📖 A‘râf Suresi 69. Ayette “Sizi Uyarması İçin İçinizden Bir Adam Aracılığıyla Rabbinizden Size Bir Öğüt Gelmesine mi Şaştınız? Nûh Kavminden Sonra

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,697
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 69. Ayette “Sizi Uyarması İçin İçinizden Bir Adam Aracılığıyla Rabbinizden Size Bir Öğüt Gelmesine mi Şaştınız? Nûh Kavminden Sonra Sizi Halifeler Kıldığını ve Yaratılışta Size Güç Verdiğini Hatırlayın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan kendisine verilen gücü kendi mülkü sanarsa kibirlenir; emanet olduğunu hatırlarsa şükreder. Gücün gerçek sınavı, ona sahip olmak değil, onunla neye dönüştüğündür.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 68. ayetinde Hz. Hûd kavmine:

“Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğüt verenim.”

demişti.

  1. ayette ise kavmin şaşkınlığına cevap verir ve onlara geçmişlerini hatırlatır:
“Sizi uyarması için, içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir öğüt gelmesine mi şaştınız? Nûh kavminden sonra sizi halifeler kıldığını ve yaratılışta size güç ve üstünlük verdiğini hatırlayın. Allah’ın nimetlerini anın ki kurtuluşa eresiniz.”

Bu ayette üç güçlü tema yan yana gelir:

Peygamberin insan oluşu,

geçmişten ders alma,

güç karşısında şükür.


Âd kavmine adeta şöyle denir:

Sizden önce de güçlü toplumlar vardı.

Onlar gittiler.

Siz onların ardından geldiniz.

Bugün sahip olduğunuz güç:

sizin sonsuz olduğunuzu değil, size bir emanet verildiğini gösterir.

1️⃣ “İçinizden Bir Adam Aracılığıyla Öğüt Gelmesine mi Şaştınız?” Ne Demektir ❓​

Bu ifade Hz. Nûh kıssasında da karşımıza çıkmıştı.

İnsanlar:

kendileri gibi bir insanın

peygamber olmasına

şaşabiliyorlardı.

Hz. Hûd ise:

“Neden şaşıyorsunuz?”

diye sorar.

Çünkü peygamberin insan olması:

mesajın insanlara:

anlaşılır,

yaşanabilir,

örneklenebilir

biçimde ulaşmasını sağlar.

2️⃣ Neden Peygamber Bir Melek Değil de İnsandır ❓​

Çünkü insanlara:

insan hayatı içinde

örnek olması gerekir.

Bir melek:

acıkmaz,

aynı dünyevi ihtiyaçları yaşamaz,

insanın biyolojik ve toplumsal sınavlarını aynı biçimde deneyimlemez.

İnsan peygamber ise:

insanların yaşadığı hayatın içinde:

vahyin nasıl yaşanacağını gösterir.

3️⃣ “Rabbinizden Size Bir Öğüt” Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki öğüt:

vahiy,

uyarı,

hatırlatma

anlamı taşır.

Allah insanı:

kendi hâline bırakmaz.

Yanlışını:

gösterir.

Sonucunu:

haber verir.

Doğru yolu:

açıklar.

Bu nedenle vahiy:

yalnız emir değil;

rahmet içeren bir hatırlatmadır.

4️⃣ “Nûh Kavminden Sonra Sizi Halifeler Kıldı” Ne Demektir ❓​

Buradaki halifeler ifadesi:

önceki toplumun ardından gelenler,

yeryüzünde onların yerini alanlar

anlamında anlaşılır.

Nûh kavmi gitmiştir.

Âd kavmi ise:

onlardan sonra güç kazanmıştır.

Bu bize:

medeniyetlerin:

kalıcı olmadığını

hatırlatır.

5️⃣ “Halife” Burada Devlet Başkanı Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Buradaki kullanım:

siyasi bir makamdan çok:

bir neslin veya toplumun ardından gelen

anlamındadır.

Yani:

önceki toplum yok olmuş,

yerine yeni bir toplum gelmiştir.

Bu:

tarihsel süreklilik

ve sorumluluk

fikrini öne çıkarır.

6️⃣ Neden Nûh Kavmi Özellikle Hatırlatılıyor ❓​

Çünkü Âd kavmi:

geçmiş toplumların başına gelenleri

düşünmelidir.

Adeta şöyle denir:

Sizden önce de insanlar vardı.

Onlar da:

güçlüydü,

yaşıyordu,

toplum kurmuştu.

Ama:

kalıcı olmadılar.

Bu hatırlatma:

Âd kavminin kibir duygusunu

sarsmayı amaçlar.

7️⃣ Geçmiş Toplumları Hatırlamak Neden Önemlidir ❓​

Çünkü insan:

kendi çağını eşsiz sanabilir.

“Biz çok güçlüyüz.”

“Biz çok ileriyiz.”

“Bizden sonra da böyle devam eder.”


diye düşünebilir.

Tarih ise:

çok güçlü medeniyetlerin:

yükseldiğini

ve sonra:

ortadan kalktığını

gösterir.

8️⃣ Bir Medeniyetin Güçlü Olması Onu Kalıcı Yapar mı ❓​

Hayır.

Tarih bunun tersini defalarca göstermiştir.

Devletler,

imparatorluklar,

şehirler,

ekonomik güçler

zamanla:

değişebilir,

çökebilir,

yerini başkalarına bırakabilir.

Bu nedenle güç:

sonsuzluk garantisi değildir.

9️⃣ “Yaratılışta Size Güç Verdi” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Âd kavminin:

bedensel veya yaratılış bakımından güçlü kılındığı

ifade edilir.

Kur’an’ın başka yerlerinde de onların:

kuvvetli bir toplum olduğu

anlatılır.

Bu güç:

onlar için:

bir nimet

ama aynı zamanda:

bir sınavdır.

🔟 Güç Neden Aynı Zamanda Bir Sınavdır ❓​

Çünkü insan zayıfken:

yardıma muhtaç olduğunu

daha kolay kabul eder.

Güçlendiğinde ise:

kendisini bağımsız

sanabilir.

Şöyle düşünebilir:

“Bana kim zarar verebilir?”

İşte güç:

şükre mi,

kibre mi

dönüşecek?

Sınav buradadır.

1️⃣1️⃣ Fiziksel Güç İnsana Ahlaki Üstünlük Sağlar mı ❓​

Hayır.

Daha güçlü olmak:

daha doğru olmak

demek değildir.

Bir toplum:

askeri olarak güçlü olabilir

ama zalim olabilir.

Bir insan:

bedenen güçlü olabilir

ama ahlaken zayıf olabilir.

Kur’an’ın ölçüsü:

yalnız güç değil;

gücün nasıl kullanıldığıdır.

1️⃣2️⃣ “Allah’ın Nimetlerini Hatırlayın” Ne Demektir ❓​

İnsan:

sahip olduğu şeylere zamanla alışır.

Sağlığı:

normal görür.

Gücünü:

kendi eseri sanır.

Toprağını,

servetini,

imkânlarını

sanki kendiliğinden varmış gibi algılar.

Ayet:

“Hatırlayın.”

der.

Çünkü şükür:

önce nimetin:

nimet olduğunu fark etmekle

başlar.

1️⃣3️⃣ Hatırlamak Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Unutmak:

kibri büyütebilir.

İnsan nereden geldiğini unutursa:

sahip olduklarını kendinden bilir.

Geçmişi unutursa:

aynı hataları tekrarlar.

Allah’ın nimetlerini unutursa:

şükrü kaybeder.

Bu yüzden Kur’an’da:

hatırlamak manevi bir bilinç hâlidir.

1️⃣4️⃣ Şükür Sadece “Elhamdülillah” Demek midir ❓​

Hayır.

Sözle şükür önemlidir.

Ama şükür aynı zamanda:

nimeti doğru kullanmaktır.

Güç verilmişse:

zulmetmemek.

Servet verilmişse:

haksızlık yapmamak.

Bilgi verilmişse:

kibirlenmemek.

İmkân verilmişse:

iyilik için kullanmak.

1️⃣5️⃣ Gücün Şükrü Nasıl Yapılır ❓​

Gücün şükrü:

zayıfı ezmemektir.

Yetkin varsa:

adil davranmaktır.

Paran varsa:

haksız kazançtan kaçınmaktır.

Bilgin varsa:

başkasını küçümsememektir.

Toplumsal gücün varsa:

onu yalnız kendin için değil,

insanların yararı için de kullanmaktır.

1️⃣6️⃣ “Kurtuluşa Eresiniz Diye” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette nimetleri hatırlamak:

felâh

ile ilişkilendirilir.

Felâh:

kurtuluş,

başarı,

esenlik

anlamlarını taşır.

Yani gerçek başarı:

yalnız:

çok güçlü,

çok zengin,

çok gelişmiş

olmak değildir.

Gerçek başarı:

nimeti doğru kullanıp Allah’a karşı sorumluluğu unutmamaktır.

1️⃣7️⃣ İnsan Neden Başarıyı Kendisine Mal Etmeye Eğilimlidir ❓​

Çünkü insan:

kendi emeğini

doğrudan görür.

Ne kadar çalıştığını bilir.

Ama aynı zamanda:

sağlığını,

zekâsını,

ailesini,

ülkesini,

fırsatlarını,

zamanını

hazır bulmuş olabilir.

Bu yüzden şükür:

emeği küçültmeden:

emeğin gerçekleşmesini mümkün kılan şartları da fark etmektir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 68. ve 69. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Hûd:
“Size Rabbimin vahiylerini ulaştırıyorum ve sizin için güvenilir bir nasihatçiyim.”

demişti.

  1. ayette ise:
kavmine neden bu nasihati ciddiye almaları gerektiğini hatırlatır:

Sizden önce:

Nûh kavmi vardı.

Sonra:

siz geldiniz.

Size:

güç verildi.

Şimdi bu güç:

sizi şükre mi, kibre mi götürecek?

Yani tebliğin ardından:

tarih ve nimet bilinci

gelir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 69. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 69. ayet Âd kavmine:

iki büyük şeyi hatırlatır:

Nereden geldiklerini

ve

neye sahip olduklarını.

Onlar:

Nûh kavminden sonra gelmiştir.

Yani:

önlerinde bir tarih vardır.

Kendilerinden önce güçlü bir toplum:

var olmuş

ve sonra:

ortadan kalkmıştır.

Bu tek başına büyük bir uyarıdır.

Çünkü insan:

öncekilerin başına geleni bilir

ama yine de:

“Bize bir şey olmaz.”

diyebilir.

Ardından Allah’ın kendilerine verdiği güç hatırlatılır.

Bu güç:

onların kendi kendine yarattığı bir özellik gibi görülmez.

Bir:

nimettir.

Ve her nimet gibi:

sorumluluk taşır.

Belki de ayetin en güçlü mesajlarından biri şudur:

Gücün karşılığı kibir değil, şükür olmalıdır.

İnsan:

güçlendikçe daha zalim oluyorsa,

zenginleştikçe daha bencil oluyorsa,

bilgilendikçe daha kibirli oluyorsa,

sahip olduğu nimet:

onu yükseltmek yerine:

ahlaken küçültüyor olabilir.

Bugün de bu ilke değişmemiştir.

Bir insan:

işinde büyüyebilir.

Serveti artabilir.

Yetkisi genişleyebilir.

Bir toplum:

teknolojide ilerleyebilir.

Ekonomik ve askeri güç kazanabilir.

Ama bütün bunların ardından şu soru hâlâ geçerlidir:

Bu güç bizi neye dönüştürüyor?

Daha adil mi olduk?

Daha merhametli mi?

Daha şükredici mi?

Yoksa:

daha kibirli,

daha sert,

daha ölçüsüz

mü?

Ayetin:

“Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.”

sözü:

şükrün yalnız duygusal bir teşekkür olmadığını

gösterir.

Şükür:

insanın sahip olduklarına:

doğru anlam vermesidir.

Ben güçlüyüm;

ama gücüm sonsuz değil.

Ben başarılıyım;

ama başarım yalnız benim eserim değil.

Ben bugün buradayım;

ama benden önce burada başkaları vardı.

Ve bir gün:

benden sonra da başkaları olacak.

Belki de A‘râf 69’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bugün sahip olduğumuz şeyleri bir hak gibi mi görüyoruz, yoksa bize verilmiş geçici bir emanet gibi mi?

Çünkü emanet olduğunu bilen:

daha dikkatli davranır.

Sahibi olduğunu sanan ise:

kolayca kibirlenebilir.


“Bugün bulunduğumuz yerde bizden önce başkaları vardı, yarın da başkaları olacak. Bunu hatırlayan insan gücüyle sarhoş olmaz; nimeti emanet bilir ve şükrünü onu doğru kullanarak gösterir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt