A‘râf Suresi 69. Ayette “Sizi Uyarması İçin İçinizden Bir Adam Aracılığıyla Rabbinizden Size Bir Öğüt Gelmesine mi Şaştınız? Nûh Kavminden Sonra Sizi Halifeler Kıldığını ve Yaratılışta Size Güç Verdiğini Hatırlayın” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan kendisine verilen gücü kendi mülkü sanarsa kibirlenir; emanet olduğunu hatırlarsa şükreder. Gücün gerçek sınavı, ona sahip olmak değil, onunla neye dönüştüğündür.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 68. ayetinde Hz. Hûd kavmine:
“Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğüt verenim.”
demişti.
- ayette ise kavmin şaşkınlığına cevap verir ve onlara geçmişlerini hatırlatır:
Bu ayette üç güçlü tema yan yana gelir:
Peygamberin insan oluşu,
geçmişten ders alma,
güç karşısında şükür.
Âd kavmine adeta şöyle denir:
Sizden önce de güçlü toplumlar vardı.
Onlar gittiler.
Siz onların ardından geldiniz.
Bugün sahip olduğunuz güç:
sizin sonsuz olduğunuzu değil, size bir emanet verildiğini gösterir.
“İçinizden Bir Adam Aracılığıyla Öğüt Gelmesine mi Şaştınız?” Ne Demektir
Bu ifade Hz. Nûh kıssasında da karşımıza çıkmıştı.İnsanlar:
kendileri gibi bir insanın
peygamber olmasına
şaşabiliyorlardı.
Hz. Hûd ise:
“Neden şaşıyorsunuz?”
diye sorar.
Çünkü peygamberin insan olması:
mesajın insanlara:
anlaşılır,
yaşanabilir,
örneklenebilir
biçimde ulaşmasını sağlar.
Neden Peygamber Bir Melek Değil de İnsandır
Çünkü insanlara:insan hayatı içinde
örnek olması gerekir.
Bir melek:
acıkmaz,
aynı dünyevi ihtiyaçları yaşamaz,
insanın biyolojik ve toplumsal sınavlarını aynı biçimde deneyimlemez.
İnsan peygamber ise:
insanların yaşadığı hayatın içinde:
vahyin nasıl yaşanacağını gösterir.
“Rabbinizden Size Bir Öğüt” Ne Anlama Gelir
Buradaki öğüt:vahiy,
uyarı,
hatırlatma
anlamı taşır.
Allah insanı:
kendi hâline bırakmaz.
Yanlışını:
gösterir.
Sonucunu:
haber verir.
Doğru yolu:
açıklar.
Bu nedenle vahiy:
yalnız emir değil;
rahmet içeren bir hatırlatmadır.
“Nûh Kavminden Sonra Sizi Halifeler Kıldı” Ne Demektir
Buradaki halifeler ifadesi:önceki toplumun ardından gelenler,
yeryüzünde onların yerini alanlar
anlamında anlaşılır.
Nûh kavmi gitmiştir.
Âd kavmi ise:
onlardan sonra güç kazanmıştır.
Bu bize:
medeniyetlerin:
kalıcı olmadığını
hatırlatır.
“Halife” Burada Devlet Başkanı Anlamına mı Gelir
Hayır.Buradaki kullanım:
siyasi bir makamdan çok:
bir neslin veya toplumun ardından gelen
anlamındadır.
Yani:
önceki toplum yok olmuş,
yerine yeni bir toplum gelmiştir.
Bu:
tarihsel süreklilik
ve sorumluluk
fikrini öne çıkarır.
Neden Nûh Kavmi Özellikle Hatırlatılıyor
Çünkü Âd kavmi:geçmiş toplumların başına gelenleri
düşünmelidir.
Adeta şöyle denir:
Sizden önce de insanlar vardı.
Onlar da:
güçlüydü,
yaşıyordu,
toplum kurmuştu.
Ama:
kalıcı olmadılar.
Bu hatırlatma:
Âd kavminin kibir duygusunu
sarsmayı amaçlar.
Geçmiş Toplumları Hatırlamak Neden Önemlidir
Çünkü insan:kendi çağını eşsiz sanabilir.
“Biz çok güçlüyüz.”
“Biz çok ileriyiz.”
“Bizden sonra da böyle devam eder.”
diye düşünebilir.
Tarih ise:
çok güçlü medeniyetlerin:
yükseldiğini
ve sonra:
ortadan kalktığını
gösterir.
Bir Medeniyetin Güçlü Olması Onu Kalıcı Yapar mı
Hayır.Tarih bunun tersini defalarca göstermiştir.
Devletler,
imparatorluklar,
şehirler,
ekonomik güçler
zamanla:
değişebilir,
çökebilir,
yerini başkalarına bırakabilir.
Bu nedenle güç:
sonsuzluk garantisi değildir.
“Yaratılışta Size Güç Verdi” Ne Anlama Gelir
Ayette Âd kavminin:bedensel veya yaratılış bakımından güçlü kılındığı
ifade edilir.
Kur’an’ın başka yerlerinde de onların:
kuvvetli bir toplum olduğu
anlatılır.
Bu güç:
onlar için:
bir nimet
ama aynı zamanda:
bir sınavdır.
Güç Neden Aynı Zamanda Bir Sınavdır
Çünkü insan zayıfken:yardıma muhtaç olduğunu
daha kolay kabul eder.
Güçlendiğinde ise:
kendisini bağımsız
sanabilir.
Şöyle düşünebilir:
“Bana kim zarar verebilir?”
İşte güç:
şükre mi,
kibre mi
dönüşecek?
Sınav buradadır.

Fiziksel Güç İnsana Ahlaki Üstünlük Sağlar mı
Hayır.Daha güçlü olmak:
daha doğru olmak
demek değildir.
Bir toplum:
askeri olarak güçlü olabilir
ama zalim olabilir.
Bir insan:
bedenen güçlü olabilir
ama ahlaken zayıf olabilir.
Kur’an’ın ölçüsü:
yalnız güç değil;
gücün nasıl kullanıldığıdır.

“Allah’ın Nimetlerini Hatırlayın” Ne Demektir
İnsan:sahip olduğu şeylere zamanla alışır.
Sağlığı:
normal görür.
Gücünü:
kendi eseri sanır.
Toprağını,
servetini,
imkânlarını
sanki kendiliğinden varmış gibi algılar.
Ayet:
“Hatırlayın.”
der.
Çünkü şükür:
önce nimetin:
nimet olduğunu fark etmekle
başlar.

Hatırlamak Neden Bu Kadar Önemlidir
Unutmak:kibri büyütebilir.
İnsan nereden geldiğini unutursa:
sahip olduklarını kendinden bilir.
Geçmişi unutursa:
aynı hataları tekrarlar.
Allah’ın nimetlerini unutursa:
şükrü kaybeder.
Bu yüzden Kur’an’da:
hatırlamak manevi bir bilinç hâlidir.

Şükür Sadece “Elhamdülillah” Demek midir
Hayır.Sözle şükür önemlidir.
Ama şükür aynı zamanda:
nimeti doğru kullanmaktır.
Güç verilmişse:
zulmetmemek.
Servet verilmişse:
haksızlık yapmamak.
Bilgi verilmişse:
kibirlenmemek.
İmkân verilmişse:
iyilik için kullanmak.

Gücün Şükrü Nasıl Yapılır
Gücün şükrü:zayıfı ezmemektir.
Yetkin varsa:
adil davranmaktır.
Paran varsa:
haksız kazançtan kaçınmaktır.
Bilgin varsa:
başkasını küçümsememektir.
Toplumsal gücün varsa:
onu yalnız kendin için değil,
insanların yararı için de kullanmaktır.

“Kurtuluşa Eresiniz Diye” Ne Anlama Gelir
Ayette nimetleri hatırlamak:felâh
ile ilişkilendirilir.
Felâh:
kurtuluş,
başarı,
esenlik
anlamlarını taşır.
Yani gerçek başarı:
yalnız:
çok güçlü,
çok zengin,
çok gelişmiş
olmak değildir.
Gerçek başarı:
nimeti doğru kullanıp Allah’a karşı sorumluluğu unutmamaktır.

İnsan Neden Başarıyı Kendisine Mal Etmeye Eğilimlidir
Çünkü insan:kendi emeğini
doğrudan görür.
Ne kadar çalıştığını bilir.
Ama aynı zamanda:
sağlığını,
zekâsını,
ailesini,
ülkesini,
fırsatlarını,
zamanını
hazır bulmuş olabilir.
Bu yüzden şükür:
emeği küçültmeden:
emeğin gerçekleşmesini mümkün kılan şartları da fark etmektir.

A‘râf Suresi 68. ve 69. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Hûd:
demişti.
- ayette ise:
Sizden önce:
Nûh kavmi vardı.
Sonra:
siz geldiniz.
Size:
güç verildi.
Şimdi bu güç:
sizi şükre mi, kibre mi götürecek?
Yani tebliğin ardından:
tarih ve nimet bilinci
gelir.

Sonuç: A‘râf Suresi 69. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 69. ayet Âd kavmine:iki büyük şeyi hatırlatır:
Nereden geldiklerini
ve
neye sahip olduklarını.
Onlar:
Nûh kavminden sonra gelmiştir.
Yani:
önlerinde bir tarih vardır.
Kendilerinden önce güçlü bir toplum:
var olmuş
ve sonra:
ortadan kalkmıştır.
Bu tek başına büyük bir uyarıdır.
Çünkü insan:
öncekilerin başına geleni bilir
ama yine de:
“Bize bir şey olmaz.”
diyebilir.
Ardından Allah’ın kendilerine verdiği güç hatırlatılır.
Bu güç:
onların kendi kendine yarattığı bir özellik gibi görülmez.
Bir:
nimettir.
Ve her nimet gibi:
sorumluluk taşır.
Belki de ayetin en güçlü mesajlarından biri şudur:
Gücün karşılığı kibir değil, şükür olmalıdır.
İnsan:
güçlendikçe daha zalim oluyorsa,
zenginleştikçe daha bencil oluyorsa,
bilgilendikçe daha kibirli oluyorsa,
sahip olduğu nimet:
onu yükseltmek yerine:
ahlaken küçültüyor olabilir.
Bugün de bu ilke değişmemiştir.
Bir insan:
işinde büyüyebilir.
Serveti artabilir.
Yetkisi genişleyebilir.
Bir toplum:
teknolojide ilerleyebilir.
Ekonomik ve askeri güç kazanabilir.
Ama bütün bunların ardından şu soru hâlâ geçerlidir:
Bu güç bizi neye dönüştürüyor?
Daha adil mi olduk?
Daha merhametli mi?
Daha şükredici mi?
Yoksa:
daha kibirli,
daha sert,
daha ölçüsüz
mü?
Ayetin:
“Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.”
sözü:
şükrün yalnız duygusal bir teşekkür olmadığını
gösterir.
Şükür:
insanın sahip olduklarına:
doğru anlam vermesidir.
Ben güçlüyüm;
ama gücüm sonsuz değil.
Ben başarılıyım;
ama başarım yalnız benim eserim değil.
Ben bugün buradayım;
ama benden önce burada başkaları vardı.
Ve bir gün:
benden sonra da başkaları olacak.
Belki de A‘râf 69’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bugün sahip olduğumuz şeyleri bir hak gibi mi görüyoruz, yoksa bize verilmiş geçici bir emanet gibi mi?
Çünkü emanet olduğunu bilen:
daha dikkatli davranır.
Sahibi olduğunu sanan ise:
kolayca kibirlenebilir.
“Bugün bulunduğumuz yerde bizden önce başkaları vardı, yarın da başkaları olacak. Bunu hatırlayan insan gücüyle sarhoş olmaz; nimeti emanet bilir ve şükrünü onu doğru kullanarak gösterir.”
Ersan Karavelioğlu