A‘râf Suresi 79. Ayette “Sâlih Onlardan Yüz Çevirdi ve ‘Ey Kavmim! Ben Size Rabbimin Vahiylerini Tebliğ Ettim ve Size Öğüt Verdim; Fakat Siz Öğüt Verenleri Sevmiyorsunuz’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen kendisini uyaran kişiye kızar; çünkü uyarı, görmek istemediği gerçeği önüne koyar. Oysa nasihatin değeri, kulağa hoş gelmesinde değil, insanı yanlıştan döndürebilmesindedir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 78. ayetinde Semûd kavmini:
şiddetli bir sarsıntının yakaladığı ve yurtlarında hareketsiz hâle geldikleri
anlatılmıştı.
- ayette ise Hz. Sâlih’in bu sonuçtan sonra kavmine yönelerek söylediği sözler aktarılır:
Bu ayet çok hüzünlü bir kapanış taşır.
Hz. Sâlih:
görevini yaptığını,
uyardığını,
nasihat ettiğini
hatırlatır.
Ama kavmi:
nasihati sevmemiştir.
Burada önemli nokta şudur:
Sorun:
uyarının gelmemesi değildir.
Sorun:
uyarıyı kabul etmek istememeleridir.
“Sâlih Onlardan Yüz Çevirdi” Ne Demektir
Bu ifade:Hz. Sâlih’in artık kavmiyle:
tebliğ ilişkisinin sona erdiğini
gösterir.
Uyarı yapılmıştır.
Mesaj ulaştırılmıştır.
Sonuç ortaya çıkmıştır.
Bu yüzden:
artık yapılacak bir şey kalmamıştır.
Yüz Çevirmek Neden Öfke Değil de Sonuç Olarak Anlaşılmalıdır
Çünkü Hz. Sâlih daha önce:kavmine defalarca:
nasihat etmiş,
uyarmış,
işaret göstermiştir.
Dolayısıyla yüz çevirmek:
umursamazlık değil, görevin tamamlanmasıdır.
İnsan bazen:
elinden geleni yapar.
Ama karşı taraf:
ısrarla reddeder.
Bu noktada:
zorlamak mümkün değildir.
“Ey Kavmim” Demeye Neden Devam Ediyor
Bu çok çarpıcıdır.Kavmi:
onu reddetmiş,
deveyi öldürmüş,
azaba meydan okumuştur.
Buna rağmen Hz. Sâlih:
“Ey kavmim”
der.
Bu ifade:
duygusal bağın tamamen yok olmadığını
gösterir.
Yani tebliğin arkasında hâlâ:
merhamet vardır.
“Size Rabbimin Vahiylerini Tebliğ Ettim” Ne Anlama Gelir
Hz. Sâlih:görevini eksiksiz yerine getirdiğini
söyler.
Mesajı:
saklamamış,
değiştirmemiş,
gizlememiştir.
İnsanlara:
Allah’tan gelen uyarıyı
aktarmıştır.
Bu:
peygamberlik görevinin:
temel sorumluluğudur.
“Size Öğüt Verdim” Ne Demektir
Nasihat:iyiliği istemek
demektir.
Hz. Sâlih yalnız:
“Kuralları bildirdim.”
demiyor.
Aynı zamanda:
“Sizin iyiliğinizi istedim.”
diyor.
Yani tebliğ:
kuru bilgi değil,
merhametli uyarıdır.
Nasihat Neden İnsanlara Ağır Gelebilir
Çünkü nasihat:insanın:
yanlışını,
zaafını,
kusurunu
hatırlatabilir.
Ego ise:
bunları görmek istemeyebilir.
Bu yüzden insan bazen:
nasihatin içeriği yerine:
nasihat eden kişiye kızar.
“Siz Öğüt Verenleri Sevmiyorsunuz” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:Semûd kavminin:
uyarıya karşı genel tavrını
özetler.
Onlar:
kendilerini uyaran kişiyi:
rahatsız edici
bulmuşlardır.
Çünkü nasihat:
onların:
alışkanlıklarına,
çıkarlarına,
kibirlerine
dokunmuştur.
Bu yüzden:
öğüt veren kişiyi sevmemişlerdir.
İnsan Neden Kendisini Onaylayanı Sever, Uyarandan Kaçabilir
Çünkü onay:rahattır.
Uyarı:
rahatsız eder.
Biri:
“Sen haklısın.”
dediğinde:
ego rahatlar.
Ama biri:
“Burada yanlış yapıyorsun.”
dediğinde:
insan savunmaya geçebilir.
Bu yüzden gerçek dostluk:
sadece onaylamak değil,
gerektiğinde uyarmaktır.
Her Uyarı Doğru mudur
Hayır.İnsanların verdiği nasihat:
yanlış,
eksik,
önyargılı
olabilir.
Bu nedenle her nasihat:
otomatik olarak kabul edilmez.
Ama:
hoşumuza gitmediği için
doğru nasihati reddetmek de:
ayrı bir hatadır.
Doğru Nasihati Nasıl Ayırt Edebiliriz
Şunlara bakılabilir:Söylenen şeyin delili var mı?
Bana gerçekten fayda sağlıyor mu?
Nasihat eden kişi:
beni küçük düşürmek mi istiyor,
yoksa iyiliğimi mi?
Söz:
ahlaken doğru mu?
Bu sorular:
nasihat ile manipülasyonu
ayırt etmeye yardımcı olabilir.

Nasihat Veren Kişi Neden Sabırlı Olmalıdır
Çünkü herkes:uyarıyı hemen kabul etmez.
İnsan:
önce kızabilir.
Savunmaya geçebilir.
Düşünmek için:
zamana ihtiyaç duyabilir.
Bu nedenle nasihat:
sabır ve uygun üslup
gerektirir.

Nasihat Veren Kişinin Görevi Sonsuza Kadar Devam Eder mi
Hayır.İnsan:
anlatır,
uyarır,
çabasını gösterir.
Ama bir noktadan sonra:
karşı tarafın seçimine
saygı göstermek gerekir.
Zorlama:
nasihat değildir.
Hz. Sâlih’in yüz çevirmesi:
sorumluluk ile sınır arasındaki dengeyi
gösterir.

Başkasının Seçiminden Ne Kadar Sorumluyuz
İnsan:başkasına:
doğruyu gösterebilir.
Uyarabilir.
Destek olabilir.
Ama onun yerine:
karar veremez.
Bu nedenle:
kendi görevimizi yapmak ile başkasının sonucunu kontrol etmek aynı şey değildir.

“Ben Söyledim, Artık Bana Ne” Tavrı Doğru mudur
Hayır.Hz. Sâlih’in tavrında:
umursamazlık yoktur.
O:
nasihat etmiş,
çabalamış,
merhamet göstermiştir.
Sonuç geldikten sonra:
“Ben size öğüt vermiştim.”
derken:
gurur değil,
hüzün vardır.

Bir İnsan Nasihat Verdiği Kişinin Zarar Görmesine Sevinmeli midir
Hayır.Gerçek nasihatçi:
“Ben demiştim.”
diye sevinmez.
Çünkü amacı:
haklı çıkmak değil,
karşı tarafın iyiliğidir.
Bir insan uyarısını dinlemedi diye:
zarar görmesine sevinmek,
nasihatin ruhuyla uyuşmaz.

Bu Ayet “Ben Demiştim” Kültürüne Ne Söyler
Ayetin dili:kibirli zafer duygusu taşımaz.
Hz. Sâlih:
“Bakın, ben haklı çıktım.”
demiyor.
“Size vahyi ilettim, nasihat ettim.”
diyor.
Bu fark önemlidir.
Haklı çıkmak:
başka şeydir.
İnsanın kurtulmasını istemek başka şeydir.

Nasihat Verenleri Sevmemek Toplumsal Bir Sorun Olabilir mi
Evet.Bir toplum:
yalnız kendisini övenleri
dinliyorsa,
eleştirenleri:
düşman,
hain,
rahatsız edici
olarak görüyorsa,
hatalarını düzeltmekte zorlanır.
Sağlıklı toplum:
eleştiriyi tamamen susturmaz.

A‘râf Suresi 78. ve 79. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
sarsıntıyla karşılaştığı
anlatılmıştı.
- ayette Hz. Sâlih:
“Ben size Rabbimin mesajlarını ulaştırdım ve öğüt verdim.”
der.
Yani:
önce:
sonuç,
sonra:
geriye dönük değerlendirme
gelir.
Bu bize:
felaket gelmeden önce yapılan uyarının:
değerini gösterir.

Sonuç: A‘râf Suresi 79. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 79. ayet Hz. Sâlih kıssasının:duygusal ve ahlaki kapanışıdır.
Semûd kavmi:
uyarılmıştır.
Açık işaret görmüştür.
Sınır kendilerine:
bildirilmiştir.
Ama:
reddetmişlerdir.
Deveyi öldürmüşlerdir.
Meydan okumuşlardır.
Ve sonunda:
sonuçla karşılaşmışlardır.
Hz. Sâlih ise onların ardından:
“Ben size Rabbimin vahiylerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim.”
der.
Bu cümle:
insanın sorumluluğunun sınırını
çok güzel gösterir.
Birini:
uyarabiliriz.
Nasihat edebiliriz.
Doğruyu gösterebiliriz.
Ama:
onu zorla değiştiremeyiz.
İnsan:
kendi kararını
kendisi verir.
Bu ayetin belki de en çarpıcı cümlesi:
“Siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.”
ifadesidir.
Çünkü bu:
yalnız Semûd kavmine ait bir problem değildir.
İnsan genel olarak:
kendisine güzel şeyler söyleyeni
sevebilir.
Ama:
yanlışını söyleyen kişiden
rahatsız olabilir.
Oysa bazen en değerli insan:
bizi en çok öven değil,
hata yaptığımızda bunu dürüstçe söyleyendir.
Gerçek dost:
her zaman:
“Sen haklısın.”
demez.
Bazen:
“Burada yanlış yapıyorsun.”
der.
Gerçek nasihat:
bizi memnun etmek için değil,
bizi korumak için
yapılır.
Bu yüzden insanın kendisine şu soruyu sorması gerekir:
Biri beni eleştirdiğinde:
hemen savunmaya mı geçiyorum?
Yoksa:
“Acaba söylediklerinde doğru bir şey var mı?”
diye düşünebiliyor muyum?
Çünkü insanın gelişmesini engelleyen en büyük şeylerden biri:
yalnız kendisini onaylayan sesleri
dinlemektir.
Belki de A‘râf 79’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bizi seven insanları mı seviyoruz, yoksa bize gerçeği söyleyen insanları da sevebiliyor muyuz?
Çünkü bazen:
en rahatsız edici cümle,
hayatımızı değiştirebilecek en değerli nasihat
olabilir.
“Seni sürekli öven herkes dostun olmayabilir; yanlışını söylediği için seni rahatsız eden biri ise gerçekten iyiliğini istiyor olabilir. Nasihati sevmek, eleştiriyi sevmek değil; hakikati egodan daha değerli görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu