A‘râf Suresi 95. Ayette “Sonra Kötülüğün Yerine İyilik Getirdik; Nihayet Çoğaldılar ve ‘Atalarımıza da Sıkıntı ve Sevinç Dokunmuştu’ Dediler. Bunun Üzerine Biz de Onları Farkında Değillerken Ansızın Yakaladık” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan sıkıntıdan çıktığında yaşadığını bir uyarı olarak da görebilir, sıradan bir tesadüf olarak da. Bazen asıl sınav, acının bitmesinden sonra neyi hatırlayıp neyi unuttuğumuzda başlar.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 94. ayetinde, peygamber gönderilen toplumların:
yoksulluk ve sıkıntıyla sınandığı, belki bu vesileyle yalvarıp Allah’a yönelmeleri için fırsat verildiği
anlatılmıştı.
- ayette ise şartların değiştiği görülür:
Bu ayet, insan psikolojisinin çok dikkat çekici bir yönünü anlatır:
Sıkıntı gelir.
Sonra sıkıntı gider.
Rahatlık başlar.
İnsan çoğalır, güçlenir, imkânları artar.
Ve bir süre sonra geçmişte yaşadığı uyarıyı:
“Hayat zaten böyle; bazen iyi, bazen kötü.”
diye açıklamaya başlar.
Yani yaşanan olaydan:
ibret çıkarmak yerine,
onu:
sıradanlaştırır.
Ayetin asıl uyarısı tam burada başlar.
“Sonra Kötülüğün Yerine İyilik Getirdik” Ne Demektir
Buradaki:“kötülük”
ifadesi:
önceki ayette anlatılan:
darlık,
sıkıntı,
zor dönem
gibi şartları ifade eder.
Ardından:
“iyilik”
gelir.
Yani:
rahatlık,
bolluk,
güven,
imkân
artar.
Bu bize:
hayatın şartlarının:
sabit olmadığını
gösterir.
Sıkıntıdan Sonra Rahatlık Neden Geliyor
Bu değişim:insan için başka bir imtihan
olabilir.
Sıkıntıda:
sabır
sınanır.
Rahatlıkta:
şükür
sınanır.
Bu yüzden:
darlığın bitmesi:
imtihanın bittiği
anlamına gelmez.
Bazen imtihan:
biçim değiştirir.
Bolluk da İmtihan Olabilir mi
Evet.Hatta bazen:
bolluk,
sıkıntıdan daha zor bir imtihan olabilir.
Çünkü sıkıntı:
insana muhtaçlığını
hatırlatır.
Bolluk ise:
“Artık bana bir şey olmaz.”
duygusu oluşturabilir.
Bu yüzden:
nimet:
şükür üretmezse
kibre dönüşebilir.
“Nihayet Çoğaldılar” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:toplumun:
sayıca,
servetçe,
imkân bakımından
geliştiğini düşündürür.
Yani kötü günler:
geride kalmıştır.
Yeni nesiller doğmuştur.
Ekonomi toparlanmıştır.
Hayat normale dönmüştür.
Ve tam da burada:
geçmişin uyarısı unutulmaya başlanır.
İnsan Rahata Kavuşunca Neden Geçmişteki Sıkıntıyı Unutur
Çünkü insan:mevcut duruma hızlı alışır.
Bir zamanlar:
çok büyük nimet olan şey,
bir süre sonra:
normal
görünmeye başlar.
Sağlık,
iş,
ev,
güvenlik,
para
gibi şeyler:
hep varmış gibi hissedilir.
Bu yüzden:
nimete alışmak, nimeti görünmez hâle getirebilir.
“Atalarımıza da Sıkıntı ve Sevinç Dokunmuştu” Sözü Ne Anlama Gelir
Bu cümle onların:yaşadıkları olayları:
ahlaki veya manevi bir uyarı
olarak görmek yerine:
hayatın sıradan döngüsü
olarak yorumladıklarını gösterir.
Adeta şöyle derler:
“Bunda olağanüstü bir şey yok. Bizden öncekiler de bazen kötü günler, bazen iyi günler yaşadı.”
Yani:
uyarı:
normalleştirilir.
Bu Söz Tamamen Yanlış mı
Hayatın:iyi ve kötü dönemlerden oluştuğu
elbette doğrudur.
İnsanlık tarihinde:
bolluk da,
darlık da
olmuştur.
Sorun:
bu tespitin kendisi değildir.
Sorun:
yaşanan olayların:
kendilerini sorgulama ihtimalini tamamen kapatmak için kullanılmasıdır.
İnsan Her Sıkıntıda “Bu Bana Bir Mesajdır” mı Demelidir
Kesin biçimde böyle demek doğru değildir.Her olay için:
“Allah bunu kesin şu nedenle yaptı.”
hükmü veremeyiz.
Ama insan:
yaşadığı zorluklardan:
ders çıkarabilir.
Şöyle diyebilir:
“Bu bana hayatın kırılganlığını hatırlattı.”
“Şükretmem gerektiğini gösterdi.”
Bu:
olaya kesin ilahi sebep atfetmekten
farklıdır.
İbret Almak ile Sebep Uydurmak Arasında Ne Fark Vardır
İbret almak:yaşanan olaydan:
ahlaki ders çıkarmaktır.
Sebep uydurmak ise:
vahiy veya kesin bilgi olmadan:
“Allah bunu kesin şu yüzden yaptı.”
demektir.
Birincisi:
insanı geliştirir.
İkincisi:
başkaları hakkında haksız hükümlere
götürebilir.
İnsan Neden Yaşadığı Uyarıyı Tesadüf Gibi Görmek İster
Çünkü uyarı:değişim gerektirir.
Eğer insan:
“Bu yaşadığım şey bana bir şey düşündürmeli.”
derse:
hayatını gözden geçirmesi gerekebilir.
Ama:
“Böyle şeyler olur.”
deyip geçmek:
daha kolaydır.
Bu yüzden bazen insan:
anlamı küçültmeyi seçebilir.

Her Şeyi Tesadüfe Bağlamak İnsanı Nasıl Etkileyebilir
İnsan:yaşadığı hiçbir olaydan:
ders çıkarmamaya
başlayabilir.
Aynı hataları:
tekrar edebilir.
Aynı uyarıları:
önemsiz görebilir.
Bu durumda hayat:
ona çok şey gösterir,
ama o:
hiçbir şey öğrenmez.

Her Olayda Gizli Mesaj Aramak da Sorunlu mudur
Evet.İki uçtan da kaçınmak gerekir.
Bir tarafta:
hiçbir şeyden ders çıkarmamak.
Diğer tarafta:
her küçük olayı:
kesin ilahi işaret,
ceza,
mucize
diye yorumlamak.
Daha dengeli yaklaşım:
kesin hüküm vermeden düşünmek ve ders çıkarmaktır.

“Ansızın Yakaladık” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade:sonucun:
beklemedikleri bir anda
geldiğini anlatır.
Onlar:
rahatlamış,
çoğalmış,
düzenlerini yeniden kurmuşlardır.
Belki de:
tehlikenin tamamen geçtiğini
düşünmüşlerdir.
Tam bu sırada:
beklenmedik sonuç
gelir.

İnsan Neden Rahatlık Döneminde Tehlikeyi Unutur
Çünkü korku:zamanla azalır.
Bir kriz geçer.
Hayat normale döner.
İnsan:
eski alışkanlıklarına
geri döner.
Bu çok insanîdir.
Ama tehlike şudur:
Geçmişin dersleri de krizle birlikte kaybolabilir.

“Farkında Değillerken” İfadesi Ne Söyler
Onlar:güvende olduklarını
sanıyorlardı.
Beklemiyorlardı.
Hazırlıksızdılar.
Bu ifade:
insanın:
gelecek hakkındaki kesinlik duygusunu
sarsar.
Çünkü:
yarının garantisi yoktur.

Bu Ayet İnsanı Sürekli Korku İçinde mi Yaşatmak İstiyor
Hayır.Amaç:
paranoya
veya sürekli felaket beklentisi
değildir.
Amaç:
gaflete kapılmamaktır.
Yani insan:
hayatını yaşar,
çalışır,
sevinir,
plan yapar.
Ama bütün bunların:
mutlak garanti olmadığını
da bilir.

Rahatlıkta Gaflete Düşmemek İçin Ne Yapılabilir
İnsan:nimetlerini fark edebilir.
Geçmişte yaşadığı zorlukları:
unutmayabilir.
Şükredebilir.
Kendini düzenli biçimde:
sorgulayabilir.
Şu soruyu sorabilir:
“Her şey yolundayken ben nasıl biri oluyorum?”
Çünkü karakter:
yalnız kriz anında değil,
rahatlıkta da belli olur.

A‘râf Suresi 94. ve 95. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
gelir.
Amaç:
insanın:
Allah’a yönelmesi
ve kibirden uzaklaşmasıdır.
- ayette ise:
bolluk ve rahatlık
gelir.
Fakat insanlar:
“Atalarımıza da böyle şeyler olmuştu.”
diyerek:
yaşadıklarını sıradanlaştırırlar.
Yani iki ayet birlikte:
iki farklı imtihanı gösterir:
darlıkta uyanmak,
bollukta unutmamak.

Sonuç: A‘râf Suresi 95. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 95. ayet:insanın:
sıkıntıdan sonra nasıl değiştiğini
sorgular.
Önce:
zor günler vardır.
Sonra:
rahatlık gelir.
İnsan:
bolluğa kavuşur.
Nüfus artar.
İmkânlar genişler.
Hayat:
yeniden güzel görünür.
Ve insan:
bir süre sonra:
“Hayat zaten böyle; bazen iyi, bazen kötü.”
demeye başlar.
Bu söz:
ilk bakışta mantıklıdır.
Ama ayetin bağlamında:
bir tehlikeyi gösterir:
İbretin unutulması.
İnsan çok zor bir dönem yaşayabilir.
O sırada:
dua eder.
Hayatını sorgular.
“Bundan sonra farklı yaşayacağım.”
der.
Sonra işler düzelir.
Bir ay geçer.
Bir yıl geçer.
Ve eski alışkanlıklar:
geri döner.
Sıkıntıda verilen sözler:
unutulur.
İşte ayetin psikolojik gücü:
buradadır.
Asıl soru:
Sıkıntıda ne söyledik?
değil.
Asıl soru:
Sıkıntı geçtikten sonra neyi değiştirdik?
Çünkü korku anında:
herkes farklı düşünebilir.
Ama rahatlık geri döndüğünde:
insanın gerçekten değişip değişmediği
ortaya çıkar.
Ayet ayrıca:
iki aşırı yaklaşımı da düşündürür.
Birincisi:
“Her şey tesadüf, hiçbir şey bana ders vermez.”
demektir.
İkincisi:
her olaya:
kesin ve bilinmeyen ilahi sebepler
yüklemektir.
Daha olgun yaklaşım:
şöyle olabilir:
“Neden olduğunu her zaman bilemeyebilirim; ama bundan ne öğrenebileceğimi düşünebilirim.”
Bu yaklaşım:
hem tevazu,
hem düşünme
gerektirir.
Ayetin:
“ansızın”
vurgusu da:
hayatın belirsizliğini
hatırlatır.
İnsan:
yarın için plan yapmalıdır.
Ama yarının:
kesin olarak kendisine ait olduğunu
sanmamalıdır.
Bu yüzden:
iyiliği ertelememek,
şükrü ertelememek,
özrü ertelememek,
düzeltilecek şeyi ertelememek
önemlidir.
Belki de A‘râf 95’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Zor günler geçtiğinde gerçekten değişiyor muyuz, yoksa rahatlık geri gelince yaşadığımız her şeyi unutarak eski hayatımıza mı dönüyoruz?
Çünkü sıkıntının insana öğrettiği ders:
yalnız sıkıntı sürerken hatırlanıyorsa,
henüz:
karaktere dönüşmemiş olabilir.
“Zor günlerde verilen sözlerin değeri, güzel günler geri döndüğünde anlaşılır. İnsan sıkıntıda uyanıp rahatlıkta yeniden uyuyorsa, yaşadığı acı ona dokunmuş ama onu dönüştürmemiş olabilir.”
Ersan Karavelioğlu