A‘râf Suresi 128. Ayette “Musa Kavmine ‘Allah’tan Yardım İsteyin ve Sabredin. Şüphesiz Yeryüzü Allah’ındır; Kullarından Dilediğini Ona Mirasçı Kılar. Güzel Sonuç Takvâ Sahiplerinindir’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen gücü yetmediğinde çaresiz kaldığını sanır. Oysa elinden geleni yapmak, Allah’tan yardım istemek ve doğru yerde sabırla durmak da büyük bir güçtür.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 127. ayetinde Firavun’un çevresindeki ileri gelenler, Hz. Musa ve kavmini:
“bozgunculuk çıkarmakla”
suçlamış; Firavun ise İsrailoğullarına yönelik ağır şiddet tehdidini yeniden dile getirmişti:
“Oğullarını öldürecek, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz.”
- ayette ise Hz. Musa, bu ağır tehdit karşısında kavmine şöyle seslenir:
Bu cevap son derece önemlidir.
Çünkü Hz. Musa:
Firavun’un gücünü küçümsemiyor.
Tehdidi yok saymıyor.
Ama Firavun’un gücünü:
mutlak güç
olarak da kabul etmiyor.
İsrailoğullarına iki temel şey söylüyor:
Allah’tan yardım isteyin
ve:
sabredin.
Ardından gücün gerçek sınırını hatırlatıyor:
“Yeryüzü Allah’ındır.”
Yani hiçbir hükümdar:
bir ülkenin,
bir toplumun,
bir geleceğin:
sonsuz sahibi değildir.
“Musa Kavmine Dedi ki” İfadesi Neden Önemlidir
Hz. Musa burada:yalnız Firavun’a konuşmuyor.
Bu kez:
kendi kavmine:
sesleniyor.
Çünkü dışarıdaki tehdit:
artık İsrailoğullarının:
korkusunu,
umudunu,
dayanma gücünü
doğrudan etkiliyor.
Bu yüzden peygamber:
yalnız zalime karşı:
hakikati söylemez.
Aynı zamanda:
mazluma dayanma gücü verir.
“Allah’tan Yardım İsteyin” Ne Demektir
Bu ifade:insanın:
kendi gücünü:
mutlak görmemesidir.
İsrailoğulları:
Firavun karşısında:
siyasi,
askerî
ve toplumsal olarak:
çok zayıf görünmektedir.
Hz. Musa onlara:
“Gücünüz az diye ümidinizi kaybetmeyin.”
mesajı verir.
Yardımın asıl kaynağını:
Allah
olarak gösterir.
Allah’tan Yardım İstemek Hiçbir Şey Yapmadan Beklemek midir
Hayır.Kur’an’ın genel anlatımında:
dua ve tevekkül:
tedbirin alternatifi değildir.
Hz. Musa:
Firavun’un karşısına çıkmıştır.
Delil göstermiştir.
İsrailoğullarının:
serbest bırakılmasını istemiştir.
Yani:
dua ile eylem birlikte yürür.
Allah’tan yardım istemek:
sorumluluktan kaçmak değil,
çabanın sonucunu:
Allah’a bırakmaktır.
“Sabredin” Ne Anlama Gelir
Buradaki sabır:yalnız sessizce beklemek değildir.
Sabır:
baskı altında:
dağılmamak,
ümidi kaybetmemek,
hakikatten vazgeçmemek,
doğru olanı sürdürmek
anlamlarını taşır.
Yani:
sabır, pasiflik değil dirençtir.
Sabır Zulme Boyun Eğmek midir
Hayır.Hz. Musa zaten:
zulme karşı çıkmaktadır.
Firavun’a:
İsrailoğullarını bırakmasını:
söylemiştir.
Dolayısıyla:
“Sabredin.”
demesi:
“Zulmü kabul edin.”
anlamına gelmez.
Daha çok:
“Mücadele sürerken inancınızı ve direncinizi kaybetmeyin.”
demektir.
İnsan Neden Zor Zamanlarda Sabra Daha Çok İhtiyaç Duyar
Çünkü korku:insanı:
acele karar vermeye
itebilir.
Umutsuzluk:
“Hiçbir şey değişmeyecek.”
duygusu oluşturabilir.
Uzun süreli baskı ise:
insanın:
kendisine olan güvenini:
aşındırabilir.
Sabır:
işte bu noktada:
ruhun dağılmasını önleyen dayanıklılık
hâline gelir.
“Şüphesiz Yeryüzü Allah’ındır” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:tevhidin:
çok güçlü sonuçlarından biridir.
Yeryüzünün:
gerçek ve mutlak sahibi:
Allah’tır.
Hükümdarlar:
gelir.
Devletler:
kurulur.
Sınırlar:
değişir.
İnsanlar:
mülk edinir.
Ama bunların hiçbiri:
Allah’ın mülkü karşısında:
mutlak sahiplik
anlamına gelmez.
Bu Söz Firavun’un Güç İddiasına Nasıl Cevap Verir
Firavun:bir önceki ayette:
“Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz.”
demişti.
Hz. Musa ise:
“Yeryüzü Allah’ındır.”
der.
Bu:
çok güçlü bir karşılıktır.
Firavun:
“Ben güçlüyüm.”
diyor.
Hz. Musa:
adeta:
“Ama sen sahip değilsin; sen de geçicisin.”
diye hatırlatıyor.
Dünyadaki Mülkiyet Gerçek Değil midir
İnsanların:hukuki ve fiilî mülkiyetleri:
gerçektir.
Ev,
tarla,
işyeri,
mal
insanların:
meşru mülkü olabilir.
Ayetin söylediği:
bu mülkiyeti yok saymak değildir.
Asıl vurgu:
hiçbir insanın:
mutlak ve sonsuz sahip
olmadığıdır.
“Kullarından Dilediğini Ona Mirasçı Kılar” Ne Demektir
Buradaki “mirasçı kılma”:bir topluluğun ardından:
başka bir topluluğun:
yeryüzünde:
imkân,
yer,
güç
ve hâkimiyet elde etmesini
ifade edebilir.
Yani:
bugün güçlü olan:
yarın güçsüzleşebilir.
Bugün ezilen:
yarın:
başka bir konuma gelebilir.
Tarih:
sabit değildir.

Bu İfade Her Güç Değişimini İlahi Onay Olarak mı Gösterir
Hayır.Bir grubun:
güç kazanması:
onun yaptığı her şeyin:
Allah tarafından:
ahlaken onaylandığını
göstermez.
Dünyevi güç:
tek başına:
ahlaki doğruluğun:
kanıtı değildir.
Bu ayetin bağlamı:
özellikle:
Firavun’un mutlak güç iddiasını:
sınırlamaktadır.

“Dilediğini Mirasçı Kılar” İnsan Çabasını Önemsiz mi Yapar
Hayır.Kur’an:
insanı:
çalışmaya,
sabretmeye,
mücadele etmeye
çağırır.
Ama sonuç:
yalnız insan hesabına:
indirgenmez.
İnsan:
elinden geleni yapar.
Fakat:
sonucun tamamını kontrol ettiğini sanmaz.

“Güzel Sonuç Takvâ Sahiplerinindir” Ne Demektir
Ayette:“el-âkıbetu lil-muttakîn”
ifadesi vardır.
Bu:
nihai güzel sonucun:
Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyan,
sınırı gözeten,
takvâ sahibi insanlar için olduğunu:
bildirir.
Buradaki vurgu:
yalnız kısa vadeli zafer değil,
sonucun bütünüdür.

Takvâ Neden Sonuçla İlişkilendiriliyor
Çünkü Kur’an:başarıyı:
yalnız:
güç,
para,
zafer,
üstünlük
olarak ölçmez.
İnsan:
dünyada güçlü olabilir
ama:
ahlaken kaybedebilir.
Başka biri:
dünyada sıkıntı yaşayabilir
ama:
Allah katında:
kazançlı olabilir.
Bu yüzden:
sonuç kavramı daha geniştir.

Kısa Vadede Zalim Güçlü Görünebilir mi
Evet.Firavun kıssası:
zaten bunu gösterir.
Firavun:
ordusu,
otoritesi,
sarayları,
yönetim gücü
ile:
çok güçlüdür.
İsrailoğulları ise:
ezilmektedir.
Ama Hz. Musa:
kavmine:
bugünkü güç görüntüsünü nihai sonuç sanmayın
mesajı verir.

Bu Ayet İnsanları “Nasıl Olsa Sonunda Biz Kazanırız” Diye Rehavete Sürükler mi
Hayır.Çünkü ayette:
önce:
“Allah’tan yardım isteyin ve sabredin.”
denir.
Yani:
sorumluluk,
dua,
dayanıklılık
vardır.
Sonuç vaadi:
tembellik için değil,
ümidi korumak
içindir.

Umut ile Gerçekçilik Birlikte Olabilir mi
Evet.Hz. Musa:
Firavun’un tehdidini:
yok saymıyor.
“Merak etmeyin, hiçbir şey olmayacak.”
demiyor.
Tehlikenin gerçek olduğunu:
biliyor.
Ama aynı zamanda:
şunu söylüyor:
“Bu güç sonsuz değil.”
Bu:
gerçekçi umut
örneğidir.

A‘râf Suresi 127. ve 128. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Firavun:
demişti.
- ayette Hz. Musa:
der.
Bu iki ayet yan yana:
iki farklı güç anlayışını:
ortaya koyar.
Firavun’un gücü:
“Ben üstünüm.”
der.
Hz. Musa’nın imanı:
“Mutlak sahip Allah’tır.”
der.
Bir tarafta:
korkuya dayalı hâkimiyet,
diğer tarafta:
sabır ve Allah’a güven
vardır.

Sonuç: A‘râf Suresi 128. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 128. ayet:çok zor bir zamanda:
nasıl ayakta kalınabileceğine dair:
çok güçlü bir yol gösterir:
“Allah’tan yardım isteyin ve sabredin.”
Hz. Musa bunu:
rahat bir zamanda:
söylemiyor.
Karşılarında:
Firavun var.
Tehdit var.
Öldürülme korkusu var.
Toplumun:
geleceği tehlikede.
Yani:
bu sözler:
sıkıntının içinden geliyor.
İşte bu nedenle:
daha anlamlıdır.
Hz. Musa:
kavmine:
“Korkacak hiçbir şey yok.”
demiyor.
Böyle bir söz:
gerçekçi olmazdı.
Bunun yerine:
“Allah’tan yardım isteyin.”
diyor.
Bu:
korkuyu inkâr etmek değil,
korkudan daha büyük bir dayanak:
bulmaktır.
Ardından:
“Sabredin.”
diyor.
Çünkü büyük dönüşümler:
her zaman:
bir anda gerçekleşmez.
İnsan:
bazen uzun süre:
dayanmak,
beklemek,
çalışmak,
yeniden denemek
zorunda kalabilir.
Sonra:
çok güçlü bir cümle gelir:
“Yeryüzü Allah’ındır.”
Bu söz:
Firavun’un:
bütün ihtişamını:
yerine oturtur.
Bir hükümdar:
çok güçlü olabilir.
Bir ülke:
çok büyük olabilir.
Bir sistem:
çok sağlam görünebilir.
Ama hiçbir insan:
“Bu dünya sonsuza kadar benimdir.”
diyemez.
Tarihte:
kendini yenilmez sanan:
nice güç:
geçmiştir.
Tahtlar:
değişmiştir.
Şehirler:
el değiştirmiştir.
İmparatorluklar:
yükselmiş
ve sona ermiştir.
Ama ayetin asıl amacı:
yalnız tarih bilgisi vermek değildir.
İnsana:
gücü mutlaklaştırmama
bilinci vermektir.
Bugün bir insan:
işyerinde çok güçlü olabilir.
Bir ailede:
kararları o verebilir.
Bir toplumda:
büyük etkiye sahip olabilir.
Ama bu güç:
ona:
başkasının hakkını:
çiğneme yetkisi vermez.
Çünkü:
sahip olduğumuz her şey:
emanet ve geçicidir.
Ayetin sonunda:
“Güzel sonuç takvâ sahiplerinindir.”
denir.
Bu da:
çok önemli bir ölçü verir.
İnsan:
yalnız bugüne bakarsa:
Firavun kazanan gibi görünür.
Ama kıssa:
henüz bitmemiştir.
Bu nedenle:
hayatta da:
bir anlık görüntüyü:
nihai sonuç sanmamak gerekir.
Bugün kaybediyor gibi görünen:
yarın başka bir anlam kazanabilir.
Bugün çok güçlü görünen:
yarın:
gücünü kaybedebilir.
Asıl mesele:
insanın:
şartlar değişirken:
ahlaki yönünü koruyabilmesidir.
Belki de A‘râf 128’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Gücümüz yetmediğinde umudumuzu mu kaybediyoruz, yoksa elimizden geleni yapıp sonucu Allah’a bırakabilecek kadar sabırlı olabiliyor muyuz?
Çünkü sabır:
hiçbir şey yapmadan beklemek değildir.
Bazen sabır:
dua etmek,
çalışmak,
doğru yerde kalmak,
korkuya rağmen:
geri çekilmemek
ve:
gücün bugünkü görünüşünü son söz sanmamaktır.
“Bugün güçlü olanın sonsuza kadar güçlü kalacağını sanma; bugün zayıf olanın da sonsuza kadar zayıf kalacağını sanma. Yeryüzü Allah’ındır. İnsana düşen, doğru yerde sabretmek, elinden geleni yapmak ve sonucun tamamını kendi gücüne bağlamamaktır.”
Ersan Karavelioğlu