İnsanları Olduğu Gibi Kabul Etmek Nerede Bitmeli
“İnsanları olduğu gibi kabul et.”“Bir insanı olduğu gibi kabul etmek, onun her davranışına katlanmak değildir. Kabul sevginin dili olabilir; sınır koymak ise insanın kendisine duyduğu saygının dili.”
Ersan Karavelioğlu
Bu cümle kulağa çok olgun, çok merhametli ve çok doğru gelir.
Gerçekten de insanları sürekli değiştirmeye çalışmak ilişkileri yorabilir.
Fakat burada önemli bir soru vardır:
Bir insanı olduğu gibi kabul etmek nerede bitmeli?
Çünkü kabul etmek ile:
boyun eğmek,
zarara katlanmak,
saygısızlığı normalleştirmek
aynı şey değildir.
Bazen insanı olduğu gibi kabul etmek gerekir.
Bazen de olduğu hâliyle hayatında tutmamak gerekir.
Bir İnsanı Olduğu Gibi Kabul Etmek Ne Demektir
Kabul etmek, karşımızdaki insanın bizim istediğimiz karaktere sahip olmak zorunda olmadığını anlamaktır.Herkes:
aynı düşünmez,
aynı hissetmez,
aynı iletişim kurmaz.
Bir insanı kabul etmek:
“Sen benim kopyam olmak zorunda değilsin.”
diyebilmektir.
Ama bu:
“Ne yaparsan yap kabul ederim.”
demek değildir.
Kabul Etmek ile Onaylamak Aynı Şey midir
Hayır.Bir insanın nasıl biri olduğunu kabul edebilirsiniz.
Ama yaptığı davranışı onaylamayabilirsiniz.
Örneğin:
“Onun öfkeli biri olduğunu biliyorum.”
demek kabul olabilir.
Fakat:
“Bu yüzden bana bağırmasına izin vermeliyim.”
demek zorunda değilsiniz.
Gerçeği kabul etmek ile davranışı meşru görmek farklı şeylerdir.
İnsanları Değiştirmeye Çalışmak Neden Yorucudur
Çünkü gerçek değişim dışarıdan zorla yapılamaz.Bir insan ancak:
fark ederse,
isterse,
çaba gösterirse
değişebilir.
Sürekli:
“Böyle ol.”
“Şunu yap.”
“Bunu bırak.”
demek ilişkinin kendisini bir düzeltme projesine çevirebilir.
Bir süre sonra ilişki değil, rehabilitasyon merkezi gibi yaşanmaya başlanır.
Sevgi Bir İnsanı Değiştirmek Zorunda mıdır
Hayır.Sevgi çoğu zaman değiştirmekten önce anlamaya çalışır.
Ama sevginin görevi kişinin bütün zarar verici davranışlarına sınırsız tolerans göstermek de değildir.
Gerçek sevgi bazen:
yaklaşır,
bazen konuşur,
bazen bekler,
bazen de mesafe koyar.
Çünkü sevgi ile kendini yok etmek aynı şey değildir.
Kabulün İlk Sınırı Saygı mıdır
Evet.Bir ilişkide temel sınır:
saygıdır.
İnsan farklı düşünebilir.
Sinirlenebilir.
Hata yapabilir.
Ama sürekli:
küçümseme,
hakaret,
aşağılama
başladığında artık “onu olduğu gibi kabul etmek” gerekçesi yetersiz kalır.
Çünkü ilişki iki taraflıdır.
Sürekli Yalan Söyleyen Birini Olduğu Gibi Kabul Etmeli miyiz
Onun yalan söyleme eğilimini fark edip:“Evet, bu insan böyle davranıyor.”
diyebilirsiniz.
Bu gerçekliği kabul etmektir.
Ama ardından şu sonucu çıkarabilirsiniz:
“Bu nedenle ona güvenemem.”
Kabul bazen yakınlığı artırmaz.
Tam tersine ne kadar mesafe gerektiğini anlamanızı sağlar.
Bir İnsanın Geçmişi Kötü Davranışlarını Açıklar mı
Bazen evet.Bir insanın:
çocukluğu,
travmaları,
aile ilişkileri,
geçmiş deneyimleri
davranışlarının nedenlerini açıklayabilir.
Ama açıklamak ile haklı çıkarmak aynı değildir.
Birinin neden kırıcı olduğunu anlamak:
kırılmaya devam etmek zorunda olduğunuz
anlamına gelmez.
Empati Nerede Tehlikeli Hâle Gelebilir
Empati, karşımızdaki insanın iç dünyasını anlamaya çalışmaktır.Fakat bazen insan empatiyi kendi aleyhine kullanmaya başlar:
“Çok şey yaşadı.”
“Aslında kötü biri değil.”
“Sinirli ama nedeni var.”
Bu cümleler sonsuza kadar tekrarlandığında insan kendi acısını görünmez hâle getirebilir.
Empati başkasını anlamalıdır.
Kendinizi unutturmamalıdır.
Bir İnsanı Kabul Etmek Onu Hayatımızda Tutmak Zorunda Olduğumuz Anlamına Gelir mi
Hayır.Belki en önemli ayrım budur.
Bir insan hakkında:
“Onun böyle biri olduğunu kabul ediyorum.”
deyip yine de:
“Ama benim hayatımda bu kadar yakın olmasını istemiyorum.”
diyebilirsiniz.
Kabul bazen barışmak değil, gerçeği görüp uzaklaşmaktır.
Sınır Koymak Sevgisizlik midir
Hayır.Sınır:
ceza değildir.
Tehdit değildir.
Kontrol değildir.
Sınır şudur:
“Bana nasıl davranılmasına izin vereceğimi ben belirlerim.”
Örneğin:
“Bana hakaret edildiğinde konuşmayı bitiririm.”
Bu karşıdaki kişiyi kontrol etmek değil, kendi davranışınızı belirlemektir.

Sağlıklı Bir Sınır Nasıl Anlaşılır
Sağlıklı sınır açık ve uygulanabilir olur.Örneğin:
“Bir daha sinirlenmeyeceksin.”
sınır değildir.
Çünkü başkasının davranışını kontrol etmeye çalışır.
Ama:
“Bana bağırıldığında o ortamdan ayrılacağım.”
gerçek bir sınırdır.
Çünkü sizin ne yapacağınızı tanımlar.

İnsanların Kusurlarını Ne Kadar Kabul Etmeliyiz
Herkes kusurludur.Unutkanlık.
Dağınıklık.
İnatçılık.
Sessizlik.
Alınganlık.
Bunların her biri ilişkinin içinde konuşulabilir.
Ama kusur ile sürekli zarar verme davranışını birbirinden ayırmak gerekir.
Her kusur ilişkiyi bitirme nedeni değildir.
Her davranış da “kusur işte” diye geçiştirilemez.

Tek Bir Hata ile Sürekli Bir Davranış Arasında Fark Var mıdır
Çok büyük fark vardır.Herkes:
yanlış konuşabilir,
kırabilir,
hata yapabilir.
Önemli olan sonrasında ne yaptığıdır.
Özür mü diliyor?
Sorumluluk mu alıyor?
Tekrar etmemeye çalışıyor mu?
Yoksa aynı şeyi yapıp her seferinde:
“Ben böyleyim.”
mi diyor?
İlişkileri asıl belirleyen çoğu zaman hata değil, hatanın ardından gelen tutumdur.

“Ben Böyleyim” Cümlesi Her Zaman Geçerli Bir Savunma mıdır
Hayır.“Ben böyleyim” bazen dürüst bir öz farkındalık olabilir.
Ama bazen de değişmemek için kullanılan bir kalkandır.
“Ben sinirliyim.”
“Ben patavatsızım.”
“Ben kıskancım.”
Bunların hiçbiri:
başkasını incitme hakkı
vermez.
Kişilik özelliği sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Kabul Etmek Kendimizden Vazgeçmek Noktasına Geliyorsa Ne Olur
Orada kabul sınırı aşılmış olabilir.Eğer sürekli:
susuyorsanız,
kendinizi küçültüyorsanız,
ihtiyaçlarınızı saklıyorsanız,
karşı taraf öfkelenmesin diye kendinizi değiştiriyorsanız
ilişki sağlıklı bir kabulden çıkmış olabilir.
Çünkü birini olduğu gibi kabul ederken kendinizi olduğunuz gibi var olamaz hâle geliyorsanız, dengede sorun vardır.

