📖 A‘râf Suresi 160. Ayette “Onları On İki Boy Hâlinde Topluluklara Ayırdık. Kavmi Musa’dan Su İsteyince ‘Asanla Taşa Vur’ Diye Vahyettik; Ondan | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 160. Ayette “Onları On İki Boy Hâlinde Topluluklara Ayırdık. Kavmi Musa’dan Su İsteyince ‘Asanla Taşa Vur’ Diye Vahyettik; Ondan

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,780
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 160. Ayette “Onları On İki Boy Hâlinde Topluluklara Ayırdık. Kavmi Musa’dan Su İsteyince ‘Asanla Taşa Vur’ Diye Vahyettik; Ondan On İki Pınar Fışkırdı. Her Topluluk İçme Yerini Bildi. Üzerlerine Bulutla Gölge Yaptık, Onlara Kudret Helvası ve Bıldırcın İndirdik. ‘Size Verdiğimiz Temiz Rızıklardan Yiyin’ Dedik. Onlar Bize Değil, Kendilerine Zulmediyorlardı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Nimet yalnız sahip olduğun şey değildir; onu adaletle paylaşabilmek, şükürle kullanabilmek ve nimeti kendine zarar verecek bir araca dönüştürmemek de nimetin hakkıdır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 159. ayetinde:

Hz. Musa’nın kavminin tamamının:

aynı olmadığı,

onların içinde:

hak ile doğru yolu gösteren ve hak ile adalet yapan bir topluluğun da bulunduğu

özellikle belirtilmişti.

  1. ayette ise:
İsrailoğullarının:

toplumsal düzeninden,

susuzluk anında kendilerine verilen sudan,

çölde sağlanan gölgeden,

yiyecek nimetlerinden

ve bütün bunlara rağmen:

insanın nimete karşı:

nasıl davranabileceğinden:

söz edilir.

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Onları on iki boy hâlinde topluluklara ayırdık. Kavmi Musa’dan su isteyince ona, ‘Asanla taşa vur’ diye vahyettik. Bunun üzerine taştan on iki pınar fışkırdı. Her topluluk içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutla gölge yaptık; onlara menn ve selvâyı indirdik. ‘Size verdiğimiz temiz rızıklardan yiyin’ dedik. Onlar bize zulmetmediler; fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı.”

Bu ayet:

ilk bakışta:

su,

gölge

ve yiyecek nimetlerini:

anlatıyor gibi görünebilir.

Ama daha derinde:

toplumsal düzen, kaynakların paylaşılması, ihtiyaçların karşılanması, şükür, nimet karşısındaki sorumluluk ve insanın kendi kendine zarar verebilmesi

gibi çok güçlü mesajlar taşır.

1️⃣ “Onları On İki Boy Hâlinde Topluluklara Ayırdık” Ne Demektir ❓​

Ayet:

İsrailoğullarının:

on iki ayrı boy veya kabile topluluğu

hâlinde düzenlendiğini:

bildirir.

Buradaki ifade:

onların:

tek bir kalabalık:

olmadığını,

kendi içlerinde:

topluluklara:

ayrıldığını gösterir.

Bu ayrım:

mutlaka düşmanlık:

anlamına gelmez.

Aynı büyük toplumun içinde:

farklı alt toplulukların:

bulunması:

söz konusudur.

2️⃣ Neden On İki Topluluktan Söz Ediliyor ❓​

İsrailoğullarının:

on iki kabile veya boy:

şeklindeki yapısı:

Kur’an’ın burada:

kabul ettiği:

tarihsel toplumsal düzendir.

Bu sayı:

aynı zamanda:

ilerleyen bölümde:

on iki su kaynağının:

ortaya çıkmasıyla:

doğrudan ilişkilidir.

Her topluluğun:

kendi içme yerini:

bilmesi:

kaynağın:

düzenli biçimde:

paylaştırıldığını:

gösterir.

3️⃣ Toplum İçindeki Farklı Grupların Varlığı Kötü müdür ❓​

Hayır.

İnsanlar:

farklı:

ailelerden,

bölgelerden,

kabilelerden,

mesleklerden

ve kültürel çevrelerden:

gelebilir.

Sorun:

farklılık değildir.

Sorun:

farklılığı:

üstünlük,

çatışma

ve haksızlık:

gerekçesine:

dönüştürmektir.

Ayetin sahnesinde:

farklı gruplar:

aynı büyük toplum içinde:

düzenli bir paylaşım sistemiyle

yer almaktadır.

4️⃣ Kavim Neden Musa’dan Su İstedi ❓​

Çünkü:

insanın:

en temel ihtiyaçlarından biri:

sudur.

Uzun yolculuklarda,

özellikle:

kurak ve sıcak bölgelerde:

su:

hayat meselesidir.

İsrailoğulları:

susuzluk karşısında:

Hz. Musa’ya:

başvurur.

Hz. Musa ise:

bu ihtiyacın çözümünü:

kendi gücünden değil,

Allah’ın vahyinden

alır.

5️⃣ “Asanla Taşa Vur” Emri Ne Anlama Gelir ❓​

Allah:

Hz. Musa’ya:

asasını:

taşa vurmasını:

emreder.

Hz. Musa’nın asası:

daha önce de:

Firavun karşısında:

ve denizin yarılması:

kıssasında:

Allah’ın izniyle:

olağanüstü olayların:

vesilesi olmuştu.

Burada da:

asa:

kendi başına:

mucize üreten:

bağımsız bir güç:

değildir.

Mucize Allah’ın kudretiyle gerçekleşir.

6️⃣ Taştan Su Çıkması Mucize Olarak mı Anlatılıyor ❓​

Evet.

Kur’an’ın anlatımında:

Hz. Musa’nın:

taşa vurmasıyla:

pınarların:

ortaya çıkması:

ilahî bir mucize:

olarak sunulur.

Ayet:

olayın:

jeolojik mekanizmasını:

açıklamak için:

gelmez.

Bu nedenle:

“Aslında taşın altında önceden şu şekilde bir yeraltı sistemi vardı.”

gibi modern tahminleri:

kesin açıklama:

olarak sunmak:

gerekmez.

Kur’an’ın verdiği mesaj:

Allah’ın:

onlara su sağladığıdır.

7️⃣ Neden Bir Değil, On İki Pınar Çıktı ❓​

Bu:

ayetin:

çok dikkat çekici:

ayrıntılarından biridir.

On iki topluluk:

vardır.

Ve:

on iki:

su kaynağı:

ortaya çıkar.

Böylece:

tek bir su kaynağının:

etrafında:

kalabalığın:

birbirini itmesi,

kaynak kavgası,

öncelik tartışması:

gibi sorunların:

önüne geçen:

bir düzen:

ortaya çıkar.

Bu:

nimetin:

yalnız verilmediğini, düzenli biçimde paylaştırıldığını

düşündürür.

8️⃣ “Her Topluluk İçme Yerini Bildi” Ne Anlama Gelir ❓​

Her grubun:

hangi pınardan:

yararlanacağını:

bilmesi:

karışıklığın:

önlenmesini sağlar.

Kimsenin:

“Bu su yalnız benim.”

demesine:

gerek kalmaz.

Herkes:

kendisine ayrılan:

kaynağı:

bilir.

Bu ifade:

adaletli paylaşımın:

yalnız kaynak miktarıyla değil,

düzen ve erişimle de ilgili olduğunu

gösterir.

9️⃣ Su Kaynaklarının Adil Paylaşılması Neden Önemlidir ❓​

Çünkü:

su gibi:

temel kaynaklar:

hayatla:

doğrudan ilgilidir.

Bir grubun:

bütün suyu:

kontrol edip:

başkalarını:

susuz bırakması:

büyük bir:

adaletsizlik:

oluşturabilir.

Ayetin sahnesinde:

her topluluk:

suya:

ulaşabilmektedir.

Bu:

bize:

temel ihtiyaçların:

paylaşımında:

adalet ve düzenin önemini

düşündürür.

🔟 “Üzerlerine Bulutla Gölge Yaptık” Ne Anlama Gelir ❓​

Çöl şartlarında:

yalnız su değil,

sıcaktan korunmak da:

büyük bir:

ihtiyaçtır.

Ayet:

Allah’ın:

onların üzerine:

bulutlarla:

gölge sağladığını:

bildirir.

Bu:

yolculuk şartlarında:

onlara verilen:

başka bir:

rahmet ve kolaylıktır.

Yani:

Allah:

yalnız susuzluklarını:

gidermiyor.

Aynı zamanda:

çevrenin zorluğuna karşı korunma da sağlıyor.

1️⃣1️⃣ Bir Nimetin Değerini İhtiyaç Belirler mi ❓​

Büyük ölçüde:

evet.

Serin bir odada:

gölge:

sıradan görünebilir.

Ama:

yakıcı güneşin:

altında:

gölge:

çok büyük:

nimettir.

Musluğu açtığında:

suyun aktığı:

bir yerde:

bir bardak su:

sıradan gelebilir.

Ama:

susuzluk içinde:

su:

hayatın kendisi:

gibi olur.

Bu yüzden:

insan:

nimetin değerini:

çoğu zaman:

ona en fazla ihtiyaç duyduğu anda daha iyi anlar.

1️⃣2️⃣ “Menn ve Selvâ İndirdik” Ne Demektir ❓​

Türkçe meallerde:

menn

çoğunlukla:

“kudret helvası”

olarak,

selvâ

ise:

“bıldırcın”

olarak:

çevrilir.

Bu iki nimet:

İsrailoğullarına:

yiyecek olarak:

verilen rızıklardır.

Tefsirlerde:

mennin tam olarak:

nasıl bir yiyecek olduğu konusunda:

çeşitli açıklamalar:

bulunur.

Ayetin temel mesajı ise:

açıktır:

Allah onlara yiyecek rızkı sağlamıştır.

1️⃣3️⃣ “Size Verdiğimiz Temiz Rızıklardan Yiyin” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

rızkın:

Allah’ın nimeti:

olduğunu:

hatırlatır.

Aynı zamanda:

rızkın:

tayyib

yani:

temiz,

iyi,

uygun:

olmasına:

dikkat çeker.

İnsan:

yalnız:

“Ne kadar yiyorum?”

diye değil,

“Ne yiyorum ve bunu nasıl elde ediyorum?”

diye de:

düşünmelidir.

1️⃣4️⃣ “Temiz Rızık” Sadece Yiyeceğin Fiziksel Temizliği midir ❓​

Hayır.

İslam düşüncesinde:

rızkın:

temizliği:

yalnız hijyen:

meselesi değildir.

Helal yoldan:

elde edilmesi,

başkasının hakkının:

yenmemesi,

haksız kazanç:

olmaması:

gibi ahlaki boyutlar da:

önemlidir.

Yani:

yiyeceğin kendisi kadar, ona nasıl ulaştığın da önemlidir.

1️⃣5️⃣ Allah Bu Kadar Nimet Verdiği Hâlde İnsan Neden Yine Nankörlük Edebilir ❓​

Çünkü:

insan:

nimete:

çok hızlı alışabilir.

Dün:

mucize gibi gelen:

bir şey,

bugün:

normal:

görünmeye başlayabilir.

Bir süre sonra:

insan:

“Zaten olması gereken buydu.”

diye:

düşünebilir.

İşte:

şükür:

nimetin:

sıradanlaşmasına karşı:

insanın:

bilincini:

canlı tutar.

1️⃣6️⃣ “Onlar Bize Zulmetmediler” Ne Demektir ❓​

Bu:

çok güçlü bir:

ilahî ölçüdür.

İnsan:

Allah’ın emrine:

karşı geldiğinde:

Allah’a zarar:

veremez.

İnsanın:

itaatsizliği:

Allah’ın:

hükümranlığını:

azaltmaz.

İnkâr:

Allah’ın:

azametine:

zarar vermez.

Yani:

Allah insanın itaatine muhtaç değildir.

1️⃣7️⃣ “Fakat Kendilerine Zulmediyorlardı” Ne Anlama Gelir ❓​

İnsan:

Allah’ın gösterdiği:

doğru yoldan:

uzaklaştığında:

sonuçta:

kendisine:

zarar verebilir.

Yalan:

başkasına:

zarar verebilir,

ama:

yalancının:

karakterini de:

bozar.

Haksızlık:

mağduru:

yaralar,

ama:

zalimin:

ahlakını da:

çürütür.

Nankörlük:

Allah’ın:

nimetini küçültmez.

Ama:

insanın nimeti görebilme yeteneğini küçültebilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 159. ve 160. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Hz. Musa’nın kavmi içinde:

hak ile rehberlik eden

ve:

adaletle davranan:

bir topluluğun:

varlığı:

vurgulanmıştı.

  1. ayette ise:
aynı toplumun:

on iki topluluk:

hâlindeki düzeni,

her topluluğa:

su kaynağı verilmesi,

gölge

ve:

yiyecek nimetleri:

anlatılır.

Birlikte okunduğunda:

şu çizgi ortaya çıkar:

Toplum farklı gruplardan oluşabilir; önemli olan bu farklılıklar içinde adaletin, düzenin ve Allah’ın nimetlerine karşı sorumluluğun korunmasıdır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 160. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 160. ayet:

bir toplumun:

hayatta kalması için:

gerekli olan:

çok temel şeyleri:

tek bir sahnede:

bir araya getirir.

Toplumsal düzen.

Su.

Gölge.

Yiyecek.


Ve:

bunların hepsinin üzerinde:

şükür ve sorumluluk.

İsrailoğulları:

on iki topluluğa:

ayrılmıştır.

Sonra:

on iki pınar:

çıkar.

Her topluluk:

nereden su:

içeceğini:

bilir.

Bu:

çok önemli bir:

toplumsal mesaj:

taşır.

Çünkü:

bir kaynak:

yeterli olsa bile:

dağıtımı:

adil değilse:

çatışma:

çıkabilir.

Yüz kişilik:

yiyecek olabilir.

Ama:

on kişi:

hepsini alırsa:

geriye kalanlar:

aç kalır.

Yeterli su:

olabilir.

Ama:

bir grup:

bütün suyu:

kontrol ederse:

başkaları:

susuz kalabilir.

Yani:

mesele:

yalnız:

kaynağın varlığı

değildir.

Kaynağa adil erişim

de:

önemlidir.

Ayet:

bu açıdan:

çok zarif bir:

düzen gösterir:

“Her topluluk içeceği yeri bildi.”

Kimse:

belirsizlik içinde:

değildir.

Kaynak:

paylaştırılmıştır.

Bu:

adaletin:

bazen:

çok somut:

bir şey olduğunu:

hatırlatır.

Adalet:

yalnız:

mahkeme salonunda:

aranmaz.

Su dağıtımında:

da vardır.

Yiyecekte:

vardır.

Eğitimde:

vardır.

Fırsatta:

vardır.

İnsanın:

temel ihtiyaçlara:

erişiminde de:

vardır.

Sonra:

bulutların:

gölgesinden:

söz edilir.

Bu:

çok güzel:

bir ayrıntıdır.

Çünkü:

Allah’ın nimeti:

yalnız:

büyük,

görkemli,

olağanüstü şeyler:

değildir.

Bazen:

bir gölge:

nimettir.

Bir bardak:

su:

nimettir.

Bir tabak:

yiyecek:

nimettir.

Bir gece:

rahat uyuyabilmek:

nimettir.

İnsan:

çoğu zaman:

bunların değerini:

kaybetmeden:

fark etmez.

Bu yüzden:

şükür:

insanın:

hayatındaki:

sıradanlaşmış mucizeleri:

yeniden:

görebilme yeteneğidir.

Ayet:

menn ve selvâdan:

söz eder.

Ardından:

“Size verdiğimiz temiz rızıklardan yiyin.”

denir.

Bu da:

insanın:

rızık karşısındaki:

tavrını:

düşündürür.

Rızık:

yalnız:

çok kazanmak:

değildir.

Temiz:

kazanmak:

da önemlidir.

Bir insan:

çok para:

kazanabilir.

Ama:

başkasının hakkını:

yiyorsa,

bu kazanç:

ahlaken:

temiz olmayabilir.

Bir insan:

iyi yemek:

yiyebilir.

Ama:

israf:

ediyorsa,

nimetin:

hakkını:

vermiyor olabilir.

Bir insan:

bolluk içinde:

yaşayabilir.

Ama:

sürekli:

şikâyet ediyorsa,

nimetle:

ilişkisi:

bozulmuş olabilir.

Ayetin:

belki de:

en çarpıcı cümlesi:

sondadır:

“Onlar bize zulmetmediler; fakat kendilerine zulmediyorlardı.”

Bu:

çok büyük bir:

insanlık:

dersidir.

Allah:

bizim:

ibadetimize:

muhtaç değildir.

Biz:

namaz kıldığımız için:

Allah daha büyük:

olmaz.

Biz:

şükrettiğimiz için:

Allah daha zengin:

olmaz.

Biz:

itaat ettiğimiz için:

Allah’ın:

kudreti:

artmaz.

Ve:

biz isyan ettiğimizde:

Allah’ın:

kudreti:

azalmaz.

O hâlde:

Allah’ın emirleri:

kimin yararınadır?

İnsanın.

İnsan:

yalan söylediğinde:

yalnız başkasını:

aldatmaz.

Kendi:

dürüstlüğünü:

yaralar.

Kin tuttuğunda:

yalnız:

karşısındakine:

zarar vermez.

Kendi:

iç huzurunu:

da:

tüketebilir.

Haksız kazanç:

sağladığında:

başkasının hakkını:

yer.

Ama:

kendi:

ahlakını da:

zayıflatır.

Şükürsüzlük:

Allah’ın:

nimetini:

azaltmaz.

Ama:

insanın:

mutluluğunu:

azaltabilir.

İşte:

“Kendilerine zulmediyorlardı.”

ifadesi:

bu nedenle:

çok derindir.

İnsan:

bazen:

Allah’ın koyduğu:

ahlaki sınırları:

kendisine karşı konmuş engeller

gibi:

görebilir.

Oysa:

bazı sınırlar:

insanı:

kendisinden:

koruyor olabilir.

Nasıl:

uçurumun kenarındaki:

bariyer:

yolcunun:

düşmanı değilse,

ahlaki sınır:

da:

her zaman:

özgürlüğün:

düşmanı:

değildir.

Bazen:

özgürlüğü:

koruyan:

şey:

sınırdır.

Bu ayet:

bize:

nimetin:

üç aşamasını da:

gösterir:

Allah verir.

İnsan kullanır.

Sonra kullanımından sorumlu olur.


Su:

verildi.

Gölge:

verildi.

Yiyecek:

verildi.

Ama:

nimetin:

varlığı:

insanı:

otomatik olarak:

şükreden biri:

yapmadı.

Demek ki:

nimet:

tek başına:

insanı:

değiştirmiyor.

İnsan:

nimete:

nasıl baktığıyla:

da:

sınanıyor.

Belki de A‘râf 160’ın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hayatımızda sahip olduğumuz nimetlerin yokluğunu mu bekliyoruz onların değerini anlamak için, yoksa onlar elimizdeyken şükretmeyi ve adaletle kullanmayı başarabiliyor muyuz?

Çünkü:

nimetin:

gerçek değeri:

yalnız:

ona sahip olmakta:

değildir.

Onu:

israf etmeden,

haksızlığa dönüştürmeden,

başkasının hakkını:

çiğnemeden

ve:

Allah’ı unutmadan:

kullanabilmektedir.

Ve ayetin sonundaki:

ölçü:

bugün de:

çok güçlüdür:

İnsan Allah’a zarar veremez; yaptığı kötülüklerin en derin yarasını çoğu zaman kendi ruhunda, karakterinde ve hayatında açar.


“Nimetin büyüklüğü yalnız sana ne kadar verildiğiyle değil, verileni nasıl kullandığınla anlaşılır. Suya sahip olup paylaşamıyorsan, bolluk içinde yaşayıp şükredemiyorsan ve özgürken kendine zarar veriyorsan, eksiklik nimette değil onu kullanma biçiminde olabilir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt