A‘râf Suresi 61. Ayette “Nûh ‘Ey Kavmim! Bende Bir Sapıklık Yoktur; Bilakis Ben Âlemlerin Rabbi Tarafından Gönderilmiş Bir Peygamberim’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan kendisine haksız bir suçlama yöneltildiğinde en güçlü cevabı öfkeyle değil, kim olduğunu ve neyi temsil ettiğini sakin biçimde ortaya koyarak verebilir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 60. ayetinde Hz. Nûh’un kavminin ileri gelenleri ona:
“Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz.”
demişlerdi.
- ayette Hz. Nûh’un cevabı gelir:
Bu cevap son derece dikkat çekicidir.
Hz. Nûh:
hakarete hakaretle karşılık vermez.
Onlara:
“Asıl sapık sizsiniz.”
diye başlayan öfkeli bir cevap vermez.
Önce suçlamayı açık biçimde reddeder:
“Bende sapıklık yoktur.”
Sonra kendi görevini belirtir:
“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”
Burada bize:
eleştiri karşısında sakinlik,
kimlik bilinci,
göreve sadakat
ve tartışma ahlakı
hakkında çok önemli dersler verilir.
Hz. Nûh Neden “Ey Kavmim” Demeye Devam Ediyor
Kavmi onu:sapıklıkla
suçlamıştı.
Buna rağmen Hz. Nûh yine:
“Ey kavmim…”
diye seslenir.
Yani onların sert sözü:
onun üslubunu bozmamıştır.
Bu çok önemli bir ahlaki tavırdır.
İnsan karşısındakinin seviyesine inmeden de:
kendini savunabilir.
“Bende Bir Sapıklık Yoktur” Ne Demektir
Hz. Nûh kendisine yöneltilen suçlamayı:açık,
net,
doğrudan
reddeder.
Ne gereksiz uzun bir savunmaya girer,
ne de belirsiz konuşur.
Sadece:
“Bende sapıklık yoktur.”
der.
Bu, insanın haksız bir suçlama karşısında:
kendini sakin ama kararlı biçimde savunabileceğini
gösterir.
Hz. Nûh Neden Hakarete Hakaretle Cevap Vermiyor
Çünkü onun amacı:tartışmayı kazanmak değil,
hakikati anlatmaktır.
Eğer konuşma:
karşılıklı hakarete dönüşürse
asıl mesaj kaybolabilir.
Bu nedenle Hz. Nûh:
kişisel saldırıya kapılmadan
konuyu tekrar:
mesaja
getirir.
Bir İnsanın Kendini Savunması Kibir midir
Hayır.Tevazu:
haksız suçlamayı kabul etmek
demek değildir.
Bir insan:
kendisine yöneltilen yanlış iddiayı
düzeltebilir.
Örneğin:
“Bu söylediğiniz doğru değil.”
diyebilir.
Sorun:
kendini savunmak değil;
bunu:
kibir,
hakaret,
aşağılama
ile yapmaktır.
“Bilakis Ben Bir Peygamberim” İfadesi Neden Önemlidir
Hz. Nûh yalnızca:“Ben sapık değilim.”
demekle kalmaz.
Kendisinin ne olduğunu da açıklar:
“Ben bir peygamberim.”
Yani tartışmayı:
negatif bir suçlamadan
pozitif bir göreve çevirir.
Bu çok güçlü bir iletişim biçimidir:
Sadece ne olmadığını değil, ne olduğunu da anlatmak.
“Peygamber” Ne Demektir
Peygamber:Allah’ın insanlara mesajını iletmek üzere seçtiği
elçidir.
Arapçada burada geçen:
“resûl”
kelimesi:
elçi,
gönderilmiş kişi
anlamındadır.
Hz. Nûh’un söylediği şudur:
“Ben kendi kafamdan bir düşünce ortaya atmıyorum; Allah’ın gönderdiği mesajı size iletiyorum.”
“Âlemlerin Rabbi Tarafından” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade:Nûh Peygamber’in mesajının kaynağını
belirtir.
Onu gönderen:
yalnızca belirli bir kabilenin tanrısı
değildir.
Âlemlerin Rabbidir.
Yani:
insanların,
yeryüzünün,
göklerin,
bütün varlığın Rabbi.
Bu ifade mesajın:
evrensel kaynağını
vurgular.
Hz. Nûh’un Otoritesi Kendisinden mi Geliyor
Hayır.Hz. Nûh:
“Ben sizden daha zekiyim.”
demiyor.
“Ben daha soyluyum.”
demiyor.
“Ben güçlüyüm.”
demiyor.
Yetkisinin kaynağı:
Allah tarafından gönderilmiş olmasıdır.
Bu nedenle peygamberlik:
kişisel üstünlük gösterisi değil;
emanet ve sorumluluktur.
Bir Peygamber Kendisini Toplumdan Üstün Görür mü
Peygamber:özel bir görev taşır.
Ama bu:
kibirlenmesi
anlamına gelmez.
Nûh Peygamber’in:
“Ey kavmim”
diye konuşması
bunun güzel örneğidir.
Onların içinden biridir.
Onlara karşı:
merhamet taşır.
Görevi:
insanları aşağılamak değil, doğruya çağırmaktır.
Haksız Suçlamalara Karşı En Sağlıklı Tavır Nedir
Her durumda tek bir yöntem yoktur.Ama bu ayetten önemli bir ilke çıkarılabilir:
Önce:
gerçeği açıkla.
Sonra:
gereksiz hakaret yarışına girme.
Örneğin:
“Bu suçlama doğru değildir; benim görüşüm ve niyetim şudur.”
demek çoğu zaman:
karşı saldırıdan
daha güçlü olabilir.

İnsan Neden Haksız Suçlama Karşısında Çok Öfkelenir
Çünkü insan:kimliğinin yanlış tanımlandığını
hisseder.
Özellikle:
dürüst birine yalancı,
iyi niyetli birine kötü,
doğruyu savunana sapık
denildiğinde
kişi doğal olarak öfkelenebilir.
Fakat öfke:
kontrol edilmezse
insanın haklı olduğu konuda bile:
hatalı davranmasına yol açabilir.

Sakin Kalmak Zayıflık mıdır
Hayır.Bazen sakin kalmak:
bağırmaktan
daha fazla güç gerektirir.
Çünkü insan:
öfkesini kontrol etmek,
kelimelerini seçmek,
mesajından sapmamak
zorundadır.
Hz. Nûh’un cevabında:
kararlılık vardır ama kontrolsüz öfke yoktur.

İnsan Kendisine Yapıştırılan Etikete İnanmaya Başlayabilir mi
Evet.Bir insana sürekli:
“Sen başarısızsın.”
“Sen kötüsün.”
“Senden bir şey olmaz.”
denildiğinde
kişi zamanla bunu:
kendi kimliği gibi
algılayabilir.
Bu nedenle insan:
başkalarının kendisine verdiği etiketten önce:
gerçekte kim olduğunu
sorgulamalıdır.

Başkalarının Bizi Yanlış Tanıması Kim Olduğumuzu Değiştirir mi
Hayır.Bir insan hakkında:
bin kişi aynı yanlış şeyi
söylese bile
gerçek değişmez.
Hz. Nûh’un bütün toplumu:
onu yanlış yolda görüyor olabilir.
Ama o:
kendi görevini bilir.
Bu bize şunu öğretir:
Kalabalığın kanaati kimliğin nihai ölçüsü değildir.

Kendinden Emin Olmak ile Kibir Arasında Ne Fark Vardır
Kendinden emin olmak:“Ne söylediğimi ve neden söylediğimi biliyorum.”
demektir.
Kibir ise:
“Ben herkesten üstünüm.”
demektir.
Hz. Nûh:
kendi görevi konusunda nettir.
Ama kavmine karşı:
aşağılayıcı bir dil kullanmaz.
Bu:
özgüven ile tevazunun aynı kişide bulunabileceğini
gösterir.

İnsan Eleştirildiğinde Önce Kendini Kontrol Etmeli midir
Evet.Her suçlama:
yanlış olmayabilir.
Birisi bizi eleştirdiğinde:
önce:
“Bunda gerçek payı var mı?”
diye düşünmek faydalıdır.
Eğer varsa:
düzeltmek gerekir.
Eğer yoksa:
Hz. Nûh’un yaptığı gibi:
sakin ve açık biçimde reddetmek
mümkündür.

Hakikati Savunmak İçin Sertleşmek Şart mıdır
Hayır.Sert olmak ile:
net olmak
aynı şey değildir.
İnsan:
son derece net
ama aynı zamanda:
saygılı
olabilir.
Hz. Nûh:
“Bende sapıklık yoktur.”
diyerek son derece nettir.
Ama:
kavmini aşağılamaz.
Bu bize:
hakikatin hakarete ihtiyaç duymadığını
öğretir.

A‘râf Suresi 60. ve 61. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette kavmin ileri gelenleri:
“Biz seni apaçık sapıklık içinde görüyoruz.”
demişti.
- ayette Hz. Nûh:
diyor.
Sonra:
“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”
diye ekliyor.
Bir tarafta:
etiketleme.
Diğer tarafta:
sakin açıklama.
Bir tarafta:
kişiye saldırı.
Diğer tarafta:
mesaja dönüş.
Bu iki ayet birlikte:
tartışma ahlakı açısından çok güçlü bir örnek oluşturur.

Sonuç: A‘râf Suresi 61. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 61. ayet Hz. Nûh’un:haksız suçlama karşısındaki
duruşunu gösterir.
Kavmi ona:
“Sen açık bir sapıklık içindesin.”
demiştir.
Hz. Nûh’un önünde iki seçenek vardır:
Onlara hakaret etmek.
Ya da:
hakikati sakin biçimde açıklamak.
O ikinci yolu seçer.
“Ey kavmim!”
diye başlar.
Bu iki kelime bile:
öfkesinin merhametini yok etmediğini
gösterir.
Sonra:
“Bende sapıklık yoktur.”
der.
Yani haksız suçlamayı:
net biçimde reddeder.
Ve ardından:
“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”
diyerek:
kim olduğunu,
görevini,
mesajının kaynağını
açıklar.
Bu tavır bugünün insanı için de çok değerlidir.
Birileri bizi yanlış anlayabilir.
Hakkımızda yanlış konuşabilir.
Bize:
olmadığımız şeyleri
yakıştırabilir.
Bu durumda insan:
başkalarının öfkesiyle kendi karakterini kaybetmemelidir.
Çünkü bazen bir tartışmada en büyük başarı:
karşı tarafı susturmak değil;
kendi ahlakını kaybetmeden gerçeği söyleyebilmektir.
Ayet aynı zamanda şunu öğretir:
İnsan kendi kimliğini:
başkalarının etiketleriyle
belirlememelidir.
Çünkü toplum:
Hz. Nûh’a bile:
“Sapıklık içindesin.”
diyebilmiştir.
Demek ki:
bir insan hakkında söylenen sözlerin çokluğu
o sözleri otomatik olarak doğru yapmaz.
Asıl mesele:
gerçeğin ne olduğudur.
Belki de A‘râf 61’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Biri bizi haksız yere suçladığında, onun öfkesi bizim de üslubumuzu mu belirliyor; yoksa kim olduğumuzu unutmadan cevap verebiliyor muyuz?
Çünkü insanın karakteri:
yalnız dostlarına nasıl davrandığıyla değil;
kendisine haksızlık edenlere nasıl cevap verdiğiyle de ortaya çıkar.
“İnsan kendisini savunurken bile kim olduğunu kaybetmemelidir. Haksız bir suçlamaya verilecek en güçlü cevap bazen bağırmak değil; sakin kalıp ‘Gerçek bu değil’ diyebilecek kadar kendi hakikatinden emin olmaktır.”
Ersan Karavelioğlu