Bir İnsan Değişmek İstemiyorsa Ne Yapılabilir
Onu zorla değiştiremezsiniz.Konuşabilirsiniz.
Ne hissettiğinizi anlatabilirsiniz.
Sınır koyabilirsiniz.
Sonra seçim ona kalır.
Ama sizin de bir seçiminiz vardır:
Bu hâliyle bu ilişkinin içinde kalmak istiyor muyum?
Bazen çözüm karşıdakinin değişmesini beklemek değil, kendi kararınızı değiştirmektir.

Affetmek Yeniden Yakınlaşmak Demek midir
Hayır.Bir insanı affedebilirsiniz.
Ama yeniden güvenmek zorunda değilsiniz.
Çünkü:
affetmek başka,
güvenmek başka,
yakınlık başka
şeylerdir.
Güven zamanla ve davranışlarla yeniden kurulabilir.
Sadece:
“Özür diledim.”
demek her şeyi otomatik olarak eski hâline getirmez.

İnsanları Olduğu Gibi Kabul Etmenin Sağlıklı Ölçüsü Nedir
Belki şu üç soruyla anlaşılabilir:Bu davranış sadece beni rahatsız mı ediyor, yoksa bana zarar mı veriyor?
Karşımdaki insan sorumluluk alıyor mu?
Bu ilişkide ben hâlâ kendim olarak var olabiliyor muyum?
Bu sorulara verilen cevaplar kabulün sınırını belirleyebilir.
Çünkü her rahatsızlık ayrılmayı gerektirmez.
Ama sürekli zarar da sonsuz sabır gerektirmez.

İnsanları Olduğu Gibi Kabul Etmek Nerede Bitmeli
Belki en doğru cevap şudur:Kabul, kendinizi kaybetmeye başladığınız yerde bitmelidir.
Bir insanın:
farklılığını,
kusurlarını,
geçmişini,
karakterini
kabul edebilirsiniz.
Ama:
sürekli hakareti,
manipülasyonu,
aşağılamayı,
şiddeti,
sınırlarınızın sistematik biçimde ihlal edilmesini
“Onu olduğu gibi kabul ediyorum.”
diyerek normalleştirmek zorunda değilsiniz.
Çünkü sevgi yalnız karşıdakini olduğu gibi görmek değildir.
Kendinizi de olduğunuz hâliyle koruyabilmektir.
Bazen olgunluk:
“Onu değiştireceğim.”
dememektir.
Ama bazen daha büyük olgunluk:
“Onu değiştiremeyeceğimi biliyorum ve bu hâliyle hayatımda bu kadar yakın tutmayacağım.”
diyebilmektir.
Bir insanı kabul etmek:
onun gerçeğiyle savaşmayı bırakmaktır.
Fakat bu gerçek sizin sınırlarınızı sürekli yaralıyorsa, kabulün sonucu yakınlık olmak zorunda değildir.
Bazen mesafe olur.
Bazen ilişki biçimini değiştirmek olur.
Bazen vedadır.
Ve belki bu sorunun en önemli cevabı şudur:
İnsanları oldukları gibi kabul etmek, onların davranışlarının sonuçlarını da kabul etmek demektir. Bir insan değişmek istemiyorsa onu zorla değiştirmeyebilirsiniz; fakat siz de onun değişmeyen davranışlarına sonsuza kadar katlanmak zorunda değilsiniz. Kabul, başkasına özgürlük verirken sizin özsaygınızı yok etmeye başladığı yerde sınır koymaya dönüşmelidir.
“Birini olduğu gibi kabul etmek, onu değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmektir; kendinden vazgeçmek değildir. İnsanlara kusurlarıyla yer açabiliriz, fakat saygımızı, güvenliğimizi ve özsaygımızı sürekli yaralayan davranışlara yer açmak zorunda değiliz. Bazen en sağlıklı kabul biçimi, bir insanın değişmeyeceğini kabul edip araya doğru mesafeyi koymaktır.”
Ersan Karavelioğlu