📖 A‘râf Suresi 40. Ayette “Ayetlerimizi Yalanlayan ve Onlara Karşı Kibirlenenlere Gök Kapıları Açılmayacak; Deve İğne Deliğinden Geçmedikçe Cennete

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,656
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 40. Ayette “Ayetlerimizi Yalanlayan ve Onlara Karşı Kibirlenenlere Gök Kapıları Açılmayacak; Deve İğne Deliğinden Geçmedikçe Cennete Giremeyeceklerdir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Kibir insana bütün kapıları kendi gücüyle açabileceğini düşündürür; fakat hakikat karşısında kapanan bir kalbin, sonunda hiçbir dünyevi gücün açamayacağı kapılarla karşılaşması mümkündür.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 39. ayetinde önceki ve sonraki sapmış toplulukların birbirlerini suçladıkları, fakat her grubun kendi yaptıklarından sorumlu tutulacağı anlatılmıştı.

  1. ayette ise Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenlerin nihai durumuna ilişkin çok güçlü bir tasvir gelir:
“Ayetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenler var ya, onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyeceklerdir. Suçluları işte böyle cezalandırırız.”

Ayet iki çok güçlü görüntü kullanır:

kapanmış gök kapıları

ve

iğne deliğinden geçmeye çalışan bir deve.

İkincisi özellikle dikkat çekicidir.

Çünkü burada gerçekleşmesi mümkün olmayan bir durum üzerinden:

inkâr ve kibirde ısrar edenlerin cennete girişinin imkânsızlığı

vurgulanır.

Fakat ayetin hedefi yalnızca geleceği anlatmak değildir.

Bugünkü insana da şu soruyu yöneltir:

Hakikat karşısında kalbimizin kapısını biz mi kapatıyoruz?

1️⃣ Bu Ayet Önceki Ayetin Devamı mıdır ❓​

Evet.

A‘râf 36. ayetten itibaren:

Allah’ın ayetlerini yalanlayan,

kibirlenen,

başkalarını suçlayan

insanların ahirette karşılaşacakları sonuçlar anlatılmaktadır.

  1. ayet bu anlatıyı daha da güçlendirir.
Yani konu aniden değişmez.

Önce:

yanlış tercih

anlatılmıştır.

Şimdi:

bu tercihin nihai sonucu

gösterilmektedir.

2️⃣ “Ayetlerimizi Yalanlayanlar” Kimlerdir ❓​

Burada Allah’ın:

vahiyini,

işaretlerini,

peygamberleri aracılığıyla bildirdiği hakikati

reddedenlerden söz edilir.

Ancak ayet yalnız:

“inanmayanlar”

demekle yetinmez.

Özellikle ikinci bir özellik ekler:

“Ayetlerimize karşı kibirlenenler.”

Bu ayrıntı çok önemlidir.

Çünkü sorun yalnızca bilgi eksikliği değil;

hakikat karşısında büyüklük taslamaktır.

3️⃣ Kibir Neden Bu Ayette Yeniden Vurgulanıyor ❓​

A‘râf Suresi'nin başlarında İblis’in hatasının merkezinde de kibir vardı.

İblis:

“Ben ondan üstünüm.”

demişti.

Böylece sure içinde güçlü bir bağlantı kurulur.

İblis’in problemi:

yalnızca emri yerine getirmemek değildi.

Kendi ölçüsünü:

Allah’ın emrinin üzerine koymuştu.

İnsan da aynı şekilde:

“Ben daha iyi bilirim.”

noktasına geldiğinde benzer bir manevi tehlikeye yaklaşabilir.

4️⃣ “Gök Kapıları Onlara Açılmayacaktır” Ne Demektir ❓​

Bu ifade hakkında müfessirler farklı açıklamalar yapmıştır.

Bazı yorumlarda:

inkârcıların ruhlarının yükselmesine gök kapılarının açılmaması,

bazılarında ise:

amellerinin kabul edilip yükselmemesi

öne çıkarılmıştır.

Ortak mesaj ise açıktır:

Allah’ın rahmetine ve kabulüne açılan yolda ağır bir engelle karşılaşırlar.

Ayetin ana vurgusu:

reddedilmişlik ve mahrumiyettir.

5️⃣ Kur’an’daki “Gök Kapıları” Gerçek Kapılar mıdır ❓​

Kur’an gayb âlemini insanın anlayabileceği imgelerle anlatır.

“Gök kapıları” ifadesinin:

gayba ait gerçek bir boyutu olabilir.

Fakat bu dünyanın fiziksel kapıları gibi:

nasıl,

nerede,

hangi biçimde

olduğuna dair ayrıntılı bir tasvir yapamayız.

Kur’an’ın vermediği ayrıntılar konusunda kesin konuşmamak daha doğrudur.

Asıl mesaj:

ilahi kabul ve geçişin engellenmesidir.

6️⃣ Kapının Açılmaması Ne Sembolize Eder ❓​

Kapı insan hayatında çok güçlü bir semboldür.

Açık kapı:

imkân,

kabul,

geçiş,

rahmet

anlamına gelebilir.

Kapalı kapı ise:

mahrumiyet,

engel,

reddedilme

anlamını taşır.

Ayet:

dünyada Allah’ın ayetlerine karşı kalbini kapatan insanın,

ahirette:

kapalı kapılarla karşılaşmasını

çok güçlü bir şekilde tasvir eder.

7️⃣ “Deve İğne Deliğinden Geçmedikçe” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

gerçekleşmesi imkânsız bir şeyi

anlatan çarpıcı bir benzetmedir.

Bir tarafta:

çok büyük bir hayvan olan deve vardır.

Diğer tarafta:

son derece küçük bir iğne deliği.

Devenin iğne deliğinden geçmesi mümkün olmadığı için ayetin anlamı:

“Bu hâl üzere kalanların cennete girmesi mümkün değildir.”

şeklinde anlaşılır.

8️⃣ Kur’an Neden Böyle Çarpıcı Bir Benzetme Kullanıyor ❓​

Çünkü bazı mesajlar:

soyut ifadelerden çok

görüntülerle güçlü hâle gelir.

“Asla giremezler.”

denebilirdi.

Fakat:

“Deve iğne deliğinden geçmedikçe…”

denildiğinde insanın zihninde unutulması zor bir görüntü oluşur.

Bu Kur’an’ın anlatım gücünün örneklerinden biridir.

9️⃣ Ayette Geçen Hayvan Gerçekten Deve midir ❓​

Yaygın ve geleneksel kıraat ile yorumda kelime:

“cemel” — deve

olarak anlaşılmıştır.

Dolayısıyla Türkçe meallerin büyük çoğunluğunda:

“deve iğne deliğinden geçmedikçe”

şeklinde çevrilir.

Esas mesaj ise kelimenin oluşturduğu:

büyüklük ile iğne deliğinin küçüklüğü arasındaki imkânsızlıktır.

🔟 Bu İfade Sonsuza Kadar Cennete Giremeyeceklerini mi Anlatıyor ❓​

Ayetin bağlamı:

Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve onlara karşı kibirle direnen insanlar

hakkındadır.

Klasik İslam anlayışında bu ifade:

inkâr üzere ölenlerin cennete giremeyeceği

şeklinde anlaşılmıştır.

Fakat tek tek kişilerin:

nihai durumunu,

kalbini,

son anını

biz bilemeyiz.

Nihai hüküm:

Allah’a aittir.

1️⃣1️⃣ Bir İnsan Hayattayken Tövbe Ederse Bu Ayetin Hükmünden Kurtulabilir mi ❓​

İnsan hayattayken:

tövbe,

iman,

düzeltme

kapısı açıktır.

Kur’an’ın genel mesajında insan:

yanlışından dönebilir.

Kibirli olmuş olabilir.

İnkâr etmiş olabilir.

Günah işlemiş olabilir.

Ama samimiyetle dönüş:

insanın hayatında yeni bir başlangıç

oluşturabilir.

Bu ayetin ağır uyarısı:

yanlışta ölümüne kadar ısrar eden tavra yöneliktir.

1️⃣2️⃣ Neden Ölümden Önce Yön Değiştirmek Bu Kadar Önemlidir ❓​

Çünkü dünya hayatı:

seçim alanıdır.

İnsan burada:

inanır,

reddeder,

iyilik yapar,

yanlış yapar,

tövbe eder,

kendini düzeltir.

Ölüm ise:

bu dünya sınavının kapanış noktasıdır.

Bu nedenle Kur’an’ın uyarıları:

“Sonra düşünürüm.”

demek yerine insanı:

bugün düşünmeye

çağırır.

1️⃣3️⃣ Kibir İnsanın Tövbe Etmesini Neden Zorlaştırır ❓​

Çünkü tövbe önce şunu söyleyebilmek ister:

“Ben yanlış yaptım.”

Kibir ise:

“Ben yanlış yapmam.”

deme eğilimindedir.

Tövbe:

özür dilemeyi gerektirebilir.

Kibir:

özür dilemeyi küçülmek sayabilir.

Tövbe:

yön değiştirmektir.

Kibir:

yanlış yolu bile sırf gurur nedeniyle sürdürmek isteyebilir.

Bu nedenle kibir:

manevi dönüşün önündeki en büyük engellerden biri olabilir.

1️⃣4️⃣ Bilgi Sahibi Olmak Kibri Otomatik Olarak Yok Eder mi ❓​

Hayır.

Hatta insan bilgisiyle de kibirlenebilir.

Çok şey bilen biri:

başkalarını küçümseyebilir.

Kendi görüşünü:

yanılmaz kabul edebilir.

Her eleştiriyi:

cehalet sayabilir.

Gerçek bilgi ise ideal olarak insanı:

daha mütevazı

yapmalıdır.

Çünkü insan öğrendikçe:

bilmediklerinin büyüklüğünü de fark eder.

1️⃣5️⃣ Dindarlık Kibre Dönüşürse Ne Olur ❓​

İnsan bazen:

ibadetini,

dini bilgisini,

ahlaki görünümünü

başkalarından üstün olmanın aracı hâline getirebilir.

Bu durumda:

Allah’a yaklaşmak için yapılan şey,

benliği büyütmek için kullanılmaya başlanır.

Bu çok ciddi bir çelişkidir.

Gerçek takvâ:

“Ben herkesten üstünüm.”

dedirten değil;

“Ben de Allah’a muhtaç bir kulum.”

bilincini güçlendiren bir hâl olmalıdır.

1️⃣6️⃣ İnsan Kendi Kalbinin Kapılarını Nasıl Kapatabilir ❓​

Bu bir anda olmayabilir.

Önce:

bir hakikat rahatsız eder.

İnsan onu görmezden gelir.

Sonra:

bahaneler üretir.

Daha sonra:

karşı görüşü dinlememeye başlar.

En sonunda:

kendi düşüncesini mutlaklaştırır.

Böylece kalp:

hakikati araştırmak yerine kendisini savunmaya

odaklanabilir.

1️⃣7️⃣ Hakikate Açık Kalmak Ne Demektir ❓​

Hakikate açık olmak:

her söylenene inanmak

değildir.

Tam tersine:

araştırmak,

sorgulamak,

delil istemek

ama güçlü delil karşısında:

fikrini değiştirebilmek

demektir.

En önemli nokta şudur:

“Benim düşüncem yanlış olabilir.”

ihtimalini tamamen ortadan kaldırmamak.

1️⃣8️⃣ “Suçluları İşte Böyle Cezalandırırız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda kullanılan ifade:

bu sonucun rastgele olmadığını

gösterir.

İnsanların:

yalanlama,

kibir,

ısrar

gibi tercihlerinin:

bir sonucu vardır.

Kur’an’ın ahiret anlayışında ceza:

keyfî değildir.

Ahlaki sorumluluğun sonucudur.

Bu nedenle insanın dünyadaki seçimleri:

geçici görünse bile

nihai anlam taşır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 40. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 40. ayet Kur’an’ın en çarpıcı benzetmelerinden birini içerir:

“Deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyeceklerdir.”

Bir deve düşünün.

Sonra:

bir iğnenin küçücük deliğini.

İkisinin arasındaki oran bile ayetin mesajını anlatmaya yeter.

Bu:

imkânsızlığın görüntüsüdür.

Fakat ayet bize yalnızca ahiretteki bir sonucu göstermiyor.

Bizi bugün:

kibir

üzerinde düşünmeye çağırıyor.

Çünkü ayetin muhatapları yalnızca:

Allah’ın ayetlerini yalanlayanlar değil,

aynı zamanda:

“onlara karşı kibirlenenlerdir.”

Belki insanın hakikate karşı en tehlikeli cümlesi:

“Ben zaten biliyorum.”

cümlesidir.

Çünkü insan:

bildiğini düşündüğünde dinlemeyi bırakabilir.

Kendisini kesin doğru gördüğünde:

sorgulamayı bırakabilir.

Kendi üstünlüğüne inandığında:

özür dilemeyi bırakabilir.

Ve sonunda:

kalbinin kapısını kendisi kapatabilir.

Ayetin gök kapılarıyla ilgili tasviri bu açıdan derin bir düşünce uyandırır:

Dünyada hakikate kapattığımız kapılar, ahirette karşımıza nasıl çıkacak?

İnsan hayattayken ise hâlâ bir imkân vardır.

Kapıyı yeniden açabilir.

Yanlışını kabul edebilir.

Kibrini bırakabilir.

Özür dileyebilir.

Tövbe edebilir.

Hakikati yeniden arayabilir.

Belki de bu ayetin en önemli mesajlarından biri şudur:

İnsan hayattayken Allah’a dönüş kapısının açık olmasının değerini bilmelidir.

Çünkü bazı kapılar:

sonsuza kadar açık kalmaz.


“İnsan hakikate karşı kapısını kapattığında önce yalnız başkalarını dışarıda bıraktığını sanır; oysa zamanla kendisini de hakikatin dışında bırakabilir. Tevazu, kapıyı açık tutmanın adıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt