📖 A‘râf Suresi 72. Ayette “Hûd’u ve Onunla Birlikte Olanları Rahmetimizle Kurtardık; Ayetlerimizi Yalanlayanların Kökünü Kestik, Onlar Zaten İman

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,698
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 72. Ayette “Hûd’u ve Onunla Birlikte Olanları Rahmetimizle Kurtardık; Ayetlerimizi Yalanlayanların Kökünü Kestik, Onlar Zaten İman Etmemişlerdi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Kurtuluş bazen yalnız tehlikeden çıkmak değildir; insanın doğru bildiği yolda, herkes karşısında olsa bile ahlakını ve inancını koruyabilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 71. ayetinde Hz. Hûd, Âd kavmine:

“Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimler konusunda benimle mi tartışıyorsunuz? Öyleyse bekleyin; ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”

demişti.

  1. ayette ise bu bekleyişin sonucu anlatılır:
“Biz de Hûd’u ve onunla birlikte olanları rahmetimizle kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanların kökünü kestik. Onlar zaten iman eden kimseler değillerdi.”

Bu ayet Hz. Hûd kıssasının sonucudur.

Bir tarafta:

rahmetle kurtuluş,

diğer tarafta:

ısrarlı inkârın sona erişi

vardır.

Dikkat çekici olan şudur:

Kurtuluş yalnız Hz. Hûd’a değil,

onunla birlikte olanlara

da verilmiştir.

Ve bu kurtuluş:

“rahmetimizle”

ifadesiyle anlatılır.

Yani insanın çabası önemlidir;

ama nihai kurtuluş:

Allah’ın rahmetiyle

gerçekleşir.

1️⃣ “Hûd’u ve Onunla Birlikte Olanları Kurtardık” Ne Demektir ❓​

Ayet:

Hz. Hûd’un yalnız olmadığını gösterir.

Onun çağrısına:

iman eden,

yanında duran,

mesajı kabul eden

kimseler de vardır.

Toplumun büyük bölümü reddetmiş olsa bile:

bir grup insan:

hakikate yönelmiştir.

Ve sonuçta:

Hz. Hûd ile birlikte onlar da

kurtarılmıştır.

2️⃣ “Onunla Birlikte Olanlar” Kimlerdir ❓​

Bunlar:

Hz. Hûd’a iman eden,

onun tevhid çağrısını kabul eden

kimseler olarak anlaşılır.

Kur’an burada:

onların tek tek isimlerini,

sayılarını,

toplumsal konumlarını

vermez.

Asıl vurgu:

kimin güçlü olduğu değil, kimin hangi tarafta durduğudur.

3️⃣ Neden Sayıları Belirtilmiyor ❓​

Çünkü kıssanın amacı:

istatistik vermek değildir.

Kur’an:

kaç kişi kurtuldu?

sorusundan çok:

neden kurtuldular?

sorusuna dikkat çeker.

Sayı az veya çok olabilir.

Ama hakikatin değeri:

kalabalığın büyüklüğüne bağlı değildir.

4️⃣ “Rahmetimizle Kurtardık” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

kurtuluşun yalnız insanın kendi başarısı gibi görülmemesi gerektiğini

hatırlatır.

Hz. Hûd ve iman edenler:

inanmış,

sabretmiş,

doğru yolda durmuşlardır.

Ama ayet buna rağmen:

“Onları rahmetimizle kurtardık.”

der.

Yani:

çaba vardır,

iman vardır,

sabır vardır,

ama kurtuluşun nihai kaynağı:

Allah’ın rahmetidir.

5️⃣ İnsan Kendi Ameliyle Kurtulduğunu Söyleyebilir mi ❓​

İslam düşüncesinde:

amel ve sorumluluk

çok önemlidir.

Ama insan:

“Ben bunu tamamen kendi gücümle hak ettim.”

şeklinde kibirlenmemelidir.

Çünkü:

hayatı,

iman fırsatını,

hidayeti,

tövbe imkânını

veren de Allah’tır.

Bu nedenle doğru denge:

çaba göstermek ama rahmete muhtaç olduğunu unutmamaktır.

6️⃣ Rahmet ile Adalet Burada Nasıl Birlikte Görülüyor ❓​

Ayet iki farklı sonucu yan yana getirir.

İman edenlere:

rahmetle kurtuluş.

Ayetleri yalanlayanlara:

sonucun gelmesi.

Bu, Kur’an’daki:

rahmet ve adalet

dengesini gösterir.

Rahmet:

uyarı,

fırsat,

dönüş,

kurtuluş

kapısı açar.

Adalet ise:

ısrarlı yanlışın:

sonuçsuz kalmadığını

gösterir.

7️⃣ “Ayetlerimizi Yalanlayanların Kökünü Kestik” Ne Demektir ❓​

Buradaki ifade:

o topluluğun:

sonunun geldiğini,

gücünün ve devamlılığının sona erdiğini

anlatan çok güçlü bir ifadedir.

Yani yalnızca:

geçici bir yenilgi

değildir.

Onların:

toplumsal varlığı sona ermiştir.

8️⃣ “Kökünü Kesmek” İfadesi Neden Bu Kadar Serttir ❓​

Çünkü Âd kavmi:

uzun süre:

gücüne,

medeniyetine,

bedensel kuvvetine

güvenmişti.

Kendilerini:

dokunulmaz

görmüş olabilirler.

Ayet ise:

en güçlü görünen toplumun bile sona erebileceğini

gösterir.

Bu ifade:

gücün geçiciliğini

çok sert biçimde hatırlatır.

9️⃣ Bir Toplumun Çok Güçlü Olması Onu Yok Olmaktan Korur mu ❓​

Hayır.

Tarih boyunca:

çok büyük devletler,

ordular,

medeniyetler

ortadan kalkmıştır.

İnsan bazen:

kendi çağındaki gücü

sonsuz zannedebilir.

Ama hiçbir siyasi,

ekonomik,

askeri güç:

mutlak değildir.

🔟 Âd Kavminin Asıl Problemi Güçlü Olmaları mıydı ❓​

Hayır.

Sorun güç değil;

gücün kibire dönüşmesiydi.

İnsan güçlü olabilir.

Zengin olabilir.

İleri teknolojiye sahip olabilir.

Bunlar:

tek başına kötü değildir.

Ama güç:

adaletten koparsa,

kibri büyütürse,

insanı:

hakikate kapatırsa

tehlikeye dönüşür.

1️⃣1️⃣ “Onlar Zaten İman Etmemişlerdi” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda:

onların iman etmedikleri

özellikle belirtilir.

Bu:

yaşanan sonucun:

rastgele bir felaket olmadığını

vurgular.

Onlar:

uyarıyı duymuş,

Hz. Hûd’u tanımış,

mesajla karşılaşmış

ama:

iman etmeyi reddetmişlerdir.

1️⃣2️⃣ İman Etmemek Burada Sadece İnanmamak mı Demektir ❓​

Bu bağlamda mesele:

yalnız zihinsel şüphe değildir.

Âd kavmi:

peygambere karşı çıkmış,

onu küçümsemiş,

yalanlamış,

atalarının inancında ısrar etmiş,

hatta:

“Azabı getir.”

diye meydan okumuştur.

Yani burada:

aktif bir reddediş ve direnç

vardır.

1️⃣3️⃣ Soru Sormak ile İnkâr Etmek Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

Bu ayrım çok önemlidir.

İnsan:

anlamadığı şeyi sorabilir.

Şüphe yaşayabilir.

Araştırabilir.

Delil isteyebilir.

Bunlar:

samimi hakikat arayışının parçaları olabilir.

Fakat:

hakikati dinlemeden reddetmek,

alay etmek,

inatla kapıları kapatmak

başka bir tavırdır.

1️⃣4️⃣ Hz. Hûd’un Sabretmesi Neden Önemlidir ❓​

Hz. Hûd:

hakaret gördü.

Akılsızlıkla suçlandı.

Yalancılıkla itham edildi.

Kavmi:

atalarının inancını savundu.

Azabı:

meydan okuyarak istedi.

Ama Hz. Hûd:

görevini bırakmadı.

Bu bize:

doğru bildiği şeyi savunurken insanın sabırlı olması gerektiğini

gösterir.

1️⃣5️⃣ Sabır Her Şeye Sessiz Kalmak mıdır ❓​

Hayır.

Hz. Hûd:

sessiz değildir.

Konuşur.

Uyarır.

Cevap verir.

Yanlışları:

açıklar.

Ama bunu:

kontrolsüz öfkeye

dönüştürmez.

Bu nedenle sabır:

pasiflik değil, doğru tutumu sürdürebilme gücüdür.

1️⃣6️⃣ Azınlıkta Kalmak İnsanın Yanlış Olduğunu Gösterir mi ❓​

Hayır.

Hz. Hûd ve onunla birlikte olanların:

toplumun çoğunluğuna kıyasla az olması

mümkündür.

Ama ayette kurtarılanlar:

onlardır.

Bu bize tekrar:

çoğunluğun doğruluğun kesin ölçüsü olmadığını

gösterir.

Ancak aynı şekilde azınlıkta olmak da:

insanı otomatik olarak haklı yapmaz.

Yine:

delile ve hakikate bakmak gerekir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Bireysel Hayata Nasıl Uygulanabilir ❓​

Bazen insan:

doğru bildiği bir şey nedeniyle

yalnız kalabilir.

Çevresi:

ona gülebilir.

Yanlış anlayabilir.

Baskı yapabilir.

Bu durumda insan:

önce gerçekten doğru olup olmadığını

araştırmalıdır.

Doğru olduğundan emin olduktan sonra:

sırf çoğunluk karşı olduğu için ahlakından vazgeçmemelidir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 71. ve 72. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Hûd:
kavminin:

delilsiz inançlarını,

atalardan kalan isimlendirmelerini

eleştirmiş ve:

“Bekleyin.”

demişti.

  1. ayette:
beklenen sonuç gelir.

Hz. Hûd ve beraberindekiler:

rahmetle kurtarılır.

Ayetleri yalanlayanların ise:

sonu gelir.

Yani:

  1. ayet:
uyarının son aşaması,

  1. ayet:
sonucun ortaya çıkmasıdır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 72. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 72. ayet Hz. Hûd kıssasının sonucunu çok güçlü bir biçimde özetler:

“Hûd’u ve onunla birlikte olanları rahmetimizle kurtardık.”

Bu cümlede ilk dikkat çeken kelime:

rahmettir.

Çünkü kurtuluş:

insanın yalnızca:

kendi gücü,

kendi zekâsı,

kendi başarısı

olarak sunulmaz.

İnsan:

çaba gösterir.

İnanır.

Sabreder.

Ama sonunda:

rahmete muhtaçtır.

Ayetin ikinci tarafı ise:

Âd kavminin gücünün sonunu gösterir.

Bir zamanlar:

güçlüydüler.

Kendilerine güveniyorlardı.

Atalarının yoluna bağlıydılar.

Hz. Hûd’a:

“Sen akılsızsın.”

dediler.

“Sen yalancısın.”

dediler.

Ve sonunda:

“Getir bakalım o azabı.”

diye meydan okudular.

Ama güvendikleri hiçbir şey:

onlara sonsuzluk vermedi.

Bu kıssa bize:

çok temel bir gerçeği hatırlatır:

Güç geçicidir.

İnsan:

bugün çok güçlü olabilir.

Bir şirket:

çok büyük olabilir.

Bir toplum:

çok gelişmiş olabilir.

Bir devlet:

çok etkili olabilir.

Ama bütün bunlar:

ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Tam tersine:

güç arttıkça:

sorumluluk da artar.

Ayetin başka bir güçlü mesajı da şudur:

Kurtuluş her zaman:

kalabalığın olduğu tarafta olmayabilir.

Bazen insan:

doğru bildiği şey uğruna

yalnız kalabilir.

Ama yalnız kalmak:

yanlış olmak değildir.

Bu yüzden insanın ölçüsü:

“Kaç kişi benimle?”

sorusu olmamalıdır.

Daha temel soru şudur:

“Ben gerçekten doğru olanın yanında mıyım?”

Ve belki de A‘râf 72’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Sahip olduğumuz güç bizi hakikate daha açık mı yapıyor, yoksa bizi kimsenin dokunamayacağına inandırıp körleştiriyor mu?

Çünkü Âd kavminin hikâyesinde asıl yıkım:

güçsüz olmalarıyla değil;

güçlerinin kendilerini yanılmaz sanmalarına yol açmasıyla başlar.


“İnsanı kurtaran, kendisini güçlü sanması değil; gücünün sınırını bilmesidir. Rahmete muhtaç olduğunu unutmayan kişi küçülmez, aksine kibrin en büyük tuzağından korunur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt