📖 A‘râf Suresi 67. Ayette “Hûd ‘Ey Kavmim! Bende Bir Akılsızlık Yoktur; Bilakis Ben Âlemlerin Rabbi Tarafından Gönderilmiş Bir Peygamberim’ Dedi”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,685
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 67. Ayette “Hûd ‘Ey Kavmim! Bende Bir Akılsızlık Yoktur; Bilakis Ben Âlemlerin Rabbi Tarafından Gönderilmiş Bir Peygamberim’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsana haksız bir sıfat yakıştırıldığında en güçlü cevap, aynı sertliği geri vermek değil; gerçeği sakin, açık ve kararlı biçimde ortaya koymaktır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 66. ayetinde Âd kavminin inkâr eden ileri gelenleri Hz. Hûd’a:

“Biz seni bir akılsızlık içinde görüyoruz ve seni yalancılardan sanıyoruz.”

demişlerdi.

  1. ayette Hz. Hûd’un cevabı gelir:
“Ey kavmim! Bende hiçbir akılsızlık yoktur. Bilakis ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

Bu cevap, Hz. Nûh’un daha önce kendisine yöneltilen:

“Sapıklık içindesin.”

suçlamasına verdiği cevaba çok benzer.

Yine aynı tablo vardır:

hakaret karşısında hakaret yoktur.

Öfke karşısında kontrolsüz öfke yoktur.

Önce:

suçlamanın açık biçimde reddi

vardır.

Ardından:

görevin açıklanması.

Hz. Hûd adeta şöyle der:

“Beni yanlış tanımlıyorsunuz. Ben akılsız değilim; Rabbimin gönderdiği bir elçiyim.”

Bu ayet insanın:

haksız eleştiri,

itibar saldırısı,

öfke

ve kimlik

karşısındaki duruşuna dair çok önemli dersler taşır.

1️⃣ Hz. Hûd Neden Yine “Ey Kavmim” Diyor ❓​

Kavmi onu:

akılsızlıkla

ve yalancılıkla

suçlamıştır.

Buna rağmen Hz. Hûd:

“Ey kavmim…”

diye cevap verir.

Bu ifade:

bağın tamamen kopmadığını

gösterir.

Onları hâlâ:

kendi toplumu,

uyarmakla görevli olduğu insanlar

olarak görmektedir.

Yani:

hakaret onun merhametini tamamen yok etmemiştir.

2️⃣ “Bende Bir Akılsızlık Yoktur” Ne Demektir ❓​

Hz. Hûd kendisine yöneltilen suçlamayı:

doğrudan reddeder.

“Bende sefâhet yoktur.”

der.

Buradaki anlam:

akılsızlık,

düşüncesizlik,

hafiflik

gibi anlam alanlarına gelir.

Hz. Hûd:

“Sizin bana verdiğiniz bu tanım doğru değil.”

demektedir.

3️⃣ Neden Uzun Bir Savunma Yapmıyor ❓​

Çünkü bazen haksız suçlamaya karşı:

fazla uzun savunma

gereksiz olabilir.

Hz. Hûd:

önce gerçeği söyler.

Sonra asıl konuya döner:

“Ben Allah’ın elçisiyim.”

Bu bize:

her ithamın içine çekilip

saatlerce kendimizi ispatlamaya çalışmanın

her zaman gerekli olmadığını düşündürür.

Bazen:

netlik yeterlidir.

4️⃣ Hz. Hûd Neden “Asıl Akılsız Sizsiniz” Demiyor ❓​

Çünkü amacı:

karşılıklı hakaret

değildir.

Onları:

yenmek,

aşağılamak,

küçük düşürmek

istemiyor.

Görevi:

tebliğdir.

Bu nedenle tartışmayı:

kişisel saldırıdan

yeniden:

mesajın kendisine

çevirir.

5️⃣ Hakaret Karşısında Sakin Kalmak Neden Zordur ❓​

Çünkü insan:

haksız yere aşağılandığında

kendini savunma ihtiyacı hisseder.

Öfke:

çok hızlı devreye girebilir.

İnsan:

aynı sertlikte karşılık vermek

isteyebilir.

Ama kontrolsüz tepki:

bazen insanı:

haklı olduğu yerde bile

hatalı davranmaya

sürükleyebilir.

6️⃣ Sakin Kalmak Susmak Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Hz. Hûd:

susmuyor.

Kendini:

açık biçimde savunuyor.

“Bende akılsızlık yoktur.”

diyor.

Yani sakinlik:

pasiflik değildir.

Sakinlik:

öfkeye teslim olmadan net olabilmektir.

7️⃣ “Bilakis Ben Bir Peygamberim” İfadesi Neden Önemlidir ❓​

Hz. Hûd yalnızca:

ne olmadığını

söylemiyor.

Kim olduğunu da açıklıyor.

“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

Bu:

kimlik bilincidir.

Başkalarının verdiği:

“akılsız”

etiketi yerine,

kendi gerçek görevini ortaya koyar.

8️⃣ İnsan Başkalarının Ona Verdiği Etikete Göre mi Yaşamalıdır ❓​

Hayır.

Birileri bize:

başarısız,

akılsız,

yetersiz,

kötü

diyebilir.

Ama bu kelimeler:

otomatik olarak gerçeğe dönüşmez.

İnsan:

kendini dürüstçe değerlendirmeli,

doğru eleştiriye açık olmalı

ama:

haksız etiketleri kimliğinin merkezine koymamalıdır.

9️⃣ Öz Kimlik ile Başkalarının Algısı Arasında Ne Fark Vardır ❓​

Başkalarının algısı:

değişebilir.

İnsanlar:

bizi yanlış anlayabilir.

Eksik tanıyabilir.

Önyargıyla değerlendirebilir.

Ama kişinin gerçekte kim olduğu:

yalnız insanların kanaatlerinden

oluşmaz.

Hz. Hûd’un örneğinde:

toplum onu:

akılsız görmektedir.

Ama bu:

onun gerçekten akılsız olduğu anlamına gelmez.

🔟 “Âlemlerin Rabbi” İfadesi Neden Tekrar Kullanılıyor ❓​

Bu ifade Hz. Hûd’un:

görevinin kaynağını

açıklar.

Onu gönderen:

yerel bir otorite,

kabile lideri,

insan kurumu

değildir.

Âlemlerin Rabbidir.

Bu:

mesajın:

insanların geçici güçlerinden daha büyük bir kaynağa

dayandığını gösterir.

1️⃣1️⃣ Peygamberlik Bir Üstünlük Unvanı mıdır ❓​

Peygamberlik:

çok büyük bir makamdır.

Ama aynı zamanda:

çok ağır bir sorumluluktur.

Peygamber:

mesaj taşır.

Reddedilir.

Alaya alınabilir.

Tehdit edilebilir.

Sabretmesi gerekir.

Bu nedenle peygamberlik:

kişisel gösterişten çok:

emanet ve görev

olarak anlaşılmalıdır.

1️⃣2️⃣ Hz. Hûd’un Cevabı Özgüven Örneği midir ❓​

Evet, önemli bir açıdan.

Hz. Hûd:

kavminin kendisi hakkındaki görüşü yüzünden:

mesajından vazgeçmez.

Onların:

“Sen akılsızsın.”

demesi:

onun kendinden şüphe edip görevini bırakmasına

sebep olmaz.

Çünkü görevini:

neden yaptığını bilmektedir.

1️⃣3️⃣ Özgüven ile Kibir Arasındaki Çizgi Nerededir ❓​

Özgüven:

“Ne yaptığımı ve neden yaptığımı biliyorum.”

diyebilir.

Kibir ise:

“Ben sizden üstünüm.”

der.

Hz. Hûd’un cevabında:

kararlılık vardır.

Ama kavmini:

aşağılama

yoktur.

Bu nedenle:

net olmak ile kibirli olmak aynı şey değildir.

1️⃣4️⃣ İnsan Kendisine Yapılan Her Eleştiriyi Reddetmeli midir ❓​

Hayır.

Bu ayetin mesajı:

“Kim ne söylerse reddet.”

değildir.

İnsan eleştirildiğinde:

şunu sormalıdır:

“Bu eleştiride gerçek payı var mı?”

Varsa:

düzeltmelidir.

Yoksa:

sakin biçimde:

“Bu doğru değil.”

diyebilmelidir.

1️⃣5️⃣ Haksız Suçlama ile Doğru Eleştiriyi Nasıl Ayırabiliriz ❓​

Şunlara bakılabilir:

Delil var mı?

Somut örnek var mı?

Eleştiri davranışa mı yönelik,

yoksa kişiyi değersizleştirmeye mi?

Karşı taraf:

açıklamaya açık mı?

Bu tür sorular:

etiket ile eleştiriyi

ayırmaya yardımcı olabilir.

1️⃣6️⃣ İnsan Hakkında Çok Kişi Aynı Şeyi Söylüyorsa Mutlaka Doğru mudur ❓​

Hayır.

Çok kişinin aynı şeyi söylemesi:

iddianın araştırılmasını önemli kılabilir.

Ama tek başına:

doğruluğun garantisi değildir.

Hz. Hûd’a toplumun ileri gelenleri:

aynı olumsuz bakışla

yaklaşmaktadır.

Fakat Kur’an anlatısında:

hatalı olan onların değerlendirmesidir.

1️⃣7️⃣ İnsan Kendini Savunurken Karşı Tarafın Onurunu Korumalı mıdır ❓​

Mümkün olduğu kadar evet.

Kendimizi savunmak için:

karşı tarafı:

aşağılamak,

küçümsemek,

hakaret etmek

zorunda değiliz.

Hz. Hûd:

kendisine ağır sözler söylenmesine rağmen:

“Ey kavmim”

demeye devam eder.

Bu:

tartışma ahlakı açısından güçlü bir örnektir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 66. ve 67. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Âd kavminin ileri gelenleri Hz. Hûd’a:

“Seni akılsız görüyoruz ve yalancılardan sanıyoruz.”

demişlerdi.

  1. ayette Hz. Hûd:
“Ey kavmim! Bende akılsızlık yoktur.”

diye cevap verir.

Sonra:

“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

der.

Yani:

bir tarafta:

kişisel saldırı,

diğer tarafta:

sakin açıklama.

Bir tarafta:

etiket,

diğer tarafta:

kimlik ve görev bilinci.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 67. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 67. ayet bize Hz. Hûd’un:

hakaret karşısındaki karakterini

gösterir.

Kavmi onu:

akılsız

ve:

yalancı

olarak görmektedir.

Hz. Hûd ise:

kontrolünü kaybetmez.

İlk kelimesi hâlâ:

“Ey kavmim.”

Bu çok önemlidir.

Çünkü karşısındaki insanların:

yanlış davranması,

onun da yanlış davranmasını

zorunlu kılmaz.

Ardından:

“Bende akılsızlık yoktur.”

der.

Yani kendini savunur.

Ama hakarete:

hakaretle

cevap vermez.

Sonra da asıl gerçeği söyler:

“Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

Bu ayet bugünün insanına da çok güçlü bir ders verir.

İnsan bazen:

yanlış anlaşılabilir.

Hakkında kötü konuşulabilir.

Kendisine:

olmadığı sıfatlar

yakıştırılabilir.

Böyle durumlarda iki tehlike vardır:

Birincisi:

öfkeye kapılıp aynı seviyeye inmek.

İkincisi:

sürekli söylenen yanlış sözlere inanıp:

kendi kimliğini kaybetmek.

Hz. Hûd ikisini de yapmaz.

Ne hakaret eder,

ne de:

başkalarının etiketini

kendisi hakkında gerçek kabul eder.

Gerçeği bilir.

Görevini bilir.

Ve:

yoluna devam eder.

Belki de A‘râf 67’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

İnsanlar bizi yanlış tanımladığında karakterimizi onların sözleri mi belirliyor, yoksa gerçeği bilip ahlakımızı koruyabiliyor muyuz?

Çünkü bazen en büyük güç:

karşı tarafı susturmak değildir.

Kendine yapılan haksızlığa rağmen kendin olarak kalabilmektir.


“Başkalarının sana verdiği yanlış isim, senin gerçeğin olmak zorunda değildir. Kendini savun; ama bunu yaparken onların öfkesinin senin karakterini belirlemesine izin verme.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt