A‘râf Suresi 115. Ayette “Sihirbazlar ‘Ey Musa! Ya Sen At Ya da Önce Atanlar Biz Olalım’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Gerçek karşılaşma, tarafların yalnız gücünü değil niyetini de açığa çıkarır. Kimin önce başladığı kadar, neyi kanıtlamaya çalıştığı da önemlidir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 114. ayetinde Firavun sihirbazlara:
“Evet, üstelik siz benim yakınlarımdan olacaksınız.”
demişti.
- ayette ise büyük karşılaşma artık fiilen başlamak üzeredir:
Bu kısa cümlede:
yarışmanın düzeni,
sihirbazların özgüveni
ve Hz. Musa ile aralarındaki karşılaşmanın:
başlangıç anı
görülür.
Sihirbazlar artık:
toplanmış,
hazırlanmış
ve meydandadır.
Önlerinde:
iki seçenek vardır:
Hz. Musa önce gösterecek
ya da:
kendileri başlayacaktır.
Bu ayet bize:
yalnız bir gösterinin başlangıcını değil,
iki farklı gücün karşı karşıya geliş anını
gösterir.
Sihirbazlar Neden “Ey Musa” Diye Hitap Ediyor
Çünkü artık karşılarında:yenmeleri gereken kişi olarak:
Hz. Musa vardır.
Onun peygamberliğini:
kabul etmiş değillerdir.
Ama onu:
karşılaşmanın doğrudan tarafı
olarak görürler.
Bu yüzden:
açık biçimde:
“Ey Musa!”
diye seslenirler.
“Ya Sen At Ya da Biz Atalım” Ne Demektir
Buradaki:“atmak”
ifadesi:
ellerindeki:
ip,
asa,
değnek
gibi malzemeleri:
meydana atmayı
ifade eder.
Yani:
sihir gösterisinin:
başlangıç sırası
belirlenmektedir.
Sihirbazlar Hz. Musa’ya Seçim Hakkı mı Veriyor
Evet.Görünüşte:
adil bir teklif vardır.
Ya:
Hz. Musa başlayacaktır,
ya da:
sihirbazlar.
Bu durum:
karşılaşmanın:
bir meydan okuma ve gösteri düzeni içinde
yapıldığını
gösterir.
Bu Teklif Sihirbazların Özgüvenini mi Gösteriyor
Büyük ölçüde:evet.
Onlar:
kendi yeteneklerine
güvenmektedir.
Üstelik:
çok sayıda
ve uzman kişilerdir.
Firavun’un desteğini de:
arkalarında hissederler.
Bu yüzden:
“Kim önce başlarsa başlasın, biz üstün geliriz.”
duygusu taşıyor olabilirler.
Kalabalık ve Uzmanlık İnsana Fazla Güven Verebilir mi
Evet.Bir insan:
çok sayıda kişinin:
kendi tarafında olduğunu görürse:
sonucu:
garanti sanabilir.
Ayrıca:
alanında uzman
olduğunu biliyorsa:
rakibini küçümseyebilir.
Ama özgüven:
sonucun garantisi değildir.
Hz. Musa’nın Karşısında Kaç Sihirbaz Vardı
Kur’an:bu ayette:
kesin bir sayı vermez.
Tefsirlerde:
farklı sayılar aktarılmıştır.
Ama bunları:
kesin tarihsel veri
gibi sunmak doğru değildir.
Kesin olan:
çok sayıda usta sihirbazın toplandığıdır.
Neden Kur’an Sihirbazların Sayısını Vermiyor
Çünkü asıl mesele:sayı değildir.
Kıssanın mesajı:
kaç kişinin Hz. Musa’nın karşısında olduğu değil,
hangi tarafın hakikat üzere olduğu
meselesidir.
Bu da:
Kur’an kıssalarının:
gereksiz ayrıntıdan çok:
anlama odaklandığını
gösterir.
Bir Karşılaşmada Kimin Önce Başladığı Önemli midir
Bazen:evet.
İlk hamle:
psikolojik üstünlük sağlayabilir.
İlk görüntü:
seyircinin algısını
etkileyebilir.
Sihirbazlar:
muhtemelen:
güçlü bir ilk izlenim oluşturmak
isteyebilir.
Ama kıssanın sonucu:
ilk hamlenin:
hakikati belirlemediğini
gösterecektir.
Gösteri Ortamı İnsanları Nasıl Etkileyebilir
Kalabalık bir meydan,çok sayıda uzman,
hazırlık,
beklenti,
heyecan
insanların:
olayı daha büyük algılamasına
neden olabilir.
Bazen:
sunum biçimi:
içeriğin önüne geçebilir.
Bu yüzden:
görkem ile gerçekliği ayırmak
önemlidir.
Sihirbazlar Bu Karşılaşmayı Bir Meslek Yarışı Olarak mı Görüyor
Başlangıçta:büyük ölçüde öyle görünüyor.
Onlar:
ödül,
yakınlık,
galibiyet
beklentisi içindedir.
Hz. Musa’nın:
peygamber olup olmadığıyla:
henüz ilgilenmiyor gibi görünürler.
Ama biraz sonra:
karşılaşmanın anlamı:
tamamen değişecektir.

Bir İnsan Yarışmaya Girerken Gerçekten Tarafsız Olabilir mi
Zordur.Çünkü yarışmada:
kazanmak arzusu
öne çıkar.
İnsan:
rakibin doğru olabileceğini
düşünmekten çok:
onu yenmeye
odaklanabilir.
Bu nedenle:
yarışma psikolojisi, hakikat arayışından farklıdır.

Bir Tartışmada “Kim Kazandı?” Sorusu Her Zaman Doğru Soru mudur
Hayır.Bazen daha önemli soru:
“Kim doğru söyledi?”
olmalıdır.
Bir kişi:
retorik olarak çok güçlü olabilir
ama yanlış olabilir.
Diğeri:
daha zayıf konuşabilir
ama haklı olabilir.
Tartışmanın kazananı ile:
hakikatin tarafı aynı olmak zorunda değildir.

Sihirbazların Hz. Musa’ya Seçim Sunması Adil Davrandıklarını mı Gösterir
Bu davranış:karşılaşmanın usulünde:
bir tür açıklık
gösterebilir.
Ancak onların:
genel motivasyonu:
Firavun’un ödülü ve galibiyetidir.
Bu nedenle:
tek bir davranıştan:
bütün niyetleri hakkında:
fazla sonuç çıkarmamak gerekir.

Hz. Musa’nın Burada Sakin Kalması Neden Önemlidir
Çünkü karşısında:çok sayıda uzman,
büyük bir kalabalık
ve güçlü bir yönetim
vardır.
Böyle bir ortam:
insanı:
psikolojik olarak:
ezebilir.
Ama Hz. Musa:
karşılaşmadan kaçmaz.
Bu:
onun:
görevine olan güvenini
gösterir.

İnsan Kalabalık Karşısında Neden Kendinden Şüphe Eder
Çünkü zihin:çoğunluğu:
doğrulukla karıştırabilir.
“Bu kadar insan bana karşıysa belki ben yanılıyorum.”
diye düşünebilir.
Bazen bu:
faydalı bir öz sorgulama olabilir.
Ama yalnız kalmak:
otomatik olarak yanlış olmak
demek değildir.

Sihirbazların Başlangıçtaki Tavrı ile Sonraki Tavrı Arasında Nasıl Bir Fark Olacaktır
Başlangıçta:rakiplerdir.
Galip gelmek isterler.
Ödül beklerler.
Ama Hz. Musa’nın mucizesini:
gerçekten gördüklerinde:
hakikati tanıyıp:
çok hızlı biçimde:
iman eden insanlar
hâline geleceklerdir.
Bu değişim:
kıssanın en güçlü dönüşlerinden biridir.

Gerçekle Karşılaşmak İnsanların Rollerini Değiştirebilir mi
Evet.Bir insan:
bir yere:
rakip olarak girebilir.
Ama gerçeği gördüğünde:
tanık hâline gelebilir.
Sihirbazlar:
Hz. Musa’yı yenmek için:
meydana gelir.
Ama sonunda:
Hz. Musa’nın getirdiği hakikatin:
tanıkları
olacaklardır.

A‘râf Suresi 114. ve 115. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
ödül ve Firavun’a yakınlık
vaat edilmişti.
- ayette:
karşılaşmanın:
başlangıç sırası
konuşulur.
Yani:
motivasyon hazırlanmış,
taraflar meydana gelmiş
ve:
asıl sınavın kapısı açılmıştır.

Sonuç: A‘râf Suresi 115. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 115. ayet:çok kısa görünmesine rağmen:
büyük bir karşılaşmanın:
son sessiz anlarından birini
anlatır.
Sihirbazlar:
Hz. Musa’ya:
“Ya sen at ya da biz atalım.”
der.
Henüz:
hiçbir şey başlamamıştır.
Ama herkes:
sonucun kendi lehine olacağını
düşünüyor olabilir.
Sihirbazlar:
kalabalıktır.
Uzmandırlar.
Firavun’un desteğini:
arkalarına almışlardır.
Ödül vardır.
Statü vardır.
Sarayın yakınlığı vardır.
Hz. Musa ise:
görünüşte:
bütün bu organizasyonun karşısında:
çok daha yalnızdır.
Ama Kur’an:
bize burada çok önemli bir ilke öğretir:
Dışarıdan görülen güç dağılımı, sonucun ahlaki veya hakikat bakımından ne olacağını belirlemez.
Hayatta da bazen:
karşımızdaki taraf:
çok güçlü görünür.
Daha çok parası vardır.
Daha çok insanı vardır.
Daha büyük çevresi vardır.
Daha iyi imkânları vardır.
Bu:
bizi:
doğru bildiğimiz şeyden:
vazgeçmeye itebilir.
Ama bir şey:
kalabalık olduğu için:
doğru değildir.
Ve bir insan:
yalnız olduğu için:
yanlış değildir.
Ayetin bir başka önemli dersi:
yarışma psikolojisiyle ilgilidir.
İnsan:
karşısındakiyle tartışırken:
bazen:
“Ben kazanmalıyım.”
düşüncesine öyle bağlanır ki:
gerçeği:
ikinci plana iter.
Oysa daha değerli soru şudur:
“Gerçekten hangimiz haklıyız?”
Bu iki soru:
aynı değildir.
Çünkü:
kazanmak isteyen insan:
hatasını:
saklayabilir.
Gerçeği isteyen insan ise:
hatasını:
kabul edebilir.
Sihirbazların kıssası:
bunun çok güzel örneğine dönüşecektir.
Onlar:
galip gelmek için gelirler.
Ama biraz sonra:
galibiyetten daha değerli bir şeyle:
hakikatle
karşılaşacaklardır.
Ve bu karşılaşma:
onları:
aynı gün içinde:
başka insanlara
dönüştürecektir.
Belki de A‘râf 115’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir tartışmada karşımızdaki kişinin yanlış çıkmasını mı istiyoruz, yoksa gerçeğin ortaya çıkmasını mı?
Çünkü gerçekten hakikati istiyorsak:
bazen:
kendi yenilgimiz bile kazanç olabilir.
İnsan:
yanlışından vazgeçtiği gün:
bir tartışmayı kaybetmiş gibi görünebilir.
Ama aslında:
gerçeği kazanmıştır.
“Hakikat arayan insanın en büyük zaferi karşısındakini yenmek değildir; gerektiğinde kendi eski fikrini yenebilmektir. Çünkü bazen ‘Ben yanılmışım’ diyebilmek, kazanılabilecek en büyük karşılaşmadır.”
Ersan Karavelioğlu