A‘râf Suresi 94. Ayette “Biz Hangi Memlekete Bir Peygamber Gönderdiysek, Oranın Halkını Yalvarıp Yakarsınlar Diye Yoksulluk ve Sıkıntıyla Sınadık” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan rahatlık içinde unuttuğu hakikati bazen sıkıntı karşısında yeniden hatırlar. Fakat asıl olgunluk, yalnız dara düşünce değil, nimet içindeyken de kime muhtaç olduğunu unutmamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 93. ayetinde Hz. Şuayb’ın kavmiyle ilgili kıssa kapanmış ve onun:
“Ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ ettim ve size öğüt verdim.”
sözü aktarılmıştı.
- ayetle birlikte anlatım, tek bir peygamber kıssasından daha genel bir ilkeye geçer:
Bu ayet:
sıkıntı, imtihan, insanın aczini fark etmesi ve Allah’a yönelme
konularını gündeme getirir.
Burada önemli olan şudur:
Sıkıntı:
yalnız cezalandırma olarak değil,
aynı zamanda:
insanı uyandırabilecek bir uyarı ve imtihan
olarak sunulur.
Ancak bu ayetten hareketle:
bugün yaşanan her hastalık,
yoksulluk,
ekonomik kriz
veya afet için:
“Bu kesin Allah’ın cezasıdır.”
demek doğru değildir.
Ayet belirli peygamber toplumları bağlamında:
vahyin bildirdiği bir ilkeyi anlatır.
Bizim için asıl mesele:
Sıkıntıyla karşılaştığımızda bundan nasıl bir bilinç üretiyoruz?
“Hangi Memlekete Bir Peygamber Gönderdiysek” Ne Demektir
Ayet:yalnız Medyen’i
veya yalnız Semûd’u
anlatmaktan çıkar.
Daha genel bir tarihsel ilke verir.
Peygamber gönderilen toplumlarda:
uyarı yalnız sözle kalmamış,
insanların:
hayat şartlarıyla da
imtihan edildiği
anlatılmıştır.
Yani vahiy:
insanın yalnız kulağına değil, hayat tecrübesine de dokunur.
Neden Peygamber Gönderilen Toplumlar Sıkıntıyla Sınanıyor
Ayet bunun amacını açıkça söyler:“Yalvarıp yakarsınlar diye.”
Yani insan:
kendi gücünün yetmediğini
fark etsin,
kibrini bıraksın,
Allah’a yönelsin
diye.
Sıkıntı burada:
manevi uyanış ihtimali
taşır.
“Yoksulluk” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayette geçen anlam alanı:maddi darlık,
geçim sıkıntısı,
ekonomik zorluk
gibi durumları kapsar.
İnsan:
bolluk içindeyken:
sahip olduklarının:
hep devam edeceğini
sanabilir.
Ama darlık:
ona:
kontrolünün sınırlı olduğunu
hatırlatabilir.
“Sıkıntı” Sadece Ekonomik Darlık mıdır
Hayır.Sıkıntı:
hastalık,
korku,
toplumsal zorluk,
güven kaybı,
belirsizlik
gibi farklı şekillerde olabilir.
Ayetin temel vurgusu:
insanın:
rahatını bozan ve onu düşünmeye zorlayan durumlarla
karşılaşmasıdır.
Allah Neden İnsanı Sıkıntıyla İmtihan Eder
Kur’an’ın genel yaklaşımında:imtihan:
insanın iç dünyasını
ortaya çıkarır.
Rahatlıkta:
şükredecek mi?
Sıkıntıda:
sabredecek mi?
Gücünü kaybettiğinde:
kibirden vazgeçecek mi?
Yani imtihan:
Allah’ın bilmediği bir şeyi öğrenmesi için değil,
insanın kendi tercihlerinin ortaya çıkması için
düşünülebilir.
“Yalvarıp Yakarsınlar Diye” Ne Anlama Gelir
Burada:insanın:
acziyetini fark ederek
Allah’a yönelmesi
anlatılır.
İnsan bazen:
gücüne,
parasına,
çevresine,
sağlığına
çok güvenir.
Ama bunların yetersiz kaldığı anda:
daha derin bir teslimiyet
ortaya çıkabilir.
İnsan Neden En Çok Zor Zamanda Dua Eder
Çünkü sıkıntı:insanın kontrol duygusunu
zayıflatır.
Normal zamanda:
“Ben hallederim.”
diyen insan,
çaresizlikte:
“Ben her şeyi kontrol edemiyorum.”
gerçeğiyle karşılaşır.
Bu noktada dua:
yalnız istek değil,
aczin kabulü
hâline gelir.
Sadece Sıkıntıda Allah’ı Hatırlamak Yeterli midir
Kur’an’ın ideal yaklaşımı:hayır.
İnsan:
yalnız başı dara düştüğünde
Allah’ı hatırlayıp,
rahatlayınca:
unutmamalıdır.
Asıl olgunluk:
sıkıntıda dua etmek kadar,
nimet içinde de şükretmektir.
Bolluk da Bir İmtihan mıdır
Evet.Hatta bazen:
bolluk,
sıkıntıdan daha zor bir sınav olabilir.
Çünkü sıkıntı:
insana:
muhtaç olduğunu
hatırlatır.
Bolluk ise:
“Ben her şeyi kendim yaptım.”
kibrini
besleyebilir.
Bu yüzden:
hem darlık,
hem bolluk:
imtihandır.
Her Sıkıntı Allah’ın Cezası mıdır
Hayır.Bu ayrım çok önemlidir.
İnsan:
hastalanabilir.
İşini kaybedebilir.
Afet yaşayabilir.
Yakınını kaybedebilir.
Bunların her biri için:
“Bu kesin günahlarının cezasıdır.”
demek doğru değildir.
Çünkü günümüzde belirli olaylar hakkında:
böyle bir vahiy bilgisine sahip değiliz.

O Hâlde Bu Ayette Neden Sıkıntı ile Peygamber Uyarısı Birlikte Anlatılıyor
Çünkü burada:belirli peygamber toplumlarının:
vahiy tarafından açıklanan
tarihsel süreci anlatılır.
Ayet:
bu toplumların:
uyarı öncesi veya uyarı sırasında:
darlıkla sınandığını
ve bunun:
Allah’a yönelmeleri için
bir fırsat olduğunu
bildirir.
Bu özel bağlam:
bugünkü her olaya otomatik olarak taşınamaz.

Sıkıntı İnsanı Her Zaman Daha İyi Biri Yapar mı
Hayır.Sıkıntı:
birini:
olgunlaştırabilir.
Ama başka birini:
daha öfkeli,
daha sert,
daha umutsuz
hâle getirebilir.
Yani sıkıntının kendisi:
otomatik olarak:
ahlaki gelişim üretmez.
Asıl mesele:
insanın ona nasıl karşılık verdiğidir.

Zorluk Karşısında İnsan Ne Öğrenebilir
Şunları:her şeyin kontrolünde olmadığını,
yardıma muhtaç olduğunu,
nimetlerin değerini,
başkalarının acısını,
sabır ve dayanışmanın önemini
öğrenebilir.
Bazen insan:
rahatken öğrenemediği şeyi:
sıkıntıda çok hızlı öğrenir.

Sıkıntı İnsanları Birbirine Yaklaştırabilir mi
Evet.Afet,
hastalık,
ekonomik zorluk
gibi durumlarda:
insanlar:
birbirine yardım edebilir.
Normal zamanda:
görmezden geldikleri insanları
fark edebilir.
Bu nedenle zorluk:
yalnız bireysel değil,
toplumsal merhameti de
uyandırabilir.

Yoksulluk Her Zaman Manevi Bir Eksiklik Göstergesi midir
Hayır.Bir insanın yoksul olması:
onun:
daha günahkâr,
daha değersiz,
Allah tarafından terk edilmiş
olduğunu göstermez.
Aynı şekilde zenginlik de:
Allah’ın kişiden mutlaka razı olduğunun
kanıtı değildir.
Maddi durum:
manevi değerin kesin ölçüsü değildir.

Bu Ayet Yoksulluğu Romantikleştiriyor mu
Hayır.Yoksulluk:
zor bir durumdur.
İnsanların:
geçim sıkıntısını,
açlığını,
barınma sorununu
küçümsemek doğru değildir.
Ayet:
yoksulluğu güzel bir şey gibi
sunmuyor.
Onun:
belirli bir bağlamda:
insanı uyandırabilecek bir imtihan
olabileceğini anlatıyor.

Sıkıntı Karşısında Dua Etmekle Çaba Göstermek Birbirine Zıt mıdır
Hayır.İnsan:
dua eder
ve aynı zamanda:
çalışır,
tedavi olur,
yardım arar,
plan yapar,
çözüm üretir.
Dua:
çabanın yerine geçmek zorunda değildir.
Sağlıklı yaklaşım:
dua ile sorumluluğu birlikte taşımaktır.

A‘râf Suresi 93. ve 94. Ayetler Arasında Nasıl Bir Geçiş Vardır
- ayette:
sona ermişti.
- ayette ise:
genel bir tarihsel ilkeye
geçilir.
Yani:
“Bu yalnız Medyen’e özgü bir durum değildi.”
mesajı verilir.
Peygamber gönderilen toplumlar:
sıkıntıyla da sınanmış,
belki:
kibirlerinden dönmeleri için fırsat verilmiştir.

Sonuç: A‘râf Suresi 94. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 94. ayet:insanın sıkıntıyla ilişkisini:
çok derin bir biçimde ele alır.
Ayet:
“Bir memlekete peygamber gönderdiğimizde halkını yoksulluk ve sıkıntıyla sınadık ki yalvarıp yakarsınlar.”
der.
Burada sıkıntının:
bir yönü ortaya çıkar:
insanı uyandırmak.
İnsan rahatken:
çok şeyi unutur.
Sağlığını.
Güvenliğini.
Parasını.
Ailesini.
Evini.
Günlük hayatın:
ne kadar büyük bir nimet olduğunu.
Ama bunlardan biri sarsıldığında:
bir anda:
öncelikleri değişebilir.
Dün çok önemli görünen şeyler:
önemsizleşebilir.
İnsan:
daha temel sorular sormaya başlayabilir:
Ben neye güveniyorum?
Gerçekten neye sahibim?
Kontrol ettiğimi sandığım şeylerin kaçı gerçekten benim kontrolümde?
İşte sıkıntının:
uyandırıcı yönü
buradadır.
Fakat ayetin verdiği mesaj:
“Sıkıntı gelsin ki insan düzelsin.”
şeklinde basit bir anlayış değildir.
Çünkü her sıkıntı:
ilahi ceza değildir.
Her hasta:
günahkâr değildir.
Her fakir:
manevi olarak eksik değildir.
Her afet bölgesi:
Allah’ın öfkesinin hedefi
değildir.
Böyle hükümler vermek:
insanın yetkisini aşar.
Bizim için daha doğru soru:
“Bu olay neden başıma geldi?”
sorusundan önce bazen:
“Bu yaşadığım şey bana ne öğretebilir?”
sorusudur.
Sıkıntı:
bizi:
daha merhametli,
daha şükreden,
daha bilinçli
yapabilir.
Ama bunun için:
acıdan yalnız şikâyet değil,
anlam da üretmek
gerekir.
Ayetin bir başka önemli mesajı:
duanın yalnız felaket anlarına
bırakılmaması gerektiğidir.
İnsan başı sıkışınca:
Allah’a döner.
Sonra rahatlayınca:
unutur.
Oysa olgunluk:
yalnız fırtınada:
“Allah’ım!”
demek değildir.
Güneş açtığında da:
“Şükürler olsun.”
diyebilmektir.
Belki de A‘râf 94’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Hayatımız yolundayken muhtaç olduğumuzu hatırlıyor muyuz, yoksa ancak elimizdekiler sarsıldığında mı kime dayandığımızı fark ediyoruz?
Çünkü insanın gerçek şükrü:
nimet gittikten sonra değerini anlamak değil;
nimet hâlâ elindeyken onun kıymetini bilmektir.
“Sıkıntı insanı Allah’a yöneltebilir; fakat daha büyük olgunluk, sıkıntı gelmeden de şükredebilmektir. İnsan nimeti kaybettikten sonra değil, hâlâ elindeyken değerini anlayabiliyorsa gerçekten uyanmıştır.”
Ersan Karavelioğlu