A‘râf Suresi 163. Ayette “Onlara Deniz Kıyısındaki Şehri Sor; Hani Cumartesi Günü Yasağını Çiğniyorlardı. Cumartesi Günlerinde Balıkları Akın Akın Onlara Geliyor, Cumartesi Dışındaki Günlerde ise Gelmiyordu. Yoldan Çıkmaları Sebebiyle Onları Böyle İmtihan Ediyorduk” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İmtihan bazen insanın uzağında duran bir şeyle değil, tam elinin altında olup dokunmaması gereken şeyle gelir. Karakter, imkân olmadığı zaman değil; imkân varken sınırı koruyabildiğinde daha açık görünür.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 162. ayetinde:
İsrailoğullarından:
zulmedenlerin,
kendilerine söylenen sözü:
değiştirdikleri
ve:
bu bilinçli itaatsizlikleri sebebiyle:
ilahî bir azapla:
karşılaştıkları:
anlatılmıştı.
- ayette ise:
gündeme gelir.
Deniz kıyısında:
yaşayan bir topluluk,
Cumartesi gününe ilişkin:
ilahî sınıra:
uymakla:
sorumludur.
Fakat:
tam da yasak gününde:
balıklar:
onlara:
çok daha görünür:
şekilde gelir.
Diğer günlerde ise:
aynı şekilde:
gelmez.
Ayet şöyle bildirir:
“Onlara deniz kıyısındaki şehri sor. Hani Cumartesi günü yasağını çiğniyorlardı. Cumartesi günlerinde balıkları akın akın onlara geliyor, Cumartesi dışındaki günlerde ise gelmiyordu. Yoldan çıkmaları sebebiyle onları böyle imtihan ediyorduk.”
Bu ayet:
çok derin bir:
ahlak meselesini:
ortaya koyar:
Bir şeyi yapmaya gücün varken, yapmaman gerektiği için kendini tutabiliyor musun?
Çünkü:
imtihan:
çoğu zaman:
imkânsızlıkta değil,
imkân ile sınırın aynı anda bulunduğu yerde
belirginleşir.
“Onlara Deniz Kıyısındaki Şehri Sor” Ne Demektir
Allah:Hz. Muhammed’e:
ve onun üzerinden:
muhataplara:
geçmişte yaşanmış:
bir olayı:
hatırlatır.
Deniz kıyısında:
bir yerleşim:
vardır.
Buradaki insanların:
Cumartesi günü:
konusunda:
sınandıkları:
anlatılır.
Ayet:
şehrin adını:
açıkça:
vermez.
Bu nedenle:
asıl mesaj:
coğrafi isimden çok:
yaşanan ahlaki sınavdır.
Bu Şehir Tam Olarak Neresiydi
Tefsirlerde:şehrin:
Eyle
veya başka:
deniz kıyısı yerleşimleriyle:
ilişkilendirildiği:
yorumlar vardır.
Ancak:
A‘râf 163:
yer adını:
kesin biçimde:
söylemez.
Bu yüzden:
tahmini tarihsel yer bilgisini, ayetin kesin ifadesi gibi sunmamak gerekir.
Cumartesi Günü Yasağı Neydi
İsrailoğulları için:Cumartesi:
özel bir:
ibadet ve dinlenme günü:
olarak belirlenmişti.
Bu bağlamda:
balık avlama:
gibi bazı işler:
yasaklanmıştı.
Dolayısıyla:
mesele:
Cumartesinin kendisinin:
kötü olması:
değildir.
Mesele:
Allah’ın koyduğu özel sınırın bilinçli biçimde çiğnenmesidir.
“Cumartesi Gününü Aşıyorlardı” Ne Anlama Gelir
Ayet:onların:
Cumartesi için:
belirlenmiş sınırı:
ihlal ettiklerini:
söyler.
Yani:
yasak:
bilinmektedir.
Ama:
bilinen sınır:
aşılmaktadır.
Bu yüzden:
sorun:
cehalet değil,
bilerek sınır ihlalidir.
Balıkların Özellikle Cumartesi Günü Gelmesi Ne Anlama Gelir
Ayet:Cumartesi günü:
balıkların:
onlara:
çok görünür ve bol:
biçimde:
geldiğini bildirir.
Arapça ifadede:
balıkların:
açıkça,
su yüzüne yaklaşmış hâlde:
geldikleri:
anlamı öne çıkar.
Yani:
avlanması yasak olan günde:
fırsat özellikle cazip hâle gelmiştir.
Balıkların Diğer Günlerde Gelmemesi Neden Önemlidir
Çünkü:imtihanın:
zorluğu:
burada:
ortaya çıkar.
Yasak olmayan günlerde:
aynı bolluk:
yoktur.
Yasak olan günde ise:
balık:
gözlerinin önündedir.
İşte:
ahlaki sınav:
tam da:
burada:
başlar:
Yapabilirsin ama yapmaman gerekiyor.
Gerçek İmtihan Neden Çoğu Zaman İmkân Varken Ortaya Çıkar
Çünkü:bir şeyi:
zaten yapamıyorsan:
ondan uzak durmak:
her zaman:
ahlaki erdem:
göstermeyebilir.
Mesela:
haksız kazanç:
imkânın yoksa:
almamış olman:
başka bir şeydir.
Önünde:
kolay kazanç:
varken:
haksız olduğu için:
almamak:
başka bir şeydir.
Bu yüzden:
ahlak çoğu zaman seçenekler arasında belli olur.
Haramdan Uzak Durmak Sadece Fırsat Bulamamak mıdır
Hayır.Gerçek:
ahlaki sınır:
fırsat varken:
korunur.
Kimse:
görmüyorken:
dürüst kalmak.
Kolayca:
yalan söyleyebilecekken:
doğruyu söylemek.
Haksız kazanç:
mümkünken:
almamak.
İntikam:
alabilecek güçteyken:
adaleti korumak.
Bunlar:
iradenin görünür olduğu anlardır.
Bu Ayet İnsanın Arzularıyla Sınanmasını mı Anlatıyor
Evet.Balık:
bir ihtiyaç
ve:
kazanç kaynağıdır.
Dolayısıyla:
burada:
insanın:
çıkarıyla:
ilahî sınır:
karşı karşıya:
gelmektedir.
İnsan:
şunu seçmek zorundadır:
Kazanç mı?
Yoksa:
itaat mi?
İnsan Neden Yasak Olan Şeye Daha Fazla İlgi Duyabilir
Bazen:yasak:
arzuyu:
daha görünür:
hâle getirebilir.
İnsan:
“Tam da bugün neden bu kadar çok?”
diye:
düşünebilir.
Ama:
ahlaki olgunluk:
arzunun varlığını:
yok etmek:
değildir.
Arzuya:
rağmen:
sınırı koruyabilmektir.

“Onları Böyle İmtihan Ediyorduk” Ne Demektir
Ayet:bu özel durumun:
bir:
imtihan olduğunu:
açıkça:
söyler.
Balıkların:
tam yasak gününde:
bolca görünmesi:
onların:
itaat,
sabır
ve:
sınır bilincini:
ortaya çıkaran:
bir sınanmadır.
Yani:
imtihan:
yalnız:
acıyla:
gelmez.
Bazen:
cazip bir fırsatla gelir.

İmtihan Her Zaman Zorluk ve Acı mıdır
Hayır.İnsan:
bollukla:
da sınanabilir.
Güçle:
sınanabilir.
Güzellikle:
sınanabilir.
Fırsatla:
sınanabilir.
Para:
imtihan olabilir.
Makam:
imtihan olabilir.
Bir şeyi:
kolayca elde edebilme:
imkânı:
imtihan olabilir.
Bu ayette:
imtihanın şekli:
ulaşılabilir bir kazanç karşısında sınırı korumaktır.

“Yoldan Çıkmaları Sebebiyle” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayet:onların:
fısk
içinde:
olduğunu:
belirtir.
Fısk:
Allah’ın çizdiği:
itaat sınırının:
dışına çıkmak,
sürekli:
itaatsizlikte bulunmak:
anlamına gelebilir.
Burada:
sınavın:
onların mevcut:
itaatsiz tavırlarıyla:
ilişkisi:
vurgulanır.

Bu Ayet “Allah İnsanları Günaha Sokmak İçin Tuzak Kurar” mı Demektedir
Hayır.İmtihan:
insanı:
zorla günaha:
sürüklemek:
değildir.
İnsana:
seçim alanı:
verilir.
Balık:
görünür.
Ama:
insanın iradesi:
ortadan kaldırılmaz.
İnsan:
itaat de:
edebilir,
sınırı da:
aşabilir.
Dolayısıyla:
imtihan ile zorla kötülük yaptırmak aynı şey değildir.

Bir Yasaktaki Hikmeti Tam Anlamamak Ona Uymamayı Haklı Çıkarır mı
Her zaman:hayır.
İnsan:
bir hükmün:
bütün hikmetlerini:
bilmeyebilir.
Araştırabilir.
Soru sorabilir.
Anlamaya:
çalışabilir.
Ama:
iman bağlamında:
Allah’ın:
açıkça koyduğu bir sınırı:
sadece:
“Ben nedenini tam anlamadım.”
diyerek:
geçersiz saymak:
başka bir tavırdır.

İnsan Kurala Uymak Yerine Onun Etrafından Dolaşmaya Çalışabilir mi
Evet.İnsan psikolojisinin:
çok eski:
eğilimlerinden biri:
budur.
Bir kuralı:
açıkça:
çiğnemek istemez.
Ama:
kuralın:
ruhunu:
bozacak:
bir yol:
aramaya başlayabilir.
“Teknik olarak yasak değil.”
diyerek:
asıl amacı:
aşmaya:
çalışabilir.
İlerleyen ayetlerde:
bu topluluğun:
davranışlarıyla ilgili:
daha fazla:
uyarı:
karşımıza çıkacaktır.

Hukukun Harfine Uymak ile Ruhuna Uymak Arasında Fark Var mıdır
Evet.Bir insan:
bir kuralın:
kelimelerine:
uyuyor gibi:
görünebilir.
Ama:
kuralın:
amacını:
bilinçli şekilde:
bozabilir.
Bu:
ahlaki açıdan:
çok önemli bir:
farktır.
Çünkü:
dürüstlük:
yalnız:
“Yakalanmayacak bir yol bulmak”
değildir.
Dürüstlük:
kuralın neden var olduğunu da ciddiye almaktır.

A‘râf Suresi 162. ve 163. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
kendilerine söylenen:
sözü:
değiştirmişti.
- ayette ise:
sınır ihlali:
anlatılır:
Cumartesi yasağı.
İki ayette de:
ortak bir:
ahlaki problem:
vardır:
Allah’ın emrini olduğu gibi kabul etmek yerine, insanın onu kendi arzusuna göre değiştirmeye veya aşmaya çalışması.
Birinde:
söz:
değiştiriliyor.
Diğerinde:
sınır:
aşılıyor.
Her iki durumda da:
sorun:
itaatin içinin boşaltılmasıdır.

Sonuç: A‘râf Suresi 163. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 163. ayet:ahlakın:
en zor:
sınavlarından birini:
anlatır:
Fırsat varken kendini tutabilmek.
Balıklar:
orada.
Görünüyor.
Bol.
Erişilebilir.
Ve:
tam da:
avlanmanın yasak olduğu:
günde:
geliyor.
İşte:
imtihanın:
gücü:
burada:
ortaya çıkıyor.
Eğer:
balık:
hiç gelmeseydi,
avlanmamak:
kolaydı.
Eğer:
haksız kazanç:
mümkün olmasaydı,
dürüst kalmak:
kolaydı.
Eğer:
kimse sana:
kötülük yapmasaydı,
affedicilik hakkında:
konuşmak:
kolaydı.
Eğer:
güç:
senin elinde:
olmasaydı,
“Ben asla zulmetmem.”
demek:
kolaydı.
Ama:
asıl soru:
şudur:
Güç eline geçtiğinde ne yapıyorsun?
Para önüne geldiğinde ne yapıyorsun?
Kimse seni görmediğinde ne yapıyorsun?
Yasak olan şey çok cazip hâle geldiğinde ne yapıyorsun?
Karakter:
çoğu zaman:
tam da:
orada:
ortaya çıkar.
Ayet:
bize:
imtihan kavramının:
çok farklı:
bir yönünü de:
öğretir.
Biz:
imtihan deyince:
çoğu zaman:
hastalık,
fakirlik,
kayıp,
acı:
düşünürüz.
Ama:
bir fırsat:
da:
imtihandır.
Çok para:
imtihandır.
Çok güç:
imtihandır.
Çok güzellik:
imtihandır.
Çok yetenek:
imtihandır.
Kolay kazanç:
imtihandır.
Hatta:
bir insanın:
sana tamamen:
güvenmesi bile:
imtihan olabilir.
Çünkü:
emaneti koruyacak mısın, yoksa güveni kötüye mi kullanacaksın?
İşte:
A‘râf 163:
imtihanın:
yalnız yoklukta:
değil,
bolluk ve fırsatta da bulunduğunu
gösterir.
Ayet:
aynı zamanda:
özdenetim:
meselesini:
çok güçlü biçimde:
düşündürür.
İnsan:
her yapabildiğini:
yapmak zorunda:
değildir.
Bu:
özgürlüğün:
çok önemli bir:
tanımıdır.
Gerçek özgürlük:
“Canım ne isterse yaparım.”
demek olmayabilir.
Bazen:
gerçek özgürlük:
“Yapabilirim ama yapmayacağım.”
diyebilmektir.
Çünkü:
insan:
her arzusunun:
emrini:
uyguluyorsa:
özgür mü:
yoksa:
arzularının:
esiri mi?
Bu soru:
çok önemlidir.
Bir insan:
öfkelendiğinde:
bağırabilir.
Ama:
susmayı:
seçebilir.
Parası:
varken:
israf edebilir.
Ama:
ölçülü:
davranabilir.
Haksız avantaj:
elde edebilir.
Ama:
reddedebilir.
Başkasının:
zayıflığından:
yararlanabilir.
Ama:
yararlanmamayı:
seçebilir.
İşte:
bu:
ahlaki:
özgürlüktür.
Ayetin:
“Onları böyle imtihan ediyorduk.”
ifadesi:
bize:
başka bir şeyi daha:
hatırlatır:
Bir fırsatın:
önüne çıkması,
onun:
senin için:
doğru olduğu:
anlamına gelmez.
Bazen:
insan:
şöyle düşünür:
“Madem karşıma çıktı, demek ki almam gerekiyor.”
Ama:
hayır.
Her fırsat:
nimet olmayabilir.
Bazı fırsatlar:
karakter sınavıdır.
Bir kapının:
açık olması:
oradan:
geçmen gerektiğini:
göstermez.
Bir şeyi:
yapabiliyor olman:
onu:
yapmanın doğru:
olduğunu:
kanıtlamaz.
Bu:
günümüz dünyasında:
son derece:
önemli bir:
ölçüdür.
Teknoloji:
bir şeyi:
yapmana:
izin verebilir.
Ama:
etik:
“Yapmamalısın.”
diyebilir.
Hukuk:
bir boşluk:
bırakmış olabilir.
Ama:
vicdan:
“Bu adil değil.”
diyebilir.
Kimse:
seni:
yakalamayabilir.
Ama:
sen:
kendi yaptığını:
biliyorsun.
İşte:
ahlak:
tam da:
burada:
başlar.
Belki de A‘râf 163’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir şeyi yapmamızın önünde hiçbir engel kalmadığında, bizi doğru olmayan şeyden alıkoyan içimizde hâlâ bir ölçü var mı?
Çünkü:
ahlak:
yalnız:
cezadan:
korkmak değildir.
Kimse:
görmediğinde de:
doğru olanı:
seçebilmektir.
Ve:
insanın:
gerçek karakteri:
bazen:
önündeki kapının:
kapalı olduğu zaman değil,
kapı tamamen açıkken içeri girmemeyi seçtiği anda
daha açık görünür.
“Her açık kapıdan geçmek zorunda değilsin. Her fırsat kazanç değildir; bazı fırsatlar karakterini ölçer. Gerçek özgürlük, yapabildiğin her şeyi yapmak değil, yanlış olduğunu bildiğin şeyi yapmamayı seçebilecek kadar kendine hâkim olabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu