📖 A‘râf Suresi 144. Ayette “Ey Musa! Ben Seni Mesajlarımla ve Seninle Konuşmamla İnsanlar Arasından Seçtim. Öyleyse Sana Verdiğimi Al ve Şükredenler | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 144. Ayette “Ey Musa! Ben Seni Mesajlarımla ve Seninle Konuşmamla İnsanlar Arasından Seçtim. Öyleyse Sana Verdiğimi Al ve Şükredenler

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,761
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 144. Ayette “Ey Musa! Ben Seni Mesajlarımla ve Seninle Konuşmamla İnsanlar Arasından Seçtim. Öyleyse Sana Verdiğimi Al ve Şükredenlerden Ol” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsana büyük bir değer verilmesi, ona yalnız ayrıcalık kazandırmaz; aynı zamanda taşıması gereken daha büyük bir sorumluluk yükler.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 143. ayetinde Hz. Musa:

Allah’ı görme arzusunu dile getirmiş,

dağa gerçekleşen tecellinin ardından:

dağ parçalanmış,

Hz. Musa baygın düşmüş

ve ayıldığında:

“Seni tenzih ederim, sana tövbe ettim ve ben müminlerin ilkiyim.”

demişti.

  1. ayette ise Allah, Hz. Musa’ya onun görevini ve kendisine verilen büyük nimeti hatırlatır:
“Ey Musa! Ben seni mesajlarımla ve seninle konuşmamla insanlar arasından seçtim. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol.”

Bu ayet:

çok büyük bir peygamberlik makamından söz eder.

Ama dikkat çekici olan şudur:

Hz. Musa’ya:

“Sen seçildin, artık üstünlüğünle övün.”

denilmez.

Tam tersine:

“Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol.”

denilir.

Yani:

seçilmişlik:

kibre değil,

şükre ve sorumluluğa

bağlanır.

1️⃣ “Ey Musa! Ben Seni Seçtim” Ne Demektir ❓​

Buradaki seçilme:

Hz. Musa’nın:

peygamberlik görevi için:

Allah tarafından:

özel biçimde görevlendirilmesini

ifade eder.

Bu:

kendi kendine elde ettiği:

bir makam değildir.

Allah’ın:

lütfu,

iradesi

ve görevlendirmesidir.

Dolayısıyla:

peygamberlik bir kişisel başarı değil, ilahî seçimdir.

2️⃣ “İnsanlar Arasından Seçtim” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

Hz. Musa’ya:

kendi döneminde ve görevi bağlamında:

özel bir konum verildiğini

gösterir.

Özellikle:

vahiy alması

ve Allah ile konuşması:

bu seçilmişliğin:

temel boyutlarıdır.

Ancak bunu:

“Musa bütün zamanlardaki her insandan mutlak biçimde üstün ilan edilmiştir.”

şeklinde:

bağlamdan koparmamak gerekir.

3️⃣ Bu Seçilmişlik Irksal veya Soysal Bir Üstünlük müdür ❓​

Hayır.

Ayet:

bir ırkın veya soyun:

doğuştan üstünlüğünü:

anlatmaz.

Burada:

Hz. Musa’nın:

peygamber olarak:

özel görevlendirilmesi

söz konusudur.

Yani:

görevde seçilmişlik vardır, biyolojik üstünlük iddiası değil.

4️⃣ “Mesajlarımla Seçtim” Ne Demektir ❓​

Allah:

Hz. Musa’ya:

vahiy,

emirler,

hükümler

ve insanlara iletmesi gereken:

ilahî mesajlar:

vermiştir.

Bu nedenle:

Hz. Musa’nın seçilmişliği:

yalnız kişisel bir yakınlık:

değildir.

Aynı zamanda:

insanlara ulaştırılacak bir mesajın sorumluluğunu taşımaktır.

5️⃣ Peygamberlik Neden Büyük Bir Sorumluluktur ❓​

Çünkü peygamber:

yalnız kendi hayatından:

sorumlu değildir.

Allah’tan aldığı mesajı:

doğru aktarmalı,

ona hiçbir şey:

eklememeli,

ondan hiçbir şey:

eksiltmemeli

ve:

kendi hayatıyla da:

örnek olmalıdır.

Bu nedenle:

peygamberlik:

şeref olduğu kadar:

ağır bir emanettir.

6️⃣ “Seninle Konuşmamla” İfadesi Neden Özeldir ❓​

Hz. Musa’nın:

Kur’an’da öne çıkan:

özelliklerinden biri:

Allah’ın onunla:

konuşmuş olmasıdır.

Bu nedenle:

İslam geleneğinde:

Hz. Musa için:

Kelîmullah

ifadesi kullanılmıştır.

Bu:

ona verilen:

çok özel bir nimettir.

7️⃣ Allah’ın Musa ile Konuşması Nasıl Anlaşılmalıdır ❓​

Kur’an:

bu konuşmanın:

gerçek olduğunu bildirir.

Ama mahiyetini:

insan konuşmasına:

benzetmek doğru değildir.

Allah:

yaratılmış değildir.

Dolayısıyla:

Allah’ın kelâmını:

insanların:

ağız,

dil,

ses telleri

gibi fiziksel mekanizmalarına:

indirgemek:

doğru olmaz.

Biz:

olayı kabul eder, mahiyetini Allah’a bırakırız.

8️⃣ 143. Ayette Görme Talebi Reddedilirken 144. Ayette Neden Seçilmişliği Hatırlatılıyor ❓​

Bu iki ayet:

birlikte çok güzel bir denge kurar.

  1. ayette:
Hz. Musa’ya:

insan kapasitesinin:

bir sınırı gösterilir.

  1. ayette ise:
ona verilen:

olağanüstü nimetin değeri:

hatırlatılır.

Yani:

“Her şeyi elde edemedin diye sana verilen büyük nimeti küçümseme.”

mesajı da:

çıkarılabilir.

9️⃣ İnsan Sahip Olmadığı Şeye Odaklanınca Sahip Olduğunu Unutabilir mi ❓​

Evet.

Bu:

çok güçlü bir insan eğilimidir.

Bir insan:

on şeyi:

elde etmiş olabilir.

Ama:

elde edemediği:

bir şeye:

takılıp kalabilir.

Böylece:

elindeki büyük nimetlerin:

değerini:

göremez.

Ayet:

Hz. Musa’ya:

“Sana verilene yönel.”

diyerek:

çok güçlü bir şükür ölçüsü verir.

🔟 “Sana Verdiğimi Al” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

Hz. Musa’ya:

Allah’ın:

kendisine verdiği:

vahyi,

görevi,

mesajı

ve sorumluluğu:

ciddiyetle kabul etmesini:

emreder.

Yani:

sadece:

“Bu nimeti bil.”

değil,

“Onu taşı.”

denilmektedir.

1️⃣1️⃣ Verileni “Almak” Neden Aktif Bir Sorumluluk İfade Eder ❓​

Çünkü nimet:

yalnız sahip olmak:

değildir.

Kullanmak:

ve gereğini yapmak:

gerekir.

Bilgi verilmişse:

uygulanmalıdır.

Görev verilmişse:

yerine getirilmelidir.

İmkân verilmişse:

doğru kullanılmalıdır.

Bu yüzden:

emanet, kullanım sorumluluğu doğurur.

1️⃣2️⃣ “Şükredenlerden Ol” Neden Ayetin Sonunda Yer Alıyor ❓​

Çünkü:

büyük nimet:

büyük şükür gerektirir.

Hz. Musa’ya:

vahiy verilmiş,

Allah kendisiyle konuşmuş,

peygamberlik görevi verilmiştir.

Bunun karşılığı:

kibir değil,

şükürdür.

Ayetin son kelimeleri:

seçilmişliğin:

ahlaki yönünü:

belirler.

1️⃣3️⃣ Şükür Sadece “Allah’a Şükür” Demek midir ❓​

Hayır.

Şükür:

dille teşekkür etmeyi:

içerebilir.

Ama:

daha geniştir.

Nimeti:

tanımak,

kaynağını bilmek

ve:

onu doğru şekilde:

kullanmak da:

şükrün parçasıdır.

Yani:

şükür, nimetin ahlakını yaşamaktır.

1️⃣4️⃣ Bilginin Şükrü Nasıl Olur ❓​

İnsan:

bilgiyi:

kibir için değil,

fayda için:

kullanırsa:

bilgisinin şükrünü:

yerine getirmeye yaklaşır.

Bildiklerini:

yanlış yönlendirmek,

insanları küçümsemek

veya:

çıkar için kullanmak ise:

bilgi nimetini:

yanlış kullanmak olabilir.

1️⃣5️⃣ Makamın ve Gücün Şükrü Nasıl Olur ❓​

Makamın şükrü:

adalettir.

Gücün şükrü:

ezmemektir.

Servetin şükrü:

paylaşmak

ve hakkı gözetmektir.

Sağlığın şükrü:

onu:

zararlı şeylerde:

tüketmemektir.

Yani:

her nimetin:

kendine uygun bir şükür biçimi vardır.

1️⃣6️⃣ Seçilmişlik Düşüncesi İnsanı Kibre Götürebilir mi ❓​

Yanlış anlaşılırsa:

evet.

İnsan:

“Ben seçildim, demek ki herkesten üstünüm.”

diye:

kibirlenebilir.

Ama Kur’an’ın burada verdiği ölçü:

tam tersidir:

“Seçildin; öyleyse şükret.”

Bu:

çok önemli bir:

ahlaki düzeltmedir.

1️⃣7️⃣ Büyük Nimet Alanın Sorumluluğu da Büyür mü ❓​

Evet.

Daha çok bilen:

bilgisine göre:

daha çok sorumluluk taşır.

Daha fazla gücü olan:

gücünü:

nasıl kullandığından:

daha çok sorumludur.

Daha fazla imkânı olan:

o imkânı:

neye dönüştürdüğünden:

hesap verir.

Bu yüzden:

nimet büyüdükçe sorumluluk da büyüyebilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 143. ve 144. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Hz. Musa:
Allah’ı görmek istemiş,

fakat insan kapasitesinin:

sınırıyla:

karşılaşmıştı.

  1. ayette Allah:
ona:

zaten verilmiş olan:

olağanüstü nimeti:

hatırlatır:

“Seni mesajlarımla ve seninle konuşmamla seçtim.”

Ardından:

“Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol.”

buyurur.

Yani:

bir ayette:

sınırını bil,

diğer ayette:

nimetini bil

mesajı vardır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 144. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 144. ayet:

insanın:

kendisine verilen:

özel imkân,

bilgi,

görev

ve değer karşısında:

nasıl davranması gerektiğini:

çok güzel biçimde gösterir.

Hz. Musa’ya:

çok büyük bir makam:

verilmiştir.

Peygamberdir.

Vahiy almaktadır.

Allah:

onunla konuşmuştur.

Bu:

çok büyük bir:

şereftir.

Fakat ayetin sonunda:

ona:

“Şükredenlerden ol.”

denir.

Bu:

çok önemli bir ölçüdür.

Çünkü:

insan:

kendisine verilen nimeti:

iki farklı şekilde:

taşıyabilir.

Birincisi:

kibirle.

“Ben diğerlerinden daha önemliyim.”

diyebilir.

İkincisi:

şükürle.

“Bana büyük bir emanet verildi; bunu doğru taşımam gerekir.”

diyebilir.

Kur’an’ın yönlendirdiği:

ikinci tavırdır.

Bu ayet:

hayatımızdaki:

nimetlere bakışımızı da:

yeniden düşündürür.

Belki:

çok iyi konuşuyorsun.

Belki:

çok iyi düşünüyorsun.

Belki:

maddi imkânın var.

Belki:

bir topluluğu yönetiyorsun.

Belki:

insanlar seni:

dinliyor.

Belki:

sana güveniyor.

Bunların hiçbiri:

sadece:

“Ben ne kadar iyiyim.”

demek için:

verilmiş şeyler değildir.

Her biri:

aynı zamanda:

bir sorudur:

“Bununla ne yapıyorsun?”

Çünkü:

yetenek:

kullanılınca:

anlam kazanır.

Bilgi:

doğruyu çoğaltınca:

anlam kazanır.

Servet:

iyiliğe dönüştüğünde:

anlam kazanır.

Güç:

adalet ürettiğinde:

anlam kazanır.

Ve:

nimet:

şükürle taşındığında güzelleşir.

Ayetin:

  1. ayetten sonra gelmesi:
ayrıca çok anlamlıdır.

Hz. Musa:

Allah’ı görmeyi:

istemişti.

Bu talebi:

dünya şartlarında:

gerçekleşmedi.

Ama Allah:

ona:

adeta:

“Sana verilmemiş olana değil, sana verilmiş olana bak.”

diyecek şekilde:

nimetini:

hatırlatır.

Bu:

bizim için de:

çok büyük bir hayat dersidir.

İnsan:

sahip olmadığı:

bir şeyin peşinde:

o kadar uzun süre:

üzülebilir ki:

sahip olduğu:

on nimeti:

görmez.

Başkasının:

hayatına bakar.

“Onda var, bende yok.”

der.

Ama:

kendisinde olup:

başkasında olmayan:

şeyleri:

unutur.

Şükür:

insanı:

hayalsiz yapmaz.

Daha fazlasını:

istemeye engel değildir.

Ama:

daha fazlasını isterken:

elindekini değersizleştirmeyi

engeller.

Ayet aynı zamanda:

seçilmişlik fikrinin:

en sağlıklı ölçüsünü:

verir.

Bir insan:

daha fazla nimet aldıysa:

daha fazla kibir:

hakkı kazanmaz.

Daha fazla:

sorumluluk

kazanır.

Bir toplum:

daha fazla imkâna sahipse:

başkasını:

küçümseme hakkı:

elde etmez.

O imkânları:

daha adil kullanmak:

zorundadır.

Bir insan:

bilgi açısından:

öne geçmişse:

bilgisiz olanı:

ezmek yerine:

ona:

yardım etmelidir.

İşte:

şükür:

nimeti:

ahlaka dönüştürmektir.

Belki de A‘râf 144’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Hayatta bize verilen şeyleri bir üstünlük gerekçesi olarak mı görüyoruz, yoksa onları doğru kullanmamız gereken bir emanet olarak mı?

Çünkü:

insanın gerçekten ne kadar büyük olduğu:

ona ne kadar çok şey:

verildiğiyle değil,

kendisine verileni ne kadar doğru taşıdığıyla

daha iyi anlaşılır.

Ve Kur’an’ın:

Hz. Musa gibi büyük bir peygambere bile:

verdiği ölçü:

son derece açıktır:

Sana verileni al.

Onun hakkını ver.

Ve şükredenlerden ol.



“Sana verilen nimet seni başkasından üstün görmek için değil, daha büyük bir sorumluluk taşımak için verilmiş olabilir. Şükür, sahip olduğun şeyi saymak kadar, onun hakkını verecek şekilde yaşamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 0 0.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    0
Geri
Üst Alt