📖 A‘râf Suresi 93. Ayette “Şuayb Onlardan Yüz Çevirdi ve ‘Ey Kavmim! Rabbimin Mesajlarını Size Tebliğ Ettim ve Size Öğüt Verdim; Artık İnkâr Eden Bir

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,711
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 93. Ayette “Şuayb Onlardan Yüz Çevirdi ve ‘Ey Kavmim! Rabbimin Mesajlarını Size Tebliğ Ettim ve Size Öğüt Verdim; Artık İnkâr Eden Bir Topluma Nasıl Üzüleyim?’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan birini kurtarmak için elinden geleni yapabilir; fakat karşısındaki bütün kapıları kendi iradesiyle kapattığında, sevgi bile onun yerine seçim yapamaz.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 92. ayetinde Hz. Şuayb’ı yalanlayanların:

“Sanki o diyarda hiç yaşamamış gibi oldukları”

ve asıl zarara uğrayanların:

Hz. Şuayb’ı yalanlayanlar olduğu

bildirilmişti.

  1. ayette ise Hz. Şuayb’ın kavmiyle olan mücadelesinin son sözleri aktarılır:
“Şuayb onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: ‘Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Artık inkâr eden bir topluma nasıl üzüleyim?’”

Bu ayet Hz. Şuayb kıssasının:

duygusal kapanışıdır.

Hz. Şuayb:

görevini yaptığını,

mesajı ulaştırdığını,

samimiyetle nasihat ettiğini

hatırlatır.

Ama kavmi:

ısrarla reddetmiştir.

Buradaki:

“Nasıl üzüleyim?”

ifadesini:

acımasızlık,

intikam sevinci

veya insanların ölümünden memnuniyet

olarak anlamamak gerekir.

Daha çok:

“Ben sizin için yapabileceğimi yaptım; siz ise bile bile başka yolu seçtiniz.”

anlamında:

sorumluluğun sınırını gösteren

çok ağır bir cümledir.

1️⃣ “Şuayb Onlardan Yüz Çevirdi” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

Hz. Şuayb’ın kavmiyle olan tebliğ sürecinin:

sona erdiğini gösterir.

Uzun süre:

uyarmıştır.

Anlatmıştır.

Nasihat etmiştir.

Haksız ticareti eleştirmiştir.

Baskıya karşı çıkmıştır.

Ama sonunda:

artık kavminin seçimi:

sonucunu doğurmuştur.

Bu nedenle yüz çevirmek:

ilgisizlik değil, artık tebliğ edilecek bir muhatap kalmamasıdır.

2️⃣ Bu Ayet Hz. Sâlih’in Sözlerine Neden Çok Benziyor ❓​

A‘râf Suresi 79. ayette Hz. Sâlih de:

“Ey kavmim! Rabbimin mesajını size tebliğ ettim ve size öğüt verdim.”

demişti.

Hz. Şuayb da:

neredeyse aynı ifadeyi kullanır.

Bu benzerlik:

peygamberlerin temel görevinin:

aynı olduğunu gösterir:

tebliğ etmek ve samimiyetle öğüt vermek.

3️⃣ “Ey Kavmim” Demeye Neden Devam Ediyor ❓​

Bu çok dikkat çekicidir.

Kavmi:

onu yalanlamış,

sürgünle tehdit etmiş,

iman edenleri korkutmuş,

mesajını engellemeye çalışmıştır.

Buna rağmen Hz. Şuayb:

“Ey kavmim”

der.

Bu ifade:

onlarla arasındaki:

insani ve toplumsal bağın

hatırasını taşır.

Yani peygamberin uyarısının temelinde:

düşmanlık değil, iyilik isteği

vardır.

4️⃣ “Rabbimin Mesajlarını Size Tebliğ Ettim” Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Şuayb:

kendi görevini özetler.

O:

Allah’ın mesajını:

gizlememiş,

değiştirmemiş,

insanların hoşuna göre şekillendirmemiştir.

Medyen halkının:

ekonomik yanlışlarına,

ahlaki bozulmasına,

baskı yöntemlerine

açıkça karşı çıkmıştır.

Yani:

zor olan sözü de söylemiştir.

5️⃣ Tebliğ Etmek Sadece Bilgi Vermek midir ❓​

Hayır.

Tebliğ:

mesajı ulaştırmaktır.

Fakat peygamberlerin yaptığı:

yalnız kuru bilgi aktarımı değildir.

Onlar:

insanları:

düşünmeye,

değişmeye,

ahlaki sorumluluğa

çağırırlar.

Bu yüzden tebliğ:

bilgi ile vicdanı buluşturur.

6️⃣ “Size Öğüt Verdim” İfadesi Neden Ayrıca Söyleniyor ❓​

Çünkü Hz. Şuayb yalnız:

“Allah şöyle buyurdu.”

dememiştir.

Aynı zamanda:

kavminin iyiliğini istemiştir.

Nasihat kelimesinin temelinde:

samimiyet

vardır.

Yani mesaj:

üstünlük taslamak için değil,

kavmin zarar görmemesi için

verilmiştir.

7️⃣ Gerçek Nasihat ile Yargılama Arasında Ne Fark Vardır ❓​

Gerçek nasihat:

“Sen zarar görme.”

der.

Yargılayıcı kibir ise:

“Ben senden üstünüm.”

der.

Hz. Şuayb’ın tavrı:

ilkine örnektir.

O insanların:

mahvolmasını istememiştir.

Tam tersine:

ölçü ve tartıda dürüstlük,

adalet,

Allah’a kulluk

çağrısıyla:

toplumun düzelmesini istemiştir.

8️⃣ “Artık İnkâr Eden Bir Topluma Nasıl Üzüleyim?” Ne Demektir ❓​

Bu ifade ilk bakışta serttir.

Fakat bağlamı önemlidir.

Hz. Şuayb:

kavmini uyarmıştır.

Onlar:

reddetmiştir.

Tekrar uyarmıştır.

Onlar:

tehdit etmiştir.

İnsanları:

Şuayb’dan uzaklaştırmaya çalışmışlardır.

Sonuç ortaya çıktığında:

Hz. Şuayb’ın sözü:

“Ben sizi uyarmak için elimden geleni yaptım.”

anlamını taşır.

9️⃣ Hz. Şuayb Kavminin Başına Gelene Sevinmiş midir ❓​

Ayet böyle bir sevinçten söz etmez.

“Nasıl üzüleyim?”

ifadesi:

intikamdan zevk almak

olarak anlaşılmamalıdır.

Daha çok:

ısrarlı ve bilinçli tercihin:

sonucunu yaşayan insanlar karşısında:

peygamberin artık kendisini:

sorumlu tutmamasını

ifade eder.

Bu:

merhametin sona ermesi değil,

sorumluluğun sınırının kabul edilmesidir.

🔟 Bir İnsan Başkasını Kurtaramadığı İçin Sonsuza Kadar Kendini Suçlamalı mıdır ❓​

Hayır.

Bu ayetin insan psikolojisi açısından:

çok önemli bir yönü vardır.

İnsan:

sevdiği kişiyi:

uyarabilir.

Destekleyebilir.

Yol gösterebilir.

Ama sonunda:

başkasının iradesini:

kontrol edemez.

Her şeyi yaptıktan sonra:

“Onun bütün kararlarından ben sorumluyum.”

demek insanı:

gereksiz bir suçluluk altında bırakabilir.

1️⃣1️⃣ Sorumluluğumuzun Sınırını Nasıl Anlarız ❓​

Kendimize şu soruları sorabiliriz:

Doğru bildiğimi söyledim mi?

Samimi davrandım mı?

Yardım edebileceğim yerde yardım ettim mi?

Kırmadan anlatmaya çalıştım mı?

Elimden geleni yaptım mı?

Bunlardan sonra kişi yine:

başka bir yol seçiyorsa:

o seçimin tamamını kendi üzerimize alamayız.

1️⃣2️⃣ “Ben Söyledim, Gerisi Beni İlgilendirmez” Demek Doğru mudur ❓​

Her zaman değil.

Bu söz:

bazen sorumluluktan kaçış olabilir.

Hz. Şuayb:

bir kez söyleyip gitmemiştir.

Uzun süre:

kavmiyle mücadele etmiştir.

Ekonomik hileyi açıklamıştır.

Korkutmaya karşı çıkmıştır.

İnsanları doğruya çağırmıştır.

Yani önce:

sorumluluğunu yerine getirmiştir.

Sonra:

sonucu Allah’a bırakmıştır.

1️⃣3️⃣ İnsan Başkasının Değişmemesinden Kendini Neden Sorumlu Hisseder ❓​

Çünkü sevgi:

kontrol arzısına dönüşebilir.

İnsan:

“Biraz daha konuşsaydım değişirdi.”

“Başka türlü anlatsaydım kurtulurdu.”


diye düşünebilir.

Bazen bu doğru olabilir.

Ama her zaman değil.

Çünkü karşıdaki kişi de:

irade sahibi bir insandır.

1️⃣4️⃣ Birini Sevmek Onun Yerine Karar Vermek Demek midir ❓​

Hayır.

Sevgi:

yol gösterebilir.

Destek olabilir.

Uyarabilir.

Ama:

başkasının zihnini ve kalbini:

zorla yönetemez.

Gerçek sevgi bazen:

insanın kendi seçimini yapabileceğini kabul etmeyi

de gerektirir.

1️⃣5️⃣ Hz. Şuayb’ın Kavmine Nasihati Neden Sonuç Vermedi ❓​

Çünkü doğru nasihat:

her zaman kabul edilmez.

Bir insan:

mesajı anlayabilir

ama:

çıkarına ters olduğu için

reddedebilir.

Medyen’in ileri gelenleri için Hz. Şuayb’ın mesajı:

ölçü ve tartıyı düzeltmek,

haksız kazancı bırakmak,

insanların hakkını yememek

anlamına geliyordu.

Bu yüzden problem:

yalnız:

anlamamak değil, değişmek istememek

olabilir.

1️⃣6️⃣ İnsan Neden Kendisine Faydalı Bir Nasihati Reddedebilir ❓​

Çünkü fayda:

her zaman ilk anda rahatlık getirmez.

Doktor:

zararlı alışkanlığı bırak

diyebilir.

İnsan:

istemeyebilir.

Dost:

yanlış ilişkiyi gösterir.

İnsan:

kızabilir.

Ahlaki uyarı:

çıkarı sınırlar.

İnsan:

reddedebilir.

Yani nasihat:

bazen faydalı olduğu için değil,

acıttığı için reddedilir.

1️⃣7️⃣ Bir Toplum Eleştiriyi Susturduğunda Kendisine Ne Kaybettirir ❓​

Kendi kendini düzeltme imkânını.

Medyen halkı:

Hz. Şuayb’ın sözünü dinlemek yerine:

onu:

şehirden çıkarmayı

düşünmüştür.

Bir toplum:

eleştireni:

düşman

olarak görmeye başlarsa:

yanlışlarını fark etmekte

zorlanabilir.

Çünkü sağlıklı eleştiri:

toplumun aynalarından biridir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 92. ve 93. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Hz. Şuayb’ı yalanlayanların:

asıl zarara uğrayanlar olduğu

bildirilmişti.

  1. ayette Hz. Şuayb:
“Ben size Rabbimin mesajlarını ulaştırdım ve öğüt verdim.”

der.

Yani:

önce:

sonuç

anlatılır.

Sonra:

o sonuca gelmeden önce:

uyarının eksik olmadığı

hatırlatılır.

Böylece kıssa:

tebliğ → reddediş → ısrar → sonuç

zinciriyle tamamlanır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 93. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 93. ayet:

Hz. Şuayb kıssasının:

son sözlerinden biridir.

Hz. Şuayb kavmine:

“Ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ ettim ve size öğüt verdim.”

der.

Bu cümle:

bir insanın sorumluluğuyla:

başkasının seçimi arasındaki sınırı

çok net biçimde ortaya koyar.

Hz. Şuayb:

görevini yapmıştır.

Hileli ticareti:

eleştirmiştir.

Eksik ölçü ve tartıya:

karşı çıkmıştır.

İnsanların hakkının yenmesini:

reddetmiştir.

Yollarda baskı kurulmasına:

karşı çıkmıştır.

İman edenlerin:

korkutulmaması gerektiğini

söylemiştir.

Sürgün tehdidine rağmen:

geri adım atmamıştır.

Ve sonunda:

“Ben size nasihat ettim.”

demiştir.

Bu bize insan ilişkileri açısından da:

çok büyük bir ders verir.

Bazen hayatımızda:

çok sevdiğimiz biri:

yanlış bir yol seçebilir.

Onu uyarırız.

Konuşuruz.

Yardım ederiz.

Bekleriz.

Tekrar konuşuruz.

Ama hiçbir şey değişmeyebilir.

İşte burada insan:

iki uçtan kaçınmalıdır.

Birinci uç:

“Bana ne.”

deyip baştan ilgisiz kalmaktır.

İkinci uç ise:

başkasının bütün hayatını:

kendi sorumluluğu sanıp

kendini tüketmektir.

Doğru denge:

elinden geleni yapmak, fakat başkasının iradesinin sahibi olmadığını bilmektir.

Hz. Şuayb’ın:

“İnkâr eden bir topluma nasıl üzüleyim?”

sözü de:

kalpsizlik değil,

bu sınırın ağır biçimde kabulüdür.

Çünkü o:

kavminin zarar görmemesi için

uyarmıştır.

Ama onlar:

yalnız reddetmemiş,

uyarıyı susturmaya çalışmış,

iman edenleri korkutmuş,

peygamberi sürmek istemiştir.

Bir noktadan sonra:

insanın seçimi:

kendi sonucunu oluşturur.

Bu ayetin bize öğrettiği başka bir gerçek de şudur:

İyi niyet her zaman karşılık bulmaz.

Nasihat eden kişi:

hakaret görebilir.

Yardım eden:

reddedilebilir.

Doğruyu söyleyen:

düşman ilan edilebilir.

Ama karşılığın gelmemesi:

yapılan doğru davranışın:

değerini ortadan kaldırmaz.

Bazen başarı:

insanı değiştirmekte değil,

ona doğruyu dürüstçe ulaştırmış olmakta

yatar.

Belki de A‘râf 93’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Başkasını değiştirmek için elimizden geleni yaptıktan sonra, onun kendi seçiminin sorumluluğunu ona bırakabilecek kadar olgun olabilir miyiz?

Çünkü merhamet:

başkasının iyiliğini istemektir.

Ama bilgelik:

onun iradesinin sahibi olmadığımızı da bilmektir.


“Bir insan için elinden geleni yap; anlat, uyar, yanında dur. Fakat sonunda onun yerine yaşayamayacağını da kabul et. Sevgi yol gösterebilir, ama hiçbir sevgi başka bir insanın iradesinin yerine geçemez.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt