam ibadet anlayışında secde yalnızca Allah'a yapılır.Fakat Âdem kıssasındaki secde:
Allah'ın emriyle gerçekleşen özel bir durumdur.
Klasik tefsirlerde bu secde genellikle:
saygı,
onurlandırma,
Allah'ın emrine itaat
çerçevesinde açıklanmıştır.
Yani secdenin gerçek muhatabı bakımından temel itaat:
Allah'adır.
İnsan Neden Böyle Bir Onura Layık Görüldü
Kur’an'ın başka ayetlerinde Âdem'e:isimlerin öğretildiği
anlatılır.
Bu, insanın:
öğrenme,
isimlendirme,
bilgi üretme,
anlam kurma
kapasitesiyle ilişkilendirilir.
İnsan yalnızca biyolojik bir varlık değildir.
Aynı zamanda:
bilgi taşıyan ve sorumluluk üstlenen bir varlıktır.
İnsan Meleklerden Üstün müdür
Bu konu doğrudan basit bir sıralamayla açıklanamaz.Meleklerin kendilerine özgü görevleri vardır.
İnsan ise:
irade,
imtihan,
günah işleme ihtimali,
tövbe edebilme yeteneği
gibi farklı özelliklere sahiptir.
İnsanın değeri:
özgür iradesini doğru kullanabilme potansiyelinden
kaynaklanır.
İblis Melek miydi
Kur’an'ın başka bir ayetinde İblis'in:cinlerden olduğu
açıkça belirtilir.
Dolayısıyla İblis melek değildir.
Ancak meleklerle birlikte bulunduğu ve aynı emir bağlamında anıldığı anlaşılır.
Bu nedenle secde emrine muhatap olmuş fakat:
emre karşı gelmiştir.
İblis Neden Secde Etmedi
Bu sorunun ayrıntılı cevabı sonraki ayetlerde verilir.İblis kendisini Âdem'den üstün görür.
Gerekçesi şudur:
“Beni ateşten, onu çamurdan yarattın.”
Yani İblis:
yaratıldığı madde üzerinden
üstünlük iddiasında bulunur.
Bu, Kur’an'ın kibir eleştirisinin en güçlü örneklerinden biridir.

İblis'in Asıl Günahı Secde Etmemek miydi
Secde etmemesi görünür davranıştır.Fakat davranışın altında daha büyük bir problem vardır:
kibir.
İblis:
Allah'ın emrini bilir.
Emri duyar.
Fakat kendi değerlendirmesini Allah'ın emrinin önüne koyar.
Yani sorun yalnızca bir hareketi yapmamak değildir.
Sorun:
“Ben daha iyi biliyorum.”
tavrıdır.

Kibir Neden Bu Kadar Tehlikelidir
Çünkü kibir insanın öğrenme kapısını kapatabilir.Kibirli insan:
yanıldığını kabul etmek istemez.
Özür dilemek istemez.
Başkasından öğrenmek istemez.
Kendisini üstün görür.
Bu nedenle kibir:
yalnızca bir karakter kusuru değil, hakikati görmeye engel olabilecek bir perde
hâline gelebilir.

İblis'in “Ben Daha Üstünüm” Düşüncesi Bugüne Nasıl Taşınabilir
İnsanlar da zaman zaman birbirlerini:soy,
ırk,
servet,
meslek,
eğitim,
aile,
toplumsal sınıf
üzerinden üstün veya aşağı görebilir.
İblis kıssasının verdiği en güçlü derslerden biri şudur:
Yaratılış özelliğini üstünlük sebebi yapmak kibir üretir.

İnsan Neden Kendisini Başkasından Üstün Görmeye Eğilimlidir
Çünkü üstünlük hissi egoyu besler.İnsan:
kendini daha güçlü,
daha bilgili,
daha zengin,
daha dindar,
daha başarılı
görerek psikolojik tatmin yaşayabilir.
Fakat bu düşünce kolayca:
başkasını küçümsemeye
dönüşebilir.
İşte tehlike burada başlar.

Âdem'e Secde Emri İnsanın Mutlak Üstünlüğü Anlamına mı Gelir
Hayır.Bu ayet insanın gururlanması için değil:
sorumluluğunu anlaması için
okunmalıdır.
Çünkü insan onurlandırılmıştır.
Ama aynı insan:
zulmedebilir,
yalan söyleyebilir,
bozulabilir,
ahlaken düşebilir.
Dolayısıyla verilen değer otomatik olarak korunmaz.
İnsan:
bu değere uygun yaşamak zorundadır.

İnsan Değeri Nereden Gelir
Kur’an açısından insanın değeri yalnızca:fiziksel görünüşünden,
maddi gücünden
veya toplumdaki makamından gelmez.
İnsan:
akıl,
irade,
vicdan,
öğrenme kapasitesi,
ahlaki sorumluluk
taşıyan bir varlık olduğu için değerlidir.
Bu nedenle insan onuru:
parayla veya statüyle ölçülemez.

İblis'in Hatası Akıl Yürütmek miydi
Hayır.Sorun düşünmek değildir.
Sorun:
kendi sınırlı değerlendirmesini Allah'ın emrinden üstün görmesidir.
İblis bir kıyas yapar:
ateşin çamurdan üstün olduğunu varsayar.
Fakat bu varsayımın kendisi tartışmalıdır.
Üstelik Allah'ın Âdem'e verdiği değeri yalnızca yaratıldığı maddeye indirger.
Bu yüzden İblis'in kıyası:
kibir tarafından yönlendirilmiş bir akıl yürütmedir.

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Ayet insana iki zıt hakikati aynı anda hatırlatır:Birincisi:
Sen değerlisin.
İkincisi:
Bu değer seni kibirli yapmamalıdır.
İnsan onurlandırılmıştır.
Ama bu onur:
başkalarını küçümsemek için değil,
daha büyük bir sorumluluk taşımak için
verilmiştir.
İnsanın büyüklüğü:
başkasını aşağılamasında değil,
kendisine verilen aklı ve iradeyi doğru kullanmasındadır.

Sonuç: A‘râf Suresi 11. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 11. ayet insanlığın yaratılış hikâyesinin çok önemli bir bölümünü anlatır:“Sizi yarattık.”
Ardından:
“Size şekil verdik.”
Sonra:
“Meleklere Âdem'e secde edin dedik.”
Ve nihayet:
“İblis hariç hepsi secde etti.”
Böylece insanın yaratılışındaki değer ile kibirin başlangıcı aynı sahnede ortaya çıkar.
Bir tarafta:
Allah'ın emrine teslim olan melekler vardır.
Diğer tarafta:
“Ben daha üstünüm.”
diyen İblis vardır.
Bu nedenle ayetin asıl mesajlarından biri yalnızca yaratılış değildir.
Aynı zamanda:
kibir ile teslimiyet arasındaki farktır.
İnsan kendisinin değerli olduğunu bilmeli;
ama bu değeri başkalarını küçümsemek için kullanmamalıdır.
Çünkü İblis'in düşüşünü başlatan düşünce tam olarak şuydu:
“Ben ondan daha üstünüm.”
Ve belki de insan için en önemli uyarılardan biri budur:
Kendini değerli bilmek başka, kendini başkalarından üstün görmek bambaşkadır.
“İnsana verilen onur, başkasını küçümseme hakkı değil; daha adaletli, daha merhametli ve daha sorumlu yaşama görevidir. Kibir, insanın değerini yükseltmez; tam tersine onu kendi nefsinin esiri hâline getirir.”
Ersan Karavelioğlu