A‘râf Suresi 156. Ayette “Bize Bu Dünyada da Ahirette de İyilik Yaz; Çünkü Biz Sana Yöneldik. Allah ‘Azabıma Dilediğimi Uğratırım; Rahmetim ise Her Şeyi Kuşatmıştır. Onu Sakınanlara, Zekâtı Verenlere ve Ayetlerimize İman Edenlere Yazacağım’ Buyurdu” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan Allah’a yöneldiğinde yalnız korkuyla değil, rahmet umuduyla da yönelir. Çünkü gerçek kulluk, hesap bilinci ile umut arasında yürüyebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 155. ayetinde Hz. Musa:
kavminden yetmiş kişiyi:
belirlenen vakit için seçmiş,
onları sarsıntı yakalayınca:
Allah’a yönelmiş
ve:
“Sen bizim velimizsin. Bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.”
diye dua etmişti.
- ayette ise:
“Bize bu dünyada da iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana yöneldik.”
Bunun ardından:
Allah’ın cevabı gelir:
“Azabıma dilediğimi uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım.”
Bu ayet:
Kur’an’daki en güçlü rahmet ifadelerinden birini içerir:
“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.”
Ama ayet:
rahmeti:
sorumluluktan koparmaz.
Takva,
zekât,
iman
ve:
Allah’a yöneliş:
aynı bütün içinde anlatılır.
“Bize Bu Dünyada da İyilik Yaz” Ne Demektir
Hz. Musa:yalnız ahiret için:
dua etmez.
Dünya hayatında da:
iyilik ister.
Bu:
İslam’ın:
dünyayı tamamen değersiz gören:
bir yaklaşım olmadığını:
gösterir.
Sağlık,
huzur,
adalet,
bereket,
doğru yol,
güvenlik
ve:
iyi bir hayat:
dünya iyiliğinin:
kapsamına girebilir.
Dünya İçin İyilik İstemek Dünyevileşmek midir
Hayır.Dünya nimetlerini:
Allah’tan istemek:
yanlış değildir.
Sorun:
dünyayı:
nihai amaç:
hâline getirmektir.
İnsan:
hem:
dünya için:
iyilik isteyebilir
hem:
ahireti:
unutmayabilir.
Burada:
denge
vardır.
“Ahirette de İyilik Yaz” Ne Anlama Gelir
Hz. Musa:dünyevi iyilikle:
yetinmez.
Çünkü:
dünya:
geçicidir.
İnsan:
burada:
çok şey kazanabilir.
Ama:
nihai hesabı:
kaybedebilir.
Bu nedenle:
dua:
iki dünyayı:
bir araya getirir:
Dünya iyiliği ve ahiret iyiliği.
Neden “Yaz” İfadesi Kullanılıyor
Buradaki:“yaz”
ifadesi:
Allah’ın:
takdiri,
lütfu
ve:
nasip etmesi:
anlamında:
düşünülebilir.
Hz. Musa:
iyiliğin:
Allah tarafından:
kendileri için:
belirlenmesini:
ister.
Bu:
kulun:
Allah’a:
muhtaçlığını:
gösteren bir duadır.
“Çünkü Biz Sana Yöneldik” Ne Demektir
Ayetin Arapçasındaki:“hudnâ ileyk”
ifadesi:
Allah’a:
dönmek,
yönelmek
ve:
tevbe etmek:
anlamı taşır.
Yani:
Hz. Musa:
“Biz sana döndük.”
der.
Bu:
yalnız:
yön değiştirmek değil,
kalbin yönünü değiştirmek
tir.
Allah’a Yönelmek Sadece Günah Sonrası mı Olur
Hayır.Tövbe:
günah sonrası:
dönüşü içerir.
Ama:
Allah’a yönelmek:
hayatın her anında:
mümkündür.
İnsan:
sevinçte,
sıkıntıda,
kararsızlıkta,
başarıda
ve:
korkuda:
Allah’a:
yönelebilir.
“Azabıma Dilediğimi Uğratırım” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:Allah’ın:
mutlak hâkimiyetini:
ve:
adaletle hükmetme yetkisini:
gösterir.
Ancak:
bunu:
keyfî,
sebepsiz,
adaletsiz:
bir cezalandırma:
gibi düşünmek:
doğru değildir.
Kur’an’ın genel bütünlüğünde:
Allah:
zulmetmez.
Dolayısıyla:
ilahî azap:
adalet bağlamında
anlaşılır.
Allah’ın “Dilediğimi” Demesi Keyfîlik Anlamına Gelir mi
Hayır.İnsan iradesindeki:
keyfîlik,
bilgisizlik,
öfke
ve:
çıkar:
Allah’a:
nispet edilemez.
Allah’ın iradesi:
ilim,
hikmet
ve:
adaletle:
birliktedir.
Bu nedenle:
ilahî dileme, insan keyfiliğine benzemez.
“Rahmetim Her Şeyi Kuşatmıştır” Ne Anlama Gelir
Bu:ayet içindeki:
en güçlü ifadelerden biridir.
Allah’ın rahmeti:
çok geniştir.
Yaratılış,
hayat,
rızık,
fırsat,
bağışlanma,
hidayet
ve:
nice nimet:
bu rahmetin:
yansımaları olarak:
düşünülebilir.
Ayet:
rahmetin kuşatıcılığını
özellikle:
vurgular.
Rahmet Her Şeyi Kuşatıyorsa Azap Neden Vardır
Rahmetin:genişliği:
adaleti:
ortadan kaldırmaz.
Bir insanın:
zulmü,
haksızlığı,
ısrarlı inkârı
ve:
kötülüğü:
sorumluluksuz:
bırakılamaz.
Bu nedenle:
Kur’an’da:
rahmet ile adalet birlikte
anlatılır.

Rahmetin Geniş Olması Günahı Önemsiz mi Yapar
Hayır.“Allah merhametlidir.”
demek:
“Ne yaparsam yapayım fark etmez.”
anlamına gelmez.
Aksine:
rahmet:
insana:
dönüş kapısını:
açar.
Ama:
sorumluluğu:
kaldırmaz.
Gerçek umut:
sorumsuzluk üretmez.

“Onu Sakınanlara Yazacağım” Ne Demektir
Buradaki:sakınma:
takva ile:
ilişkilidir.
Takva:
yalnız:
korku değildir.
Allah’ın:
sınırlarını:
gözetmek,
ahlaki sorumluluk:
taşımak,
yanlıştan:
kaçınmaya çalışmak
ve:
bilinçli yaşamak:
anlamlarını da:
içerir.
Yani:
rahmete yönelen hayat, sorumlu bir hayattır.

Takva Kusursuz Olmak mıdır
Hayır.Takva:
hiç hata yapmamak:
değildir.
İnsan:
hata yapabilir.
Ama:
yanlışını:
normalleştirmez.
Düşerse:
kalkar.
Yanlış yaparsa:
döner.
Takva:
kusursuzluk değil, yönünü koruma çabasıdır.

“Zekâtı Verenlere” İfadesi Neden Rahmetle Birlikte Anılıyor
Çünkü:iman:
yalnız:
iç dünyada:
kalan bir duygu:
değildir.
İnsanın:
malı,
toplumsal ilişkileri
ve:
sorumlulukları:
üzerinde de:
etki gösterir.
Zekât:
malın:
yalnız sahibine ait:
mutlak bir güç:
olmadığını:
hatırlatır.

Zekâtın Ahlaki Mesajı Nedir
Zekât:insana:
şunu öğretir:
Sahip olduğun her şeyi yalnız kendin için biriktirme.
Mal:
emanettir.
Toplumda:
yoksul,
ihtiyaç sahibi
ve:
hak sahibi:
insanlar vardır.
Bu yüzden:
ibadet:
yalnız:
Allah’a yönelmek değil,
insana karşı sorumluluk taşımaktır.

“Ayetlerimize İman Edenlere” Ne Anlama Gelir
Rahmet:imanla:
ilişkilendirilir.
Allah’ın:
ayetlerini:
kabul etmek,
onlardan:
rehberlik almak
ve:
hayatı:
bu bilinçle:
şekillendirmek:
önemlidir.
İman:
yalnız:
bir cümleyi:
söylemek değil,
hakikate güvenmek ve ona yönelmektir.

Bu Ayette İman ile Ahlak Nasıl Birleştiriliyor
Dikkat edilirse:ayet:
yalnız:
“İman edenler.”
demiyor.
Aynı zamanda:
takva
ve:
zekât
anılıyor.
Yani:
inanç,
ahlaki sorumluluk
ve:
toplumsal paylaşım:
birlikte:
yer alıyor.
Bu:
çok önemli bir:
denge kurar.

A‘râf Suresi 155. ve 156. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Hz. Musa:
diye:
dua etmişti.
- ayette:
daha da genişler:
“Bize dünyada da ahirette de iyilik yaz.”
Ardından:
Allah’ın cevabı gelir:
“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.”
Yani:
bir ayette:
kulun rahmet talebi,
sonraki ayette:
ilahî rahmetin enginliği
vardır.

Sonuç: A‘râf Suresi 156. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 156. ayet:insanın:
Allah ile ilişkisini:
korku ile umut:
arasında:
çok güçlü biçimde:
kurar.
Hz. Musa:
önce:
şunu ister:
“Bize dünyada iyilik yaz.”
Sonra:
“Ahirette de.”
Bu:
çok dengeli bir:
duadır.
Çünkü:
insan:
yalnız dünyaya:
kapanmamalıdır.
Ama:
dünyayı da:
tamamen:
ihmal etmemelidir.
İyi bir:
dünya hayatı:
ve:
iyi bir ahiret:
birbirine:
düşman değildir.
İnsan:
sağlık:
isteyebilir.
Huzur:
isteyebilir.
Helal rızık:
isteyebilir.
Adalet:
isteyebilir.
Mutluluk:
isteyebilir.
Ama:
bütün bunları:
nihai hesabı:
unutmadan:
istemelidir.
Hz. Musa’nın:
ardından söylediği:
“Biz sana yöneldik.”
cümlesi:
ayetin:
kalbidir.
Çünkü:
insan:
hayatta:
çok farklı yönlere:
dönebilir.
Paraya:
dönebilir.
Güce:
dönebilir.
İnsanların:
onayına:
dönebilir.
Kendi:
egosuna:
dönebilir.
Ama:
tövbe:
yönünü:
Allah’a:
çevirmektir.
Sonra:
Allah’ın cevabında:
çok güçlü bir:
denge gelir:
Azap
ve:
rahmet.
Ama dikkat çekici olan:
rahmetin:
nasıl anlatıldığıdır:
“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.”
Bu ifade:
insana:
çok büyük bir:
umut verir.
Yaptığın hata:
büyük olabilir.
Geçmişin:
karanlık olabilir.
Uzun süre:
yanlış yaşamış:
olabilirsin.
Ama:
Allah’ın rahmetini:
kendi günahından:
küçük düşünmemelisin.
Bu:
aynı zamanda:
çok tehlikeli bir:
başka uçtan:
kaçınmayı da:
gerektirir:
“Nasıl olsa rahmet geniş, ne yaparsam yapayım.”
demek:
ayetle:
uyuşmaz.
Çünkü:
aynı ayet:
hemen ardından:
takvayı,
zekâtı
ve:
imanı:
sayar.
Yani:
rahmet:
insanı:
uyuşukluğa:
değil,
daha doğru yaşamaya
çağırır.
Bu:
çok önemli bir:
manevi ilkedir:
Allah’ın rahmetini bilen insan, günahı küçümsemek yerine dönüş cesareti kazanmalıdır.
Ayetin:
zekâtı:
özellikle:
anması da:
çok anlamlıdır.
Çünkü:
Allah’a yakınlık:
yalnız:
kişisel bir:
maneviyat:
değildir.
Bir insan:
Allah’ı:
çok sevdiğini:
söyleyebilir.
Ama:
yanındaki:
muhtacın:
hakkını:
hiç düşünmüyorsa:
orada:
bir eksiklik:
vardır.
Tevhid:
insanın:
kalbini:
Allah’a:
bağlarken,
zekât:
elini:
başkasına:
açtırır.
Yani:
iman yukarıya yönelirken, merhamet çevreye yayılır.
Ayet ayrıca:
rahmetin:
sadece:
duygusal bir teselli:
olmadığını:
gösterir.
Rahmet:
insana:
bir yol:
açar.
Takva:
ile:
daha bilinçli:
yaşamak.
Zekât:
ile:
malı paylaşmak.
İman:
ile:
hakikate:
bağlanmak.
Bunlar:
rahmetin:
hayattaki:
karşılıklarından:
olabilir.
Belki de A‘râf 156’nın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Allah’ın rahmetini yalnız zor durumda kaldığımızda sığındığımız bir umut olarak mı görüyoruz, yoksa o rahmete yakışan bir hayat yaşamaya da çalışıyor muyuz?
Çünkü:
rahmeti:
gerçekten anlamak:
yalnız:
“Allah beni affetsin.”
demek değildir.
Aynı zamanda:
“Ben de hayatımı O’nun rahmetine yakışır şekilde değiştireyim.”
diyebilmektir.
Ve ayetin:
en umut verici cümlesi:
bütün bu dengeyi:
tek başına:
taşır:
“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.”
İnsan:
ne kadar:
daralırsa daralsın,
Allah’ın rahmetini:
daraltmamalıdır.
Ama:
o rahmeti:
bahane değil,
dönüş kapısı
olarak:
görmelidir.
“Allah’ın rahmeti geniştir diye yanlışı küçümseme; tam tersine, o rahmet sana yeniden doğruya dönecek cesareti versin. Gerçek umut, insanı yerinde tutmaz; daha temiz, daha adil ve daha merhametli bir hayata doğru yürütür.”
Ersan Karavelioğlu