📖 A‘râf Suresi 191. Ayette “Hiçbir Şey Yaratamayan, Üstelik Kendileri de Yaratılmış Olan Varlıkları Allah’a Ortak mı Koşuyorlar?” İfadesi | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 191. Ayette “Hiçbir Şey Yaratamayan, Üstelik Kendileri de Yaratılmış Olan Varlıkları Allah’a Ortak mı Koşuyorlar?” İfadesi

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,810
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 191. Ayette “Hiçbir Şey Yaratamayan, Üstelik Kendileri de Yaratılmış Olan Varlıkları Allah’a Ortak mı Koşuyorlar?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan kendisine yardım eden sebepleri sevebilir, onlara teşekkür edebilir ve onlardan yararlanabilir; fakat yaratılmış olan hiçbir şey, onu yaratanın yerine konulduğunda hak ettiği sınırın içinde kalmaz.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 190. ayetinde:

insanın:

Allah’tan:

bir nimet:

istedikten sonra:

nimete:

kavuştuğunda:

Allah’a:

ortaklar:

nispet edebilmesi:

eleştirilmişti.

Ayet:

şu ifadeyle:

sona ermişti:

“Allah onların ortak koştuklarından yücedir.”

  1. ayet:
şimdi:

çok temel:

bir:

soru:

sorar:

Allah’a ortak koşulan şeyler gerçekten yaratıcı olabilir mi?

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Hiçbir şey yaratamayan, üstelik kendileri de yaratılmış olan varlıkları Allah’a ortak mı koşuyorlar?”

Bu:

çok kısa:

ama:

tevhid:

açısından:

çok güçlü:

bir:

mantık:

kurar.

Allah:

yaratandır.

Şirk koşulan:

varlıklar ise:

yaratılmıştır.

Allah:

varlığı:

meydana getirendir.

İnsanların:

ilahlaştırdığı:

nesneler,

kişiler

veya:

varlıklar:

kendileri:

var edilmeye:

muhtaçtır.

Kur’an:

bu yüzden:

insana:

şunu:

sordurur:

Yaratılmış olan, nasıl yaratana denk tutulabilir?

Ayetin:

merkezinde:

yalnız:

putlar:

yoktur.

Daha geniş:

bir:

tevhid:

ilkesi:

vardır:

Yaratıcı ile yaratılmış arasındaki sınırı korumak.

1️⃣ “Hiçbir Şey Yaratamayanları Allah’a Ortak mı Koşuyorlar?” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“E yüşrikûne mâ lâ yahluku şey’en…”

ifadesi:

yer alır.

Yaklaşık:

anlamıyla:

“Hiçbir şey yaratamayan varlıkları ortak mı koşuyorlar?”

Kur’an:

burada:

çok:

basit:

bir:

mantık:

kullanır.

İlah:

olarak:

görülen:

şey:

kendisinin:

bile:

yaratıcısı:

değilse,

başkasının:

yaratıcısı:

nasıl:

olabilir?

Bu:

şirkin:

temel:

çelişkilerinden:

birini:

gösterir.

2️⃣ “Yaratmak” Burada Ne Anlama Gelir ❓​

Buradaki:

yaratma:

yalnız:

bir şeyi:

şekillendirmek:

değildir.

İnsan:

ahşaptan:

masa:

yapabilir.

Demirden:

araba:

üretebilir.

Bir:

mimar:

bina:

tasarlayabilir.

Ama:

bunlar:

var olan:

maddeleri:

kullanarak:

üretim:

ve:

düzenlemedir.

Kur’an’ın:

Allah’a:

nispet ettiği:

yaratıcılık:

çok daha:

temel:

bir:

anlam:

taşır:

Varlığın nihai kaynağı olmak.

İnsan:

malzemeyi:

yaratmaz.

Kendisini:

de:

yaratmaz.

3️⃣ İnsan Bir Şey Üretiyorsa “Yaratıcı” Sayılmaz mı ❓​

Günlük:

Türkçede:

“yaratıcı fikir”

veya:

“yaratıcı sanatçı”

gibi:

ifadeler:

kullanılabilir.

Burada:

kastedilen:

yenilikçilik:

ve:

üretkenliktir.

Bu:

Allah’ın:

mutlak:

yaratıcılığıyla:

aynı:

anlam:

değildir.

İnsan:

mevcut:

malzemeler,

yetenekler,

zihin

ve:

tabiat:

kanunları:

içinde:

üretir.

Allah’ın:

yaratıcılığı ise:

varlığın kendisinin nihai kaynağı olması

bakımından:

eşsizdir.

4️⃣ “Kendileri de Yaratılmıştır” İfadesi Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

Çünkü:

ayet:

Allah’a:

ortak:

koşulan:

varlıkların:

en:

temel:

özelliğini:

hatırlatır:

Onlar da yaratılmıştır.

Bir:

put:

taştan:

yapılmıştır.

Taşı:

Allah:

yaratmıştır.

Putun:

şeklini:

insan:

vermiştir.

Bir:

insan:

ilahlaştırılıyorsa:

o:

insan da:

doğmuştur,

büyümüştür,

yemeğe,

uykuya

ve:

hayata:

muhtaçtır.

Yani:

muhtaç olan varlık, mutlak ilah olamaz.

5️⃣ Bu Ayet Özellikle Putperestliği mi Eleştiriyor ❓​

Ayetin:

tarihsel:

bağlamında:

putperestlik:

elbette:

önemli:

bir:

hedeftir.

İnsanlar:

kendi:

elleriyle:

yaptıkları:

putlara:

ilahî:

güçler:

nispet:

edebiliyorlardı.

Kur’an:

şunu:

sorar:

Sizin şekil verdiğiniz ve hiçbir şey yaratamayan nesneleri, yaratıcı Allah’a nasıl ortak koşabilirsiniz?

Ama:

ayetin:

tevhid:

ilkesi:

bundan:

daha:

geniştir.

6️⃣ Putun Kendisi Bile İnsan Tarafından Yapılıyorsa Buradaki Çelişki Nedir ❓​

Çelişki:

çok:

açıktır.

İnsan:

bir:

taş:

alıyor.

Onu:

kesiyor.

Şekil:

veriyor.

Bir:

heykel:

oluşturuyor.

Sonra:

kendi:

yaptığı:

nesnenin:

önüne:

geçip:

ondan:

olağanüstü:

ilahî:

güç:

bekliyor.

Kur’an:

bu:

ilişkiyi:

tersine:

çevirir:

Seni kurtarmasını beklediğin şeyi sen yaptın.

Bu:

tevhid:

mantığı:

açısından:

derin:

bir:

çelişkidir.

7️⃣ Yaratılmış Bir İnsanı Aşırı Yüceltmek de Bu İlkeyle İlgili midir ❓​

Evet.

  1. ayetin:
ilkesi:

yalnız:

taş:

ve:

heykellerle:

sınırlı:

düşünülmemelidir.

Bir:

insan:

ne kadar:

büyük:

olursa:

olsun:

yaratılmıştır.

Peygamber:

de:

yaratılmıştır.

Âlim:

de:

yaratılmıştır.

Hükümdar:

da:

yaratılmıştır.

Veli:

de:

yaratılmıştır.

Hiçbiri:

Allah’ın:

yaratıcılığına:

ortak:

değildir.

Bu:

onlara:

saygı:

duymayı:

engellemez.

Ama:

saygı ile ilahlaştırma arasındaki sınırı korur.

8️⃣ Peygamberlere Saygı Duymak ile Onları İlahlaştırmak Arasındaki Fark Nedir ❓​

Peygamberler:

Allah’ın:

seçkin:

elçileridir.

Onları:

sevmek,

örnek:

almak

ve:

saygı:

duymak:

başka:

bir şeydir.

Onlara:

Allah’a:

ait:

mutlak:

yaratıcılık,

sınırsız:

gayb:

bilgisi

veya:

bağımsız:

ilahî:

kudret:

vermek:

başka:

bir şeydir.

  1. ayette:
Hz. Muhammed’in:

bizzat:

“Allah’ın dilediği dışında kendime fayda ve zarar vermeye gücüm yetmez.”

demesi:

bu:

sınırı:

çok:

açık:

biçimde:

göstermişti.

9️⃣ Bir İnsandan Yardım İstemek Allah’a Ortak Koşmak mıdır ❓​

Hayır.

Bu:

çok:

önemli:

bir:

ayrımdır.

Bir:

doktordan:

tedavi:

istemek:

şirk:

değildir.

Bir:

arkadaştan:

yardım:

istemek:

şirk:

değildir.

Bir:

ustadan:

tamir:

istemek:

şirk:

değildir.

Bir:

öğretmenden:

bilgi:

istemek:

şirk:

değildir.

Çünkü:

bunlar:

insanların:

Allah’ın:

yarattığı:

sebepler:

düzeni:

içinde:

yapabildiği:

şeylerdir.

Sorun:

bir:

yaratılmışa:

Allah’a ait bağımsız ve mutlak kudreti vermektir.

🔟 Sebeplere Başvurmak Tevhidle Çelişir mi ❓​

Hayır.

Tevhid:

sebepleri:

reddetmez.

İslam:

insana:

“Hastalandığında doktora gitme.”

demez.

“Çalışma.”

demez.

“Tedbir alma.”

demez.

Tam tersine:

insan:

sebeplere:

başvurur.

Ama:

şunu:

bilir:

Sebep, kendi başına mutlak bir ilahî güç değildir.

İlaç:

bir:

sebeptir.

Doktor:

bir:

sebeptir.

Çalışmak:

bir:

sebeptir.

Ama:

nihai:

varlık:

ve:

kudret:

Allah’a:

aittir.

1️⃣1️⃣ Para, Güç veya Teknoloji de İnsan Tarafından “Mutlaklaştırılabilir” mi ❓​

Evet.

Ama:

burada:

çok:

dikkatli:

bir:

dil:

kullanmak:

gerekir.

Parayı:

çok:

sevmek:

tek başına:

teolojik:

anlamda:

şirk:

değildir.

Teknolojiye:

güvenmek:

de:

otomatik:

olarak:

şirk:

sayılmaz.

Fakat:

tevhid:

insana:

şu:

soruyu:

sordurur:

Ben yaratılmış bir şeyi, hayatımın mutlak ve vazgeçilmez efendisi hâline getiriyor muyum?

Bu:

ahlaki:

bir:

öz muhasebedir.

1️⃣2️⃣ İnsan Neden Yaratılmış Şeyleri Mutlaklaştırmaya Eğilim Gösterir ❓​

Çünkü:

yaratılmış:

şeyler:

gözümüzün:

önündedir.

Para:

görülür.

Makam:

görülür.

Güçlü:

bir insan:

görülür.

Teknoloji:

görülür.

Ama:

iman:

insanın:

görünür:

sebeplerin:

ötesinde:

nihai:

kaynağı:

hatırlamasını:

ister.

İnsan:

bazen:

gördüğü:

aracı:

o kadar:

büyütür ki:

aracın arkasındaki yaratıcıyı unutabilir.

1️⃣3️⃣ “Muhtaç Olan İlah Olamaz” Düşüncesi Bu Ayetin Mantığıyla Uyumlu mudur ❓​

Evet.

Ayet:

tam da:

yaratılmış:

olmanın:

muhtaçlık:

boyutunu:

hatırlatır.

Yaratılmış:

olan:

başlangıcı:

olan:

bir:

varlıktır.

Varlığını:

kendisine:

borçlu:

değildir.

İnsan:

doğmak:

için:

anne-babaya:

muhtaçtır.

Yaşamak:

için:

suya,

havaya,

besine:

muhtaçtır.

Bu:

muhtaçlık:

insanın:

ilah:

olamayacağını:

gösterir.

Mutlak ilah, varlığını başka bir varlığa borçlu olamaz.

1️⃣4️⃣ Allah’ın Yaratılmış Olmaması Ne Anlama Gelir ❓​

İslam’ın:

Allah:

anlayışında:

Allah:

yaratılmış:

değildir.

Başlangıcı:

yoktur.

Varlığı:

başkasına:

bağlı:

değildir.

O:

varlığın:

nihai:

kaynağıdır.

Bu nedenle:

“Allah’ı kim yarattı?”

sorusu:

Allah’ı:

yaratılmış:

varlıklarla:

aynı:

kategoriye:

yerleştirerek:

başladığı:

için:

İslam’ın:

Allah:

tanımını:

kaçırır.

Allah:

yaratılmış:

zincirin:

bir:

halkası:

değil,

yaratılmış olanın nihai yaratıcısıdır.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet İnsanın Kendi Gücüne Bakışını Nasıl Değiştirebilir ❓​

İnsan:

başarılı:

olabilir.

Çok:

zeki:

olabilir.

Büyük:

işler:

kurabilir.

Milyonlarca:

insanı:

etkileyebilir.

Ama:

kendisini:

yaratmamıştır.

Kalbinin:

atmasını:

her:

saniye:

kendi:

iradesiyle:

sağlamaz.

Dünyaya:

hangi:

ailede:

geleceğini:

seçmemiştir.

Bu:

farkındalık:

insanı:

küçültmek:

için:

değil,

kibrini ölçülü hâle getirmek için

önemlidir.

1️⃣6️⃣ Yaratılmış Olmak İnsanın Değerini Azaltır mı ❓​

Hayır.

Tam tersine:

Kur’an:

insanı:

Allah’ın:

yarattığı:

değerli:

bir:

varlık:

olarak:

sunar.

Yaratılmış:

olmak:

değersizlik:

değil,

kulluk ve bağımlılık gerçeğidir.

İnsan:

ilah:

değildir.

Ama:

sorumsuz:

bir:

nesne:

de:

değildir.

Aklı:

vardır.

İradesi:

vardır.

Ahlaki:

sorumluluğu:

vardır.

Değeri:

Allah:

olmasında:

değil,

Allah’ın yarattığı bilinçli ve sorumlu bir kul olmasındadır.

1️⃣7️⃣ Tevhid İnsanı Başka İnsanların Kölesi Olmaktan da Koruyabilir mi ❓​

Manevi:

ve:

ahlaki:

anlamda:

evet.

Eğer:

mutlak:

gücün:

yalnız:

Allah’a:

ait:

olduğunu:

biliyorsan,

bir:

insanı:

Allah gibi:

görmezsin.

Patronunu:

ilahlaştırmazsın.

Bir:

lideri:

hatasız:

saymazsın.

Bir:

âlimin:

her:

sözünü:

vahiy:

gibi:

görmezsin.

Bir:

ünlüye:

tapınma:

ölçüsünde:

bağlanmazsın.

Çünkü:

hepsinin:

ortak:

bir:

özelliği:

vardır:

Onlar da yaratılmıştır.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 190. ve 191. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
insanın:

kendisine:

verilen:

nimet:

konusunda:

Allah’a:

ortaklar:

koşması:

eleştirilmişti.

  1. ayet:
hemen:

ardından:

şu:

mantıksal:

soruyu:

sorar:

“Hiçbir şey yaratamayan ve kendileri yaratılmış olanları mı ortak koşuyorlar?”

Yani:

  1. ayet:
şirk davranışını

gösterir.

  1. ayet:
ise:

bu davranışın akli çelişkisini

ortaya:

koyar.

Bir:

tarafta:

yaratan:

Allah:

vardır.

Diğer:

tarafta:

yaratılmış:

varlıklar.

Kur’an:

insana:

şunu:

sorar:

Bu ikisini nasıl aynı ilahî düzleme koyabilirsin?

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 191. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 191. ayet:

çok:

kısa:

bir:

soruyla:

tevhidin:

en:

temel:

mantığını:

öğretir:

“Hiçbir şey yaratamayan ve kendileri de yaratılmış olanları Allah’a ortak mı koşuyorlar?”

Bu:

soru:

insanın:

önüne:

çok:

net:

bir:

ayrım:

koyar:

Yaratan.

Ve:

yaratılan.

İslam’ın:

tevhid:

anlayışında:

bu:

iki:

kategori:

birbirine:

karıştırılmaz.

Allah:

yaratandır.

İnsan:

yaratılmıştır.

Melek:

yaratılmıştır.

Peygamber:

yaratılmıştır.

Evren:

yaratılmıştır.

Güneş:

yaratılmıştır.

Ay:

yaratılmıştır.

Dağ:

yaratılmıştır.

Yıldızlar:

yaratılmıştır.

Her:

şey:

Allah’ın:

yaratmasıyla:

varlık:

bulur.

Bu nedenle:

yaratılmış:

olan:

ne kadar:

etkileyici:

olursa:

olsun,

yaratanın yerine konulamaz.

Güneş:

muazzamdır.

Dünyaya:

ışık:

ve:

ısı:

ulaştırır.

Ama:

kendisi:

ilah:

değildir.

Çünkü:

o da:

belirli:

bir:

düzen:

içinde:

var:

olan:

yaratılmış:

bir:

gök:

cismidir.

İnsan:

çok:

zeki:

olabilir.

Bilim:

üretebilir.

Uzaya:

araç:

gönderebilir.

Hastalıkları:

tedavi:

edebilir.

Ama:

insan:

kendisinin:

bile:

nihai:

yaratıcısı:

değildir.

Bu:

insanın:

başarısını:

küçümsemez.

Tam tersine:

onu:

doğru:

yere:

koyar.

İnsan çok şey yapabilir; ama Allah değildir.

Bu:

cümle:

hem:

çok:

basit

hem de:

çok:

özgürleştiricidir.

Çünkü:

insan:

Allah:

olmadığını:

kabul:

ettiğinde:

her şeyi:

kontrol:

etmek:

zorunda:

olmadığını:

da:

anlayabilir.

Her:

sorunun:

cevabını:

bilmek:

zorunda:

değilsin.

Her:

insanı:

kurtarmak:

zorunda:

değilsin.

Her:

sonucu:

kontrol:

edemezsin.

Her:

tehlikeyi:

önceden:

göremezsin.

Her:

sevdiğini:

sonsuz:

süre:

koruyamazsın.

Çünkü:

sen:

yaratılmışsın.

Bu:

bir:

hakaret:

değil,

insanın:

hakikatidir.

Ve:

insanın:

kendisine:

yüklediği:

imkânsız:

yükleri:

azaltabilir.

Ayet:

bize:

başka:

insanlarla:

ilişkimizde:

de:

çok:

önemli:

bir:

denge:

verir.

Bir:

insanı:

çok:

sevebilirsin.

Ama:

o:

Allah:

değildir.

Anneni:

çok:

sevebilirsin.

Babanı:

çok:

sevebilirsin.

Eşini:

çok:

sevebilirsin.

Çocuğunu:

hayatından:

çok:

sevebilirsin.

Ama:

hepsi:

yaratılmıştır.

Bu:

sevgiyi:

azaltmaz.

Tam tersine:

sevgiyi:

daha:

gerçekçi:

hâle:

getirir.

Çünkü:

yaratılmış:

olan:

insan:

hata:

yapabilir.

Seni:

üzebilir.

Hastalanabilir.

Yaşlanabilir.

Bir gün:

ölebilir.

Eğer:

sen:

bir:

insanı:

hayatının:

mutlak:

dayanağı:

hâline:

getirirsen,

o:

insanın:

taşıyamayacağı:

bir:

yükü:

ona:

yüklemiş:

olursun.

Eş:

eş:

olarak:

sevilir.

Çocuk:

çocuk:

olarak:

sevilir.

Peygamber:

peygamber:

olarak:

sevilir.

Âlim:

âlim:

olarak:

saygı:

görür.

Ama:

Allah’ın yeri Allah’a aittir.

Tevhid:

işte:

bu:

sınırları:

koruyan:

bir:

iman:

biçimidir.

Ayet:

insanın:

günlük:

hayatında:

kullandığı:

sebepleri:

de:

doğru:

yere:

yerleştirir.

Mesela:

hasta:

oldun.

Doktora:

gittin.

Doktor:

çok:

başarılı:

bir:

ameliyat:

yaptı.

Elbette:

ona:

teşekkür:

edersin.

“Doktor beni kurtardı.”

diye:

günlük:

dilde:

de:

söyleyebilirsin.

Buradaki:

kastın:

doktorun:

tıbbi:

müdahalesinin:

hayatında:

önemli:

bir:

sebep:

olmasıdır.

Ama:

doktoru:

hayatın:

ve:

ölümün:

mutlak:

sahibi:

saymazsın.

Çünkü:

doktor:

da:

yaratılmıştır.

Onun:

bilgisi:

sınırlıdır.

Gücü:

sınırlıdır.

En:

iyi:

doktor:

bile:

her:

hastayı:

kurtaramaz.

Bu:

doktoru:

değersiz:

yapmaz.

Tam tersine:

onun:

emeğine:

teşekkür:

ederken:

gücünün:

sınırını:

da:

biliriz.

Aynı:

şey:

para:

için:

geçerlidir.

Para:

çok:

faydalıdır.

Ev:

alabilirsin.

Yemek:

alabilirsin.

Tedavi:

olabilirsin.

Çocuğuna:

eğitim:

sağlayabilirsin.

Ama:

para:

her şeyi:

satın:

alamaz.

Kaybedilen:

zamanı:

geri:

getiremez.

Ölmüş:

bir:

insanı:

geri:

getiremez.

Sevgiyi:

garanti:

edemez.

Vicdanı:

satın:

alamaz.

Ölümü:

sonsuz:

erteleyemez.

Para:

güçlü:

bir:

araçtır.

Ama:

ilah değildir.

Teknoloji:

için:

de:

aynı:

şey:

geçerlidir.

İnsan:

çok:

büyük:

ilerlemeler:

kaydedebilir.

Yapay:

zekâ:

geliştirebilir.

Genetik:

bilgiyi:

okuyabilir.

Uzaya:

gidebilir.

Robotlar:

yapabilir.

Bütün:

bunlar:

insan:

aklının:

çok:

etkileyici:

başarılarıdır.

Ama:

bunların:

hiçbiri:

insanı:

Allah:

yapmaz.

İnsan:

var:

olan:

evrenin:

kuralları:

içinde:

çalışır.

Kendi:

bedenini:

bile:

sıfırdan:

yaratmış:

değildir.

Bu yüzden:

bilim:

büyüdükçe:

insanın:

kibri:

zorunlu:

olarak:

büyümek:

zorunda:

değildir.

Tam tersine:

evren:

hakkında:

öğrendiklerimiz:

ne kadar büyük bir gerçekliğin içinde yaşadığımızı

daha:

fazla:

gösterebilir.

Ayet:

bize:

liderler:

konusunda:

da:

çok:

önemli:

bir:

ölçü:

verebilir.

Bir:

lider:

çok:

başarılı:

olabilir.

Bir:

toplumu:

değiştirebilir.

Büyük:

işler:

başarabilir.

Ama:

yaratılmış:

bir:

insandır.

Yanılabilir.

Hata:

yapabilir.

Eleştirilebilir.

Hiçbir:

insanın:

sözü:

yalnız:

o:

söyledi:

diye:

mutlak:

hakikat:

hâline:

gelmez.

Bu:

dini:

kişiler:

için:

de:

geçerlidir.

Bir:

alim:

çok:

bilgili:

olabilir.

Ama:

Allah:

değildir.

Bir:

şeyh:

çok:

saygı:

görebilir.

Ama:

yaratılmıştır.

Bir:

insanın:

çok:

takipçisi:

olması:

onu:

hatasız:

hâle:

getirmez.

Tevhid:

bu anlamda:

yalnız:

Allah’a:

inanmak:

değildir.

Aynı zamanda:

hiçbir yaratılmışı Allahlaştırmamaktır.

Bu:

insanı:

kendi:

egosuna:

karşı:

da:

korur.

Çünkü:

bazen:

insanın:

en:

büyük:

putu:

dışarıda:

değil,

kendi:

içinde:

olabilir.

Kendisini:

her:

şeyin:

merkezi:

görür.

“Ben yaptım.”

“Ben bilirim.”

“Ben olmasam hiçbir şey olmaz.”


demeye:

başlar.

Ama:

ayet:

ona:

sessizce:

şunu:

hatırlatır:

“Sen de yaratıldın.”

Bu:

cümle:

kibri:

çok:

güçlü:

biçimde:

sarsabilir.

Sen:

doğduğun:

günü:

seçmedin.

Anne-babanı:

seçmedin.

Genetik:

özelliklerinin:

çoğunu:

seçmedin.

İlk:

nefesini:

kendin:

yaratmadın.

Kalbini:

kendin:

tasarlamadın.

Beynini:

kendin:

inşa:

etmedin.

Ve:

bir gün:

bu:

dünyadan:

ayrılacaksın.

İnsan:

bunu:

hatırlayınca:

başarısı:

değersiz:

olmaz.

Ama:

kibri:

ölçüsünü:

bulabilir.

Belki de A‘râf 191’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hayatımızda yaratan ile yaratılan arasındaki sınırı gerçekten koruyor muyuz, yoksa bazen bir insanı, parayı, gücü, bilgiyi veya kendi egomuzu taşıyamayacağı kadar mutlak bir yere mi koyuyoruz?

Çünkü:

tevhid:

yalnız:

“Allah birdir.”

demek:

değildir.

Aynı zamanda:

Allah olmayan hiçbir şeyi Allah’ın yerine koymamaktır.

İnsanları:

sev.

Ama:

ilahlaştırma.

Sebepleri:

kullan.

Ama:

mutlaklaştırma.

Bilgiye:

değer:

ver.

Ama:

her şeyi:

bildiğini:

sanma.

Para:

kazan.

Ama:

paranın:

kuluna:

dönüşme.

Başarılı:

ol.

Ama:

kendini:

kendi:

varlığının:

yaratıcısı:

sanma.

Çünkü:

A‘râf 191:

insana:

çok:

sade:

bir:

gerçek:

hatırlatır:

Yaratılmış olan ne kadar güçlü görünürse görünsün, yaratılmıştır.

Ve:

yaratılmış:

olan:

ile:

Yaratan:

aynı:

değildir.

İşte:

tevhidin:

en:

temel:

özgürlüklerinden:

biri:

de:

burada:

başlar:

Allah’tan başka hiçbir şeyi mutlaklaştırmak zorunda değilsin.


“İnsanı sev ama onu ilah yapma; parayı kullan ama ona teslim olma; bilgiyi ara ama her şeyi bildiğini sanma; gücünü kullan ama kendini mutlak görme. Çünkü yaratılmış olanın değeri vardır, fakat Yaratan’ın yeri yalnız Allah’a aittir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt