A‘râf Suresi 43. Ayette “Kalplerindeki Kini Söküp Atarız; Altlarından Irmaklar Akar ve ‘Bizi Buraya Ulaştıran Allah’a Hamdolsun’ Derler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Cennetin güzelliği yalnız insanın çevresinin değişmesi değildir; kalbinin de yüklerinden arınmasıdır. Çünkü gerçek huzur, insanın içinde kin taşımadığı yerde başlar.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 42. ayetinde iman edip salih amel işleyenlerin cennet ehli oldukları ve Allah’ın hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir sorumluluk yüklemediği bildirilmişti.
- ayette ise cennete ulaşan insanların hem çevrelerinde hem de iç dünyalarında gerçekleşen büyük dönüşüm anlatılır:
Bu ayetin en dikkat çekici yönlerinden biri şudur:
Cennet yalnızca:
bahçeler,
ırmaklar,
güzel nimetler
olarak anlatılmaz.
İnsanın kalbindeki:
kin, kırgınlık ve düşmanlığın da sökülüp atıldığı
bir yer olarak tasvir edilir.
Yani gerçek mutluluk yalnız dış dünyadaki güzellikle değil:
iç dünyanın huzuruyla tamamlanır.
“Göğüslerindeki Kini Söküp Atarız” Ne Demektir
Ayette geçen “ğıll” kelimesi:kin,
içten duyulan düşmanlık,
gizli kırgınlık,
başkasına karşı taşınan kötü duygu
anlamlarına gelir.
Allah cennetliklerin içinden bu duyguları çıkarır.
Artık:
kıskançlık,
nefret,
hesaplaşma arzusu,
eski kırgınlıklar
kalmaz.
Cennet insanın yalnız bedeninin değil:
kalbinin de huzur bulduğu yerdir.
Cennette İnsanların Arasında Hiç Kırgınlık Olmayacak mı
Ayet bunu açık biçimde düşündürür.Dünya hayatında insanlar:
birbirlerini kırabilir,
yanlış anlayabilir,
rekabet edebilir,
kıskanabilir.
Fakat cennette:
bu duyguların kaynağı ortadan kaldırılır.
İnsan başkasının mutluluğundan rahatsız olmaz.
Çünkü orada:
mutluluk başkasının kaybı üzerine kurulmaz.
Kin Neden İnsan İçin Bu Kadar Ağır Bir Yüktür
Çünkü kin çoğu zaman:kin duyulan kişiden çok
onu taşıyan insanı yorar.
İnsan:
eski bir olayı tekrar tekrar düşünür,
öfkesini canlı tutar,
geçmişi zihninde yeniden yaşar.
Olay belki yıllar önce bitmiştir.
Ama kalpte:
hâlâ devam ediyor olabilir.
Bu nedenle kini bırakmak bazen:
başkasına değil,
önce kendimize yaptığımız bir iyiliktir.
Affetmek Her Yapılanı Doğru Kabul Etmek midir
Hayır.Affetmek:
zulme doğru demek,
haksızlığı yok saymak,
yeniden aynı zarara açık olmak
demek değildir.
İnsan:
hakkını arayabilir,
sınır koyabilir,
mesafe bırakabilir.
Fakat aynı zamanda:
kalbini yıllarca zehirleyen öfkenin esiri olmamayı
seçebilir.
Adalet ile:
kin taşımamak
aynı şey değildir.
Neden Cennet Tasvirinde İç Dünyanın Temizlenmesi Önce Anlatılıyor
Bu çok dikkat çekici bir ayrıntıdır.Ayet önce:
kalpteki kini
anlatır.
Sonra:
ırmakları.
Bu bize gerçek huzurun:
yalnız dış şartlarla oluşmadığını
düşündürür.
İnsan dünyanın en güzel evinde yaşayabilir.
Fakat içi:
öfke,
kıskançlık,
nefret
ile doluysa huzurlu olmayabilir.
Cennette ise:
hem dış dünya hem iç dünya güzelleşir.
“Altlarından Irmaklar Akar” Ne Anlama Gelir
Kur’an’ın cennet tasvirlerinde:ırmaklar
sık sık yer alır.
Su:
hayat,
bereket,
temizlik,
süreklilik
çağrışımları taşır.
Çöl şartlarını bilen ilk muhataplar açısından:
akan su büyük bir nimet ve güzellikti.
Fakat Kur’an’daki cennet tasviri:
yalnız belli bir coğrafyaya ait değildir.
Temel anlam:
kesintisiz nimet ve huzurdur.
Cennetteki Irmakları Dünyadaki Nehirlerle Aynı mı Düşünmeliyiz
Kur’an bize cenneti:insanın anlayabileceği kelimelerle
anlatır.
Ama ahiret hayatının tam niteliğini:
dünya tecrübelerimizle tamamen ölçemeyiz.
Cennetteki nimetlerin:
gerçek olduğu
anlatılır;
fakat onların:
nasıl bir mahiyete sahip olduğunu
bütün ayrıntılarıyla bilemeyiz.
Bu konuda en doğru ifade:
Allah bilir.
Cennetlikler Neden “Allah’a Hamdolsun” Derler
Çünkü ulaştıkları sonucun:yalnızca kendi güçlerinin ürünü olmadığını
bilirler.
İman etmişlerdir.
Salih amel işlemişlerdir.
Çaba göstermişlerdir.
Ama bütün bunların yanında:
Allah’ın:
rehberliğini,
rahmetini,
yardımını
unutmazlar.
Bu nedenle ilk sözleri:
kendilerini övmek değil, Allah’a hamdetmektir.
“Bizi Buna Ulaştıran Allah’a Hamdolsun” Sözü Ne Öğretiyor
Bu ifade insana:başarı karşısında tevazuyu
öğretir.
İnsan bir başarı elde ettiğinde:
“Her şeyi ben yaptım.”
diyebilir.
Oysa hayatında:
sağlık,
akıl,
fırsat,
insanlar,
zaman,
imkânlar
gibi kendi oluşturmadığı birçok şey vardır.
Şükür:
başarının arkasındaki nimetleri fark etmektir.
“Allah Bize Hidayet Etmeseydi Biz Doğru Yolu Bulamazdık” Ne Demektir
Cennetlikler burada kendi başarılarıyla övünmezler.Şunu kabul ederler:
Hidayet Allah’ın büyük bir nimetidir.
Allah:
peygamberler,
vahiy,
akıl,
vicdan,
işaretler
aracılığıyla doğru yolu gösterir.
İnsan da:
bu çağrıya cevap verir.
Bu nedenle hidayette:
ilahi rehberlik ile insanın tercihi birlikte düşünülmelidir.

Bu İfade İnsan İradesini Ortadan Kaldırır mı
Hayır.Bir önceki ayette zaten:
“İman edip salih amel işleyenler”
denilmişti.
Yani insanlar:
iman etmiş,
davranmış,
çaba göstermiştir.
- ayette ise:
hatırlatılır.
İnsan yürür.
Ama yolu gösteren:
Allah’tır.

İnsan Doğru Yolu Bulduğunda Neden Kibirlenmemelidir
Çünkü insanın bugün bildiği hakikati:dün bilmiyor olması mümkündür.
Bir insan:
iyi bir çevrede büyümüş olabilir.
Doğru bilgiyle erken karşılaşmış olabilir.
Başka biri ise:
çok farklı şartlarda yaşamış olabilir.
Bu nedenle hidayet:
başkalarını küçümsemenin değil,
şükretmenin sebebi olmalıdır.

“Rabbimizin Elçileri Gerçekten Hak İle Gelmişti” Ne Demektir
Dünyada peygamberlerin anlattığı:hesap,
cennet,
cehennem,
Allah’a dönüş
gibi gerçekler artık karşılarında durmaktadır.
Bu nedenle cennetlikler:
“Peygamberlerin söyledikleri gerçekten doğruymuş.”
derler.
Dünyada iman ettikleri şey:
ahirette:
gözle görülen gerçekliğe dönüşmüştür.

İman ile Görmek Arasında Ne Fark Vardır
Dünya hayatında insan:gayba
iman eder.
Ahirette ise:
gaybın bir kısmı artık görünür hâle gelir.
Bu nedenle dünya:
iman ve tercih alanıdır.
Ahiret ise:
sonucun açığa çıktığı alan.
İşte bu yüzden insanın bugünkü tercihlerinin değeri vardır.

“İşte Size Cennet” Diye Seslenilmesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade:bekleyişin sona erdiğini,
güvenliğin kesinleştiğini,
korkunun bittiğini
gösteren büyük bir müjdedir.
Dünya hayatında insan:
gelecekten korkabilir.
Bir nimeti kaybetmekten endişe edebilir.
Cennette ise:
artık kaybetme korkusu yoktur.

“Yaptıklarınıza Karşılık Mirasçı Kılındığınız Cennet” Ne Demektir
Ayet insanın yaptığı salih ameller ile:cennet arasındaki bağı
kurar.
Bu:
Allah’ın rahmetinin gereksiz olduğu
anlamına gelmez.
İnsan:
iman eder,
çalışır,
iyilik yapar.
Allah ise:
rahmetiyle karşılık verir.
Dolayısıyla amel:
cennet yolundaki insanın samimiyetinin görünür hâlidir.

Neden Cennet İçin “Miras” İfadesi Kullanılıyor
Miras:kişinin sonunda sahip olduğu,
kendisine bırakılan
bir değer çağrışımı taşır.
Kur’an cenneti:
kalıcı bir yurt
olarak anlatır.
Dünya mülkleri:
geçicidir.
Evler el değiştirir.
Servet başkasına kalır.
İnsan dünyadan ayrılır.
Cennet ise:
artık kaybedilmeyecek gerçek yurttur.

A‘râf Suresi 41, 42 ve 43. Ayetler Nasıl Bir Tablo Oluşturuyor
- ayette:
anlatılmıştı.
- ayette:
bildirildi.
- ayette ise:
gösterilir.
Önce kalplerden:
kin çıkarılır.
Sonra:
ırmaklar akar.
Ardından:
şükür yükselir.
Ve nihayet:
“İşte cennetiniz.”
müjdesi gelir.
Bu sıralama bize cennetin yalnızca:
mekânsal bir güzellik değil,
tam bir huzur hâli
olduğunu gösterir.

Sonuç: A‘râf Suresi 43. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 43. ayet cennet hakkında son derece güzel ve derin bir tablo çizer.Belki de en dikkat çekici nokta:
cennetin anlatımına:
altınla,
servetle,
gösterişli saraylarla
değil;
kalpteki kinin çıkarılmasıyla
başlanmasıdır.
Bu bize gerçek mutluluk hakkında çok önemli bir şey öğretir.
İnsanın her istediğine sahip olması:
tek başına huzur değildir.
Eğer içinde:
kin,
kıskançlık,
öfke,
bitmeyen hesaplaşmalar
varsa en büyük nimetlerin ortasında bile mutsuz olabilir.
Cennet ise:
yalnızca dışarıdaki acının sona erdiği yer değildir.
İçerideki acının da sona erdiği yerdir.
Kimse kimseyi kıskanmaz.
Kimse:
eski bir kırgınlığı
taşımaz.
Kimsenin mutluluğu:
başkasının mutsuzluğuna bağlı değildir.
Sonra cennetlikler:
“Bizi buraya ulaştıran Allah’a hamdolsun.”
derler.
Bu cümlede kibir yoktur.
Şükür vardır.
“Biz herkesten daha iyiydik.”
demezler.
“Bunu tamamen kendi gücümüzle kazandık.”
demezler.
Şunu söylerler:
“Allah bize doğru yolu göstermeseydi biz bu yolu bulamazdık.”
Ve sonunda dünyada iman ettikleri gerçeği görürler:
“Rabbimizin peygamberleri gerçekten doğruyu söylemişlerdi.”
Böylece iman:
kesin bilgiye,
sabır:
huzura,
salih amel:
kalıcı nimete
dönüşür.
Belki de ayetin bugünkü hayatımıza bıraktığı en güzel soru şudur:
Cennette kalbimizden çıkarılacak kini, dünyadayken azaltmaya başlayabilir miyiz?
Çünkü affetmeyi,
kıskançlığı azaltmayı,
başkasının iyiliğine sevinmeyi,
kalbi temiz tutmayı
öğrenmek:
yalnızca gelecekteki cenneti beklemek değildir.
Belki de:
cennetin ahlakını bugünden öğrenmeye başlamaktır.
“Cennette kalplerden kin çıkarılacaksa, insan dünyadayken kalbini hafifletmeye neden başlamasın? Gerçek zenginlik yalnız daha fazlasına sahip olmak değil, başkasının mutluluğu karşısında içinin daralmadığı bir kalbe sahip olabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu