A‘râf Suresi 60. Ayette “Kavminin İleri Gelenleri ‘Biz Seni Apaçık Bir Sapıklık İçinde Görüyoruz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen kendisine yöneltilen hakikati tartmak yerine, onu söyleyen kişiyi değersizleştirmeyi seçer. Çünkü fikre cevap vermek zor olabilir; kişiyi küçümsemek ise daha kolaydır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 59. ayetinde Hz. Nûh kavmine:
“Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.”
diye seslenmişti.
- ayette ise kavminin ileri gelenlerinin cevabı gelir:
Bu cevap son derece dikkat çekicidir.
Hz. Nûh:
onları Allah’a kulluğa çağırmıştır.
Kavmi ise mesajın içeriğini tartışmak yerine:
onu sapıklıkla suçlamıştır.
Yani mesele bir anda:
“Söylediğin doğru mu?”
sorusundan:
“Sen yanlış bir insansın.”
iddiasına dönüşür.
Bu, insanlık tarihinde çok sık görülen bir davranış biçimidir:
Bir fikre cevap veremediğinde:
fikri söyleyen kişiye saldırmak.
“Kavminin İleri Gelenleri” Kimlerdir
Ayette geçen ifade:toplumun önde gelenleri,
etkili kişileri,
yöneticileri,
zenginleri,
söz sahibi olanları
anlatabilir.
Bu insanlar:
toplum üzerinde nüfuz sahibidir.
Bu nedenle onların söyledikleri:
başkalarının düşüncelerini de
etkileyebilir.
Kur’an birçok kıssada özellikle:
toplumun ileri gelenlerinin peygamberlere karşı direncini
anlatır.
Neden Özellikle İleri Gelenler Karşı Çıkıyor
Çünkü yeni bir hakikat çağrısı:mevcut düzeni
sorgulatabilir.
Bir toplumda güç sahibi kişiler:
mevcut sistemden
yararlanıyor olabilir.
Hz. Nûh’un:
“Yalnız Allah’a kulluk edin.”
çağrısı:
insanların kutsallaştırdığı gelenekleri,
otoriteleri,
çıkar ilişkilerini
sarsabilir.
Bu nedenle hakikat bazen:
gücü elinde tutanları daha fazla rahatsız eder.
“Biz Seni Sapıklık İçinde Görüyoruz” Sözü Ne Anlama Gelir
Onlar Hz. Nûh’un:yanlış yolda olduğunu,
toplumun kabul ettiği inançtan saptığını
iddia ederler.
Burada ilginç olan şudur:
Nûh Peygamber:
onları:
Allah’a kulluğa çağırmaktadır.
Ama toplumun ölçüsüne göre:
yanlış olan Nûh’tur.
Bu bize:
toplumun çoğunluğunun bir şeyi doğru kabul etmesinin
onu otomatik olarak doğru yapmadığını
hatırlatır.
“Apaçık Sapıklık” İfadesi Neden Bu Kadar Serttir
Çünkü kavmin ileri gelenleri:yalnızca:
“Sana katılmıyoruz.”
demiyor.
Onu:
açıkça yanlış,
yoldan çıkmış
olarak ilan ediyorlar.
Bu sertlik:
fikir tartışmasının
kişisel suçlamaya dönüşmesini gösterir.
Hakikatin içeriği konuşulmadan:
kişinin itibarı hedef alınır.
Bir Fikre Cevap Vermek Yerine Kişiye Saldırmak Nedir
Bu bugün mantıkta:ad hominem
olarak bilinen davranışa benzer.
Örneğin biri:
bir argüman sunar.
Karşı taraf:
argümanın neden yanlış olduğunu göstermek yerine:
“Sen zaten cahilsin.”
der.
Bu:
argümana cevap değildir.
Çünkü bir kişinin karakteri hakkında söylenen şey:
sunduğu fikrin doğru veya yanlış olduğunu tek başına belirlemez.
Hz. Nûh’a Neden “Sapık” Dediler
Çünkü Hz. Nûh:onların alıştığı dini ve toplumsal düzeni
reddediyordu.
Onlar kendi geleneklerini:
normal,
doğru,
meşru
görüyorlardı.
Bu nedenle gelenekten ayrılan kişi:
onlara göre:
“sapmış”
gibi görünüyordu.
Bu durum bize önemli bir soru sorar:
Doğrunun ölçüsü alışkanlık mıdır, hakikat midir?
Toplum Bir Yanlışı Uzun Süre Doğru Sanabilir mi
Evet.Tarih boyunca toplumlar:
köleliği,
ırk ayrımını,
kadınların bazı temel haklardan mahrum bırakılmasını,
farklı insanlara zulmü
normal kabul etmiş dönemler yaşamıştır.
Bir uygulamanın:
uzun süredir var olması
onun doğru olduğunu garanti etmez.
Bu nedenle insanın:
geleneği de sorgulayabilmesi
gerekir.
Çoğunluk Her Zaman Haklı mıdır
Hayır.Çoğunluk bazen doğru olabilir.
Bazen yanlış olabilir.
Bir fikrin doğruluğu:
kaç kişinin ona inandığıyla
tek başına ölçülmez.
Bir toplumun tamamı:
yanlış bir kanaati
uzun süre paylaşabilir.
Kur’an’ın peygamber kıssaları:
hakikat ile çoğunluk arasında otomatik bir eşitlik olmadığını
sık sık gösterir.
Azınlıkta Olmak İnsanı Otomatik Olarak Haklı Yapar mı
Hayır.Bu da önemli bir dengedir.
Çoğunlukta olmak:
doğruluğun kesin kanıtı değildir.
Ama azınlıkta olmak da:
kişiyi otomatik olarak haklı yapmaz.
Asıl soru:
Delil nedir?
Gerçek nedir?
Ahlaken doğru olan nedir?
Hakikat:
sayılara göre değil,
gerekçelere göre değerlendirilmelidir.
İnsan Neden Kendisine Ters Gelen Fikri Söyleyeni Kötülemek İster
Çünkü bir fikir:insanın kimliğini,
alışkanlığını,
çıkarını
tehdit edebilir.
Eğer fikri ciddiye alırsa:
kendisini değiştirmesi gerekebilir.
Bu zor olabilir.
Bu nedenle kişi bazen:
fikri değerlendirmek yerine
onu söyleyeni:
cahil,
kötü,
sapık,
tehlikeli
ilan ederek:
kendini değişimden korumaya çalışabilir.

Etiketlemek Düşünmenin Yerini Alabilir mi
Evet.Bir insana:
tek kelimelik bir etiket yapıştırdığımızda
onu artık dinlememek kolaylaşır.
Örneğin:
“Cahil.”
“Sapık.”
“Aşırı.”
“Gerici.”
“Dinsiz.”
gibi etiketler bazen:
argüman yerine kullanılabilir.
Etiketleme:
karşı tarafı anlamayı değil,
konuşmayı bitirmeyi
amaçlayabilir.

Her Eleştiri Kişisel Saldırı mıdır
Hayır.Bir fikrin:
yanlış,
zararlı,
mantıksız
olduğunu söylemek mümkündür.
Önemli olan:
bunu gerekçelendirmektir.
Sağlıklı tartışma:
“Sen kötüsün.”
demek yerine:
“Bu görüşe şu nedenle katılmıyorum.”
diyebilmektir.

Hz. Nûh’un Karşılaştığı Tepki Günümüzde de Görülüyor mu
Evet.Bugün sosyal medyada ve günlük tartışmalarda:
insanlar çoğu zaman fikirleri konuşmak yerine:
kişileri hedef alabiliyor.
Bir insanın:
geçmişi,
görünüşü,
eğitimi,
ailesi
üzerinden saldırı yapılabiliyor.
Böylece asıl soru:
“Söylediği doğru mu?”
gözden kayboluyor.

Güç Sahipleri Neden Fikirleri Kontrol Etmek İsteyebilir
Çünkü fikirler:toplumsal düzeni değiştirebilir.
İnsanların:
neyi doğru,
neyi yanlış,
neyi meşru
gördüğü değiştiğinde:
güç dengeleri de değişebilir.
Bu nedenle bazı otoriteler:
kendilerine meydan okuyan fikirleri
yalnız yanlışlamakla kalmaz;
o fikri söyleyen kişiyi itibarsızlaştırmaya da çalışabilir.

Bir İnsan Hakkında Olumsuz Etiket Duyduğumuzda Ne Yapmalıyız
Hemen hüküm vermemek gerekir.Şunu sormak daha sağlıklı olabilir:
Ne söyledi?
Bunun delili nedir?
Karşı tarafın cevabı nedir?
Etiket gerçeği mi anlatıyor, yoksa tartışmayı yönlendirmek için mi kullanılıyor?
Böylece insan:
başkalarının hazır hükmünü
kendi düşüncesi sanmaktan
korunabilir.

Hakikat Söyleyen İnsan Her Zaman Toplum Tarafından Sevilir mi
Hayır.Bazen doğruyu söylemek:
rahatsız edici olabilir.
Çünkü hakikat:
insanın:
çıkarına,
alışkanlığına,
kibrine
dokunabilir.
Bu nedenle bir mesajın:
tepki çekmesi
onun yanlış olduğunun kesin kanıtı değildir.
Ama aynı şekilde tepki çekmek de:
doğruluğun kanıtı değildir.
Yine delile bakmak gerekir.

İnsan Eleştirilince Nasıl Davranmalıdır
Öncelikle:eleştirinin içeriğine bakmalıdır.
Eleştiri doğruysa:
düzeltmek gerekir.
Yanlışsa:
sakin biçimde cevap verilebilir.
Her eleştiriyi:
hakaret
gibi algılamak
sağlıklı değildir.
Ama kişisel saldırı ile yapıcı eleştiriyi:
birbirinden ayırmak
önemlidir.

A‘râf Suresi 59. ve 60. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Nûh:
“Allah’a kulluk edin.”
“O’ndan başka ilahınız yoktur.”
“Sizin için korkuyorum.”
- ayette kavmin ileri gelenleri buna:
“Biz seni apaçık sapıklık içinde görüyoruz.”
derler.
Yani:
bir tarafta:
mesaj
vardır.
Diğer tarafta:
etiketleme.
Bu karşıtlık bize:
hakikat tartışmalarında yöntem kadar:
ahlakın da önemli olduğunu
gösterir.

Sonuç: A‘râf Suresi 60. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 60. ayet yalnız Hz. Nûh’un yaşadığı tarihî bir tartışmayı anlatmaz.İnsan davranışının çok eski bir yönünü de ortaya koyar.
Hz. Nûh:
“Allah’a kulluk edin.”
der.
Kavmin ileri gelenleri ise:
“Sen sapıklık içindesin.”
diye cevap verir.
Dikkat edilirse:
Hz. Nûh’un söylediği şey:
henüz çürütülmemiştir.
Onun yerine:
Hz. Nûh’un kendisi hedef alınmıştır.
İşte bu çok önemli bir düşünce dersidir.
Bir insanın fikrine katılmıyorsak:
onu kötülemek yerine:
neden katılmadığımızı açıklayabilmeliyiz.
Çünkü hakikat:
hakaretle ortaya çıkmaz.
Bağırmak:
delil değildir.
Çoğunluk:
delil değildir.
Makam:
delil değildir.
Bir insana yapıştırılan etiket:
delil değildir.
Asıl soru hâlâ aynıdır:
Söylenen şey doğru mu?
Bu ayet aynı zamanda bize:
toplumun genel kanaatiyle
hakikatin aynı şey olmayabileceğini
öğretir.
Bir insan:
herkesin yaptığı yanlışa karşı çıkabilir.
Bu durumda toplum onu:
garip,
tehlikeli,
sapmış
görebilir.
Ama tarihin birçok döneminde:
bugün doğru kabul ettiğimiz düşünceler
bir zamanlar:
azınlıkta kalmış olabilir.
Bu yüzden insanın en büyük zihinsel sorumluluklarından biri:
herkesin ne dediğini dinlemek
ama sonunda:
kendi aklını, vicdanını ve delilleri kullanarak karar vermektir.
Belki de A‘râf 60’ın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir fikre katılmadığımızda gerçekten o fikri mi değerlendiriyoruz, yoksa onu söyleyen kişiyi susturacak bir etiket mi arıyoruz?
Çünkü düşüncenin başladığı yer:
kişiyi değil, sözü tartabilmektir.
“Bir düşünceyi yenmenin yolu sahibini küçümsemek değil, daha doğru bir düşünce ortaya koymaktır. Kişiye saldırmak kolaydır; asıl dürüstlük, hoşumuza gitmese bile söylenen sözün doğru olup olmadığını araştırabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu