A‘râf Suresi 85. Ayette “Medyen Halkına da Kardeşleri Şuayb’ı Gönderdik; ‘Ey Kavmim! Allah’a Kulluk Edin, Sizin O’ndan Başka İlahınız Yoktur. Ölçüyü ve Tartıyı Tam Yapın, İnsanların Mallarını Eksiltmeyin ve Yeryüzü Düzene Konduktan Sonra Bozgunculuk Yapmayın’ İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan yalnız ibadetinde değil, alışverişinde de sınanır. Dürüstlük, mabette söylenen sözlerin pazarda da geçerli olup olmadığında ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 84. ayetinde Hz. Lût’un kavminin karşılaştığı sonuç anlatılmış ve:
“Bak işte suçluların sonu nasıl oldu.”
denilmişti.
- ayetle birlikte surede yeni bir peygamber kıssasına geçilir:
Ayet şöyle bildirir:
“Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların mallarını eksiltmeyin, yeryüzü düzene konduktan sonra orada bozgunculuk yapmayın. Eğer inanıyorsanız bu sizin için daha hayırlıdır.’”
Bu ayet son derece dikkat çekicidir.
Çünkü burada:
tevhid ile ticaret ahlakı
aynı ayetin içinde buluşur.
Hz. Şuayb önce:
“Allah’a kulluk edin.”
der.
Ardından:
“Ölçüyü ve tartıyı tam yapın.”
buyurur.
Yani din:
yalnız ibadet anıyla sınırlı değildir.
İnsan:
namazında,
duasında,
ticaretinde,
borcunda,
alışverişinde,
başkasının hakkına dokunurken de
ahlaki sorumluluk taşır.
Medyen Halkı Kimdir
Medyen:Kur’an’da Hz. Şuayb’ın gönderildiği toplum olarak anlatılır.
Bu toplumun:
ticaretle uğraştığı,
ölçü ve tartıda hile yaptığı,
insanların mallarını eksilttiği
ayetlerden anlaşılır.
Bu yüzden Hz. Şuayb’ın kıssasında:
ekonomik adalet
çok önemli bir yer tutar.
Hz. Şuayb Kimdir
Hz. Şuayb:Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biridir.
Medyen halkına gönderilmiş,
onları:
tevhide,
dürüstlüğe,
adalete,
ticari ahlaka
çağırmıştır.
Onun mesajında:
dini inanç ile:
ekonomik davranış
birbirinden ayrılmaz.
Neden “Kardeşleri Şuayb” Deniliyor
Bu ifade:Hz. Şuayb’ın Medyen toplumuna yabancı olmadığını
gösterir.
O:
kendi kavminin içinden konuşur.
Onları tanır.
Ticaretlerini bilir.
Toplumun sorunlarını bilir.
Bu nedenle yaptığı eleştiri:
dışarıdan bir yabancının suçlaması değil,
içeriden gelen bir peygamber uyarısıdır.
Hz. Şuayb’ın İlk Sözü Neden Yine “Allah’a Kulluk Edin”dir
Çünkü peygamberlerin temel mesajı:aynıdır.
Hz. Nûh,
Hz. Hûd,
Hz. Sâlih
gibi Hz. Şuayb da:
tevhidle
başlar.
Bu bize:
ahlaki düzenin Kur’an’da:
Allah’a karşı sorumluluktan
koparılmadığını gösterir.
Tevhid ile Ticaret Ahlakı Arasında Ne İlişki Vardır
Çok güçlü bir ilişki vardır.Bir insan:
Allah’a inandığını söylüyorsa
ama:
müşteriyi kandırıyor,
eksik tartıyor,
başkasının hakkını yiyor
ise:
inanç ile davranış arasında:
büyük bir çelişki
oluşur.
Kur’an dini:
yalnız söz değil,
hayata yansıyan sorumluluk
olarak görür.
“Ölçüyü Tam Yapın” Ne Demektir
Bu ifade:bir mal satarken:
eksik ölçmemeyi
emreder.
Yani müşteri:
bir kilo satın alıyorsa:
bir kilo vermek gerekir.
Bir metre satın alıyorsa:
bir metre vermek gerekir.
Basit görünür.
Ama ticaret ahlakının özü:
karşı tarafa söz verdiğin şeyi eksiksiz vermektir.
“Tartıyı Eksik Yapmayın” Neden Bu Kadar Önemlidir
Çünkü küçük hile:büyük haksızlıkların başlangıcı olabilir.
Bir esnaf:
her müşteriden çok küçük miktarda
çalarsa,
tek tek bakıldığında:
önemsiz gibi görünebilir.
Ama binlerce işlemde:
büyük kazanç
ve büyük haksızlık
oluşabilir.
Kur’an:
küçük hileyi de ahlaki sorun olarak görür.
İnsanların Mallarını Eksiltmek Sadece Tartıda Hile midir
Hayır.İfade daha geniş düşünülebilir.
Bir insanın:
malını,
ücretini,
hakkını,
emeğinin karşılığını
eksiltmek de:
aynı ahlaki mantığa girebilir.
Yani:
başkasının hakkından kendine pay çıkarmamak
temel ilkedir.
Çalışanın Ücretini Eksik Vermek de Bu İlkeye Girer mi
Genel ahlaki ilke açısından evet.Bir insan:
emeğinin karşılığını
hak ediyorsa
bunu eksiltmek:
haksızlıktır.
İşveren:
gücünü kullanarak:
hak edilen ücreti vermiyorsa
bu da:
başkasının hakkını eksiltme
mantığıyla değerlendirilebilir.
Müşteriyi Yanıltmak da Aynı Ahlaki Problem midir
Evet.Ürünün kusurunu gizlemek,
kalitesini olduğundan yüksek göstermek,
yanlış bilgi vermek,
sahte indirim yapmak,
tartıyı manipüle etmek
aynı temel soruna dayanır:
karşı tarafın bilgisizliğinden çıkar sağlamak.
Bu:
ticaret değil,
aldatmadır.

Ticarette Kâr Etmek Yanlış mıdır
Hayır.Kâr:
ticaretin doğal parçasıdır.
Kur’an:
ticareti yasaklamaz.
Sorun:
kârın:
hile,
aldatma,
zulüm,
hak gaspı
üzerine kurulmasıdır.
Yani mesele:
kazanmak değil, nasıl kazandığındır.

Dürüst Ticaret Neden İbadetle İlişkilidir
Çünkü insan:Allah’a karşı sorumluluk taşıdığını
düşünüyorsa
yalnız görünür ibadetlerinde değil,
gizli ekonomik kararlarında da:
dürüst olmalıdır.
Kimsenin görmediği yerde:
teraziyi doğru tutmak,
ahlakın:
gerçek sınavıdır.

“Yeryüzü Düzene Konduktan Sonra Bozgunculuk Yapmayın” Ne Demektir
Bu ifade:toplumsal düzeni:
ahlaksızlıkla,
haksızlıkla,
zulümle
bozmamayı emreder.
Ekonomik hile:
yalnız iki kişi arasındaki sorun değildir.
Yaygınlaştığında:
güveni yok eder.
Ve güvenin olmadığı toplumda:
ekonomik düzen de bozulur.

Ekonomik Hile Toplumda Nasıl Bozgunculuk Üretir
İnsanlar:birbirine güvenmemeye başlar.
Satıcı müşteriden,
müşteri satıcıdan,
işçi işverenden,
işveren işçiden
şüphe eder.
Sonuçta:
her işlem için daha fazla:
kontrol,
belge,
ceza,
denetim
gerekir.
Yani ahlaksızlık:
toplumun görünmeyen maliyetini artırır.

Güven Bir Ekonomik Değer midir
Evet.Güven:
yalnız ahlaki değil,
ekonomik bir sermayedir.
İnsanlar birbirine güveniyorsa:
ticaret kolaylaşır.
Sözleşmeler:
daha sağlıklı işler.
İşbirliği:
artar.
Fakat hile yaygınlaşırsa:
güven çöker.
Bu yüzden dürüstlük:
ekonominin de temelidir.

Küçük Bir Haksızlık Neden Önemsenmelidir
Çünkü insan:küçük yanlışa alışabilir.
Önce:
bir gram eksik verir.
Sonra:
daha fazlasını.
Bir süre sonra:
hile:
mesleğin doğal parçası
gibi görünmeye başlayabilir.
Ahlaki çürüme çoğu zaman:
küçük tavizlerle başlar.

“Eğer İnanıyorsanız Bu Sizin İçin Daha Hayırlıdır” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:dürüstlüğün yalnız karşı taraf için değil,
insanın kendisi için de:
hayırlı olduğunu
gösterir.
Kısa vadede hile:
fazla kazanç getirebilir.
Ama uzun vadede:
güven kaybı,
vicdan yükü,
toplumsal bozulma
getirebilir.
Dürüstlük bazen daha az kazandırabilir gibi görünse de:
daha sağlam bir hayat kurar.

A‘râf Suresi 84. ve 85. Ayetler Arasında Nasıl Bir Geçiş Vardır
- ayette Lût kavminin kıssası:
- ayette ise:
başlar.
Bir önceki kıssada:
cinsel ve toplumsal ahlak
öne çıkıyordu.
Şimdi:
ekonomik ahlak
öne çıkar.
Bu da Kur’an’ın ahlak anlayışının:
hayatın yalnız tek alanına değil,
bütün alanlarına
uzandığını gösterir.

Sonuç: A‘râf Suresi 85. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 85. ayet:din ile ticaret arasına duvar örmez.
Hz. Şuayb:
önce:
“Allah’a kulluk edin.”
der.
Sonra:
“Ölçüyü ve tartıyı tam yapın.”
der.
Bu sıralama:
çok anlamlıdır.
Çünkü insan:
Allah’a inandığını söyleyebilir.
İbadet edebilir.
Dua edebilir.
Ama eğer:
müşteriyi kandırıyor,
çalışanın hakkını yiyor,
borcunu bilerek geciktiriyor,
ürünün kusurunu gizliyor,
ticarette hile yapıyorsa:
dinin:
hayatın içine girmesine
izin vermemiş demektir.
Ayet bize:
ahlakın:
özellikle kimsenin görmediği yerde
ortaya çıktığını hatırlatır.
Bir tartıyı:
müşteri bakmıyorken de
doğru kullanmak.
Ürünün kusurunu:
karşı taraf fark etmeyecek olsa bile
söylemek.
Hak edilen parayı:
karşı taraf istemeyi unutsa bile
vermek.
İşte dürüstlük:
tam burada belli olur.
Ayetin bir başka önemli mesajı:
ekonomik hilenin yalnız bireysel günah olmadığıdır.
Hile yaygınlaşırsa:
toplumdaki güven:
çöker.
İnsanlar:
birbirini kandırmadan iş yapamayacaklarını
düşünmeye başlar.
Bu da:
bozgunculuk
üretir.
Bugün terazinin yerini:
dijital sistemler,
sözleşmeler,
etiketler,
internet satışları,
reklamlar
almış olabilir.
Ama ilke değişmez:
İnsanların hakkını eksiltme.
Bir ürün 100 ise:
120’likmiş gibi gösterme.
Kusurluysa:
kusursuz diye satma.
Bir hizmeti yapmadıysan:
yapmış gibi ücret alma.
Çalışanın hakkı varsa:
vermemezlik etme.
Çünkü dürüstlük:
sadece güzel bir karakter özelliği değildir.
Toplumsal düzenin temelidir.
Belki de A‘râf 85’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Kimse fark etmeyecek olsa bile hakkımız olmayan bir şeyi almaktan vazgeçebilir miyiz?
Çünkü gerçek dürüstlük:
yakalanma korkusundan doğmaz.
İnsan görmese bile Allah’ın bildiğini hatırlamaktan doğar.
“Terazinin en gerçek sınavı müşterinin gözü önünde değil, kimsenin fark etmeyeceği anda başlar. Dürüst insan, yakalanmayacağı için değil, hakkı olmadığı için hile yapmaz.”
Ersan Karavelioğlu