A‘râf Suresi 47. Ayette “Gözleri Cehennem Ehli Tarafına Çevrilince ‘Rabbimiz! Bizi Zalimler Topluluğuyla Birlikte Kılma’ Derler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen iyiliğin değerini yalnız ona bakarak değil, kötülüğün sonucunu gördüğünde de daha derinden anlar. Hakikati görmek, hangi tarafta durmak istediğimizi yeniden düşünmemizi sağlar.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 46. ayetinde cennet ile cehennem arasında bir perde bulunduğu, A‘râf üzerinde bulunan kimselerin iki tarafı da simalarından tanıdığı ve cennet ehline:
“Selâm size!”
diye seslendiği anlatılmıştı.
Henüz cennete girmemişlerdi.
Fakat:
oraya girmeyi umuyorlardı.
- ayette ise A‘râf ehlinin bakışları diğer tarafa çevrilir:
Bu ayet son derece kısa olmasına rağmen güçlü bir sahne oluşturur.
Bir tarafta:
özlem duydukları cennet.
Diğer tarafta:
görmekten bile korktukları cehennem.
Ve bu iki görüntünün ortasında tek bir dua yükselir:
“Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber kılma.”
Bu dua yalnızca:
“Bizi cehennemden koru.”
demek değildir.
Daha derin bir anlam taşır:
“Bizi zulmün yoluna ait olanlardan da yapma.”
“Gözleri Cehennem Ehli Tarafına Çevrilince” Ne Demektir
Ayet A‘râf ehlinin:cehennem tarafına baktığını
anlatır.
Bu görüntü onların üzerinde güçlü bir etki oluşturur.
Az önce:
cennet ehline bakmış,
onlara selâm vermiş
ve cennete girmeyi umut etmişlerdi.
Şimdi ise:
aynı yerden cehennemin sonucunu da görmektedirler.
Bu karşılaştırma:
seçimlerin sonuçlarını çok açık biçimde ortaya koyar.
A‘râf Ehli Neden Cehennem Tarafına Bakınca Dua Ediyor
Çünkü gördükleri manzara:onlarda korku uyandırır.
Fakat bu korku:
yalnızca ateşten korkmak değildir.
Onlar:
zalimlerle beraber olmaktan
da Allah’a sığınırlar.
Bu çok önemli bir ayrıntıdır.
Dua:
“Bizi yalnız azaptan uzak tut.”
değil;
“Bizi o yolu seçenlerden de yapma.”
anlamı taşır.
“Rabbimiz” Diye Dua Etmeleri Ne Anlama Gelir
“Rabbimiz” sözü:yakınlık,
bağlılık,
yardım talebi
ve kulluk
ifadesidir.
A‘râf ehli içinde bulunduğu belirsizlikte:
başka bir güce değil,
Allah’a yönelir.
Bu bize duanın temel yönünü gösterir:
İnsan korktuğunda,
umut ettiğinde,
çaresiz kaldığında
Rabbine döner.
Neden “Bizi Cehenneme Koyma” Değil de “Zalimlerle Birlikte Kılma” Diyorlar
Bu ayetin en dikkat çekici noktalarından biri budur.Cehennem:
zulmün,
inkârın,
kibrin,
haksızlığın
sonucu olarak anlatılmıştır.
A‘râf ehli yalnızca sonucu değil:
o sonuca götüren kimliği
de reddeder.
Adeta:
“Rabbimiz, bizi onların yoluna ait insanlardan yapma.”
derler.
Bu nedenle dua:
ahlaki bir yöneliş de taşır.
“Zalimler Topluluğu” Kimlerdir
Bağlamda:Allah’ın ayetlerini yalanlayan,
kibirlenen,
Allah’ın yolundan alıkoyan,
onu eğri göstermeye çalışan
kimseler anlatılmıştı.
Dolayısıyla “zalimler” ifadesi:
yalnızca başkalarına fiziksel zarar veren insanları değil;
hakikate,
başkalarına
ve kendi nefislerine
haksızlık edenleri de kapsar.
Zulüm Sadece Fiziksel Şiddet midir
Hayır.Kur’an’daki zulüm kavramı çok daha geniştir.
Zulüm:
hakkı çiğnemek,
adaleti bozmak,
insanı sömürmek,
hakikati bilerek çarpıtmak,
kendisine verilen sınırı aşmak
gibi anlamlara gelebilir.
İnsan:
başkasına zulmedebilir.
Ama aynı zamanda:
kendisine de zulmedebilir.
İnsan Kendisine Nasıl Zulmedebilir
İnsan:yanlışı sürekli seçerek,
kendi vicdanını susturarak,
bağımlılıklarını büyüterek,
ahlaki sınırlarını yıkarak
kendi hayatına zarar verebilir.
Bu nedenle Kur’an’da günah çoğu zaman:
insanın kendisine yaptığı haksızlık
olarak da anlatılır.
Çünkü sonuç:
en sonunda kişinin kendisine döner.
A‘râf Ehlinin Korkusu Sağlıklı Bir Korku mudur
Bu korku:insanı ümitsizliğe sürükleyen
bir korku değildir.
Tam tersine:
duaya,
Allah’a yönelmeye,
kurtuluş istemeye
dönüşür.
Bu tür korku:
insanı yanlış yoldan uzaklaştıran bilinç
olarak düşünülebilir.
Yani korkunun kendisi değil:
insanı nereye götürdüğü
önemlidir.
Dinde Korku ile Ümit Arasında Nasıl Bir Denge Vardır
A‘râf 46 ve 47 bu dengeyi çok güzel gösterir.- ayette:
vardı.
Cennet ehline baktılar ve:
girmeyi umuyorlardı.
- ayette:
vardır.
Cehennem ehline baktılar ve:
“Bizi onlarla beraber kılma.”
dediler.
İşte insanın Allah’la ilişkisinde:
ümit ile korku birlikte bulunabilir.
Sadece Korkuya Dayalı Bir Din Anlayışı Sağlıklı mıdır
Tek başına korku:insanı yorabilir,
ümitsizliğe sürükleyebilir.
Kur’an ise:
korkuyla birlikte:
rahmet,
bağışlanma,
cennet,
ümit
mesajlarını da verir.
Aynı şekilde yalnızca:
“Nasıl olsa Allah affeder.”
deyip sorumluluğu tamamen unutmak da doğru değildir.
Denge:
rahmeti ummak ve sorumluluğu ciddiye almaktır.

İnsan Kötülüğün Sonucunu Görmeden Önce Ondan Uzaklaşabilir mi
Evet.Ahlaki olgunluğun önemli yönlerinden biri budur.
İnsan her yanlışın sonucunu:
bizzat yaşamak zorunda değildir.
Başkalarının tecrübelerinden,
tarihten,
vahyin uyarılarından
öğrenebilir.
Akıllı insan:
“Bunu yaşamadan da sonucunu anlayabilirim.”
diyebilir.

Başkalarının Hatasından Ders Almak Neden Önemlidir
Çünkü insanın ömrü:her hatayı kendisinin deneyerek öğrenmesine
yetecek kadar uzun değildir.
Bazı hatalar:
geri döndürülemez sonuçlar
doğurabilir.
Bu nedenle:
başkalarının yaşadığı yıkımları görmek
ve aynı yolu tekrarlamamak:
hikmettir.

Cehennem Sahnesini Görmek A‘râf Ehlinin Cennet Arzusunu Artırır mı
Ayet bunu doğrudan söylemez.Fakat bağlam bize güçlü bir karşılaştırma sunar.
Bir tarafta:
cennetin selâmı.
Diğer tarafta:
cehennemin korkusu.
İnsan zıtlıkları gördüğünde:
seçimlerin değerini
daha açık anlayabilir.
Bazen:
nimetin kıymeti, kaybın ne olduğunu görünce daha iyi anlaşılır.

Bu Ayet Bize Çevre Seçimi Hakkında da Bir Ders Verir mi
Evet, genel bir ahlaki ders çıkarılabilir.Dua:
“Bizi zalimler topluluğuyla beraber kılma.”
şeklindedir.
İnsan dünyada:
kiminle birlikte olduğunu,
kimi örnek aldığını,
hangi değerlerin içinde yaşadığını
önemsemelidir.
Çünkü çevre:
insanın davranışlarını,
normal kabul ettiği şeyleri
etkileyebilir.

Kötü Bir Çevrede Bulunmak İnsanı Otomatik Olarak Kötü Yapar mı
Hayır.İnsan zor şartlarda veya kötü bir çevrede bulunabilir
ve yine de doğruyu seçebilir.
Fakat çevrenin etkisini de küçümsememek gerekir.
Yanlış sürekli normalleştiriliyorsa:
insanın hassasiyeti zamanla azalabilir.
Bu yüzden insan:
kiminle yürüdüğüne dikkat etmelidir.

“Bizi Zalimlerle Birlikte Kılma” Duasını Bugün Nasıl Anlayabiliriz
Bu dua bugün insanın hayatında şu anlama da gelebilir:Rabbim,
beni zulme ortak etme.
Haksızlığı alkışlayanlardan yapma.
Doğruyu bile bile susup çıkarını koruyanlardan yapma.
Başkalarının hakkını küçümseyenlerden yapma.
Kötülüğün sıradanlaştığı yerde:
vicdanımı kaybetmeme izin verme.

Bir İnsan Zulme Doğrudan Katılmasa da Onu Destekleyebilir mi
Evet.Zulüm yalnızca:
bizzat yapmakla
desteklenmeyebilir.
İnsan bazen:
alkışlayarak,
meşrulaştırarak,
yanlış bilgi yayarak,
kendi çıkarı için görmezden gelerek
de haksızlığın güçlenmesine katkıda bulunabilir.
Bu nedenle ahlaki sorumluluk:
“Ben yapmadım.”
cümlesinden daha geniş olabilir.

A‘râf Suresi 46. ve 47. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette A‘râf ehlinin yüzü:
dönmüştü.
Onlara:
“Selâm size!”
dediler.
Henüz girmemişlerdi
ama:
umut ediyorlardı.
- ayette ise gözleri:
çevrilir.
Bu kez:
“Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber kılma.”
derler.
Böylece insan hayatının iki büyük manevi duygusu aynı sahnede buluşur:
Ümit ve korku.
Ümit:
insanı Allah’a yaklaştırır.
Korku:
yanlıştan uzaklaştırır.
İkisi birlikte:
sorumluluk bilinci
oluşturabilir.

Sonuç: A‘râf Suresi 47. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 47. ayet yalnızca bir ahiret görüntüsü anlatmaz.İnsanın kalbinde bulunması gereken çok önemli bir duayı öğretir:
“Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğuyla beraber kılma.”
Bu dua:
yalnızca:
“Bizi cehennemden kurtar.”
demek değildir.
Aynı zamanda:
“Bizi zulmün insanlarından yapma.”
demektir.
Çünkü insan sadece:
sonuçtan korkmamalıdır.
O sonuca götüren karakterden de korkmalıdır.
Zalim olmak:
bir anda gerçekleşmeyebilir.
İnsan önce:
küçük bir haksızlığı önemsemez.
Sonra:
başka bir haksızlığı normal görür.
Sonra:
çıkarı için susar.
Ardından:
yapılan yanlışı savunmaya başlar.
Ve bir gün:
kendisinin de o yanlış düzenin parçası olduğunu fark edebilir.
Bu nedenle dua bugüne de çok güçlü biçimde seslenir:
Rabbim,
beni insanların hakkını küçümseyenlerden yapma.
Güç elde ettiğinde adaleti unutanlardan yapma.
Kibir nedeniyle gerçeği reddedenlerden yapma.
Kalabalığın içinde yanlış normalleştiğinde:
vicdanını kaybedenlerden yapma.
A‘râf ehlinin durumu bize başka bir şeyi daha öğretir:
Bir önceki ayette cennete:
umutla
baktılar.
Bu ayette cehenneme:
korkuyla
baktılar.
İnsan hayatında da doğru denge belki budur:
Allah’ın rahmetinden:
ümit kesmemek
ama yanlışların sonuçlarını da:
hafife almamak.
Belki de ayetin bize yönelttiği en önemli soru şudur:
Biz yalnızca zalimlerin sonucundan mı korkuyoruz, yoksa zalimleşmekten de gerçekten korkuyor muyuz?
Çünkü ahlaki bilinç:
cezadan kaçmaktan daha derindir.
Gerçek bilinç:
yanlış insan olmaktan sakınmaktır.
“Cehennemden korunmayı istemek kadar, cehenneme götüren karakterden korunmayı istemek de önemlidir. İnsan ‘Beni zalimlerle beraber kılma’ derken aslında ‘Rabbim, beni zulme benzeyen biri hâline de getirme’ diye dua eder.”
Ersan Karavelioğlu