📖 A‘râf Suresi 175. Ayette “Onlara, Kendisine Ayetlerimizi Verdiğimiz Hâlde Onlardan Sıyrılıp Uzaklaşan Kimsenin Haberini Oku; Derken Şeytan Onu

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,797
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 175. Ayette “Onlara, Kendisine Ayetlerimizi Verdiğimiz Hâlde Onlardan Sıyrılıp Uzaklaşan Kimsenin Haberini Oku; Derken Şeytan Onu Peşine Taktı da O, Azgınlardan Oldu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsanı hakikate yaklaştıran yalnız bilgi değildir; bildiğine sadakatidir. Çünkü insan çok şey öğrenip yine de çıkarının, kibrinin veya arzusunun peşinden giderek bilgisinden uzaklaşabilir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 174. ayetinde:

Allah’ın:

ayetleri ayrıntılı biçimde:

açıkladığı

ve bunun:

“Belki dönerler.”

amacını taşıdığı:

bildirilmişti.

  1. ayette ise:
çok çarpıcı:

bir insan örneği:

önümüze çıkarılır.

Bu kişi:

hakikatten:

habersiz değildir.

Tam tersine:

kendisine:

Allah’ın ayetleri verilmiştir.

Yani:

bilgiye:

yakındır.

Hakikati:

tanımıştır.

Fakat:

sonra:

ayetlerden:

“sıyrılır.”

Onlarla:

arasındaki bağı:

koparır.

Ardından:

Şeytan:

onu:

peşine takar

ve:

o kişi:

yolunu kaybedenlerden:

olur.

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Onlara, kendisine ayetlerimizi verdiğimiz hâlde onlardan sıyrılıp uzaklaşan kimsenin haberini oku. Şeytan da onun peşine düştü ve sonunda o, azgınlardan oldu.”

Bu ayet:

çok önemli:

bir gerçeği:

önümüze koyar:

Bilmek ile yaşamak aynı şey değildir.

İnsan:

hakikati:

öğrenebilir.

Ayetleri:

bilebilir.

Dini:

anlatabilir.

Ama:

kendi:

arzuları,

çıkarları,

kibri

veya:

başka tutkuları:

hakikatin önüne:

geçerse,

bildiği şey:

onu:

otomatik olarak:

korumaz.

1️⃣ “Onlara Bu Kimsenin Haberini Oku” Ne Demektir ❓​

Allah:

Hz. Muhammed’e:

bir kişinin:

ibret verici:

hikâyesini:

anlatmasını:

emreder.

Burada:

amaç:

yalnız:

geçmişte yaşamış:

bir kişiyi:

tanıtmak:

değildir.

Asıl hedef:

insanın bilgiyle ilişkisini sorgulatmaktır.

Çünkü:

bu kişi:

hakikati:

hiç duymamış:

bir insan:

değildir.

Tam tersine:

kendisine:

ayetler:

verilmiştir.

2️⃣ Ayetteki Kişi Kimdir ❓​

Kur’an:

bu kişinin:

adını:

vermez.

Klasik tefsirlerde:

bu kişi:

çoğu zaman:

Bel‘am bin Bâûrâ

gibi isimlerle:

ilişkilendirilmiştir.

Başka:

rivayetler de:

bulunur.

Ancak:

Kur’an’ın:

kendisi:

isim söylemez.

Bu nedenle:

bu kişiyi belirli bir isimle kesin biçimde tanımlamak doğru değildir.

Ayetin:

vermek istediği:

asıl ders:

kişinin adı değil,

hakikat bilgisine sahip olduğu hâlde ondan uzaklaşmasıdır.

3️⃣ “Kendisine Ayetlerimizi Verdik” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

ona:

ilahî işaretler,

bilgi,

rehberlik

veya:

vahyin hakikatlerinden:

bir pay:

verildiğini:

gösterir.

Yani:

bu kişi:

karanlıkta:

değildir.

Hakikat:

ona:

ulaşmıştır.

Dolayısıyla:

sorun:

bilgisizlik:

değildir.

Bilinen hakikate sadık kalmamaktır.

4️⃣ Çok Bilmek İnsanı Otomatik Olarak Doğru Yolda Tutar mı ❓​

Hayır.

Bu ayet:

bunun:

çok güçlü:

bir örneğidir.

İnsan:

çok bilgiye:

sahip olabilir.

Din hakkında:

çok şey:

bilebilir.

Ayetleri:

ezberleyebilir.

Tefsir:

okuyabilir.

Başkalarına:

nasihat:

edebilir.

Ama:

kendi hayatında:

bildiğinin:

tersini:

yapabilir.

Bu yüzden:

bilginin değeri, insanın onunla nasıl yaşadığıyla tamamlanır.

5️⃣ “Ayetlerden Sıyrıldı” İfadesi Neden Çok Çarpıcıdır ❓​

Ayet:

Arapçada:

“fenseleha minhâ”

ifadesini:

kullanır.

Bu:

bir şeyden:

sıyrılmak,

kabuğundan:

çıkmak,

üzerinden:

çekip çıkarmak:

gibi:

çok güçlü:

bir anlam:

taşır.

Sanki:

hakikat:

onun:

üzerinde:

bir koruyucu:

örtü:

gibidir.

Ama:

o:

kendini:

ondan:

çıkarır.

Bu:

pasif:

bir unutma:

değil,

aktif bir uzaklaşma

gibi:

anlaşılır.

6️⃣ İnsan Hakikatten Nasıl “Sıyrılır” ❓​

Bir anda:

olmayabilir.

Önce:

küçük:

tavizler:

başlar.

Sonra:

çıkar:

hakikatin önüne:

geçer.

İnsan:

kendi davranışını:

savunmaya:

başlar.

Sonra:

bildiği ölçüyü:

kendisine:

uygulamaktan:

vazgeçer.

Bir süre sonra:

hakikat:

ona:

rahatsızlık:

vermeye:

başlayabilir.

Ve:

nihayet:

bir zamanlar savunduğu şeye karşı yaşamaya başlayabilir.

7️⃣ Bilgi Neden İnsanı Her Zaman Kurtarmaya Yetmez ❓​

Çünkü:

insan:

yalnız:

akıldan:

ibaret:

değildir.

Arzuları:

vardır.

Kibri:

vardır.

Korkuları:

vardır.

Çıkarları:

vardır.

Başkalarının:

onayına:

duyduğu:

ihtiyaç:

vardır.

Bilgi:

bunlarla:

çatıştığında:

insan:

bazen:

bildiğini:

değil,

istediğini:

seçebilir.

Bu nedenle:

ahlak, yalnız doğruyu bilmek değil; doğruyu seçebilecek bir karakter geliştirmektir.

8️⃣ Dini Bilgi İnsanın Kibrini Artırabilir mi ❓​

Eğer:

insan:

dikkat etmezse:

evet.

Bilgi:

onu:

tevazuya:

götürmelidir.

Ama:

insan:

“Ben biliyorum, diğerleri bilmiyor.”

diyerek:

kendisini:

üstün:

görmeye:

başlayabilir.

Bu durumda:

bilgi:

onu:

Allah’a:

yaklaştırmak yerine:

egosunu büyüten bir sermayeye

dönüşebilir.

Bu:

çok tehlikeli:

bir dönüşümdür.

9️⃣ Ayet Bilgi Sahiplerine Neden Daha Büyük Bir Uyarı Taşır ❓​

Çünkü:

bilgi:

sorumluluğu:

artırır.

Bir insan:

yanlışın:

ne olduğunu:

bilmiyorsa:

bir durumdur.

Ama:

doğruyu:

çok iyi bildiği:

hâlde:

bilinçli biçimde:

tersini:

yapıyorsa:

başka bir:

durumdur.

Bu yüzden:

A‘râf 175:

özellikle:

dini bilgi taşıyan insanlar için güçlü bir öz eleştiri ayetidir.

🔟 “Şeytan Onun Peşine Düştü” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

kişinin:

ayetlerden:

sıyrılmasının ardından:

Şeytan’ın:

onu:

takip ettiğini:

bildirir.

Bu:

çok önemli:

bir sıralamadır.

Önce:

insan:

hakikatle:

bağını:

koparır.

Sonra:

Şeytan’ın:

etkisine:

daha açık:

hâle gelir.

Yani:

Şeytan:

onu:

zorla:

hakikatten:

koparmış gibi:

anlatılmaz.

İnsan:

önce:

bir kapı:

açmıştır.

1️⃣1️⃣ Şeytan İnsanı Zorla Günaha Sokabilir mi ❓​

Kur’an’ın:

genel anlatımında:

Şeytan:

insanı:

zorla:

yönetmez.

Vesvese:

verir.

Kötülüğü:

süsler.

Yanlışı:

cazip:

gösterebilir.

Ama:

insanın:

iradesi:

ortadan:

kalkmaz.

Bu nedenle:

“Şeytan yaptırdı.”

demek:

kişisel:

sorumluluğu:

tamamen:

kaldırmaz.

1️⃣2️⃣ Şeytan En Çok İnsanın Hangi Zayıflıklarından Yararlanır ❓​

İnsanların:

zayıflıkları:

farklıdır.

Birinin:

zaafı:

para:

olabilir.

Bir başkasının:

şöhret:

olabilir.

Başkasının:

öfke:

olabilir.

Bir diğerinin:

cinsellik,

makam,

kibir,

intikam

veya:

başkalarının:

takdiri:

olabilir.

Şeytan’ın:

cazibesi:

çoğu zaman:

insanın:

zaten içinde:

taşıdığı:

bir zaafla:

buluşur.

1️⃣3️⃣ “Sonunda Azgınlardan Oldu” Ne Demektir ❓​

Ayetin:

sonunda:

“fe kâne mine’l-gâvîn”

denir.

Bu:

doğru yoldan:

sapan,

şaşıran,

yanlış:

yönelişin:

içine giren:

kimselerden:

olmak:

anlamına:

gelir.

Dikkat edilirse:

başlangıç:

bilgidir.

Son:

ise:

sapmadır.

Bu:

çok ağır:

bir dönüşümdür.

Ve:

bize:

şunu:

öğretir:

Geçmişte doğruyu bilmiş olmak, gelecekte de mutlaka doğru kalacağımızın garantisi değildir.

1️⃣4️⃣ Geçmişteki İyilikler İnsanı Gelecekteki Yanlışlardan Korur mu ❓​

Her zaman:

değil.

Bir insan:

yıllarca:

çok güzel:

yaşamış:

olabilir.

Ama:

sonra:

çok kötü:

bir karar:

verebilir.

Bu yüzden:

iman

ve:

ahlak:

bir kez kazanılıp sonsuza kadar otomatik çalışan bir sertifika değildir.

İnsan:

kendini:

sürekli:

gözden:

geçirmelidir.

1️⃣5️⃣ İnsan “Ben Artık Sağlamım” Dediğinde Tehlike Başlayabilir mi ❓​

Bazen:

evet.

Çünkü:

ahlaki:

özgüven:

dikkat:

kaybına:

dönüşebilir.

İnsan:

“Ben böyle şey yapmam.”

der.

Sonra:

kendini:

riskli:

ortamlara:

sokar.

“Bana bir şey olmaz.”

der.

Sonra:

zaafını:

küçümser.

Oysa:

olgunluk:

yalnız:

kendine:

güvenmek:

değil,

kendi zayıflıklarını da tanımaktır.

1️⃣6️⃣ Ayet Dini Bilgiyi Çıkar İçin Kullanmak Konusunda Ne Düşündürür ❓​

Bu ayetin:

en güçlü:

ahlaki çağrılarından biri:

budur.

İnsan:

dini bilgiyi:

Allah’a:

yaklaşmak için:

kullanabilir.

Ama:

aynı bilgiyi:

para,

makam,

şöhret,

nüfuz

veya:

başkasını:

yönetmek için:

de kullanabilir.

Bu durumda:

bilgi:

hakikate:

hizmet etmek yerine:

kişisel çıkarın aracına

dönüşebilir.

Bu:

ayetlerin:

ruhuna:

çok büyük:

bir ihanet:

olabilir.

1️⃣7️⃣ Hakikati Bildiği Hâlde Uzaklaşan Bir İnsan Geri Dönebilir mi ❓​

Ayet:

burada:

onun:

sapmasını:

anlatır.

Ama:

Kur’an’ın:

genel mesajında:

samimi:

tövbe:

kapısı:

açıktır.

Bu nedenle:

bir insan:

hakikatten:

uzaklaşmış:

olsa bile:

hayatta olduğu:

sürece:

dönüş:

imkânını:

küçümsememelidir.

Fakat:

bu:

yanlışta:

ısrarı:

meşrulaştırmak:

değildir.

Dönüş fırsatı, uzaklaşmayı hafife almak için değil, geri gelmek için vardır.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 174. ve 175. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Allah:

ayetleri:

ayrıntılı biçimde:

açıkladığını:

ve:

“belki dönerler”

dediğini:

bildirmişti.

  1. ayette ise:
ayetlere:

ulaştığı hâlde:

onlardan:

sıyrılan:

bir insan:

örneği:

verilir.

Birlikte:

çok güçlü:

bir ders:

ortaya çıkar:

Hakikat insana gösterilebilir; fakat insan yine de ona nasıl cevap vereceğini seçer.

Bilgi:

kapıyı:

açar.

Ama:

o kapıdan:

yürümek:

insanın:

sorumluluğudur.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 175. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 175. ayet:

insanın:

en tehlikeli:

yanılgılarından:

birini:

yıkar:

“Biliyorum, o hâlde güvendeyim.”

Hayır.

Bilmek:

çok değerlidir.

Ama:

tek başına:

yeterli:

değildir.

Ayetin:

anlattığı kişi:

cahil:

değildir.

Ayetlerden:

habersiz:

değildir.

Hakikate:

uzak bir:

coğrafyada:

yaşamış:

bir kişi:

olarak:

sunulmaz.

Tam tersine:

Allah:

“Kendisine ayetlerimizi verdik.”

der.

Ama:

sonra:

çok çarpıcı:

bir ifade:

gelir:

“Onlardan sıyrıldı.”

İşte:

ayetin:

en sarsıcı:

noktası:

budur.

İnsan:

hakikati:

tanıyabilir

ve:

sonra:

ondan:

uzaklaşabilir.

Bu:

bize:

imanın:

ve ahlakın:

sürekli:

korunması:

gerektiğini:

hatırlatır.

Bir insan:

bugün:

dürüst:

olabilir.

Ama:

dürüstlüğünü:

yarın da:

koruması gerekir.

Bugün:

merhametli:

olabilir.

Ama:

güç:

eline:

geçtiğinde:

merhametini:

koruyabilecek mi?

Bugün:

haramdan:

uzak:

durabilir.

Ama:

önüne:

çok büyük:

bir çıkar:

geldiğinde:

aynı:

ölçüyü:

koruyabilecek mi?

İşte:

hakikatle:

gerçek:

ilişki:

bu anlarda:

ortaya çıkar.

Ayet:

bize:

bilginin:

ahlaka:

dönüşmediğinde:

ne kadar:

kırılgan:

olabileceğini:

gösterir.

Bir insan:

adalet hakkında:

kitap:

yazabilir.

Ama:

kendi çıkarı:

söz konusu:

olunca:

adaletsiz:

davranabilir.

Merhamet:

üzerine:

konuşabilir.

Ama:

evinde:

insanları:

incitebilir.

Kul hakkını:

anlatabilir.

Ama:

çalışanının:

hakkını:

vermeyebilir.

Tevazuyu:

öğretebilir.

Ama:

kendisine:

itiraz edilince:

öfkeye:

kapılabilir.

İşte:

bilgiyle:

ahlak arasındaki:

mesafe:

burada:

ortaya çıkar.

Bu ayet:

özellikle:

din anlatan:

insanlar için:

çok büyük:

bir:

ayna:

olmalıdır.

Çünkü:

din hakkında:

konuşmak:

insana:

manevi:

bir dokunulmazlık:

kazandırmaz.

Kur’an:

bilen:

insan da:

yanılabilir.

Tefsir:

bilen:

insan da:

nefsine:

yenilebilir.

Dini:

çok güzel:

anlatan:

bir insan:

kendi hayatında:

aynı:

hakikate:

sadık kalmayabilir.

Bu yüzden:

dini bilgi:

insanın:

kendini:

başkalarından:

üstün görmesine:

değil,

kendi sorumluluğunu daha ağır hissetmesine

neden olmalıdır.

Ayetin:

“sıyrılmak”

ifadesi:

bir başka:

çok derin:

ders:

verir.

İnsan:

çoğu zaman:

hakikatten:

bir anda:

kopmaz.

Bir süreç:

yaşar.

Önce:

küçük:

bir taviz.

Sonra:

bir tane:

daha.

Sonra:

bir bahaneyle:

vicdan:

susturulur.

Sonra:

“Zaten herkes böyle.”

denir.

Sonra:

yanlış:

normalleşir.

Ve:

bir süre sonra:

insan:

bir zamanlar:

kendisini:

koruyan:

ölçülerden:

tamamen:

uzaklaşabilir.

Bu:

ahlaki:

sıyrılmadır.

Bir giysinin:

bedenden:

çıkarılması:

gibi,

insan:

kendini:

koruyan:

ilkelerden:

tek tek:

çıkabilir.

İlk başta:

dürüstlük:

vardır.

Sonra:

“Bu seferlik.”

denir.

İlk başta:

kul hakkı:

önemlidir.

Sonra:

“Ama ben de çok emek verdim.”

denir.

İlk başta:

adalet:

önemlidir.

Sonra:

“Bu benim arkadaşım.”

denir.

İlk başta:

tevazu:

vardır.

Sonra:

“Ben kimim biliyor musun?”

başlar.

Ve:

insan:

fark etmeden:

kendi:

ahlaki zırhını:

çıkarabilir.

Şeytan’ın:

arkasından:

gelmesi:

de:

bu yüzden:

çok anlamlıdır.

İnsan:

hakikatle:

bağını:

zayıflattığında:

vesveseye,

kibre,

çıkarın:

cazibesine

ve:

yanlışın:

süslenmesine:

daha açık:

hale gelebilir.

Ama:

burada:

bütün suçu:

Şeytan’a:

atmak:

da:

doğru değildir.

Çünkü:

ayet:

önce:

kişinin:

ayetlerden:

sıyrıldığını:

söyler.

Sonra:

Şeytan’ın:

onu:

takip ettiğini:

anlatır.

Yani:

insanın:

seçimi:

önemlidir.

Bu:

günlük hayatta:

çok güçlü:

bir:

sorumluluk:

dersidir.

“Beni arkadaşlarım bozdu.”

“Çevrem yüzünden böyle oldum.”

“Şeytan kandırdı.”


Bunların:

etkisi:

olabilir.

Ama:

insanın:

kendi:

iradesini:

tamamen:

yok sayması:

doğru değildir.

Çevre:

etkiler.

Şeytan:

vesvese:

verir.

Arzu:

çeker.

Ama:

insan:

kendi:

cevabından:

sorumludur.

Ayet:

bize:

başka bir:

çok güçlü:

soru:

daha yöneltir:

Biz hakikati seviyor muyuz, yoksa hakikat yalnız bize uygun olduğu sürece mi onu seviyoruz?

Bu:

çok zor:

bir sorudur.

Bir ayet:

başkasını:

eleştiriyorsa:

hoşumuza:

gidebilir.

Ama:

aynı ayet:

bize:

dokunduğunda:

rahatsız:

olabiliriz.

Bir hüküm:

çıkarımıza:

uyuyorsa:

çok güçlü:

savunabiliriz.

Ama:

aynı ilke:

bize:

zarar:

verdiğinde:

başka:

yorumlar:

aramaya:

başlayabiliriz.

İşte:

hakikate:

sadakat:

tam da:

burada:

ölçülür.

Hakikat sana karşı olduğunda da hakikat diyebiliyor musun?

İnsan:

kendisini:

bu soruyla:

sınamalıdır.

Ayetin:

en önemli:

uyarılarından biri:

şudur:

Geçmişteki maneviyatına güvenip bugünkü durumunu ihmal etme.

Bir zamanlar:

çok iyi:

olmuş:

olabilirsin.

Bir zamanlar:

çok ibadet:

etmiş:

olabilirsin.

Bir zamanlar:

çok dürüst:

yaşamış:

olabilirsin.

Ama:

ahlak:

geçmişte:

alınmış:

bir diploma:

değildir.

Bugün:

nasılsın?

Bugün:

hangi:

kararı:

veriyorsun?

Bugün:

bildiğin:

hakikatle:

nasıl:

yaşıyorsun?

Asıl:

soru:

budur.

Belki de A‘râf 175’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bildiğimiz hakikatler gerçekten bizi mi taşıyor, yoksa biz onları yalnız işimize geldiğinde taşıdığımız bir bilgi yüküne mi dönüştürüyoruz?

Çünkü:

insanı:

kurtaran:

yalnız:

bilginin:

çokluğu:

değildir.

Bilginin:

kalbe,

ahlaka

ve:

davranışa:

dönüşmesidir.

Ve:

bu ayetin:

bize bıraktığı:

çok güçlü:

uyarı:

şudur:

Hakikati bilmekle yetinme; ondan sıyrılmamak için karakterini de koru. Çünkü insan bazen bilgisini kaybetmeden de bilgisinin gereğinden uzaklaşabilir.


“Bilgi seni otomatik olarak korumaz; onu nefsine, çıkarına ve kibrine rağmen yaşayabildiğin ölçüde sana rehber olur. Hakikatten uzaklaşmanın en tehlikeli biçimi, doğruyu unutmak değil; doğruyu bildiğin hâlde ona göre yaşamamaya alışmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt