A‘râf Suresi 83. Ayette “Biz de Lût’u ve Ailesini Kurtardık; Ancak Karısı Geride Kalanlardan Oldu” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsanı kurtaran yalnızca doğru insanların yanında bulunması değildir; insanın kalbinin ve seçiminin de o doğruluğun yanında olması gerekir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 82. ayetinde Hz. Lût’un kavmi:
“Onları kentinizden çıkarın; çünkü onlar temiz kalmaya çalışan insanlarmış.”
demişti.
Yani toplum:
Hz. Lût’un ahlaki uyarısına cevap vermek yerine,
onu ve beraberindekileri:
dışlamayı
seçmişti.
- ayette ise bu çatışmanın sonucu anlatılır:
Bu ayet çok kısa olmasına rağmen:
kurtuluş, aile bağı, bireysel sorumluluk ve kişisel tercih
gibi son derece önemli konular açar.
Hz. Lût:
kurtarılır.
Ailesinden onun yanında olanlar:
kurtarılır.
Fakat karısı:
aynı evde yaşamış olmasına rağmen:
kurtulanlar arasında değildir.
Bu da çok güçlü bir hakikati gösterir:
Bir peygambere yakın olmak, tek başına insanı kurtarmaz.
“Biz de Lût’u Kurtardık” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:Hz. Lût’un:
kavminin uğradığı sonuçtan
korunduğunu bildirir.
O:
uzun süre kavmini uyarmış,
yanlışlarını söylemiş,
ahlaki sınırları hatırlatmıştır.
Sonunda ise:
Allah’ın yardımıyla:
kurtulanlardan
olmuştur.
Hz. Lût’un Kurtuluşu Neden Önemlidir
Çünkü kıssa boyunca:Hz. Lût:
azınlıkta,
baskı altında,
dışlanmış
bir konumdadır.
Kavmi:
onu şehirden çıkarmak istemektedir.
Görünüşte güçlü olan:
kavmidir.
Ama sonuçta:
kurtarılan:
Hz. Lût’tur.
Bu, görünür güç ile gerçek sonuç arasındaki farkı gösterir.
“Ailesini de Kurtardık” İfadesi Ne Demektir
Bu ifade:Hz. Lût’un yanında bulunan ve onunla aynı iman çizgisinde duran aile fertlerinin:
kurtarıldığını
gösterir.
Ancak hemen ardından:
bir istisna gelir:
karısı.
Yani ayet:
aileyi topluca tek bir ahlaki kimlik olarak görmez.
Her bireyin:
kendi tavrı vardır.
Hz. Lût’un Karısı Neden Kurtulmadı
Kur’an’ın genel anlatımında:Hz. Lût’un karısının:
iman bakımından kocasının yanında olmadığı,
kavminin tarafında kaldığı
anlaşılır.
Burada önemli olan:
onun:
Hz. Lût’un eşi olması değil,
kendi seçimi ve tavrıdır.
Aile bağı:
onu otomatik olarak kurtarmamıştır.
Peygamber Eşi Olmak Neden Kurtuluş İçin Yeterli Olmadı
Çünkü Kur’an’da sorumluluk:bireyseldir.
Bir insan:
peygamberin:
eşi,
çocuğu,
akrabası
olabilir.
Ama bu:
imanın yerine geçmez.
Bu çok temel bir ilkedir:
Yakınlık, kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Aile Bağı Dini Değerin Garantisi midir
Hayır.İnsan:
çok dindar bir ailede
büyüyebilir.
Anne-babası:
çok iyi insanlar olabilir.
Ama herkes:
kendi tercihlerinden
sorumludur.
Aynı şekilde:
kötü bir çevrede büyümüş insan da:
doğru yolu seçebilir.
Yani:
insanı belirleyen yalnız çevresi değildir.
“Geride Kalanlardan Oldu” Ne Demektir
Bu ifade:Hz. Lût’un karısının:
kurtuluş kafilesine katılmadığını,
kavmiyle birlikte kaldığını
anlatır.
Kur’an burada:
çok kısa bir ifade kullanır.
Ama anlamı ağırdır:
Doğru insanın yanında yaşamak, onun yönünü paylaşmadıkça yeterli değildir.
“Geride Kalmak” Sadece Fiziksel Bir Durum mudur
Ayetin ilk anlamı:fiziksel olarak:
kavimle birlikte kalmasıdır.
Fakat bunun:
manevi bir boyutu da vardır.
Hz. Lût ilerlerken:
o geride kalmıştır.
Bu görüntü:
insanın bazen:
bedenen doğru insanların yanında ama kalben yanlışın yanında
olabileceğini düşündürür.
Hz. Lût’un Karısı Kocasına İhanet mi Etmişti
Kur’an başka bir yerde:Nûh’un ve Lût’un eşlerini:
iman bakımından eşlerine sadık kalmayan örnekler olarak zikreder.
Buradaki “ihanet”:
klasik tefsirde genellikle:
dini davaya ihanet ve inkâr
olarak anlaşılmıştır.
Bunu:
cinsel sadakatsizlik şeklinde anlamak doğru değildir.
Asıl mesele:
iman ve taraf tercihi
dir.
Bir İnsan Doğru Çevrede Yaşadığı Hâlde Neden Yanlışı Seçebilir
Çünkü çevre:etkilidir
ama belirleyici değildir.
İnsanın:
iradesi,
arzuları,
çıkarları,
alışkanlıkları
vardır.
Doğruyu görmek:
otomatik olarak:
doğruyu seçmek
anlamına gelmez.

Kötü Çevrede Yaşayan İnsan Doğruyu Seçebilir mi
Evet.Kur’an kıssalarının önemli derslerinden biri budur.
Toplum yanlış olabilir.
Aile yanlış olabilir.
Çevre baskıcı olabilir.
Ama birey:
yine de:
doğruyu seçebilir.
Bu da:
insanın ahlaki sorumluluğunu
daha da anlamlı hâle getirir.

İnsan Yakınlarının İnancına Güvenebilir mi
Hayır.İnsan bazen:
“Ailem dindar.”
“Babam iyi insandı.”
“Eşim çok inançlı.”
gibi şeylere:
kendisi için bir güvence
olarak bakabilir.
Ama Kur’an’ın yaklaşımında:
her insan:
kendi imanından ve davranışından
sorumludur.

Bu Ayet Aile İçindeki İnanç Farklılıklarına Ne Söyler
Aynı ailede:farklı seçimler
olabilir.
Aynı evde yaşayan iki insan:
hayata,
ahlaka,
inanca
tamamen farklı bakabilir.
Bu durumda:
zorla inanç üretilemez.
İnsan:
anlatabilir,
örnek olabilir,
dua edebilir.
Ama:
başkasının kalbine hükmedemez.

Hz. Lût Eşini Kurtaramadığı İçin Başarısız mı Sayılır
Hayır.Peygamberin görevi:
mesajı iletmektir.
İman ettirmek:
zorla mümkün değildir.
Bir insanın en yakını bile:
onun çağrısını reddedebilir.
Bu:
peygamberin başarısız olduğu
anlamına gelmez.
Çünkü başarı:
herkesi değiştirmek değil,
görevi doğru biçimde yerine getirmektir.

Yakınlarımızın Tercihlerinden Biz Sorumlu muyuz
Belirli ölçüde:uyarmak,
eğitmek,
iyiliği teşvik etmek
sorumluluğumuz olabilir.
Ama yetişkin bir insanın:
son kararı
kendisine aittir.
Bu yüzden insan:
başkasının tercihini:
tamamen kontrol edemediği için kendisini tüketmemelidir.

Bu Ayet “Aile Bağları Önemsizdir” mi Diyor
Hayır.Aile:
çok değerlidir.
Ama ayetin söylediği:
aile bağının:
ahlaki ve manevi sorumluluğun
yerine geçemeyeceğidir.
Yani:
aile önemlidir ama iman miras gibi otomatik aktarılmaz.

Kurtuluşta Bireysel Sorumluluk Neden Bu Kadar Önemlidir
Çünkü aksi hâlde:insan:
başkasının iyiliğine dayanarak
kendi hayatını sorgulamazdı.
Kur’an ise:
insana sürekli:
kendi tercihini,
kendi davranışını,
kendi niyetini
hatırlatır.
Yani nihayetinde:
herkes kendi yolunu seçer.

A‘râf Suresi 82. ve 83. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Lût kavmi:
demişti.
- ayette ise:
Hz. Lût’u ve ailesinden iman edenleri
kurtarır.
Yani kavim:
onları şehirden kovmak istemiştir.
Ama sonuçta:
kimin gerçekten:
kurtulacağı
başka biçimde ortaya çıkar.
Fakat aile içindeki istisna:
çok çarpıcıdır:
Hz. Lût’un karısı:
geride kalanlardan olur.
Bu da:
kurtuluşun yalnız:
akrabalıkla değil,
kişisel seçimle
ilişkili olduğunu gösterir.

Sonuç: A‘râf Suresi 83. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 83. ayet:çok kısa ama çok derin bir mesaj taşır:
“Biz Lût’u ve ailesini kurtardık; ancak karısı geride kalanlardan oldu.”
Burada ilk mesaj:
Allah’ın:
Hz. Lût’u yalnız bırakmadığıdır.
Kavmi onu:
dışlamak istemiştir.
Onunla:
alay etmiştir.
Onun ahlaki çağrısını:
reddetmiştir.
Ama sonunda:
Hz. Lût:
kurtarılmıştır.
İkinci ve belki de daha çarpıcı mesaj:
aile bağının kurtuluş garantisi olmadığıdır.
Hz. Lût’un karısı:
bir peygamberle:
aynı evde yaşamıştır.
Onun sözlerini:
duymuştur.
Kavmiyle yaptığı mücadeleyi:
görmüştür.
Ama buna rağmen:
aynı inanç çizgisinde olmamıştır.
Bu bize:
çok temel bir gerçeği hatırlatır:
Hakikate yakın olmakla, hakikati seçmek aynı şey değildir.
İnsan:
caminin yanında yaşayabilir.
Dindar ailede büyüyebilir.
Bilgili insanlarla arkadaş olabilir.
Binlerce güzel söz duyabilir.
Ama:
bütün bunlar onun yerine:
karar vermez.
Aynı şekilde:
zor bir ailede,
kötü bir çevrede,
yanlışların yaygın olduğu bir toplumda
yaşayan insan da:
doğruyu seçebilir.
Bu yüzden insan:
ne ailesiyle övünerek kendisini garanti görmeli,
ne de çevresini bahane ederek:
sorumluluktan kaçmalıdır.
Ayetin başka bir yönü de:
yakınlarımızı değiştirememenin
acı gerçeğidir.
Birini çok sevebiliriz.
Onun iyiliğini isteyebiliriz.
Defalarca konuşabiliriz.
Ama sonunda:
o kişinin:
kendi iradesi vardır.
Bu durum:
anne-baba için,
eş için,
çocuk için,
arkadaş için
çok zor olabilir.
Fakat insan:
başkasının bütün seçimlerini:
kendi omuzlarına yükleyemez.
Görev:
sevgiyle anlatmak,
doğru örnek olmak,
iyiliği istemek
ve mümkün olanı yapmaktır.
Sonrası:
kişinin kendi sorumluluğudur.
Belki de A‘râf 83’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Biz hakikate gerçekten inanıyor muyuz, yoksa sadece hakikate inanan insanların yakınında mı yaşıyoruz?
Çünkü bir insan:
doğrunun yanında yıllarca bulunabilir;
ama sonunda yönünü:
kendi kalbi ve kendi seçimi
belirler.
“İman aileden miras kalan bir soyadı değildir. İnsan doğru insanların yanında yaşayabilir; fakat sonunda hangi tarafta duracağını kendi seçer. Yakınlık kapıyı gösterebilir, ama o kapıdan geçmek kişinin kendi adımıdır.”
Ersan Karavelioğlu