A‘râf Suresi 40. Ayette “Ayetlerimizi Yalanlayan ve Onlara Karşı Kibirlenenlere Gök Kapıları Açılmayacak; Deve İğne Deliğinden Geçmedikçe Cennete Giremeyeceklerdir” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Kibir insana bütün kapıları kendi gücüyle açabileceğini düşündürür; fakat hakikat karşısında kapanan bir kalbin, sonunda hiçbir dünyevi gücün açamayacağı kapılarla karşılaşması mümkündür.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 39. ayetinde önceki ve sonraki sapmış toplulukların birbirlerini suçladıkları, fakat her grubun kendi yaptıklarından sorumlu tutulacağı anlatılmıştı.
- ayette ise Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenlerin nihai durumuna ilişkin çok güçlü bir tasvir gelir:
Ayet iki çok güçlü görüntü kullanır:
kapanmış gök kapıları
ve
iğne deliğinden geçmeye çalışan bir deve.
İkincisi özellikle dikkat çekicidir.
Çünkü burada gerçekleşmesi mümkün olmayan bir durum üzerinden:
inkâr ve kibirde ısrar edenlerin cennete girişinin imkânsızlığı
vurgulanır.
Fakat ayetin hedefi yalnızca geleceği anlatmak değildir.
Bugünkü insana da şu soruyu yöneltir:
Hakikat karşısında kalbimizin kapısını biz mi kapatıyoruz?
Bu Ayet Önceki Ayetin Devamı mıdır
Evet.A‘râf 36. ayetten itibaren:
Allah’ın ayetlerini yalanlayan,
kibirlenen,
başkalarını suçlayan
insanların ahirette karşılaşacakları sonuçlar anlatılmaktadır.
- ayet bu anlatıyı daha da güçlendirir.
Önce:
yanlış tercih
anlatılmıştır.
Şimdi:
bu tercihin nihai sonucu
gösterilmektedir.
“Ayetlerimizi Yalanlayanlar” Kimlerdir
Burada Allah’ın:vahiyini,
işaretlerini,
peygamberleri aracılığıyla bildirdiği hakikati
reddedenlerden söz edilir.
Ancak ayet yalnız:
“inanmayanlar”
demekle yetinmez.
Özellikle ikinci bir özellik ekler:
“Ayetlerimize karşı kibirlenenler.”
Bu ayrıntı çok önemlidir.
Çünkü sorun yalnızca bilgi eksikliği değil;
hakikat karşısında büyüklük taslamaktır.
Kibir Neden Bu Ayette Yeniden Vurgulanıyor
A‘râf Suresi'nin başlarında İblis’in hatasının merkezinde de kibir vardı.İblis:
“Ben ondan üstünüm.”
demişti.
Böylece sure içinde güçlü bir bağlantı kurulur.
İblis’in problemi:
yalnızca emri yerine getirmemek değildi.
Kendi ölçüsünü:
Allah’ın emrinin üzerine koymuştu.
İnsan da aynı şekilde:
“Ben daha iyi bilirim.”
noktasına geldiğinde benzer bir manevi tehlikeye yaklaşabilir.
“Gök Kapıları Onlara Açılmayacaktır” Ne Demektir
Bu ifade hakkında müfessirler farklı açıklamalar yapmıştır.Bazı yorumlarda:
inkârcıların ruhlarının yükselmesine gök kapılarının açılmaması,
bazılarında ise:
amellerinin kabul edilip yükselmemesi
öne çıkarılmıştır.
Ortak mesaj ise açıktır:
Allah’ın rahmetine ve kabulüne açılan yolda ağır bir engelle karşılaşırlar.
Ayetin ana vurgusu:
reddedilmişlik ve mahrumiyettir.
Kur’an’daki “Gök Kapıları” Gerçek Kapılar mıdır
Kur’an gayb âlemini insanın anlayabileceği imgelerle anlatır.“Gök kapıları” ifadesinin:
gayba ait gerçek bir boyutu olabilir.
Fakat bu dünyanın fiziksel kapıları gibi:
nasıl,
nerede,
hangi biçimde
olduğuna dair ayrıntılı bir tasvir yapamayız.
Kur’an’ın vermediği ayrıntılar konusunda kesin konuşmamak daha doğrudur.
Asıl mesaj:
ilahi kabul ve geçişin engellenmesidir.
Kapının Açılmaması Ne Sembolize Eder
Kapı insan hayatında çok güçlü bir semboldür.Açık kapı:
imkân,
kabul,
geçiş,
rahmet
anlamına gelebilir.
Kapalı kapı ise:
mahrumiyet,
engel,
reddedilme
anlamını taşır.
Ayet:
dünyada Allah’ın ayetlerine karşı kalbini kapatan insanın,
ahirette:
kapalı kapılarla karşılaşmasını
çok güçlü bir şekilde tasvir eder.
“Deve İğne Deliğinden Geçmedikçe” Ne Demektir
Bu ifade:gerçekleşmesi imkânsız bir şeyi
anlatan çarpıcı bir benzetmedir.
Bir tarafta:
çok büyük bir hayvan olan deve vardır.
Diğer tarafta:
son derece küçük bir iğne deliği.
Devenin iğne deliğinden geçmesi mümkün olmadığı için ayetin anlamı:
“Bu hâl üzere kalanların cennete girmesi mümkün değildir.”
şeklinde anlaşılır.
Kur’an Neden Böyle Çarpıcı Bir Benzetme Kullanıyor
Çünkü bazı mesajlar:soyut ifadelerden çok
görüntülerle güçlü hâle gelir.
“Asla giremezler.”
denebilirdi.
Fakat:
“Deve iğne deliğinden geçmedikçe…”
denildiğinde insanın zihninde unutulması zor bir görüntü oluşur.
Bu Kur’an’ın anlatım gücünün örneklerinden biridir.
Ayette Geçen Hayvan Gerçekten Deve midir
Yaygın ve geleneksel kıraat ile yorumda kelime:“cemel” — deve
olarak anlaşılmıştır.
Dolayısıyla Türkçe meallerin büyük çoğunluğunda:
“deve iğne deliğinden geçmedikçe”
şeklinde çevrilir.
Esas mesaj ise kelimenin oluşturduğu:
büyüklük ile iğne deliğinin küçüklüğü arasındaki imkânsızlıktır.
Bu İfade Sonsuza Kadar Cennete Giremeyeceklerini mi Anlatıyor
Ayetin bağlamı:Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve onlara karşı kibirle direnen insanlar
hakkındadır.
Klasik İslam anlayışında bu ifade:
inkâr üzere ölenlerin cennete giremeyeceği
şeklinde anlaşılmıştır.
Fakat tek tek kişilerin:
nihai durumunu,
kalbini,
son anını
biz bilemeyiz.
Nihai hüküm:
Allah’a aittir.

Bir İnsan Hayattayken Tövbe Ederse Bu Ayetin Hükmünden Kurtulabilir mi
İnsan hayattayken:tövbe,
iman,
düzeltme
kapısı açıktır.
Kur’an’ın genel mesajında insan:
yanlışından dönebilir.
Kibirli olmuş olabilir.
İnkâr etmiş olabilir.
Günah işlemiş olabilir.
Ama samimiyetle dönüş:
insanın hayatında yeni bir başlangıç
oluşturabilir.
Bu ayetin ağır uyarısı:
yanlışta ölümüne kadar ısrar eden tavra yöneliktir.

Neden Ölümden Önce Yön Değiştirmek Bu Kadar Önemlidir
Çünkü dünya hayatı:seçim alanıdır.
İnsan burada:
inanır,
reddeder,
iyilik yapar,
yanlış yapar,
tövbe eder,
kendini düzeltir.
Ölüm ise:
bu dünya sınavının kapanış noktasıdır.
Bu nedenle Kur’an’ın uyarıları:
“Sonra düşünürüm.”
demek yerine insanı:
bugün düşünmeye
çağırır.

Kibir İnsanın Tövbe Etmesini Neden Zorlaştırır
Çünkü tövbe önce şunu söyleyebilmek ister:“Ben yanlış yaptım.”
Kibir ise:
“Ben yanlış yapmam.”
deme eğilimindedir.
Tövbe:
özür dilemeyi gerektirebilir.
Kibir:
özür dilemeyi küçülmek sayabilir.
Tövbe:
yön değiştirmektir.
Kibir:
yanlış yolu bile sırf gurur nedeniyle sürdürmek isteyebilir.
Bu nedenle kibir:
manevi dönüşün önündeki en büyük engellerden biri olabilir.

Bilgi Sahibi Olmak Kibri Otomatik Olarak Yok Eder mi
Hayır.Hatta insan bilgisiyle de kibirlenebilir.
Çok şey bilen biri:
başkalarını küçümseyebilir.
Kendi görüşünü:
yanılmaz kabul edebilir.
Her eleştiriyi:
cehalet sayabilir.
Gerçek bilgi ise ideal olarak insanı:
daha mütevazı
yapmalıdır.
Çünkü insan öğrendikçe:
bilmediklerinin büyüklüğünü de fark eder.

Dindarlık Kibre Dönüşürse Ne Olur
İnsan bazen:ibadetini,
dini bilgisini,
ahlaki görünümünü
başkalarından üstün olmanın aracı hâline getirebilir.
Bu durumda:
Allah’a yaklaşmak için yapılan şey,
benliği büyütmek için kullanılmaya başlanır.
Bu çok ciddi bir çelişkidir.
Gerçek takvâ:
“Ben herkesten üstünüm.”
dedirten değil;
“Ben de Allah’a muhtaç bir kulum.”
bilincini güçlendiren bir hâl olmalıdır.

İnsan Kendi Kalbinin Kapılarını Nasıl Kapatabilir
Bu bir anda olmayabilir.Önce:
bir hakikat rahatsız eder.
İnsan onu görmezden gelir.
Sonra:
bahaneler üretir.
Daha sonra:
karşı görüşü dinlememeye başlar.
En sonunda:
kendi düşüncesini mutlaklaştırır.
Böylece kalp:
hakikati araştırmak yerine kendisini savunmaya
odaklanabilir.

Hakikate Açık Kalmak Ne Demektir
Hakikate açık olmak:her söylenene inanmak
değildir.
Tam tersine:
araştırmak,
sorgulamak,
delil istemek
ama güçlü delil karşısında:
fikrini değiştirebilmek
demektir.
En önemli nokta şudur:
“Benim düşüncem yanlış olabilir.”
ihtimalini tamamen ortadan kaldırmamak.

“Suçluları İşte Böyle Cezalandırırız” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayetin sonunda kullanılan ifade:bu sonucun rastgele olmadığını
gösterir.
İnsanların:
yalanlama,
kibir,
ısrar
gibi tercihlerinin:
bir sonucu vardır.
Kur’an’ın ahiret anlayışında ceza:
keyfî değildir.
Ahlaki sorumluluğun sonucudur.
Bu nedenle insanın dünyadaki seçimleri:
geçici görünse bile
nihai anlam taşır.

Sonuç: A‘râf Suresi 40. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 40. ayet Kur’an’ın en çarpıcı benzetmelerinden birini içerir:“Deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyeceklerdir.”
Bir deve düşünün.
Sonra:
bir iğnenin küçücük deliğini.
İkisinin arasındaki oran bile ayetin mesajını anlatmaya yeter.
Bu:
imkânsızlığın görüntüsüdür.
Fakat ayet bize yalnızca ahiretteki bir sonucu göstermiyor.
Bizi bugün:
kibir
üzerinde düşünmeye çağırıyor.
Çünkü ayetin muhatapları yalnızca:
Allah’ın ayetlerini yalanlayanlar değil,
aynı zamanda:
“onlara karşı kibirlenenlerdir.”
Belki insanın hakikate karşı en tehlikeli cümlesi:
“Ben zaten biliyorum.”
cümlesidir.
Çünkü insan:
bildiğini düşündüğünde dinlemeyi bırakabilir.
Kendisini kesin doğru gördüğünde:
sorgulamayı bırakabilir.
Kendi üstünlüğüne inandığında:
özür dilemeyi bırakabilir.
Ve sonunda:
kalbinin kapısını kendisi kapatabilir.
Ayetin gök kapılarıyla ilgili tasviri bu açıdan derin bir düşünce uyandırır:
Dünyada hakikate kapattığımız kapılar, ahirette karşımıza nasıl çıkacak?
İnsan hayattayken ise hâlâ bir imkân vardır.
Kapıyı yeniden açabilir.
Yanlışını kabul edebilir.
Kibrini bırakabilir.
Özür dileyebilir.
Tövbe edebilir.
Hakikati yeniden arayabilir.
Belki de bu ayetin en önemli mesajlarından biri şudur:
İnsan hayattayken Allah’a dönüş kapısının açık olmasının değerini bilmelidir.
Çünkü bazı kapılar:
sonsuza kadar açık kalmaz.
“İnsan hakikate karşı kapısını kapattığında önce yalnız başkalarını dışarıda bıraktığını sanır; oysa zamanla kendisini de hakikatin dışında bırakabilir. Tevazu, kapıyı açık tutmanın adıdır.”
Ersan Karavelioğlu