A‘râf Suresi 72. Ayette “Hûd’u ve Onunla Birlikte Olanları Rahmetimizle Kurtardık; Ayetlerimizi Yalanlayanların Kökünü Kestik, Onlar Zaten İman Etmemişlerdi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Kurtuluş bazen yalnız tehlikeden çıkmak değildir; insanın doğru bildiği yolda, herkes karşısında olsa bile ahlakını ve inancını koruyabilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 71. ayetinde Hz. Hûd, Âd kavmine:
“Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimler konusunda benimle mi tartışıyorsunuz? Öyleyse bekleyin; ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
demişti.
- ayette ise bu bekleyişin sonucu anlatılır:
Bu ayet Hz. Hûd kıssasının sonucudur.
Bir tarafta:
rahmetle kurtuluş,
diğer tarafta:
ısrarlı inkârın sona erişi
vardır.
Dikkat çekici olan şudur:
Kurtuluş yalnız Hz. Hûd’a değil,
onunla birlikte olanlara
da verilmiştir.
Ve bu kurtuluş:
“rahmetimizle”
ifadesiyle anlatılır.
Yani insanın çabası önemlidir;
ama nihai kurtuluş:
Allah’ın rahmetiyle
gerçekleşir.
“Hûd’u ve Onunla Birlikte Olanları Kurtardık” Ne Demektir
Ayet:Hz. Hûd’un yalnız olmadığını gösterir.
Onun çağrısına:
iman eden,
yanında duran,
mesajı kabul eden
kimseler de vardır.
Toplumun büyük bölümü reddetmiş olsa bile:
bir grup insan:
hakikate yönelmiştir.
Ve sonuçta:
Hz. Hûd ile birlikte onlar da
kurtarılmıştır.
“Onunla Birlikte Olanlar” Kimlerdir
Bunlar:Hz. Hûd’a iman eden,
onun tevhid çağrısını kabul eden
kimseler olarak anlaşılır.
Kur’an burada:
onların tek tek isimlerini,
sayılarını,
toplumsal konumlarını
vermez.
Asıl vurgu:
kimin güçlü olduğu değil, kimin hangi tarafta durduğudur.
Neden Sayıları Belirtilmiyor
Çünkü kıssanın amacı:istatistik vermek değildir.
Kur’an:
kaç kişi kurtuldu?
sorusundan çok:
neden kurtuldular?
sorusuna dikkat çeker.
Sayı az veya çok olabilir.
Ama hakikatin değeri:
kalabalığın büyüklüğüne bağlı değildir.
“Rahmetimizle Kurtardık” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade:kurtuluşun yalnız insanın kendi başarısı gibi görülmemesi gerektiğini
hatırlatır.
Hz. Hûd ve iman edenler:
inanmış,
sabretmiş,
doğru yolda durmuşlardır.
Ama ayet buna rağmen:
“Onları rahmetimizle kurtardık.”
der.
Yani:
çaba vardır,
iman vardır,
sabır vardır,
ama kurtuluşun nihai kaynağı:
Allah’ın rahmetidir.
İnsan Kendi Ameliyle Kurtulduğunu Söyleyebilir mi
İslam düşüncesinde:amel ve sorumluluk
çok önemlidir.
Ama insan:
“Ben bunu tamamen kendi gücümle hak ettim.”
şeklinde kibirlenmemelidir.
Çünkü:
hayatı,
iman fırsatını,
hidayeti,
tövbe imkânını
veren de Allah’tır.
Bu nedenle doğru denge:
çaba göstermek ama rahmete muhtaç olduğunu unutmamaktır.
Rahmet ile Adalet Burada Nasıl Birlikte Görülüyor
Ayet iki farklı sonucu yan yana getirir.İman edenlere:
rahmetle kurtuluş.
Ayetleri yalanlayanlara:
sonucun gelmesi.
Bu, Kur’an’daki:
rahmet ve adalet
dengesini gösterir.
Rahmet:
uyarı,
fırsat,
dönüş,
kurtuluş
kapısı açar.
Adalet ise:
ısrarlı yanlışın:
sonuçsuz kalmadığını
gösterir.
“Ayetlerimizi Yalanlayanların Kökünü Kestik” Ne Demektir
Buradaki ifade:o topluluğun:
sonunun geldiğini,
gücünün ve devamlılığının sona erdiğini
anlatan çok güçlü bir ifadedir.
Yani yalnızca:
geçici bir yenilgi
değildir.
Onların:
toplumsal varlığı sona ermiştir.
“Kökünü Kesmek” İfadesi Neden Bu Kadar Serttir
Çünkü Âd kavmi:uzun süre:
gücüne,
medeniyetine,
bedensel kuvvetine
güvenmişti.
Kendilerini:
dokunulmaz
görmüş olabilirler.
Ayet ise:
en güçlü görünen toplumun bile sona erebileceğini
gösterir.
Bu ifade:
gücün geçiciliğini
çok sert biçimde hatırlatır.
Bir Toplumun Çok Güçlü Olması Onu Yok Olmaktan Korur mu
Hayır.Tarih boyunca:
çok büyük devletler,
ordular,
medeniyetler
ortadan kalkmıştır.
İnsan bazen:
kendi çağındaki gücü
sonsuz zannedebilir.
Ama hiçbir siyasi,
ekonomik,
askeri güç:
mutlak değildir.
Âd Kavminin Asıl Problemi Güçlü Olmaları mıydı
Hayır.Sorun güç değil;
gücün kibire dönüşmesiydi.
İnsan güçlü olabilir.
Zengin olabilir.
İleri teknolojiye sahip olabilir.
Bunlar:
tek başına kötü değildir.
Ama güç:
adaletten koparsa,
kibri büyütürse,
insanı:
hakikate kapatırsa
tehlikeye dönüşür.

“Onlar Zaten İman Etmemişlerdi” Ne Anlama Gelir
Ayetin sonunda:onların iman etmedikleri
özellikle belirtilir.
Bu:
yaşanan sonucun:
rastgele bir felaket olmadığını
vurgular.
Onlar:
uyarıyı duymuş,
Hz. Hûd’u tanımış,
mesajla karşılaşmış
ama:
iman etmeyi reddetmişlerdir.

İman Etmemek Burada Sadece İnanmamak mı Demektir
Bu bağlamda mesele:yalnız zihinsel şüphe değildir.
Âd kavmi:
peygambere karşı çıkmış,
onu küçümsemiş,
yalanlamış,
atalarının inancında ısrar etmiş,
hatta:
“Azabı getir.”
diye meydan okumuştur.
Yani burada:
aktif bir reddediş ve direnç
vardır.

Soru Sormak ile İnkâr Etmek Aynı Şey midir
Hayır.Bu ayrım çok önemlidir.
İnsan:
anlamadığı şeyi sorabilir.
Şüphe yaşayabilir.
Araştırabilir.
Delil isteyebilir.
Bunlar:
samimi hakikat arayışının parçaları olabilir.
Fakat:
hakikati dinlemeden reddetmek,
alay etmek,
inatla kapıları kapatmak
başka bir tavırdır.

Hz. Hûd’un Sabretmesi Neden Önemlidir
Hz. Hûd:hakaret gördü.
Akılsızlıkla suçlandı.
Yalancılıkla itham edildi.
Kavmi:
atalarının inancını savundu.
Azabı:
meydan okuyarak istedi.
Ama Hz. Hûd:
görevini bırakmadı.
Bu bize:
doğru bildiği şeyi savunurken insanın sabırlı olması gerektiğini
gösterir.

Sabır Her Şeye Sessiz Kalmak mıdır
Hayır.Hz. Hûd:
sessiz değildir.
Konuşur.
Uyarır.
Cevap verir.
Yanlışları:
açıklar.
Ama bunu:
kontrolsüz öfkeye
dönüştürmez.
Bu nedenle sabır:
pasiflik değil, doğru tutumu sürdürebilme gücüdür.

Azınlıkta Kalmak İnsanın Yanlış Olduğunu Gösterir mi
Hayır.Hz. Hûd ve onunla birlikte olanların:
toplumun çoğunluğuna kıyasla az olması
mümkündür.
Ama ayette kurtarılanlar:
onlardır.
Bu bize tekrar:
çoğunluğun doğruluğun kesin ölçüsü olmadığını
gösterir.
Ancak aynı şekilde azınlıkta olmak da:
insanı otomatik olarak haklı yapmaz.
Yine:
delile ve hakikate bakmak gerekir.

Bu Ayet Bireysel Hayata Nasıl Uygulanabilir
Bazen insan:doğru bildiği bir şey nedeniyle
yalnız kalabilir.
Çevresi:
ona gülebilir.
Yanlış anlayabilir.
Baskı yapabilir.
Bu durumda insan:
önce gerçekten doğru olup olmadığını
araştırmalıdır.
Doğru olduğundan emin olduktan sonra:
sırf çoğunluk karşı olduğu için ahlakından vazgeçmemelidir.

A‘râf Suresi 71. ve 72. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Hûd:
delilsiz inançlarını,
atalardan kalan isimlendirmelerini
eleştirmiş ve:
“Bekleyin.”
demişti.
- ayette:
Hz. Hûd ve beraberindekiler:
rahmetle kurtarılır.
Ayetleri yalanlayanların ise:
sonu gelir.
Yani:
- ayet:
- ayet:

Sonuç: A‘râf Suresi 72. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 72. ayet Hz. Hûd kıssasının sonucunu çok güçlü bir biçimde özetler:“Hûd’u ve onunla birlikte olanları rahmetimizle kurtardık.”
Bu cümlede ilk dikkat çeken kelime:
rahmettir.
Çünkü kurtuluş:
insanın yalnızca:
kendi gücü,
kendi zekâsı,
kendi başarısı
olarak sunulmaz.
İnsan:
çaba gösterir.
İnanır.
Sabreder.
Ama sonunda:
rahmete muhtaçtır.
Ayetin ikinci tarafı ise:
Âd kavminin gücünün sonunu gösterir.
Bir zamanlar:
güçlüydüler.
Kendilerine güveniyorlardı.
Atalarının yoluna bağlıydılar.
Hz. Hûd’a:
“Sen akılsızsın.”
dediler.
“Sen yalancısın.”
dediler.
Ve sonunda:
“Getir bakalım o azabı.”
diye meydan okudular.
Ama güvendikleri hiçbir şey:
onlara sonsuzluk vermedi.
Bu kıssa bize:
çok temel bir gerçeği hatırlatır:
Güç geçicidir.
İnsan:
bugün çok güçlü olabilir.
Bir şirket:
çok büyük olabilir.
Bir toplum:
çok gelişmiş olabilir.
Bir devlet:
çok etkili olabilir.
Ama bütün bunlar:
ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Tam tersine:
güç arttıkça:
sorumluluk da artar.
Ayetin başka bir güçlü mesajı da şudur:
Kurtuluş her zaman:
kalabalığın olduğu tarafta olmayabilir.
Bazen insan:
doğru bildiği şey uğruna
yalnız kalabilir.
Ama yalnız kalmak:
yanlış olmak değildir.
Bu yüzden insanın ölçüsü:
“Kaç kişi benimle?”
sorusu olmamalıdır.
Daha temel soru şudur:
“Ben gerçekten doğru olanın yanında mıyım?”
Ve belki de A‘râf 72’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Sahip olduğumuz güç bizi hakikate daha açık mı yapıyor, yoksa bizi kimsenin dokunamayacağına inandırıp körleştiriyor mu?
Çünkü Âd kavminin hikâyesinde asıl yıkım:
güçsüz olmalarıyla değil;
güçlerinin kendilerini yanılmaz sanmalarına yol açmasıyla başlar.
“İnsanı kurtaran, kendisini güçlü sanması değil; gücünün sınırını bilmesidir. Rahmete muhtaç olduğunu unutmayan kişi küçülmez, aksine kibrin en büyük tuzağından korunur.”
Ersan Karavelioğlu