A‘râf Suresi 90. Ayette “Kavminin İnkâr Eden İleri Gelenleri ‘Eğer Şuayb’a Uyarsanız Kesinlikle Zarara Uğrayanlardan Olursunuz’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Hakikate karşı en etkili baskılardan biri bazen yasak değil korkudur. İnsanlara ‘Bunu seçersen kaybedersin’ denildiğinde, vicdan ile çıkar karşı karşıya getirilebilir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 89. ayetinde Hz. Şuayb, Medyen’in ileri gelenlerinin:
“Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi kentimizden çıkarırız.”
tehdidine karşı durmuş ve:
“Allah bizi ondan kurtardıktan sonra yeniden dönmemiz Allah’a karşı yalan uydurmak olur. Biz Allah’a tevekkül ettik. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında hak ile hükmet.”
demişti.
- ayette ise Medyen toplumundaki inkârcı ileri gelenlerin, bu kez doğrudan halka yöneldikleri görülür:
Bu ayette kullanılan yöntem çok dikkat çekicidir.
Artık yalnız:
Hz. Şuayb tehdit edilmiyor.
Bu kez:
ona inanabilecek insanlar korkutuluyor.
Mesaj şudur:
“Şuayb’ın yolunu seçerseniz kaybedersiniz.”
Yani ekonomik çıkar,
toplumsal konum,
alışılmış düzen
ve korku:
hakikate karşı araç hâline getiriliyor.
“Kavminin İnkâr Eden İleri Gelenleri” Kimlerdir
Bunlar Medyen toplumunda:güç sahibi,
sözü geçen,
insanlar üzerinde etkili
kişilerdir.
Ayet onların:
yalnız inkâr ettiğini değil,
başkalarının kararlarını da:
etkilemeye çalıştığını
gösterir.
Yani kendi reddedişleri:
kişisel kalmaz.
Başkalarını da:
Hz. Şuayb’dan uzaklaştırmak isterler.
Neden Hz. Şuayb’a Değil de Halka Sesleniyorlar
Çünkü Hz. Şuayb’ın kararlılığını:önceki ayetlerde görmüşlerdir.
Onu:
sürgünle tehdit etmişlerdir.
Eski düzenlerine dönmesini istemişlerdir.
Ama Hz. Şuayb:
geri adım atmamıştır.
Bu yüzden şimdi:
onun çevresindeki insanları kaybetmesini sağlamaya
çalışırlar.
“Eğer Şuayb’a Uyarsanız…” Ne Anlama Gelir
Burada Hz. Şuayb’ın çağrısını kabul etmek:onun yolundan gitmek,
getirdiği mesaja inanmak,
ahlaki ve ekonomik düzenini benimsemek
anlamına gelir.
Bu da:
ölçü ve tartıda dürüstlük,
insanların hakkını yememek,
tehdit ve hileden uzak durmak
gibi davranışları gerektirir.
Yani ona uymak:
yalnız bir inancı benimsemek değil, yaşam biçimini değiştirmek
demektir.
İleri Gelenler Neden “Zarara Uğrarsınız” Diyor
Çünkü Hz. Şuayb’ın çağrısı:mevcut ekonomik alışkanlıkları
tehdit etmektedir.
Eksik tartarak,
insanların hakkını azaltarak,
hileli ticaret yaparak
kazanç sağlayan biri için:
dürüstlük:
ilk anda:
“zarar”
gibi görünebilir.
Ama burada çok önemli bir soru vardır:
Haram veya haksız kazançtan vazgeçmek gerçekten zarar mıdır?
İnsan Yanlış Kazançtan Vazgeçmeyi Neden Kayıp Sanabilir
Çünkü insan:elde ettiği paraya bakar.
Kaynağına değil.
Örneğin biri:
hileyle daha fazla kazanıyorsa,
dürüstlüğe geçtiğinde:
geliri azalabilir.
Bu durumda:
“Kaybettim.”
diyebilir.
Oysa gerçekte:
hakkı olmayanı almaktan
vazgeçmiştir.
Bu:
maddi azalma olabilir;
ama ahlaki açıdan:
kayıp değil kazançtır.
“Zarar” Kavramı Her Zaman Para Kaybetmek mi Demektir
Hayır.Kur’an’da zarar:
çok daha geniş bir anlam taşır.
İnsan:
para kazanabilir
ama:
vicdanını,
güvenilirliğini,
ahlakını,
huzurunu
kaybedebilir.
Bu durumda ekonomik olarak:
kazançlı,
ama insan olarak:
zararda
olabilir.
Gerçek Kazanç Nasıl Ölçülmelidir
Yalnız banka hesabıyla değil.İnsan:
şunları da sormalıdır:
Kazandığım para:
helal ve dürüst mü?
Başkasının hakkı var mı?
Bu kazanç:
beni daha iyi bir insan mı yapıyor?
Vicdanım rahat mı?
Çünkü büyük servet:
her zaman büyük kazanç değildir.
Korku İnsanların İnanç Kararını Etkileyebilir mi
Evet.İnsanlara:
“Bu yolu seçersen para kaybedersin.”
“İşini kaybedersin.”
“Toplumdan dışlanırsın.”
“Gücünü kaybedersin.”
denildiğinde:
insanlar hakikatten çok:
sonuçlardan korkabilir.
Böylece seçim:
vicdandan değil,
korkudan
doğabilir.
Ekonomik Korku Neden Çok Güçlü Bir Baskıdır
Çünkü insan:geçimini düşünür.
Ailesini düşünür.
Geleceğini düşünür.
Bu nedenle ekonomik tehdit:
fiziksel tehdide yakın derecede:
etkili olabilir.
Bir insan:
doğru bildiği şeyi:
“Ya işimi kaybedersem?”
korkusuyla terk edebilir.
“Şuayb’a Uyarsanız Kaybedersiniz” Sözü Bir Propaganda Yöntemi midir
Bu açıdan değerlendirilebilir.Çünkü burada:
Hz. Şuayb’ın söyledikleri:
delille çürütülmüyor.
İnsanlara:
sonuç korkusu
gösteriliyor.
Yani:
“Onun söyledikleri yanlış çünkü…”
denmiyor.
“Ona uyarsanız başınıza kötü şey gelir.”
deniyor.
Bu:
fikir yerine:
korkuyu tartışmaya sokmak
demektir.

Bir Fikri Korku Üzerinden Reddetmek Neden Sorunludur
Çünkü bir şeyin:zor olması,
maliyetli olması,
insana para kaybettirmesi
onun yanlış olduğunu
kanıtlamaz.
Doğru bazen:
bedel ister.
Yanlış ise bazen:
kısa vadede kazançlıdır.
Bu nedenle:
maliyet ile doğruluk aynı şey değildir.

Doğru Olan Şey Her Zaman Dünyada Kazandırır mı
Hayır.Dürüst insan:
bazen fırsat kaçırabilir.
Hile yapmadığı için:
daha az kazanabilir.
Haksızlığa katılmadığı için:
yalnız kalabilir.
Ama bu:
onun yanlış yaptığı
anlamına gelmez.
Ahlak:
yalnız anlık çıkar hesabıyla ölçülmez.

Kısa Vadeli Kazanç ile Uzun Vadeli Kazanç Arasında Nasıl Bir Fark Vardır
Hile:kısa vadede para kazandırabilir.
Ama uzun vadede:
itibarı,
güveni,
huzuru
yok edebilir.
Dürüstlük ise:
ilk anda daha az kazandırabilir.
Ama uzun vadede:
güven,
istikrar,
saygınlık
oluşturabilir.
Bu nedenle insan:
yalnız bugünkü kazancı değil, yarının sonucunu da
düşünmelidir.

Bir Toplumda Güçlü İnsanların “Bize Uymazsanız Kaybedersiniz” Demesi Neden Tehlikelidir
Çünkü bu:toplumsal bağımlılık
oluşturabilir.
İnsanlar:
kendi vicdanlarına göre değil,
güçlülerin:
ödül ve ceza sistemine göre
davranmaya başlayabilir.
Böylece:
ahlaki özgürlük zayıflar.

Hz. Şuayb’ın Çağrısı Gerçekten Medyen’in Ekonomisini Tehdit Ediyor muydu
Dürüst ticaret:sağlıklı ekonomiyi tehdit etmez.
Ama hileden kazanç sağlayanların:
çıkarlarını tehdit edebilir.
Bu fark çok önemlidir.
Bir sistemin:
adil hâle gelmesi,
haksız ayrıcalık sahibi için:
“kayıp”
gibi görünebilir.
Ama toplum açısından:
bu aslında:
düzeltmedir.

İnsan Neden Ayrıcalığını Hak Sanabilir
Çünkü uzun süre elinde tuttuğu şey:normal görünmeye başlar.
Bir kişi:
yıllardır haksız avantaj sağlıyorsa
bunu:
“Benim hakkım.”
sanabilir.
Bir gün:
adalet geldiğinde:
kaybını:
zulüm gibi algılayabilir.
Oysa kaybettiği şey:
belki de:
hiçbir zaman hakkı olmayan bir ayrıcalıktır.

Bu Ayet Bireysel Hayatta Nasıl Düşünülebilir
İnsan bazen doğru bir karar vermek üzereyken:çevresinden:
“Bunu yaparsan kaybedersin.”
sözünü duyabilir.
Dürüst olursa:
para kaybedebilir.
Yanlış ilişkiyi bırakırsa:
yalnız kalabilir.
Haksız bir düzene katılmazsa:
fırsat kaçırabilir.
Bu durumda şu soru önemlidir:
Kaybetmekten korktuğum şey gerçekten kazanç mıydı?

A‘râf Suresi 89. ve 90. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Şuayb:
demişti.
- ayette inkârcı ileri gelenler ise halka:
der.
Yani iki farklı kazanç anlayışı karşı karşıyadır.
Hz. Şuayb için eski düzenden çıkmak:
kurtuluştur.
İleri gelenler için o düzenden çıkmak:
zarardır.
Asıl tartışma böylece:
“Gerçek kayıp nedir?”
sorusuna dönüşür.

Sonuç: A‘râf Suresi 90. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 90. ayet:insanı çok temel bir kavram üzerinde düşündürür:
zarar.
Medyen’in inkârcı ileri gelenleri:
halka:
“Şuayb’a uyarsanız kesinlikle zarara uğrarsınız.”
der.
Ama neyi zarar olarak görüyorlar?
Muhtemelen:
mevcut düzenin bozulmasını,
eski ekonomik alışkanlıkların terk edilmesini,
hileyle sağlanan çıkarların kaybolmasını,
toplumsal güç dengelerinin değişmesini.
Onlar için:
alışılmış çıkarın kaybı:
zarardır.
Hz. Şuayb’ın mesajı ise:
tam tersini söyler.
Eksik tartmak:
kazanç değildir.
İnsanların hakkını yemek:
kazanç değildir.
Korkutarak düzen kurmak:
kazanç değildir.
Haksız ayrıcalıkları korumak:
kazanç değildir.
Bazen insanın hayatında da:
aynı yanılsama oluşur.
Para kaybetmemeyi:
başarı
sanabilir.
Ama o parayı:
dürüstlüğünü kaybederek
koruyorsa:
gerçekten kazançta mıdır?
Bir ilişkiyi kaybetmemek için:
kişiliğinden vazgeçiyorsa:
gerçekten kazanıyor mudur?
Bir makamı korumak için:
adaletten vazgeçiyorsa:
kaybetmemiş mi olur?
Ayet bize:
kazanç ve zararın:
yeniden tanımlanması gerektiğini
hatırlatır.
Çünkü bazen:
cebimiz büyürken:
vicdanımız küçülebilir.
Bazen:
daha az kazanırken:
daha temiz yaşayabiliriz.
Ve insanın gerçek hesabı:
yalnız:
“Ne kadar kazandım?”
değildir.
Aynı zamanda:
“Bu kazancı elde ederken neye dönüştüm?”
sorusudur.
Ayetin bir başka önemli yönü:
korku yoluyla insanların kararlarını yönetmenin
ahlaki sorununu göstermesidir.
İleri gelenler:
Hz. Şuayb’ın mesajına:
delille karşılık vermek yerine:
“Kaybedersiniz.”
diyerek insanları korkuturlar.
Bu bize:
bir iddiayı değerlendirirken:
korkudan biraz uzaklaşıp:
şunu sormayı öğretir:
“Gerçekten doğru olan nedir?”
Çünkü doğru olan şey:
bazen pahalıdır.
Yanlış olan şey:
bazen kârlıdır.
Ama fiyat:
hakikatin ölçüsü değildir.
Belki de A‘râf 90’ın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Kaybetmekten korktuğumuz şeylerin kaçı gerçekten bize ait bir kazanç, kaçı yalnız vazgeçemediğimiz bir çıkar?
Çünkü insan bazen:
zarara uğramamak için:
en büyük zararını:
kendi elleriyle seçebilir.
“Her kayıp zarar değildir ve her kazanç kâr değildir. İnsan hakkı olmayan bir avantajdan vazgeçince fakirleşmez; bazen ilk kez gerçekten zenginleşmeye başlar.”
Ersan Karavelioğlu