📖 A‘râf Suresi 83. Ayette “Biz de Lût’u ve Ailesini Kurtardık; Ancak Karısı Geride Kalanlardan Oldu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,703
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 83. Ayette “Biz de Lût’u ve Ailesini Kurtardık; Ancak Karısı Geride Kalanlardan Oldu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsanı kurtaran yalnızca doğru insanların yanında bulunması değildir; insanın kalbinin ve seçiminin de o doğruluğun yanında olması gerekir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 82. ayetinde Hz. Lût’un kavmi:

“Onları kentinizden çıkarın; çünkü onlar temiz kalmaya çalışan insanlarmış.”

demişti.

Yani toplum:

Hz. Lût’un ahlaki uyarısına cevap vermek yerine,

onu ve beraberindekileri:

dışlamayı

seçmişti.

  1. ayette ise bu çatışmanın sonucu anlatılır:
“Biz de onu ve ailesini kurtardık; ancak karısı geride kalanlardan oldu.”

Bu ayet çok kısa olmasına rağmen:

kurtuluş, aile bağı, bireysel sorumluluk ve kişisel tercih

gibi son derece önemli konular açar.

Hz. Lût:

kurtarılır.

Ailesinden onun yanında olanlar:

kurtarılır.

Fakat karısı:

aynı evde yaşamış olmasına rağmen:

kurtulanlar arasında değildir.

Bu da çok güçlü bir hakikati gösterir:

Bir peygambere yakın olmak, tek başına insanı kurtarmaz.

1️⃣ “Biz de Lût’u Kurtardık” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

Hz. Lût’un:

kavminin uğradığı sonuçtan

korunduğunu bildirir.

O:

uzun süre kavmini uyarmış,

yanlışlarını söylemiş,

ahlaki sınırları hatırlatmıştır.

Sonunda ise:

Allah’ın yardımıyla:

kurtulanlardan

olmuştur.

2️⃣ Hz. Lût’un Kurtuluşu Neden Önemlidir ❓​

Çünkü kıssa boyunca:

Hz. Lût:

azınlıkta,

baskı altında,

dışlanmış

bir konumdadır.

Kavmi:

onu şehirden çıkarmak istemektedir.

Görünüşte güçlü olan:

kavmidir.

Ama sonuçta:

kurtarılan:

Hz. Lût’tur.

Bu, görünür güç ile gerçek sonuç arasındaki farkı gösterir.

3️⃣ “Ailesini de Kurtardık” İfadesi Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

Hz. Lût’un yanında bulunan ve onunla aynı iman çizgisinde duran aile fertlerinin:

kurtarıldığını

gösterir.

Ancak hemen ardından:

bir istisna gelir:

karısı.

Yani ayet:

aileyi topluca tek bir ahlaki kimlik olarak görmez.

Her bireyin:

kendi tavrı vardır.

4️⃣ Hz. Lût’un Karısı Neden Kurtulmadı ❓​

Kur’an’ın genel anlatımında:

Hz. Lût’un karısının:

iman bakımından kocasının yanında olmadığı,

kavminin tarafında kaldığı

anlaşılır.

Burada önemli olan:

onun:

Hz. Lût’un eşi olması değil,

kendi seçimi ve tavrıdır.

Aile bağı:

onu otomatik olarak kurtarmamıştır.

5️⃣ Peygamber Eşi Olmak Neden Kurtuluş İçin Yeterli Olmadı ❓​

Çünkü Kur’an’da sorumluluk:

bireyseldir.

Bir insan:

peygamberin:

eşi,

çocuğu,

akrabası

olabilir.

Ama bu:

imanın yerine geçmez.

Bu çok temel bir ilkedir:

Yakınlık, kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

6️⃣ Aile Bağı Dini Değerin Garantisi midir ❓​

Hayır.

İnsan:

çok dindar bir ailede

büyüyebilir.

Anne-babası:

çok iyi insanlar olabilir.

Ama herkes:

kendi tercihlerinden

sorumludur.

Aynı şekilde:

kötü bir çevrede büyümüş insan da:

doğru yolu seçebilir.

Yani:

insanı belirleyen yalnız çevresi değildir.

7️⃣ “Geride Kalanlardan Oldu” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

Hz. Lût’un karısının:

kurtuluş kafilesine katılmadığını,

kavmiyle birlikte kaldığını

anlatır.

Kur’an burada:

çok kısa bir ifade kullanır.

Ama anlamı ağırdır:

Doğru insanın yanında yaşamak, onun yönünü paylaşmadıkça yeterli değildir.

8️⃣ “Geride Kalmak” Sadece Fiziksel Bir Durum mudur ❓​

Ayetin ilk anlamı:

fiziksel olarak:

kavimle birlikte kalmasıdır.

Fakat bunun:

manevi bir boyutu da vardır.

Hz. Lût ilerlerken:

o geride kalmıştır.

Bu görüntü:

insanın bazen:

bedenen doğru insanların yanında ama kalben yanlışın yanında

olabileceğini düşündürür.

9️⃣ Hz. Lût’un Karısı Kocasına İhanet mi Etmişti ❓​

Kur’an başka bir yerde:

Nûh’un ve Lût’un eşlerini:

iman bakımından eşlerine sadık kalmayan örnekler olarak zikreder.

Buradaki “ihanet”:

klasik tefsirde genellikle:

dini davaya ihanet ve inkâr

olarak anlaşılmıştır.

Bunu:

cinsel sadakatsizlik şeklinde anlamak doğru değildir.

Asıl mesele:

iman ve taraf tercihi

dir.

🔟 Bir İnsan Doğru Çevrede Yaşadığı Hâlde Neden Yanlışı Seçebilir ❓​

Çünkü çevre:

etkilidir

ama belirleyici değildir.

İnsanın:

iradesi,

arzuları,

çıkarları,

alışkanlıkları

vardır.

Doğruyu görmek:

otomatik olarak:

doğruyu seçmek

anlamına gelmez.

1️⃣1️⃣ Kötü Çevrede Yaşayan İnsan Doğruyu Seçebilir mi ❓​

Evet.

Kur’an kıssalarının önemli derslerinden biri budur.

Toplum yanlış olabilir.

Aile yanlış olabilir.

Çevre baskıcı olabilir.

Ama birey:

yine de:

doğruyu seçebilir.

Bu da:

insanın ahlaki sorumluluğunu

daha da anlamlı hâle getirir.

1️⃣2️⃣ İnsan Yakınlarının İnancına Güvenebilir mi ❓​

Hayır.

İnsan bazen:

“Ailem dindar.”

“Babam iyi insandı.”

“Eşim çok inançlı.”


gibi şeylere:

kendisi için bir güvence

olarak bakabilir.

Ama Kur’an’ın yaklaşımında:

her insan:

kendi imanından ve davranışından

sorumludur.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Aile İçindeki İnanç Farklılıklarına Ne Söyler ❓​

Aynı ailede:

farklı seçimler

olabilir.

Aynı evde yaşayan iki insan:

hayata,

ahlaka,

inanca

tamamen farklı bakabilir.

Bu durumda:

zorla inanç üretilemez.

İnsan:

anlatabilir,

örnek olabilir,

dua edebilir.

Ama:

başkasının kalbine hükmedemez.

1️⃣4️⃣ Hz. Lût Eşini Kurtaramadığı İçin Başarısız mı Sayılır ❓​

Hayır.

Peygamberin görevi:

mesajı iletmektir.

İman ettirmek:

zorla mümkün değildir.

Bir insanın en yakını bile:

onun çağrısını reddedebilir.

Bu:

peygamberin başarısız olduğu

anlamına gelmez.

Çünkü başarı:

herkesi değiştirmek değil,

görevi doğru biçimde yerine getirmektir.

1️⃣5️⃣ Yakınlarımızın Tercihlerinden Biz Sorumlu muyuz ❓​

Belirli ölçüde:

uyarmak,

eğitmek,

iyiliği teşvik etmek

sorumluluğumuz olabilir.

Ama yetişkin bir insanın:

son kararı

kendisine aittir.

Bu yüzden insan:

başkasının tercihini:

tamamen kontrol edemediği için kendisini tüketmemelidir.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet “Aile Bağları Önemsizdir” mi Diyor ❓​

Hayır.

Aile:

çok değerlidir.

Ama ayetin söylediği:

aile bağının:

ahlaki ve manevi sorumluluğun

yerine geçemeyeceğidir.

Yani:

aile önemlidir ama iman miras gibi otomatik aktarılmaz.

1️⃣7️⃣ Kurtuluşta Bireysel Sorumluluk Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Çünkü aksi hâlde:

insan:

başkasının iyiliğine dayanarak

kendi hayatını sorgulamazdı.

Kur’an ise:

insana sürekli:

kendi tercihini,

kendi davranışını,

kendi niyetini

hatırlatır.

Yani nihayetinde:

herkes kendi yolunu seçer.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 82. ve 83. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Lût kavmi:
“Onları kentinizden çıkarın.”

demişti.

  1. ayette ise:
Allah:

Hz. Lût’u ve ailesinden iman edenleri

kurtarır.

Yani kavim:

onları şehirden kovmak istemiştir.

Ama sonuçta:

kimin gerçekten:

kurtulacağı

başka biçimde ortaya çıkar.

Fakat aile içindeki istisna:

çok çarpıcıdır:

Hz. Lût’un karısı:

geride kalanlardan olur.

Bu da:

kurtuluşun yalnız:

akrabalıkla değil,

kişisel seçimle

ilişkili olduğunu gösterir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 83. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 83. ayet:

çok kısa ama çok derin bir mesaj taşır:

“Biz Lût’u ve ailesini kurtardık; ancak karısı geride kalanlardan oldu.”

Burada ilk mesaj:

Allah’ın:

Hz. Lût’u yalnız bırakmadığıdır.

Kavmi onu:

dışlamak istemiştir.

Onunla:

alay etmiştir.

Onun ahlaki çağrısını:

reddetmiştir.

Ama sonunda:

Hz. Lût:

kurtarılmıştır.

İkinci ve belki de daha çarpıcı mesaj:

aile bağının kurtuluş garantisi olmadığıdır.

Hz. Lût’un karısı:

bir peygamberle:

aynı evde yaşamıştır.

Onun sözlerini:

duymuştur.

Kavmiyle yaptığı mücadeleyi:

görmüştür.

Ama buna rağmen:

aynı inanç çizgisinde olmamıştır.

Bu bize:

çok temel bir gerçeği hatırlatır:

Hakikate yakın olmakla, hakikati seçmek aynı şey değildir.

İnsan:

caminin yanında yaşayabilir.

Dindar ailede büyüyebilir.

Bilgili insanlarla arkadaş olabilir.

Binlerce güzel söz duyabilir.

Ama:

bütün bunlar onun yerine:

karar vermez.

Aynı şekilde:

zor bir ailede,

kötü bir çevrede,

yanlışların yaygın olduğu bir toplumda

yaşayan insan da:

doğruyu seçebilir.

Bu yüzden insan:

ne ailesiyle övünerek kendisini garanti görmeli,

ne de çevresini bahane ederek:

sorumluluktan kaçmalıdır.

Ayetin başka bir yönü de:

yakınlarımızı değiştirememenin

acı gerçeğidir.

Birini çok sevebiliriz.

Onun iyiliğini isteyebiliriz.

Defalarca konuşabiliriz.

Ama sonunda:

o kişinin:

kendi iradesi vardır.

Bu durum:

anne-baba için,

eş için,

çocuk için,

arkadaş için

çok zor olabilir.

Fakat insan:

başkasının bütün seçimlerini:

kendi omuzlarına yükleyemez.

Görev:

sevgiyle anlatmak,

doğru örnek olmak,

iyiliği istemek

ve mümkün olanı yapmaktır.

Sonrası:

kişinin kendi sorumluluğudur.

Belki de A‘râf 83’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Biz hakikate gerçekten inanıyor muyuz, yoksa sadece hakikate inanan insanların yakınında mı yaşıyoruz?

Çünkü bir insan:

doğrunun yanında yıllarca bulunabilir;

ama sonunda yönünü:

kendi kalbi ve kendi seçimi

belirler.


“İman aileden miras kalan bir soyadı değildir. İnsan doğru insanların yanında yaşayabilir; fakat sonunda hangi tarafta duracağını kendi seçer. Yakınlık kapıyı gösterebilir, ama o kapıdan geçmek kişinin kendi adımıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt