📖 A‘râf Suresi 71. Ayette “Hûd ‘Artık Rabbinizden Üzerinize Bir Azap ve Öfke İnmiştir; Allah’ın Haklarında Hiçbir Delil İndirmediği, Sizin ve | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 71. Ayette “Hûd ‘Artık Rabbinizden Üzerinize Bir Azap ve Öfke İnmiştir; Allah’ın Haklarında Hiçbir Delil İndirmediği, Sizin ve

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,697
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 71. Ayette “Hûd ‘Artık Rabbinizden Üzerinize Bir Azap ve Öfke İnmiştir; Allah’ın Haklarında Hiçbir Delil İndirmediği, Sizin ve Atalarınızın Taktığı İsimler Hakkında Benimle mi Tartışıyorsunuz?’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan bir şeye isim vererek onu gerçek hâle getiremez. Hakikat, bizim ona hangi adı taktığımızdan bağımsızdır; delilsiz inanç, tekrarlandıkça güçlenebilir ama doğruya dönüşmez.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 70. ayetinde Âd kavmi Hz. Hûd’a:

“Sen bize yalnız Allah’a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerdensen bizi tehdit ettiğin şeyi getir.”

demişti.

  1. ayette Hz. Hûd’un cevabı gelir:
“Artık Rabbinizden üzerinize bir azap ve öfke inmiştir. Allah’ın haklarında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimler hakkında benimle mi tartışıyorsunuz? Öyleyse bekleyin; ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”

Bu ayette üç büyük konu öne çıkar:

Delilsiz inanç,

atalardan devralınan isimlendirmeler


ve

uyarıyla alay etmenin sonucu.

Âd kavmi:

kendi inanç sistemini yıllardır sürdürüyor olabilir.

Putlarına:

isimler vermiş,

onlara anlamlar yüklemiş,

atalarından böyle görmüş olabilir.

Fakat Hz. Hûd çok temel bir soru sorar:

“Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği şeyler konusunda neden benimle tartışıyorsunuz?”

Yani:

bir düşüncenin eski olması,

çok kişi tarafından benimsenmesi,

ona güzel bir isim verilmesi

onu otomatik olarak:

hakikat

yapmaz.

1️⃣ “Rabbinizden Üzerinize Azap ve Öfke İnmiştir” Ne Demektir ❓​

Hz. Hûd’un bu sözü:

kavminin artık ciddi bir sonuçla

karşı karşıya kaldığını bildirir.

Onlar:

uyarıyı reddetmiş,

peygamberi yalancılıkla suçlamış,

atalarının yolunda ısrar etmiş,

hatta:

“Getir bakalım azabı.”

diye meydan okumuşlardı.

  1. ayette bu meydan okumanın:
sonuçsuz kalmayacağı

bildirilir.

2️⃣ Ayetteki “Rics” veya Azap İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu bağlamda kelime:

azap,

ceza,

ilahi hoşnutsuzluğun sonucu

şeklinde anlaşılır.

Burada konu:

gündelik bir sıkıntı değil;

ısrarlı inkâr ve meydan okumanın ardından gelen:

ilahi hüküm

dür.

3️⃣ “Öfke” Allah İçin Nasıl Anlaşılmalıdır ❓​

Allah’ın öfkesi:

insanın kontrolsüz siniri

gibi düşünülmemelidir.

İslam düşüncesinde bu tür ifadeler:

Allah’ın:

zulmü,

inkârı,

isyanı

onaylamaması

ve bunlara karşı:

adil karşılık vermesi

olarak anlaşılır.

Yani burada:

duygusal taşkınlık değil,

ilahi hüküm ve adalet

söz konusudur.

4️⃣ Hz. Hûd Neden Bu Kadar Sert Bir Cevap Veriyor ❓​

Çünkü kavim artık:

yalnızca soru sormamaktadır.

Onlar:

mesajı reddetmiş,

peygamberi aşağılamış,

atalarının putlarını savunmuş

ve:

azabı çağıracak kadar

meydan okumuştur.

Bu nedenle cevapta:

uyarı aşamasından

sonuç aşamasına doğru geçiş

görülür.

5️⃣ “Sizin ve Atalarınızın Taktığı İsimler” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

insanların bazı varlıklara:

ilah,

tanrı,

kutsal aracı,

koruyucu

gibi anlamlar yüklemesini anlatır.

Hz. Hûd’un söylediği şudur:

Siz bazı şeylere:

isimler verdiniz.

Ama bu isimleri vermeniz:

onlara gerçekten:

ilahlık,

kutsallık,

mutlak güç

kazandırmaz.

6️⃣ Bir Şeye İsim Vermek Onun Gerçekliğini Değiştirir mi ❓​

Hayır.

Bir taşı:

“Tanrı”

diye adlandırmak:

onu tanrı yapmaz.

Bir insana:

“Yanılmaz lider”

demek:

onu gerçekten yanılmaz yapmaz.

Bir fikre:

“Mutlak gerçek”

demek:

onu delilsiz biçimde doğru hâle getirmez.

İsim:

gerçeği:

tanımlayabilir, ama yaratmaz.

7️⃣ İnsan Neden İsimlere Bu Kadar Güç Yükler ❓​

Çünkü isimler:

düşüncemizi etkiler.

Bir şeye:

kutsal

dediğimizde,

ona karşı tavrımız değişebilir.

Bir kişiye:

hain

dediğimizde,

onu dinlememiz zorlaşabilir.

Bir düşünceye:

dokunulmaz

dediğimizde,

onu sorgulamaktan vazgeçebiliriz.

Bu nedenle kelimeler:

zihni yönlendirebilir.

8️⃣ “Allah Haklarında Hiçbir Delil İndirmedi” Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Hûd’un temel itirazı:

delil eksikliğidir.

Kavim bazı varlıkların:

ilah,

aracı,

kutsal güç

olduğunu iddia etmektedir.

Ama Allah:

bunun için:

hiçbir yetki,

vahiy,

delil

vermemiştir.

Yani inanç:

kanıta değil, geleneğe dayanmaktadır.

9️⃣ Dinde Delil Neden Önemlidir ❓​

Çünkü insan:

çok güçlü biçimde inanabilir

ama yanılabilir.

Bir şeyin:

çok samimi biçimde savunulması

onu doğru yapmaz.

İnanç konusunda:

vahiy,

akıl,

sağlam bilgi

önemlidir.

Kur’an sık sık insanı:

“Delilinizi getirin.”

mantığıyla düşünmeye çağırır.

🔟 Atalarımızdan Gelen İnanç Delil Sayılır mı ❓​

Tek başına hayır.

Atalar:

doğru şeyler de

yanlış şeyler de

aktarmış olabilir.

Bir düşüncenin:

nesilden nesile aktarılması

yalnızca:

onun eski olduğunu

gösterir.

Doğru olduğunu:

tek başına kanıtlamaz.

1️⃣1️⃣ Çok Kişinin İnanması Bir Şeyi Gerçek Yapar mı ❓​

Hayır.

Çoğunluk:

bir düşüncenin yaygınlığını

gösterir.

Ama doğruluğunu:

otomatik olarak kanıtlamaz.

Tarih boyunca çok büyük topluluklar:

sonradan yanlış olduğu anlaşılan

şeylere inanmıştır.

Bu nedenle:

yaygınlık ile doğruluk aynı şey değildir.

1️⃣2️⃣ Delilsiz İnanç Neden Bu Kadar Kalıcı Olabilir ❓​

Çünkü insan:

çocukluğundan beri duyduğu şeyi

doğal kabul eder.

Ailesi inanıyorsa:

o da inanır.

Toplumda herkes yapıyorsa:

normal görünür.

Bir süre sonra:

“Bunu neden yapıyoruz?”

sorusu bile sorulmaz.

Böylece gelenek:

kanıtın yerine geçebilir.

1️⃣3️⃣ Bir Şeyi Sorgulamak Ona Saygısızlık Etmek midir ❓​

Hayır.

Sorgulamak:

reddetmek

değildir.

İnsan:

bir geleneği,

inancı,

iddia edilen bilgiyi

araştırabilir.

“Kaynağı nedir?”

“Delili nedir?”

“Gerçekten böyle mi?”


diye sorabilir.

Samimi sorgulama:

hakikate yaklaşmanın yollarından biridir.

1️⃣4️⃣ İsimler Bugün de İnsanları Yanıltabilir mi ❓​

Evet.

Bir şeyin adına:

doğal

yazılması

onun mutlaka zararsız olduğunu göstermez.

Bir uygulamanın:

gelenek

diye adlandırılması

onu mutlaka doğru yapmaz.

Bir davranışın:

özgürlük

olarak adlandırılması

onun her durumda ahlaki olduğunu kanıtlamaz.

Bir kelimenin:

olumlu çağrışımı

ile:

gerçekliği aynı şey değildir.

1️⃣5️⃣ Kur’an’ın Buradaki Eleştirisi Putların İsimlerinden mi İbarettir ❓​

Hayır.

Asıl mesele:

isimlerin arkasında gerçek bir ilahi yetki olmamasıdır.

İnsanlar:

kendi oluşturdukları kavramlara

kutsallık yüklemişlerdir.

Kur’an ise:

“Bunun Allah’tan bir delili nerede?”

diye sorar.

Bu çok temel bir düşünme ilkesidir:

İddia varsa dayanak da olmalıdır.

1️⃣6️⃣ “Bekleyin, Ben de Sizinle Birlikte Bekleyenlerdenim” Ne Demektir ❓​

Kavim daha önce:

“Bize tehdit ettiğin şeyi getir.”

demişti.

Hz. Hûd şimdi:

“Bekleyin.”

der.

Yani artık tartışma:

sonsuz biçimde devam etmeyecektir.

Gerçek:

sonuç ortaya çıktığında

kendini gösterecektir.

Hz. Hûd da:

Allah’ın hükmünü:

beklediğini

bildirir.

1️⃣7️⃣ Bu Söz Meydan Okuma mıdır ❓​

Bir yönüyle:

kararlı bir cevaptır.

Ama Hz. Hûd’un:

kendi kişisel gücüyle tehdit ettiği

anlamına gelmez.

O:

“Ben size ceza vereceğim.”

demiyor.

Sonucu:

Allah’a bırakıyor.

Bu:

peygamberin kendi gücüyle değil:

Allah’ın hükmüne güvenmesi

anlamına gelir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 70. ve 71. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Âd kavmi:
“Atalarımızın taptıklarını bırakalım mı?”

demiş

ve ardından:

“Eğer doğruysan azabı getir.”

diye meydan okumuştu.

  1. ayette Hz. Hûd iki cevap verir:
Birincisi:

Atalarınızın verdiği isimler delil değildir.

İkincisi:

Meydan okuduğunuz sonuç artık yaklaşmıştır.

Böylece iki ayet:

geleneksel inat ile delile dayalı uyarı

arasındaki çatışmayı ortaya koyar.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 71. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 71. ayet insan düşüncesinin çok temel bir hatasını gözler önüne serer:

Bir şeye isim vermekle ona gerçeklik kazandırdığımızı sanmak.

Âd kavmi:

atalarından kalan bazı varlıklara:

ilah,

kutsal,

koruyucu

gibi anlamlar yüklemiştir.

Bu inanç:

yıllarca devam etmiş olabilir.

Toplumun büyük kısmı:

ona inanmış olabilir.

Ama Hz. Hûd:

çok basit bir soru sorar:

Allah bunun hakkında hangi delili indirdi?

İşte bütün mesele burada düğümlenir.

Bir inanç:

eski olabilir.

Ama delilsiz olabilir.

Bir düşünce:

çok yaygın olabilir.

Ama yanlış olabilir.

Bir isim:

çok güçlü olabilir.

Ama arkasında gerçek olmayabilir.

Bu ayet bugün de insana:

düşünsel dürüstlük

öğretir.

Bir şey duyduğumuzda:

hemen:

“Herkes böyle diyor.”

dememeliyiz.

Şunu sormalıyız:

“Dayanağı nedir?”

Bir düşünce bize çocukluktan beri öğretilmiş olabilir.

Ama yine de:

“Kaynağı nedir?”

diye sorabilmeliyiz.

Bir kavram kulağa güzel gelebilir.

Ama:

ismiyle değil, içeriğiyle

değerlendirmeliyiz.

Ayetin ikinci güçlü mesajı ise:

uyarıyı küçümsemenin tehlikesidir.

Âd kavmi:

“Getir bakalım.”

demişti.

Hz. Hûd:

“Bekleyin.”

der.

Çünkü hakikat:

insanların onu ciddiye alıp almamasına bağlı değildir.

Bir yangın:

“Ben inanmıyorum.”

dediğimiz için yakmayı bırakmaz.

Bir hastalık:

alay ettiğimiz için yok olmaz.

Bir yanlışın sonucu:

biz onu küçümsediğimiz için:

geçersiz hâle gelmez.

Belki de A‘râf 71’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

İnandığımız şeylerin gerçekten delili var mı, yoksa yalnızca yıllardır aynı isimleri tekrar ettiğimiz için onları hakikat mi sanıyoruz?

Çünkü hakikatin gücü:

ona kaç kişinin isim vermesinde değil;

gerçekten doğru olmasındadır.


“Bir inanca bin yıl boyunca aynı isim verilmiş olması onu doğru yapmaz; bir yanlışın milyonlarca kez tekrar edilmesi de onu hakikate dönüştürmez. Gerçeğin ihtiyacı kalabalık değil, delildir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt