A‘râf Suresi 81. Ayette “Siz Kadınları Bırakıp Şehvetle Erkeklere Yaklaşıyorsunuz; Doğrusu Siz Haddi Aşan Bir Toplumsunuz” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan arzularını sınırsızlaştırdığında özgürleştiğini sanabilir; oysa ahlak, isteğin varlığını inkâr etmek değil, isteğin nereye kadar davranışa dönüşebileceğini bilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 80. ayetinde Hz. Lût kavmine:
“Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir hayâsızlığı mı yapıyorsunuz?”
diye sormuştu.
- ayette ise eleştirilen davranış daha açık biçimde belirtilir:
Bu ayet, Lût kavmi kıssasının Kur’an’daki en çok tartışılan bölümlerinden biridir.
Klasik İslam tefsir geleneğinde ayet, erkekler arasındaki cinsel fiilin açık biçimde kınanması şeklinde anlaşılmıştır.
Bununla birlikte ayeti bugünün kimlik kavramlarıyla doğrudan eşitlemeden okumak önemlidir.
Kur’an burada:
modern anlamda bir kişinin kendisini hangi cinsel yönelim kimliğiyle tanımladığını tartışmaktan çok,
Lût kavminin fiillerini, şehvetle sınır aşmasını ve sonraki ayetlerde görülen toplumsal ahlaki tavrını
eleştirir.
Dolayısıyla ayetin konusu:
insanların onurunu aşağılamak değil;
davranışların ahlaki sınırını belirlemektir.
“Kadınları Bırakıp Erkeklere Yaklaşıyorsunuz” Ne Demektir
Ayet, Hz. Lût’un kavmindeki erkeklerin:kadınlarla olan cinsel ilişki yolunu terk edip
erkeklere:
şehvetle yönelmelerini
eleştirir.
Klasik müfessirlerin büyük çoğunluğu bu ifadeyi:
erkek erkeğe cinsel ilişki
olarak anlamıştır.
Bu nedenle ayetin geleneksel İslami yorumu:
belirli bir cinsel fiilin yasaklanması
üzerindedir.
Ayet Cinsel Yönelimden mi, Davranıştan mı Söz Ediyor
Ayetin doğrudan dili:fiil ve davranış
üzerindedir.
“Şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz” denilmektedir.
Modern dönemde kullanılan:
heteroseksüel,
eşcinsel,
biseksüel
gibi kimlik kategorileri:
ayet metninde yer almaz.
Bu nedenle metni tarihsel bağlamında okurken:
kişinin içsel yönelimi ile yaptığı davranışı birbirinden ayırmak
daha dikkatli bir yaklaşım olur.
Bir İnsanın Hissettiği Eğilim ile Yaptığı Eylem Aynı Şey midir
Hayır.İnsan:
pek çok duygu,
istek,
eğilim
hissedebilir.
Fakat ahlaki değerlendirme çoğu zaman:
bu duyguların varlığından çok,
hangi davranışa dönüştüğüne
bakılarak yapılır.
İslam ahlakında da insanın istemeden hissettiği bir eğilim ile:
bilinçli olarak gerçekleştirdiği fiil
aynı şekilde değerlendirilmez.
“Şehvetle” Kelimesinin Ayette Özellikle Kullanılması Neden Önemlidir
Çünkü ayet:davranışın cinsel arzu boyutunu
açık biçimde belirtir.
Burada sıradan:
arkadaşlık,
erkekler arası dostluk,
sevgi,
yakınlık
eleştirilmemektedir.
Eleştirilen şey:
cinsel şehvetle yönelmedir.
Kur’an Erkekler Arasındaki Dostluğu veya Sevgiyi mi Yasaklıyor
Hayır.Erkeklerin:
birbirini sevmesi,
dost olması,
sarılması,
yardımlaşması,
duygusal yakınlık kurması
bu ayetin konusu değildir.
Ayet:
açık şekilde:
cinsel şehvetle yaklaşmayı
konu edinir.
Bu ayrımı yapmak önemlidir.
“Kadınları Bırakıp” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade:Kur’an’ın cinsel ilişki için öngördüğü kadın-erkek yöneliminin
terk edilmesini
vurgular.
Klasik yorumcular bunu:
yaratılış düzenine aykırı bir cinsel davranış
olarak değerlendirmiştir.
Yani ayetin mantığında:
mesele yalnız arzu değil;
cinsel davranışın yönüdür.
“Siz Haddi Aşan Bir Toplumsunuz” Ne Demektir
Ayette geçen ifade:“müsrifûn”
kavramıyla ilişkilidir.
Bu kelime:
ölçüyü aşan,
sınırı geçen,
aşırılığa giden
anlamlarına gelir.
Buradaki “israf”:
yalnız para harcamak anlamında değildir.
İnsan:
ahlaki sınırları da:
aşabilir.
Cinsel Hayatta da “Sınır” Kavramı Var mıdır
İslam ahlakında vardır.Cinsellik:
kötü veya kirli kabul edilmez.
Fakat:
sınırsız da değildir.
Nikâh,
rıza,
sorumluluk,
mahremiyet,
yasak ilişkiler
gibi sınırlar vardır.
Yani cinsellik:
insanın güçlü bir yönüdür;
ama:
ahlaki sorumluluğun dışında değildir.
“Arzu Ediyorum” Demek Bir Davranışı Otomatik Olarak Doğru Yapar mı
Hayır.Bu ilke yalnız cinsellik için değil:
hayatın birçok alanı için geçerlidir.
İnsan:
öfkeyle vurmak isteyebilir.
Başkasının malını isteyebilir.
İntikam isteyebilir.
Ama:
bir şeyi istemek,
onu yapmayı otomatik olarak:
ahlaken meşru kılmaz.
İslam Cinselliğe Karşı mı
Hayır.Kur’an:
evliliği,
eşler arasındaki yakınlığı,
sevgi ve merhameti
olumlu biçimde anlatır.
Sorun:
cinsellik değildir.
Sorun:
cinselliğin:
ahlaki sınırdan,
sorumluluktan,
ölçüden
kopmasıdır.
İslam ahlakı:
arzuyu yok etmeyi değil, düzenlemeyi
amaçlar.

Lût Kavminin Günahı Sadece Bu Cinsel Fiilden mi İbaretti
Kur’an’ın diğer ayetleri Lût kavmi hakkında:başka ciddi ahlaki sorunlardan da söz eder.
Örneğin:
yol kesme,
topluluk içinde kötülük yapma,
misafirlere yönelik saldırgan tavırlar
gibi unsurlar başka surelerde görülür.
Bu nedenle kıssayı yalnız:
tek bir davranıştan ibaret görmek
bütün tabloyu daraltabilir.
Ancak A‘râf 81’de:
özellikle cinsel davranış açıkça eleştirilmektedir.

Zorlama ve Cinsel Şiddet de Lût Kavmi Kıssasının Parçası mıdır
Kur’an’ın Lût kıssasının başka bölümlerinde:Hz. Lût’un misafirlerine yönelik saldırgan bir kalabalık
anlatılır.
Bu sahneler:
zorbalık,
cinsel saldırı tehdidi,
misafir hakkının çiğnenmesi
gibi boyutları da gündeme getirir.
Bu nedenle kıssada:
şehvet ile zulmün birleştiği bir toplumsal bozulma
da görülür.

O Hâlde Ayetin Kınadığı Şey Yalnızca Tecavüz müdür
Klasik İslam tefsirinin genel yaklaşımına göre:hayır.
A‘râf 81’in kendisi:
“şehvetle erkeklere yaklaşmayı”
ayrıca kınar.
Bu nedenle geleneksel yorum:
yasaklamayı yalnız zorla yapılan cinsel saldırıyla
sınırlamaz.
Bununla birlikte Lût kavmi kıssasının bütününe bakıldığında:
zorbalık ve toplumsal taşkınlık da ayrıca vardır.

Bu Ayet Bugün İnsanlara Hakaret Etmek İçin Kullanılabilir mi
Hayır.Bir davranışın dinî açıdan yanlış kabul edilmesi:
o davranışı yapan kişiye:
hakaret etme,
aşağılama,
şiddet uygulama,
insanlık onurunu yok sayma
hakkı vermez.
Ahlaki hüküm ile:
insana nasıl davranılacağı
ayrı meselelerdir.
İnsan:
günah işleyebilir
ama yine de:
insan olarak onur sahibidir.

Bir Günahı Eleştirmek ile Günahkârı Aşağılamak Arasında Ne Fark Vardır
Büyük fark vardır.Eleştiri:
“Bu davranış yanlıştır.”
der.
Aşağılama ise:
“Sen değersizsin.”
der.
İslam’ın tövbe anlayışı açısından:
hiçbir insan yaşayan hâliyle:
tek bir davranışına indirgenmemelidir.
İnsan:
değişebilir,
tövbe edebilir,
hayatını yeniden düzenleyebilir.

Bir Müslüman Bu Konuda Nasıl Bir Dil Kullanmalıdır
Dinî hükmü:çarpıtmadan,
ama insanı da:
aşağılamadan
konuşmalıdır.
Hakaret,
alay,
nefret,
şiddet çağrısı
yerine:
bilgi,
ölçü,
merhamet
esas alınmalıdır.
Çünkü birine:
günahı anlatmak
başka,
onu:
insanlığından çıkarmak
başka şeydir.

Bu Ayet Kişinin İç Dünyasında Yaşadığı Mücadeleye Ne Söyler
İnsan farklı alanlarda:kendisine zor gelen arzularla
karşılaşabilir.
Ahlaki mücadele:
arzunun hiç olmaması
değildir.
Bazen gerçek mücadele:
arzunun varlığına rağmen:
inandığı sınırlara göre davranmayı seçmektir.
Bu nedenle kişinin iç mücadelesi:
başkalarının alay edeceği bir şey değil;
ciddiyetle ve mahremiyetle ele alınması gereken:
kişisel bir sınav
olabilir.

A‘râf Suresi 80. ve 81. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Lût:
diye sormuştu.
- ayet:
daha açık biçimde belirtir:
“Kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.”
Sonra:
“Siz haddi aşan bir toplumsunuz.”
denir.
Yani:
- ayet:
- ayet ise:
açıklar.

Sonuç: A‘râf Suresi 81. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 81. ayet Lût kavmi kıssasında:cinsel davranış ile ahlaki sınır
arasındaki ilişkiyi açık biçimde gündeme getirir.
Klasik İslam yorumuna göre ayet:
erkeklerin erkeklerle cinsel ilişkiye yönelmesini
kınar.
Fakat ayeti doğru anlamak için:
iki aşırılıktan kaçınmak gerekir.
Birinci aşırılık:
ayet açıkça bir davranışı eleştirdiği hâlde:
“Burada cinsellikle ilgili hiçbir yasak yoktur.”
demektir.
Bu:
metnin açık ifadesini görmezden gelir.
İkinci aşırılık ise:
bu ayeti kullanıp belirli insanları:
aşağılamak,
hakaret etmek,
şiddeti meşrulaştırmak
veya insanlık değerlerini inkâr etmektir.
Bu da:
ahlaki eleştiriyi:
zulme dönüştürür.
Kur’an’ın burada kullandığı temel kavramlardan biri:
haddi aşmaktır.
Bu, insan hayatının çok daha geniş bir gerçeğini hatırlatır.
İnsan:
arzu sahibidir.
Arzu:
hayatın parçasıdır.
Fakat her arzu:
davranışa dönüşmek zorunda değildir.
Ahlak tam da burada başlar:
“Ne istiyorum?”
sorusunun yanına:
“Ne yapmalıyım?”
sorusunu koyabilmekte.
Modern insan çoğu zaman özgürlüğü:
“İstediğimi yapabilirim.”
diye tanımlayabilir.
Kur’an ise özgürlüğün yanında:
sorumluluğu
hatırlatır.
Çünkü insan:
yalnız arzularından oluşmaz.
Aklı vardır.
Vicdanı vardır.
İnancı vardır.
Sınırları vardır.
Ve davranışlarının:
başkaları ve kendisi üzerinde
sonuçları vardır.
Belki de A‘râf 81’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Hayatımızı yalnız ne istediğimize göre mi kuruyoruz, yoksa arzularımızı daha büyük bir ahlaki ölçünün içinde değerlendirebiliyor muyuz?
Çünkü insanın olgunluğu:
hiç arzu duymamasında değil;
arzularına rağmen hangi sınırı koruyabildiğinde ortaya çıkar.
“Ahlak, insanın hiçbir arzu hissetmemesi değildir; hangi arzunun peşinden gideceğini, hangisinin karşısında duracağını seçebilmesidir. İnsanı büyüten, isteğinin gücü değil, sınır karşısındaki iradesidir.”
Ersan Karavelioğlu