📖 A‘râf Suresi 102. Ayette “Onların Çoğunda Ahde Bağlılık Bulmadık; Gerçekten Çoğunu Yoldan Çıkmış Kimseler Olarak Bulduk” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 102. Ayette “Onların Çoğunda Ahde Bağlılık Bulmadık; Gerçekten Çoğunu Yoldan Çıkmış Kimseler Olarak Bulduk” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,724
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 102. Ayette “Onların Çoğunda Ahde Bağlılık Bulmadık; Gerçekten Çoğunu Yoldan Çıkmış Kimseler Olarak Bulduk” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsanın karakteri verdiği sözlerde değil, o sözü tutmanın zorlaştığı anda ortaya çıkar. Ahde sadakat, şartlar değiştiğinde bile değerlerinden vazgeçmemektir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 101. ayetinde geçmiş toplumların peygamberlerine:

apaçık deliller geldiği, fakat onların daha önceki yalanlamalarında ısrar ettikleri ve bu ısrarın kalplerini hakikate kapattığı

anlatılmıştı.

  1. ayette ise bu toplumların ortak özelliklerinden biri daha açıklanır:
“Onların çoğunda ahde bağlılık bulmadık. Gerçekten onların çoğunu yoldan çıkmış kimseler olarak bulduk.”

Bu kısa ayette iki önemli kavram vardır:

ahd

ve

fısk.

Ahd:

söz,

bağlılık,

sorumluluk,

verilen taahhüt

anlamlarını taşır.

Fısk ise:

sınırın dışına çıkmak,

itaatten uzaklaşmak,

bilinçli biçimde doğru çizgiden sapmak

anlam alanına sahiptir.

Yani ayet yalnız:

“İnanmadılar.”

demiyor.

Daha derin bir karakter problemini gösteriyor:

Verdikleri söze sadık kalmadılar ve sınırları sürekli aştılar.

1️⃣ “Onların Çoğunda Ahde Bağlılık Bulmadık” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

geçmişte anlatılan toplumların çoğunun:

kendilerine verilen sorumluluğa,

Allah’a karşı yükümlülüklerine,

verdikleri sözlere

sadık kalmadığını

bildirir.

Yani problem:

yalnız bilgi eksikliği değildir.

İnsanlar:

biliyor,

uyarılıyor,

ama sonra:

sözlerinin gereğini yerine getirmiyor.

2️⃣ “Ahd” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ahd:

söz,

antlaşma,

taahhüt,

bağlılık

anlamlarına gelir.

Kur’an’da farklı bağlamlarda:

Allah’a verilen söz,

insanlar arasındaki anlaşmalar,

ahlaki yükümlülükler

için kullanılabilir.

Burada temel vurgu:

insanın sorumluluğuna sadık kalmasıdır.

3️⃣ Allah ile İnsan Arasındaki Ahd Nasıl Anlaşılabilir ❓​

Kur’an’ın genel anlatımında insan:

Allah’ın:

yaratıcılığını,

emirlerini,

ahlaki sınırlarını

tanımakla sorumludur.

Peygamberler:

bu sorumluluğu:

hatırlatır.

Dolayısıyla ahd:

yalnız ağızla söylenmiş bir söz değil,

Allah’a karşı sorumluluğun kabulü

olarak da düşünülebilir.

4️⃣ Bir İnsan Söz Verip Sonra Neden Sözünü Bozar ❓​

Çünkü söz verirken:

şartlar kolay olabilir.

Ama sonra:

çıkar değişebilir.

Korku ortaya çıkabilir.

Kazanç fırsatı doğabilir.

İnsan:

“Bu kez istisna olsun.”

diyebilir.

Böylece küçük taviz:

sözün bozulmasına

dönüşebilir.

5️⃣ Söz Vermek mi Daha Zordur, Sözü Tutmak mı ❓​

Genellikle:

sözü tutmak.

Çünkü söz:

bir anda verilebilir.

Ama sadakat:

zaman ister.

Bugün:

“Bunu yapacağım.”

demek kolaydır.

Aylar sonra:

şartlar değiştiğinde aynı sözü:

hatırlamak ve yerine getirmek:

karakter gerektirir.

6️⃣ Ahde Vefa Neden Ahlakın Temel Unsurlarından Biridir ❓​

Çünkü insanlar arasındaki güven:

sözlere dayanır.

Evlilikte,

ticarette,

dostlukta,

iş hayatında,

borç ilişkilerinde

insanlar:

birbirlerinin sözlerine

güvenir.

Eğer sözün değeri kalmazsa:

güven de çöker.

7️⃣ Sözünü Tutmamak Sadece Dinî Bir Problem midir ❓​

Hayır.

Aynı zamanda:

toplumsal problemdir.

Bir tüccar:

sözünü tutmazsa:

müşteri güvenmez.

Bir işveren:

sözünü tutmazsa:

çalışan güvenmez.

Bir arkadaş:

sözünü tutmazsa:

dostluk zedelenir.

Yani ahde vefa:

toplumsal hayatın görünmeyen temelidir.

8️⃣ Her Verilen Söz Mutlaka Tutulmalı mıdır ❓​

Hayır.

İnsan:

yanlış,

haram,

zulüm içeren

bir söz vermiş olabilir.

Böyle bir sözü:

sırf verilmiş diye

yerine getirmek doğru değildir.

Ahde vefa:

doğru ve meşru sözlerde sadakat

anlamına gelir.

9️⃣ İnsan Verdiği Sözün Altından Kalkamayacağını Anlarsa Ne Yapmalıdır ❓​

Sessizce kaybolmak yerine:

dürüstçe konuşmalıdır.

Durumu açıklamalıdır.

Mümkünse:

telafi etmelidir.

Karşı tarafın:

hakkını gözetmelidir.

Çünkü bazen:

sözün tutulamaması kadar:

haber vermeden bozulması

da zarar verir.

🔟 “Gerçekten Çoğunu Yoldan Çıkmış Bulduk” Ne Demektir ❓​

Burada kullanılan:

fâsık

kavramı:

Allah’ın belirlediği sınırdan:

çıkmak,

itaatten uzaklaşmak,

bilinçli biçimde sınırı aşmak

anlamına gelir.

Yani mesele:

tek bir yanlış yapmak değildir.

Daha çok:

yanlışta ısrar eden bir hayat tarzı

anlatılır.

1️⃣1️⃣ Fısk ile Günah İşlemek Aynı Şey midir ❓​

Tam olarak değil.

Her insan:

hata yapabilir.

Günah işleyebilir.

Sonra:

pişman olabilir,

tövbe edebilir,

düzeltebilir.

Fısk ise Kur’an bağlamlarında çoğu zaman:

yanlışın:

ısrarlı,

yerleşik,

sınır tanımayan

bir tavra dönüşmesini

ifade eder.

1️⃣2️⃣ Bir Hata Nasıl Karaktere Dönüşür ❓​

Tekrar yoluyla.

Bir kez:

yalan söylenir.

Sonra tekrar.

Sonra:

yalanı savunmak için:

başka yalanlar

gelir.

Bir süre sonra:

kişi yalnız yalan söylemez.

Yalancılık onun davranış biçimine dönüşür.

Ahlaki alışkanlıklar:

böyle oluşabilir.

1️⃣3️⃣ Ayette Neden “Çoğu” Deniliyor ❓​

Bu kelime:

önemlidir.

Kur’an:

“Hepsi”

demiyor.

“Çoğu”

diyor.

Yani genelleme yapılırken bile:

istisnalar yok sayılmıyor.

Bu bize:

toplumlar hakkında konuşurken:

herkesi aynı kefeye koymama

konusunda da dikkatli olmayı öğretebilir.

1️⃣4️⃣ Bir Toplumun Çoğunluğu Yanlışsa Her Birey Aynı Derecede Sorumlu mudur ❓​

Hayır.

Her insanın:

bilgisi,

niyeti,

eylemi,

imkânı

farklıdır.

Kur’an’ın:

“çoğu”

ifadesi de:

toplum içindeki bireysel farklılıkların

tamamen silinmediğini

gösterir.

Toplumsal eleştiri:

bireysel adaleti yok etmemelidir.

1️⃣5️⃣ Verilen Sözün Sürekli Bozulması Kalbi Nasıl Etkiler ❓​

İnsan:

ilk kez sözünü bozduğunda:

rahatsız olabilir.

Sonra:

kendine mazeret üretir.

Tekrar eder.

Bir süre sonra:

söz vermek:

ciddiyetini kaybeder.

Böylece insan:

hem başkalarının güvenini

hem de:

kendi sözünün kendi gözündeki değerini

kaybedebilir.

1️⃣6️⃣ Kendimize Verdiğimiz Sözler de Ahd Sayılabilir mi ❓​

Dinî teknik anlamda her kişisel karar:

aynı hükümde değildir.

Fakat ahlaki açıdan:

insanın kendisine verdiği sözler de

önemlidir.

“Bir daha bunu yapmayacağım.”

“Bu alışkanlığı bırakacağım.”

“Daha dürüst yaşayacağım.”


deyip sürekli vazgeçmek:

kişinin:

kendi iradesine olan güvenini de zayıflatabilir.

1️⃣7️⃣ Sözünde Durmanın İnsan Psikolojisine Faydası Nedir ❓​

İnsan:

kendi sözüne güvenir hâle gelir.

“Bir şeyi yapacağım dediysem yaparım.”

duygusu oluşur.

Bu:

özsaygıyı,

disiplini,

kararlılığı

güçlendirebilir.

Tam tersine sürekli verilen ve tutulmayan sözler:

kişinin:

kendisini ciddiye almamasına

yol açabilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 101. ve 102. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
peygamberlerin apaçık deliller getirdiği,

fakat insanların:

önceki yalanlamalarında

ısrar ettiği

anlatılmıştı.

  1. ayette ise:
bu tavrın karakter boyutu gösterilir:

Ahde bağlı kalmadılar ve çoğu sınırdan çıktı.

Yani sorun:

yalnız:

yanlış bir fikir

değildir.

Yanlış:

zamanla:

sadakatsiz bir yaşam biçimine

dönüşmüştür.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 102. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 102. ayet:

çok kısa fakat insan karakteri açısından:

çok ağır bir değerlendirme yapar:

“Onların çoğunda ahde bağlılık bulmadık.”

Bu ifade:

insanın sözle davranış arasındaki:

mesafesini

sorgulatır.

Söz vermek:

kolaydır.

“Dürüst olacağım.”

demek kolaydır.

“Bir daha yapmayacağım.”

demek kolaydır.

“Seni bırakmam.”

demek kolaydır.

“Bu borcu ödeyeceğim.”

demek kolaydır.

Ama gerçek karakter:

o sözün:

bedeli ortaya çıktığında

belli olur.

Çünkü sadakat:

çıkarımızla sözümüz:

aynı yöndeyken

kolaydır.

Asıl sınav:

çıkar başka yöne çekerken:

verdiğimiz söze ne kadar sadık kaldığımızdır.

Ayetin ikinci bölümü:

“Çoğunu fâsıklar olarak bulduk.”

der.

Bu da:

bir başka önemli gerçeği gösterir:

İnsan:

bir anda bambaşka biri olmaz.

Karakter:

küçük tekrarlarla

oluşur.

Bugün:

küçük bir söz bozulur.

Yarın:

başka bir söz.

Sonra:

mazeretler gelir.

Bir süre sonra insan:

verdiği sözün:

önemini kaybeder.

Ve en sonunda:

başkalarının ona güvenmemesi kadar:

kendisi de kendi sözüne güvenemez hâle gelir.

Bu yüzden ahde vefa:

yalnız başkasına karşı bir görev değildir.

Aynı zamanda:

insanın kendi karakterini koruma biçimidir.

Ayetin:

“çoğu”

demesi de ayrıca önemlidir.

Kur’an:

bir toplumu eleştirirken bile:

her bireyi aynılaştırmaz.

Bu bize:

genellemeler karşısında:

adaletli olmayı

öğretebilir.

Bir millet,

bir toplum,

bir aile,

bir meslek grubu

hakkında:

“Hepsi böyledir.”

demek:

çoğu zaman gerçeği:

fazla basitleştirir.

Ahlakın kendisi:

yalnız doğru söz söylemek değil,

insanlar hakkında da doğru ölçüyle hüküm vermektir.

Belki de A‘râf 102’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

İnsanların bizim hakkımızda verdiğimiz sözlerden mi, yoksa o sözleri ne kadar tuttuğumuzdan mı hüküm vermesini isterdik?

Çünkü sonunda insanın güvenilirliği:

ne kadar güzel konuştuğuyla değil,

sözünün ne kadar ağırlığı olduğuyla

ölçülür.


“Verdiğin sözün değeri, onu söylerkenki güzel niyetinde değil; şartlar değiştiğinde ona ne kadar sadık kaldığında anlaşılır. Güvenilir insanın sözü çok olmayabilir, ama söylediğinin ağırlığı vardır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt