📖 A‘râf Suresi 42. Ayette “İman Edip Salih Ameller İşleyenler Cennet Ehlidir; Biz Hiç Kimseye Gücünün Yetmeyeceği Bir Yük Yüklemeyiz” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,663
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 42. Ayette “İman Edip Salih Ameller İşleyenler Cennet Ehlidir; Biz Hiç Kimseye Gücünün Yetmeyeceği Bir Yük Yüklemeyiz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Allah insandan kusursuz olmasını değil, gücü ölçüsünde doğruya yönelmesini ister. Kulluğun değeri hiç yorulmamakta değil, insanın taşıyabildiği sorumluluğu samimiyetle taşımaya devam etmesindedir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 41. ayetinde zulümde ve inkârda ısrar edenlerin cehennemdeki durumundan söz edilmişti.

  1. ayette ise tablo tamamen değişir ve iman edip iyilik yapanların karşılığı anlatılır:
“İman edip salih ameller işleyenlere gelince —Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz— işte onlar cennet ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”

Bu ayet yalnızca cennet müjdesi vermez.

Aynı zamanda insanı rahatlatan çok önemli bir ilke ortaya koyar:

“Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz.”

Yani Allah insanı:

başkasının kapasitesiyle değil,

kendi imkânı,

gücü,

şartları

ve sorumluluğu içinde değerlendirir.

Bu nedenle din:

insanı ezmek için değil,

onu doğruya yöneltmek için verilmiş bir sorumluluk alanıdır.

1️⃣ “İman Edenler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

İman yalnızca:

“Allah vardır.”

demekten ibaret değildir.

Kur’an’daki iman:

Allah’a güvenmek,

O’nun mesajını kabul etmek,

hayatını bu inanç doğrultusunda şekillendirmek

anlamlarını taşır.

Bu nedenle ayette iman hemen ardından:

salih amel

ile birlikte zikredilir.

2️⃣ Neden İman ile Salih Amel Sürekli Birlikte Anılır ❓​

Çünkü gerçek inanç:

davranışa yansımalıdır.

Bir insan:

adalete inandığını söylüyor

ama sürekli haksızlık yapıyorsa;

merhamete inandığını söylüyor

ama sürekli başkalarını eziyorsa

söz ile davranış arasında bir çelişki oluşur.

Kur’an bu yüzden:

imanı hayatın içine taşır.

3️⃣ “Salih Amel” Ne Demektir ❓​

Salih amel:

iyi,

doğru,

yararlı,

Allah’ın rızasına uygun

davranış demektir.

Bu yalnızca:

namaz,

oruç,

dua

gibi ibadetlerle sınırlı değildir.

Aynı zamanda:

dürüstlük,

adalet,

yardım,

merhamet,

emanete sadakat,

insanlara fayda sağlamak

da salih amel kapsamında düşünülebilir.

4️⃣ Küçük Bir İyilik de Salih Amel Olabilir mi ❓​

Evet.

Salih amel mutlaka:

çok büyük,

herkesin gördüğü,

olağanüstü

bir davranış olmak zorunda değildir.

Bir insana:

güzel söz söylemek,

yardım etmek,

bir haksızlığı engellemek,

bir canlının ihtiyacını karşılamak

da değer taşıyabilir.

Bazen küçük görünen bir iyilik:

bir insanın hayatında büyük bir iz bırakabilir.

5️⃣ “Hiç Kimseye Gücünün Yetmeyeceği Yükü Yüklemeyiz” Ne Demektir ❓​

Bu ifade ilahi sorumluluğun:

insanın kapasitesine göre

olduğunu gösterir.

Allah insandan:

imkânsızı

istemez.

İnsanın:

gücü,

bilgisi,

imkânı,

şartları

dikkate alınır.

Bu, İslam’daki sorumluluk anlayışının en önemli ilkelerinden biridir.

6️⃣ Her İnsanın Sorumluluğu Aynı mıdır ❓​

Temel ahlaki ilkeler ortak olabilir.

Fakat insanların:

imkânları,

bilgileri,

sağlıkları,

maddi durumları,

hayat şartları

aynı değildir.

Bu nedenle aynı davranışın yükümlülüğü bile:

kişinin durumuna göre değişebilir.

İlahi adalet:

herkesi aynı şartlarda varsaymaz.

7️⃣ Güç Yetirememek ile İstememek Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Bir insan gerçekten:

yapamıyorsa

başka;

yapabilecek durumda olduğu hâlde:

istemiyorsa

başkadır.

Ayet:

samimi biçimde gücü yetmeyeni

rahatlatır.

Ama:

tembelliği,

umursamazlığı,

bahane üretmeyi

meşrulaştırmaz.

8️⃣ İnsan Kendi Gücünü Nasıl Anlayabilir ❓​

Bazen insan:

yapabileceğinden daha azını yapıp:

“Gücüm yetmiyor.”

diyebilir.

Bazen de kendisini gereğinden fazla zorlayarak:

“Her şeyi yapmak zorundayım.”

diye düşünebilir.

Sağlıklı yaklaşım:

imkânını dürüstçe değerlendirmek,

elinden geleni yapmak

ve:

kendisine taşıyamayacağı bir mükemmellik baskısı kurmamaktır.

9️⃣ Bu Ayet Mükemmeliyetçiliğe Karşı Bir Mesaj Taşır mı ❓​

Genel anlamıyla evet.

İnsan:

“Hiç hata yapmamalıyım.”

diye düşündüğünde ağır bir psikolojik yük oluşturabilir.

Oysa insan:

hata yapabilen,

yorulabilen,

öğrenen

bir varlıktır.

Allah’ın insandan istediği:

insanüstü kusursuzluk değil,

samimi gayret ve doğruya dönüş iradesidir.

🔟 İbadette de Güç Yetirme İlkesi Geçerli midir ❓​

Evet.

İslam’ın birçok hükmünde:

hastalık,

yolculuk,

maddi imkânsızlık,

fiziksel güç

dikkate alınır.

Bu bize ibadetin:

insanı kırmak için değil,

onu Allah’a yaklaştırmak için

olduğunu gösterir.

Dindeki kolaylaştırıcı hükümler:

bu ilkenin uygulamalarından biridir.

1️⃣1️⃣ Allah İnsanları Neden Farklı İmkânlarla Sınar ❓​

İnsanların hayat şartları aynı değildir.

Biri:

zenginlikle,

biri fakirlikle,

biri güçle,

biri güçsüzlükle,

biri bilgiyle,

biri sabır gerektiren şartlarla

sınanabilir.

Bu nedenle hesapta önemli olan yalnızca:

“Ne kadar yaptın?”

değildir.

Aynı zamanda:

“Sana verilenlerle ne yaptın?”

sorusudur.

1️⃣2️⃣ Çok İmkânı Olanın Sorumluluğu Daha Fazla Olabilir mi ❓​

Evet.

Daha fazla:

para,

bilgi,

güç,

zaman,

etki alanı

olan kişinin yapabileceği iyilik de daha fazla olabilir.

Bu yüzden nimet yalnızca:

avantaj

değildir.

Aynı zamanda:

sorumluluktur.

İnsan sahip olduğu her imkânı:

nasıl kullandığını

düşünmelidir.

1️⃣3️⃣ Az İmkânı Olan Birinin Küçük İyiliği Daha Değerli Olabilir mi ❓​

Allah katındaki nihai değeri yalnız Allah bilir.

Fakat ahlaki açıdan:

aynı miktardaki fedakârlık

iki kişi için aynı olmayabilir.

Çok zengin birinin verdiği küçük miktarla,

çok az imkânı olan birinin yaptığı fedakârlık

aynı ölçüde olmayabilir.

Bu da bize:

iyiliğin yalnız miktarla ölçülemeyeceğini

gösterir.

1️⃣4️⃣ “Cennet Ehli” Ne Demektir ❓​

“Cennet ehli”:

cennete kabul edilen,

Allah’ın rahmetine ulaşan,

ahiret kurtuluşuna erişen

insanları ifade eder.

Ayet onların iki temel özelliğini söyler:

iman

ve

salih amel.

Yani inanç ile davranış:

birlikte zikredilir.

1️⃣5️⃣ Cennete İnsan Sadece Kendi Ameliyle mi Girer ❓​

İslam öğretisinde insanın:

imanı,

salih ameli,

çabası

çok önemlidir.

Fakat Allah’ın:

rahmeti

de vazgeçilmezdir.

İnsan yaptığı iyilikleri:

Allah’tan bağımsız bir hak iddiasına

dönüştürmemelidir.

Salih amel:

rahmete yönelen insanın hayatındaki karşılığıdır.

1️⃣6️⃣ “Onlar Orada Ebedî Kalacaklardır” Ne Anlama Gelir ❓​

Dünya hayatında hiçbir güzel durum:

kalıcı değildir.

Sağlık değişebilir.

Servet bitebilir.

Sevdiklerimizden ayrılabiliriz.

Hayat sona erer.

Cennet ise Kur’an’da:

kaybolmayan ve sona ermeyen mutluluk yurdu

olarak anlatılır.

Bu nedenle ayetin sonundaki:

“orada ebedî kalacaklardır”

ifadesi cennetin en büyük özelliklerinden birini gösterir.

1️⃣7️⃣ Cennetin En Büyük Nimeti Sadece Maddi Güzellikler midir ❓​

Kur’an cenneti:

bahçeler,

ırmaklar,

rızıklar,

güzellikler

ile tasvir eder.

Fakat cennetin önemli taraflarından biri de:

korkunun,

kaybın,

ölümün,

haksızlığın

artık bulunmamasıdır.

Yani cennet yalnızca:

çok güzel şeylere sahip olmak değil, onları kaybetme korkusunun da sona ermesidir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 41. ve 42. Ayetler Nasıl Bir Karşıtlık Kuruyor ❓​

  1. ayette:
cehennemliklerin altlarının ve üstlerinin ateşle kuşatıldığı

anlatılmıştı.

  1. ayet ise hemen:
iman edip salih amel işleyenlerin:

cennette ebedî kalacağını

bildirir.

Bir tarafta:

zulüm,

kibir,

yalanlama

vardır.

Diğer tarafta:

iman,

iyilik,

sorumluluk

vardır.

Ama 42. ayette ayrıca büyük bir rahmet ilkesi eklenir:

“Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz.”

Yani kurtuluş yolu:

insanüstü olmak değildir.

İnsan olarak elinden geleni samimiyetle yapmaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 42. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 42. ayet insana hem:

sorumluluk

hem de:

umut

verir.

Önce:

“İman edip salih ameller işleyenler...”

denir.

Yani iman:

hayata yansımalıdır.

İnsan:

iyilik yapmalı,

adaleti gözetmeli,

merhametli olmalı,

doğruyu seçmeye çalışmalıdır.

Fakat hemen ardından son derece önemli bir parantez gelir:

“Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz.”

Bu cümle insanın omuzlarından gereksiz bir yükü kaldırır.

Allah senden:

başkasının yapabildiğini değil,

senin gücün ölçüsünde yapabileceğini

ister.

Herkesin hayatı aynı değildir.

Herkesin bedeni aynı değildir.

Herkesin maddi imkânı aynı değildir.

Herkes aynı eğitim fırsatına sahip değildir.

Herkes aynı acıları yaşamaz.

Bu nedenle ilahi adalet:

insanları kör biçimde birbirleriyle kıyaslayan bir sistem değildir.

Belki de insanın kendisini başkalarıyla sürekli karşılaştırması bu yüzden büyük bir yanılgıdır.

Bir başkasının:

on adım atabildiği yerde

sen yalnızca bir adım atabiliyor olabilirsin.

Ama o bir adım:

gerçekten bütün gücünle attığın bir adımsa

değersiz değildir.

Ayetin müjdesi sonunda tamamlanır:

“İşte onlar cennet ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”

Bu nedenle ayet bize:

kusursuzluk değil,

samimiyet;

gösteriş değil,

salih amel;

umutsuzluk değil,

gayret

öğretir.

Belki de ayetin insana yönelttiği en güzel soru şudur:

“Başkalarının yapabildiğine bakmak yerine, bana verilen imkânlarla bugün yapabileceğim en doğru şey nedir?”

Çünkü Allah’ın ölçüsünde önemli olan yalnızca:

ne kadar ileri gittiğimiz değil;

hangi şartlarda, hangi niyetle ve ne kadar samimiyetle yürüdüğümüzdür.


“Allah insanı başkasının gücüyle değil, ona verdiği imkânlarla değerlendirir. Bu yüzden kendini başkalarıyla yarıştırmak yerine, bugün taşıyabileceğin iyiliği taşı; bazen küçük görünen bir adım, insanın bütün yönünü değiştirebilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt