📖 A‘râf Suresi 92. Ayette “Şuayb’ı Yalanlayanlar Sanki Orada Hiç Yaşamamış Gibiydiler; Şuayb’ı Yalanlayanlar Asıl Zarara Uğrayanların Kendileriydi”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,711
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 92. Ayette “Şuayb’ı Yalanlayanlar Sanki Orada Hiç Yaşamamış Gibiydiler; Şuayb’ı Yalanlayanlar Asıl Zarara Uğrayanların Kendileriydi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan bazen kaybı yalnız para, makam veya güç üzerinden hesaplar; oysa en büyük zarar, yanlış bir hesabın sonunda kendi varlığını ve değerini tüketmektir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 91. ayetinde Medyen halkını:

şiddetli bir sarsıntının yakaladığı ve yurtlarında diz üstü çöküp kaldıkları

anlatılmıştı.

  1. ayette ise bu sonucun anlamı daha da açık biçimde ortaya konur:
“Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamış gibiydiler. Şuayb’ı yalanlayanlar, asıl zarara uğrayanların kendileriydi.”

Bu ayet özellikle 90. ayetle birlikte okunduğunda çok çarpıcıdır.

  1. ayette inkârcı ileri gelenler:
“Şuayb’a uyarsanız zarara uğrarsınız.”

demişlerdi.

  1. ayet ise:
“Asıl zarara uğrayanlar Şuayb’ı yalanlayanlardı.”

der.

Yani kavmin:

kazanç ve zarar hesabı tamamen tersine dönmüştür.

Onlar:

dürüstlüğü zarar,

haksız çıkarı kazanç

sanmışlardı.

Sonunda ise Kur’an:

gerçek zararın kimde olduğunu

açıkça bildirir.

1️⃣ “Şuayb’ı Yalanlayanlar” Kimlerdir ❓​

Bunlar:

Hz. Şuayb’ın:

peygamberliğini,

uyarılarını,

ahlaki çağrısını

reddeden kimselerdir.

Onlar yalnız:

inanmamakla kalmamış,

Hz. Şuayb’ı:

sürgünle tehdit etmiş,

iman edenleri korkutmuş,

insanlara:

“Ona uyarsanız kaybedersiniz.”

demişlerdir.

Yani yalanlama:

aktif bir karşı koyuşa

dönüşmüştür.

2️⃣ “Sanki Orada Hiç Yaşamamış Gibiydiler” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

sonucun ne kadar kesin ve ağır olduğunu

anlatır.

Bir zamanlar:

evleri,

ticaretleri,

sokakları,

güçleri,

alışkanlıkları

vardı.

Ama sonra:

öyle bir sonla karşılaşırlar ki:

sanki o yerde hiç yaşamamış gibidirler.

Bu:

insanın dünyadaki varlığının:

ne kadar geçici olduğunu

çok güçlü biçimde anlatır.

3️⃣ İnsan Gerçekten Bir Gün “Hiç Yaşamamış Gibi” Olabilir mi ❓​

Fiziksel anlamda:

insanın izleri zamanla silinebilir.

Evleri yıkılabilir.

Eşyaları kaybolabilir.

Adı unutulabilir.

Bir zamanlar:

çok önemli görünen insanlardan

yüzyıllar sonra:

hiç söz edilmeyebilir.

Bu nedenle ayet:

dünyevi görünürlüğün kalıcı olmadığını

hatırlatır.

4️⃣ Bu İfade Medyen’in Tamamen Yok Olduğu Anlamına mı Gelir ❓​

Ayetin kullandığı dil:

onların toplumsal varlığının:

sona ermesini

çok güçlü biçimde tasvir eder.

Ancak burada amaç:

modern anlamda nüfus sayımı,

arkeolojik kayıt

veya tarihsel teknik rapor

sunmak değildir.

İfade:

yıkımın kesinliğini ve kalıcılık iddialarının sona erişini

vurgular.

5️⃣ Neden “Orada Hiç Yaşamamış Gibiydiler” Deniliyor ❓​

Çünkü insan:

yaşadığı yere çok güçlü bağlar kurar.

Evim benimdir.

Dükkânım benimdir.

Toprağım benimdir.

Şehrim benimdir.

Ve bütün bunların:

hep devam edeceğini

düşünebilir.

Ayet:

bir toplumun:

çok kalıcı sandığı düzenin bir gün tamamen değişebileceğini

gösterir.

6️⃣ İnsan Neden Dünyadaki Yerini Kalıcı Sanır ❓​

Çünkü kendi ömrünün içinden bakar.

Bir bina:

50 yıl ayakta kalınca

çok kalıcı görünür.

Bir aile:

kuşaklar boyunca aynı yerde yaşayınca

sanki sonsuza dek oradaymış gibi hissedebilir.

Ama insanlık tarihi açısından:

50 yıl,

100 yıl,

500 yıl

çok uzun değildir.

Bu perspektif:

kibri azaltabilir.

7️⃣ “Asıl Zarara Uğrayanlar Kendileriydi” İfadesi Neden Özellikle Vurgulanıyor ❓​

Çünkü önceki ayetlerde:

zarar

kelimesini inkârcılar kullanmıştı.

Onlar:

“Şuayb’a uyarsanız kaybedersiniz.”

demişti.

Kur’an şimdi:

aynı kavramı:

onlara geri çevirir.

Adeta:

“Siz kimin kaybettiğini yanlış hesapladınız.”

denir.

8️⃣ Bu Ayette Bir İroni Var mıdır ❓​

Evet, çok güçlü bir anlam tersine dönüşü vardır.

İnkârcılar:

iman edenlere:

“Kaybedersiniz.”

diyordu.

Sonunda:

kendileri kaybetmiştir.

Yani insanın:

başkası için verdiği hüküm:

kendi başına dönebilir.

Bu da:

acele hüküm vermemek

gerektiğini öğretir.

9️⃣ İnsan Neden Gerçek Zararı Yanlış Hesaplayabilir ❓​

Çünkü çoğu zaman:

görüneni ölçer.

Ne kadar para?

Ne kadar mal?

Ne kadar güç?

Ne kadar itibar?

Ama:

vicdan,

adalet,

güven,

manevi huzur

gibi değerler:

kolay ölçülemez.

Bu yüzden insan:

ölçemediği şeyi önemsiz sanabilir.

🔟 Maddi Kazanç Her Zaman Gerçek Kazanç mıdır ❓​

Hayır.

Bir insan:

hileyle para kazanabilir.

Ama:

güvenini kaybedebilir.

Bir şirket:

yanlış yöntemlerle büyüyebilir.

Ama:

itibarını kaybedebilir.

Bir kişi:

makamını koruyabilir.

Ama:

vicdanını kaybedebilir.

Bu durumda:

görünen kazanç vardır;

ama daha derinde:

zarar

vardır.

1️⃣1️⃣ “Kaybetmek” Sadece Sahip Olduğunu Yitirmek midir ❓​

Hayır.

İnsan bazen:

hiç sahip olmaması gereken şeyi

kaybedince:

bunu zarar sanabilir.

Haksız ayrıcalığını

kaybeder.

Hileli kazancını

kaybeder.

Başkası üzerindeki haksız gücünü

kaybeder.

Bunların kaybı:

ahlaki bakımdan:

iyileşme bile olabilir.

1️⃣2️⃣ Medyen Halkı Neyi “Kazanç” Sanmıştı ❓​

Kıssanın genel akışında:

ölçü ve tartıda hile,

insanların hakkını eksiltme,

mevcut çıkar düzenini koruma

gibi davranışlar vardır.

Bunlar kısa vadede:

maddi avantaj

sağlayabilir.

Bu nedenle Hz. Şuayb’ın dürüstlük çağrısı:

onların gözünde:

ekonomik zarar

olarak görünmüş olabilir.

1️⃣3️⃣ Asıl Zarar Nedir ❓​

Kur’an’ın bu kıssadaki yaklaşımına göre:

asıl zarar:

yalnız para kaybetmek değildir.

Hakikati kaybetmek,

adaleti kaybetmek,

ahlakı kaybetmek,

sonunda:

kendi varlığını tüketen bir yola girmek

çok daha büyük bir zarardır.

Yani insanın hesabı:

yalnız maddi bilanço değildir.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet İnsanların Ardında Bıraktığı İzler Hakkında Ne Söyler ❓​

İnsan:

ardında:

bina,

servet,

şirket,

isim

bırakabilir.

Ama bunların hepsi:

zamanla kaybolabilir.

Daha kalıcı olan:

insanın:

nasıl yaşadığı ve hangi ahlaki izi bıraktığıdır.

Bir insanın adı unutulabilir;

ama yaptığı iyiliğin etkisi:

başka insanların hayatında

devam edebilir.

1️⃣5️⃣ “Hiç Yaşamamış Gibi Olmak” Bize Ölüm Hakkında Ne Hatırlatır ❓​

İnsan:

hayatın merkezinde kendisini

görebilir.

Ama ölüm:

bu merkez duygusunu:

bir anda değiştirir.

Dün:

çok önemli görünen bir insan,

bugün:

yoktur.

Dün onun için:

acele edilen şeyler,

bugün:

başkalarına kalmıştır.

Bu düşünce:

hayatı küçümsemek için değil,

hayatı daha doğru değerlendirmek için

önemlidir.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Dünyayı Terk Etmeyi mi Öğütlüyor ❓​

Hayır.

Çalışmak,

üretmek,

ticaret yapmak,

mal sahibi olmak

yanlış değildir.

Hz. Şuayb’ın eleştirisi de:

ticaretin kendisine değil,

ahlaksız ticarete

yöneliktir.

Mesele dünyaya sahip olmak değil:

dünyanın insana sahip olmasıdır.

1️⃣7️⃣ Gerçek Başarı Nasıl Anlaşılmalıdır ❓​

Gerçek başarı:

yalnız:

ne kadar kazandığınla

ölçülmemelidir.

Şunlar da sorulmalıdır:

Bunu nasıl kazandın?

Kime zarar verdin?

Kimin hakkını korudun?

Gücünü nasıl kullandın?

Ardında ne bıraktın?

Çünkü başarı:

sonuca kadar giden yolun ahlakını da içerir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 90, 91 ve 92. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette inkârcılar:
“Şuayb’a uyarsanız zarara uğrarsınız.”

der.

  1. ayette:
şiddetli sarsıntı onları yakalar.

  1. ayette ise Kur’an:
son hükmü verir:

“Asıl zarara uğrayanlar Şuayb’ı yalanlayanlardı.”

Bu üç ayet:

kazanç ve zarar kavramını:

adım adım tersine çevirir.

Onların zarar dediği şey:

dürüstlük ve iman

idi.

Ama gerçek zarar:

haksızlık ve inkârda ısrar

oldu.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 92. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 92. ayet Medyen kıssasının:

en çarpıcı hesaplaşmalarından birini yapar.

Bir zamanlar:

şehirlerinde güçlüydüler.

Ticaret yapıyorlardı.

İnsanları etkiliyorlardı.

Hz. Şuayb’a karşı:

söz söylüyorlardı.

İman edenleri:

korkutuyorlardı.

Ve:

“Şuayb’a uyarsanız kaybedersiniz.”

diyorlardı.

Ama sonunda Kur’an:

“Asıl kaybedenler onlardı.”

der.

Bu:

yalnız Medyen halkına yönelik bir cümle değildir.

İnsanın kendi hayatındaki:

kazanç ve zarar hesabını

da sorgulatır.

Biz de bazen:

şöyle düşünüyoruz:

Daha çok para:

kazançtır.

Daha yüksek makam:

kazançtır.

Daha fazla mal:

kazançtır.

Daha fazla insanın bizi tanıması:

kazançtır.

Ama şu soruyu:

daha az soruyoruz:

Bütün bunları elde ederken ne kaybettim?

Eğer insan:

para kazanırken dürüstlüğünü,

makam kazanırken adaletini,

ün kazanırken karakterini,

rahatlık kazanırken vicdanını

kaybediyorsa:

hesabı gerçekten artıda mıdır?

Ayet bize:

hesabın yalnız görünen rakamlardan oluşmadığını

hatırlatır.

Medyen halkının başka bir yanılgısı da:

kendi düzenlerinin:

kalıcı olduğunu sanmalarıdır.

Ama ayet:

“Sanki orada hiç yaşamamış gibiydiler.”

der.

Bir zamanlar:

çok önemli olan şeyler:

bir gün:

hiç yokmuş gibi

olabilir.

Bu düşünce:

insanı umutsuzluğa değil,

önceliklerini düzeltmeye

götürmelidir.

Çünkü hayat kısa olduğu için:

anlamsız değildir.

Tam tersine:

kısa olduğu için:

daha değerlidir.

Bütün servetimizi:

burada bırakacağız.

Makamımız:

başkasına geçecek.

Evimizde:

başka insanlar yaşayabilir.

Adımız bile:

bir gün unutulabilir.

Ama hayatın asıl sorusu:

“Ne kadar kaldın?”

değil,

“Kaldığın sürede ne yaptın?”

olacaktır.

Belki de A‘râf 92’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bugün kaybetmekten en çok korktuğumuz şey gerçekten kaybetmeye değer olmayan bir çıkar mı, yoksa uğruna karakterimizden vazgeçmeyeceğimiz gerçek bir değer mi?

Çünkü bazen insan:

kaybetmemek için tuttuğu şey yüzünden:

asıl kendisini kaybedebilir.


“Gerçek zarar, elinden bir şey çıkması değildir; bazen elinde tuttuğun şey uğruna kendinden vazgeçmendir. İnsan ne kaybettiğine değil, kaybetmemek için neyi feda ettiğine de bakmalıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt